SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 21.11.2018

SAPIK

SAPIK
Hayvanlarda, küçük bir buzağı ile çiftleşmeye çalışan bir koç görmedik mesela. Ya da buzağıya musallat olan bir boğa… 05.07.2018 13:41

  Bugün hemen her evde, kaybolan Eylül Bebek, katili, Leyla Bebek, çöpe atılan bebek konularını konuşuyor. Herkeste bir üzüntü, çaresizlik ve hemen her ağızdan “İdam geri gelsin” söylemi…

  Hayvanlarda, küçük bir buzağı ile çiftleşmeye çalışan bir koç görmedik mesela. Ya da buzağıya musallat olan bir boğa… Civcivi kovalayan bir horoz ya da kuş yavruları ile çiftleşmeye gelen bir erkek kuş hiç görmedik. Ne kedilerde ne de köpeklerde gördük yavrularla ilişki… Bırakın 3’ü, henüz reşit olmamış yaştaki çocuğa cinsel obje diye bakabilen şerefsizlere “hayvan” demeyin. Bu hakaretleri hiçbir hayvan hak etmiyor!

  Bir çocuğa sarkıntılık yapan biri, çocuk ve ailesi ile mahkemelerde aylarca yüzleştiriliyor, bir araya getiriliyor. “Küçüğün rızası var mıydı?” “Küçüğün psikolojisi bozulmuş mu?” diye defalarca adli tıpa gönderiliyor kız çocuğu. Aylarca süren davalarda kız çocuğu büyüyüp geliştikçe, aklı başına geldikçe, utanıyor sıkılıyor. Kızın ailesi de teşhir olmaktan utanıp sıkılıyor. Gayet gizli olması gereken bir davanın sonunda artık mağdur olan mağduriyetini kabullenip davadan vazgeçebiliyor. Tabi böyle durumlarda sırada başka mağduriyetler olma ihtimali de artıyor.

  “Tecavüzcüsü ile evlendirilirse cezası kalkar” diye bir yasa çıkarmaya çalışıyor bu zihniyete yakın düşünce… Yurtlarda, hele erkek çocuk tacizlerine yayın yasağı geliyor. Mecliste, konu hakkındaki soruşturma önergesi reddediliyor. Yani konu, görmezden duymazdan geliniyor. Hep Avrupa’yı misal veriyoruz ama Avrupa’da olsa benzer suç, o yurt kapatılır, hükümetin istifası istenir. Bizde ise o yurdun yöneticisi vekil olabiliyor!

  Tecavüzcü için halk idam istiyor ama yasalarda idam yok. Bu konuda genel kanı, tecavüz edip öldürülen kişiye cezaevinde benzer şekilde ceza kesiliyor. Mahkûmlar, kendi aralarında organize yapıp suçluyu asıyorlar ve genellikle intihar süsü veriyorlar. Mahkûmlar da buna göz yumuyor. Belki ilahi adalet yerine geliyor ama olması gerektiği gibi değil. Çünkü “Türkiye, cezaevindeki bir mahkûmu koruyamıyor” görüntüsü hâsıl oluyor dünyada.

   İçerde bir ya da birkaç mahkûma cinayet gibi ağır bir suç işletmek, aracı olmak, görmezden gelmek de tecavüz kadar ağır bir suç. Önemli bir husus, tecavüz suçu işleyenin ruh yapısı ve bu hastalığının tedavi olup olmaması… Ölüme sebep verenin de zaten idam ya da hücre hapsi ile müebbet yatırılması gerekmez mi? 

   Hatırlar mısınız, bir dönem, genel af çıkmıştı ve tecavüzcüler dışarı salınmış, çoğu yine benzer suçlar işlemiş, içeri girmişti. Yani tecavüz ve taciz suçlarını işleyen insanlar, bu suça meyilli. Tedavi edilmedikleri sürece de suçu işlemeye devam edecekler.

    Genellikle kapalı muhafazakâr toplumlarda bazı konular görmezden gelinip aile içinde ayıp diye konuşulmuyor. Çocuklarınıza, “Tanımadığınız insanlar size elinde çikolata, dondurma, sakız gibi şeylerle yanaşıp bir yere götürmek isterse, yine tanımadığınız kimseler sizi babanız, anneniz, dedeniz çağırıyor deyip arabaya bindirmek isterse, avazınız yettiği kadar yüksek sesle çığlık atıp hızla oradan kalabalığa doğru koşun” diye tembih ettiniz mi?

  Hâkim, bazı davalarda soruyor, “Tecavüz tam gerçekleşmiş mi?” Yani sapık ruhlu sanık, niyetini bozmuş, kızı kaçırmış, elini ayağını bağlamış, donunu indirmiş de olabilir. Ama tecavüzü bir şekilde gerçekleştirememiş olabilir. Bu sebeple tecavüz suçundan beraat etmesi bile mümkün.

  İngiliz yargıç, gece yarısı parktan geçen kızı korkutan adama, 7 yıl, 7 gün hapis cezası verince şaşıran gazeteciler sormuş: "Adam kıza elini bile süremedi. Kaçan kızın çığlıklarına yetişenler de adamı yakaladı. Bu ceza çok değil mi?" Yargıcın yanıtı, hukuk tarihine geçecek düzeydeydi: "Kızı korkutmanın karşılığı 7 gündür. 7 yıl, İngiliz kızlarının gece yarısı parkta dolaşma özgürlüklerine saldırmanın cezasıdır."

  Tecavüze uğrayıp bunu ailesine diyemeyenler, yasak aşk sonucu olan ya da ensest ilişki mağdurları, bu ilişki sonucu doğan bebekten kurtulmak istiyorlar. Kendi rızası dışında dünyaya talihsiz bir şekilde gelmiş bebek de ya çöpe atılıyor ya suya… Eskiden cami avlularına bırakılır, birisi sahiplenirdi. Şimdi o fırsat bile verilmiyor bebeğe. Bebek, soğuktan ve açlıktan ölüme terk ediliyor! Başlı başına cinayet işleniyor. Yasaların bu konudaki tutumu da kürtaj yapılmamasından yana!

  Salı günü bu satırları yazarken, Hülya Bebek hakkında Valilik açıklama yapmış, “Herhangi bir darp ve taciz izi yok” diye. Toplum olarak rahatladık, “Oh çok şükür, tecavüz yok!” diye… Bütün köyün didik didik arandığı yerde, kanal kenarında bulunan ceset belli ki sonradan bırakılmış. Eğer suçlu ya da suçlular yakalanırsa, “Tecavüz etmediler, darp etmediler” diye hafifletme cezası mı alacaklar?

  Çocuklarınıza, sapıkları nasıl tespit edip nasıl korunması gerektiğini öğrettikten sonra da hayvan sevgisini öğretin lütfen. Karınca yuvalarını bozmasın, kedi köpeği kovalamasın, kuşlara taş atmasın. Zevk için av tüfeğini eline alıp canlıya ateş eden, baltayı da alıp zevk için ağaç kesen biri olmasın. Hayvanları, doğayı seven biri insanları da sever, çocukları da. Unutmayın, sapıkların da yapılan sapıklıklardan utanan bir ailesi var.  

 


Etiketler: Adnan Yıldız - cinsel taciz - idam

Diğer GÜNCEL haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.