SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 15.08.2018

Tarihe saygısızlık

Tarihe saygısızlık
Karasu’nun tarihi konusunda bu güne kadar karanlıkta kalmış bir çok gerçek Osmanlı arşivlerinde ortaya çıktı. Karasulu genç tarihçi Oğuzhan Kır yaptıkları arşiv ve saha araştırmalarında, ilçenin kurucusu olan Hacı Abdi Bey ve Ailesi’ne ait tarihi mezar taşlarının Merkez Mezarlığı’nda dağınık bir durumda bulunduğunu tespit ettiklerini söyledi. Kır “Ortada üzücü bir durum var” dedi.rn24.01.2018 22:01

KURUCU AYAN

Karasu’nun kurucusu Hacı Abdi Bey 1813’te vefat ettiğinde Aziziye Mahallesi mezarlığına defnedilmiş. Mahalle halkı 1960’lı yıllarda mezarlık arazisini hastane yapımı için tahsis etmiş. Abdi Bey ve aile fertlerinin mezar taşları Merkez Mezarlığı’na taşınarak özensiz bir şekilde dikilmiş. Bu taşlar tam 58 yıl boyunca tarihçiler tarafından keşfedileceği günü bekledi.

KADERİNE TERK EDİLMİŞ

Karasulu Tarihçi Oğuzhan Kır yaptıkları alan araştırmalarında Abdi Bey’in mezar taşlarının tarihi kişiliğine uygun olmayan bir biçimde ayrı yerlere konulduğunu belirterek “İlçeyi kurmuş insanın baş ve ayak şahideleri eşsiz birer tarihi eser niteliğinde. Ne yazık ki korumasız… Bu güne kadar kimse gereken ilgiyi göstermemiş” dedi.

ADI CADDEDEN KALDIRILDI

Araştırmalarında Karasu Merkez Camii’nin de 1797 yılında Hacı Abdi Bey tarafından mescit olarak yaptırıldığının belirlendiğini söyleyen Oğuzhan Kır “Mescit 1806’da padişah fermanı ile camiye dönüştürülmüş ve aynı fermanla imam ataması yapılmış” dedi. Kır, Abdi Bey’in adının geçmiş yıllarda bir caddeye verildiğini ancak zaman içinde bu ismin kaldırıldığını belirterek “Hiç hoş olmadı. Kısa zamanda bu yanlıştan dönülmeli” diye konuştu.

 

SİLAHŞOR HACI ABDİ BEY DÖNEMİ

(1780?- 1813)

Hacı Hasan oğlu İsmail Ağa vefat ettikten sonra oğlu Silahşör Hacı Abdi Bey, bölgenin ileri gelenlerinin desteğiyle Karasu'ya âyan oldu. Abdi Bey'in tam olarak hangi tarihte âyan olduğunu bilmemekle birlikte babası İsmail Ağa vefat ettikten kısa süre sonra âyan olduğunu tahmin ediyoruz. Bu da tahminlerimize göre 1780'li yıllarda gerçekleşti...

BİR FEODALİTE ÖRNEĞİ OLARAK KARŞIMIZA ÇIKAN ÂYANLAR

Silahşör Hacı Abdi Bey 1780-1813 tarihleri arasında âyanlık yapmıştır. Bazı tarihçiler bu döneme Âyanlar Devri adını vermişlerdir. Özellikle 1775-1815 tarihleri arasında Osmanlı Devleti'nin merkezi bürokrasisini ele geçiren âyanları, Orta  Çağ Avrupa'sındaki krallara kafa tutan Feodalite'ye benzetebiliriz. Halk arasında derebey olarak da bilinen âyanlar, devletin merkezi otoritesinin zayıflamasıyla birlikte taşradaki askeri, siyasi ve idari yönetimi ele geçirmiş, halkı vergiye bağlamış, kendi askeri birliklerini oluşturmuş, ekonomik olarak güç kazanmıştır. Savaş durumlarında ganimet için askerleriyle birlikte savaşa katılan bu büyük toprak ağaları, çıkarları örtüşmeyince devlete başkaldırmaktan da geri durmamıştır.

KARASU'NUN GELMİŞ GEÇMİŞ EN KUDRETLİ YÖNETİCİSİ

Osmanlı Devleti'nde âyanların en güçlü olduğu bu dönemde, Karasu'da da Hacı Abdi Bey âyanlık yapmıştır. Karasu'nun gelmiş geçmiş en kudretli yöneticisidir. Başkent İstanbul'un önemli bürokratları tarafından yakından tanınan Abdi Bey adına Padişah II. Mahmut tarafından yazılmış hatt-ı hümayun bulunmaktadır. Adapazarı ve çevresinin en kudretli âyanı olan Kara Osman Ağa (1800-1816) ile aynı dönemde âyanlık yapan Abdi Bey, onun saldırgan tutumuna karşın barışık bir siyaset izlemeye çalışmıştır.

