SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 19.10.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • “O MESLEĞİ SEÇMESEYDİN!”

“O MESLEĞİ SEÇMESEYDİN!”


                     

  Eskiden öğrencilere, ne mesleği yapmak istediklerini sorduklarında, herkes gönlündeki mesleği söyler, peşinden, “Hiç olamazsak Öğretmen oluruz!” diye cevaplandırılırdı. Öğretmenlik, en son tercih edilecek bir meslekti. İyi olan yanı, hafta sonu ve yazın tatil olmasıydı!

  Şimdi gençler dayanıyor üniversite kapılarına. Liseyi bitirene kadar meslek seçimini yapmamış gençler, Üniversiteyi de kazanamayınca boşluğa düşüyor. Çıraklık eğitimi için yaşı geç kalan öğrenciler, eğer babalarının bir mesleği varsa ona devam ediyor, yoksa babalarından kalan 3-5 sermaye ile işyeri açıp hayata atılıyor. Belli bir meslek deneyimi olmayınca da çoğunlukla zarar edip işlerini bırakıyor, günlük yaşamaya başlıyorlar. Varsa bir dayıları, kendilerini devlet kurumuna atıyor, yoksa günü birlik işlerle yaşamaya çalışıyorlar.

  Sivil hayatta başarılı olamayan gençler, askerlik kararı alıp hayatlarına ara veriyor, özellikle askerde, tezkere bırakıp uzman olmaya çalışıyorlar. Ailelerin pek taraftar olmadığı bu mesleği seçenler, bundan sonra devamlı aksiyon içindeki bu hayata intibak etmeye çalışıyorlar.

  ABD gibi süper devletlerin askerlerine verdiği ücreti alamasalar da diğer orta sınıf maaş gurubunun üzerinde maaş almaları sebebiyle ölüm riski önemsenmeden tercih ediliyor.

  Askerlik mesleği, devamlı disiplin içinde ve dikkatli olunması gereken bir meslektir. Kimse istemez gece 3-5 nöbetinde nöbetçi subay olup uykusunun bölünmesini. Herkes evinde sıcak yatağında huzur içinde yatarken O, soğuk rüzgarın altında, gece karanlığında devriye gezmektedir.

  Bir nöbette, bir eğitimde az dikkatsizlik edip gelen üst düzey bir subayı fark edemezse, hapis yatarak disiplin cezası alabilir. Ya da kendisine zimmetli eşyalardan bir ya da