OSMANLI-RUS SAVAŞLARINDA DONANMAYA KERESTE YARDIMI YAPTI

Osmanlı Devleti, 1788-1792 ve 1806-1812 tarihlerinde Karadeniz'de Ruslarla giriştiği uzun süren savaşlar sırasında Karasu Âyanı Hacı Abdi Bey'den donanma gemilerinin tamiri için bir çok kez yardım istemiştir. Hacı Abdi Bey ve Karasu ahalisi, bu yardımları hiçbir zaman geri çevirmemiş, savaş durumunda devletin istek ve arzularını eksiksiz yerine getirmiştir.

KAZA MERKEZİNİ BUGÜNKÜ KÜÇÜK KARASU'DAN KARASU'YA TAŞIDI

Silahşör Hacı Abdi Bey'i, bugünkü Karasu İlçesi'ni inşa eden kişi olarak kabul edilebiliriz. İlk icraatı kaza merkezini Karasu karyesinden (Küçük Karasu Köyü) İncirli karyesine (İncilli Mahallesi) taşımak oldu. Çünkü Sakarya nehri üzerinden İstanbul'a yapılmakta olan kereste ve tomruk nakliyatı giderek artıyordu. Bunun yanında Maden deresi ve Milan (Melen) üzerinden yapılan kereste nakliyesi giderek yavaşlıyordu. Devletin kereste ihtiyacı her geçen gün arttığı için Sakarya nehri havzasında yeni köyler kuruluyordu. Karasu'nun önemi giderek artıyor, bölgeye her geçen gün odun kesecek yeni göçmenler yerleştiriliyordu. Hacı Abdi Bey, bu denli büyük çaplı birrnorganizasyonu Karasu Köyü'nün bulunduğu mevkiiden kontrol etmenin oldukça güç olduğunu fark ettikten sonra kaza merkezini İncirli'ye taşıma kararı aldı. Bu kararı almasında Karasu ve Kuyumcular karyelerinde bulunan Sinanoğlu, İmamoğlu, Karadayı gibi güçlü ailelerin kendisine karşı muhalif tutumları da önemli rol oynadı Abdi Bey'den itibaren Kocaali, Kuyumcular ve Karasu Karyeleri küçülürken İncirli büyümeye başladı. Kocaali, Kuyumcular (Kuyumcullu) ve Karasu karyelerinde yaşayan oduncular İncirli'ye göç etmeye başladılar. Bu göç, Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar devam etti. Çoğu, bugünkü Küçük Karasu Köyü'nden göç eden bu insanlar, buraya geldikleri yerin adını verdiler. Karasu...

YENİ KARASU'YU İNŞA ETTİ

Hacı Abdi Bey, Karasu'yu bayındır hale getirmek için cami, hamam ve belediye binası gibi hizmetler yaptırdı. Sahil kısmındaki düzlükler bataklık halde bulunduğu için bugünkü Kuzuluk tepelerinden içme suyu getirerek yerleşkeyi tepe noktaya kurdu. Böylece Sakarya nehrinden Karaboğaz'a (Küçükboğaz) kadar hakim bir tepede Yeni Karasu'yu inşa etmeye başladı. Burası, bugünkü Karasu Merkez Camii'nin bulunduğu noktadır. Karasu, sulak ve orman bakımından zengin bir bölge olduğu için yapılar ahşap malzemeyle inşa edildi. Ahşap malzemeler uzun süre dayanıklı olmadığı için günümüze kadar ulaşmadı. Bu nedenle Karasu ve çevresinde eski tarihi yapılara rastlamak pek mümkün değildir.

1797'DE İNCİRLÜ MESCİDİ'Nİ İNŞA ETTİRDİ  

Hacı Abdi Bey, 1797 tarihinde İncirli karyesinde İncirlü Mescidi'ni inşa ettirdi. Bu yapı, Abdi Bey'den bize miras kalan birkaç tarihi eserden biridir. Günümüzde Karasu Merkez Camii'nin bitişiğinde bulunan ve hala cami olarak kullanılan bu tarihi yapı, 1960'lı yıllarda yıkılmak üzereyken onarılmış ve günümüze kadar ulaşması sağlanmıştır. Hacı Abdi Bey, mescidi inşa ettirdikten sonra demirden bir levha üzerine kitabe yazdırarak mescidin kapısına astırmıştır. Kitabenin en alt kısmında "Hacı Hasan Ağa-zâde Abdi Bey" şeklindeki ifadeye göre mescidin Abdi Bey tarafından inşa edildiği anlaşılıyor.Abdi Bey bu kitabede, kendi adının önünde babası İsmail Ağa'nın değil, dedesi HasanrnAğa'nın adını kullanmıştır. Bunun nedenini bilemiyoruz. 1797 yılında inşa edilen ve tarihi eser olduğu hemen hemen kimse tarafından bilinmeyen bu caminin aslına uygun surette yeniden restore edilerek kültür turizmine kazandırılması ve yetkililer tarafından gereken önemin verilerek koruma altına alınması gerekmektedir.

İNCİRLÜ MESCİDİ'NİN CAMİYE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ VE İLK İMAM TAYİNİ (1806)

Mescit, 1806 tarihinde Karasulu Hacı Abdullah adında bir hayırsever tarafından camiye dönüştürülmüştür. Daha sonra saraydan bir hatt-ı hümayun yazılarak Süleyman Halife adında bir imam-hatibin camiye ataması gerçekleşmiştir. Bunlar, Osmanlı Arşiv Belgesinde şöyle geçmektedir:

 Belge: Hatt-ı Hümayun, 20.03.1806  "Vilayet-i Anadolu'dan Karasu Kazası'nda İncir Karyesi'nde vâkî eshâb-ı hayrattan el-hâc Abdullah'ın eylediği mescid-i şerifin cami olmağa selahiyeti olduğundan müceddeden minber ve zâ-i ve ikâmet salavât-ı cuma ve muayyidîne ezân-ı hümayunları erzâlini ve hitabetini ve dahi erbâb-ı istihkaktan Süleyman Halife'ye sadaka buyrulmak ricasına vakıf mezbur-ı istidâli Karasu Nahiyesi iğlam eylediğin nâzır ve kaza dârûsseadet şerifi ağası kullarırnarz etmekle bâlâsı ezan-ı hümayunum olmuştur. Hatt-ı hümayun inayetrnmakrunlarıyla tezyin buyurulmak bâbında emr-i ferman şevketlü kerametlürnmehabetlü kudretlü velinimetim efendim padişahımındır."

HACI ABDİ BEY'İN MEZAR TAŞINDAKİ "SİLAHŞÖR"rnİFADESİ HANGİ ANLAMA GELİR?

Karasu merkez mezarlığında, tarafımızdan yürütülenrndetaylı bir saha araştırmasının ardından izine rastladığımız Abdi Bey'in mezarrntaşında geçen  "Silahşor Hacı Abdi Bey" şeklindeki ifadeden, onun silah kullanmakta oldukça maharetli, güçlü bir yerel bey olduğunu anlıyoruz. Osmanlı Devleti'nde "silahşörlük" diye bir makam ve rütbe yoktur. Silahşörlük, o dönemlerde Anadolu ve Balkan coğrafyasını kasıp kavuran külhanbeyleri (kabadayılar), başıboş yeniçerileriler, eşkıya çeteleri ve âyanlar arasında sık kullanılan bir lakap idi. Silah kullanmakta oldukça maharetli olan bu kişiler, halk arasında kendilerine silahşör denmesinden gurur duyuyorlardı.

HACI ABDİ BEY VE AİLESİNİN MEZAR TAŞLARI

Karasu ve çevresinde tarafımızdan yürütülen saha çalışmaları neticesinde Silahşör Hacı Abdi Bey ve ailesine ait mezar taşları Karasu Merkez Mezarlığı'nda tespit edildi. Bu mezar taşları Abdi Bey'in sosyal yaşamı, hayat hikayesi, şecereleri ve ölüm tarihleri hakkında kesin bilgiler veriyor. Abdi Bey'in mezar taşında geçen "HacırnHasan Ağa-zâde Hacı İsmail Ağa'nın oğlu Silahşör merhûm el-hâc Abdi Bey" şeklindeki ifadeden, babasının kendinden önceki Karasu Âyanı olan Hacı Hasan oğlu İsmail Ağa olduğu anlaşılıyor.

Hacı Abdi Bey ve aile fertleri vefat ettiklerinde şimdiki Aziziye Mahallesi’nin eski mezarlığına defnedilmiş. 1960’lı yıllarda mahalle halkının rızası ile mezarlık kaldırılmış ve arazi hastaneye tahsis edilmiş. Halk, yakınlarının mezarlarını yeni mezarlığa nakletmiş. Abdi Bey ve ailesine ait taşlar ise tarihi değerleri dikkate alınarak ve ancak bilinçsiz şekilde Merkez Mezarlığı’na getirilerek sonraları Merhum Rüştü Ekşioğlu tarafından İpsiz Recep adına yaptırılan anıtın arka tarafına rastgele dikilmiş. Öyle ki, sıradan bir incelemeyle üzerlerindeki yazı ve işaretlerden tarihi değerleri anlaşılabilecekken, Hacı Abdi Bey’in baş ve ayak şâhideleri farklı yerlere dikilmiş. Halen korumaya alınmaya gerek duyulmadan aynı konumda duruyor. Çünkü eski kaymakamlardan Dr. İlker Gündüzöz dışında hiçbir kişi ve kurum konuya bu güne kadar ilgi duymamış.

HACI ABDİ BEY'İN MENŞEİ?

Hacı Abdi Bey'in menşeini bilmiyoruz. Belki Karasulu bir manav idi... Belki de ocaklı bir asker... Nüfuzlu bir ailenin çocuğu olan, başkent İstanbul'un önde gelen bürokratları tarafından muhatap alınan ve devrin padişahı II. Mahmut ile bizzat yazışan Hacı Abdi Bey'in yeniçeri hatta sipahi olma ihtimali çok yüksek... Oğlu, Genç Mustafa Bey'in şâhide başlığındaki  "Erikli Baba Bektâşi Başlığı"nın yeniçeriler arasında oldukça sık görülen bir tarikat olması, Abdi Bey'in ocaklı olduğu tezini güçlendiriyor. Silahşör lakabının yeniçeriler arasında oldukça sık kullanılması da yine bu tezimizi destekler niteliktedir. Abdi Bey'in yaşadığı dönemin, yeniçeriler ve âyanların en azgın dönemi olduğunu varsayacak olursak ocaklı bir asker olması kuvvetli bir ihtimaldir.

HACI ABDİ BEY'İN MEZAR TAŞI BİZE NE ANLATIYOR?

Baş Şâhidesi:

İlçenin tarihi ile ilgili kayıtlarda adı Karasu’nunrnkurucusu olarak geçen Hacı Abdi Bey’e ait mezar taşı… Bir başka deyimle baş şâhide taşı… Görünen başlığa ‘kâtibi kavuk’ deniliyor. Kâtibî kavuk'lar Osmanlı'da en sık rastladığımız başlıklardandır. Baş kapı kethüdaları, kâtipler, kapıkulu görevlileri, üst düzey yeniçeri ve sipahiler tarafından da kullanılmıştır. Sonraki dönemlerde taşradaki devlet memurları, sipahiler ve yeniçeriler tarafından da kullanılan bu başlıklar, II. Mahmut'un 1829'da yaptığı kıyafet devrimi ile ortadan kaldırılmış, yerine batılı tarzdaki fes başlıkları getirilmiştir.

Karasu ölçeğindeki bir kazada görevli bir memur hem de bölgenin ileri gelenleri tarafından âyan seçilen Hacı Abdi Bey vefat ettikten sonra yakınları tarafından  kendisine kâtibi kavuk başlıklı bir şâhide yaptırılmış... Kavuğun hemen solunda bir tüy kalem kabartması bulunuyor. Bu kalem Hacı Abdi Bey’in burada kâtiplik, mütesellim (vergi memuru) hatta kadılık ve bir nevi belediye başkanlığı gibi yöneticilik yaptığının işareti… Bunu kaymakamlık benzeri, halkın dertlerini çözen kişi olarak tanımlamak mümkün… Aynı zamanda bölgenin sıkıntılarını kaleme alarak üst mercilere bildiren kişi…

Üzerindeki yazı celi sülüs hattıyla, yani Osmanlı’nın süslü yazı türü ile yazılmış.

Yazı şöyle:

Hüvel bâkî… (Allah Sonsuzdur)

El çekip bil cümleden gittim bekaya

Terk edip geri ver malı mülkü devleti

Kim gelip kabrimi ziyaret eden ihvanımız

Okusunlar ruhum için Kulhû-Allahû’yu

Hacı Hasan-zâde el-hâc (hacı) İsmail Ağa’nın oğlu

Silahşör Merhum el-hâc (hacı) Abdi Bey ruhuna Fâtiha

Ölüm tarihi hicri 1228… (Miladi: 1812-1813)

 

 

Ayak Şâhidesi

Hacı Abdi Bey’in asıl kimliğini ortaya koyan ise üzerinde bazı görseller işlenmiş bir mermer taşından yapılma ayak şahidesi… En altta bir ağaç kökü göze çarpıyor. Yukarıya doğru büyümüş ve çiçekler açmış. Dallarından aşağıya ölümsüzlüğü simgeleyen cennet meyveleri olarak tabir edilen nar ve hurmalar sarkıyor. Orta kesiminde ise Sakarya’nın hiçbir mezarlığındaki taşlarda bulunmayan özellik karşımıza çıkıyor. Ortaya üzeri süslemeli bir kalkan yerleştirilmiş. Kalkan’ın sol tarafından içeriye doğru bir kılıç kabartması var. Kılıcın hemen üstünde bir inşaat çivisi görülüyor. Bu da ‘Karasu’yu inşa eden benim’ anlamı taşıyor. Hemen yanı başında bir bıçak ve çift saplı balta kabartması bulunuyor. Sonra sırasıyla bir ok, bir odun baltası ve iki hançer sapı var. Ayak şahidesindeki en önemli kabartma figürü bir tabanca. O dönemde piştov deniliyor… Yukarıdan aşağıya doğru yerleştirilmiş ve dikkatlice bakıldığında fark edilen bir kabartma... Kabzası, tetiği, horozu, uzun namlusu ve ucunda yuvarlak bir borusuyla dikkatlice bakıldığında açık seçik görülüyor. Hacı Abdi Bey’e verilmiş silahşor lakabı, mezar taşı aracılığıyla da gelecek kuşaklara duyurulmak istenmiş. Bu motif Sakarya’da hiçbir mezarlıkta ve mezar taşında yok. Çoğu uzman böyle bir örneği ilk kez gördüğünü söylüyor. Mermer birinci sınıf… 1813’lerde bu bölgede böylesi bir teknoloji bulmak mümkün değil. Muhtemelen İstanbul'da özel olarak yaptırılmış ve Karasu’ya getirilmiş. Karasu için mükemmel ve tarihi bir vesika. Mutlaka korunmalı. Daha önce gelip buradaki taşları inceleyen bazı sanat tarihçileri tarihe değil taşların görsel güzelliğine yoğunlaşmışlar. Taşların görsel güzelliğini makale ve yazılarında kullandıktan sonra bir daha tarafına dahi bakmamışlar.

HACI ABDİ BEY'İN ADI, AİT OLDUĞU CADDEYE TEKRAR GERİ VERİLSİN!

Atalarımızın heykelcilik alanındaki maharetlerini sergilendikleri Osmanlı mezar taşları adeta açık hava müzesi olarak muhteşem bir görselliğe sahiptir. İlçemiz, çeşitli mezarlıklarda korunmasız vaziyette bulunan yaklaşık 500 mezar taşıyla muhteşem bir tarihi zenginliğe sahiptir.  Bu eşsiz bilgilere ulaşmamıza imkan sağlayan, görüntüleriyle döneminin sosyal yaşantısını yansıtan ve kitabeleriyle birinci el kaynak teşkil eden bu mezar taşları, günümüzde bakımsız vaziyette bulunuyor. Kaderine terk edilmiş halde bulunan bu tarihi eserlerin yetkililer tarafından derhal korunma altına alınması gerekmektedir. Ayrıca, yakın zamanlara kadar Karasu'nun en işlek caddelerinden birinin adı "Hacı Abdi Bey Caddesi" iken, caddenin adının değiştirilerek alakasız bir isim verilmesi Karasu için son derece talihsiz bir olaydır. Hacı Abdi Bey, yaşadığı dönemde Osmanlı'nın önemli bürokratlarıyla ve Padişah II. Mahmut ile bizzat yazışmalar yapmış, devletin her daim yardım istediği, halka ve devlete önemli hizmetler yapmış önemli bir şahsiyettir. Hacı Abdi Bey'in adının, sokak. mahalle, cadde, okul ve hastanelere hatta belediye, kaymakamlık binalarına verilmesi son derece önemlidir.

 

 

 

 

 

 

 



Etiketler: Karasu - kurucu - hacı abdi bey - mezar taşları

Diğer GÜNCEL haberleri

  • PAYLAŞ

YORUMLAR (1)

yıllarca önce kücük karasu mezarlığından tarihi eser diye mezar taşları calındı calınan mezar taşlarından bazılaı karasu jandarması tarafındad yakalanıp karasu mezarlığina rasgele dikildiği söyleniyor bu konudada bir araştırma yapilirsa iyi olur kanısındayım jandarma arşi vlerinde olabilir 27.01.2018 18:22

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.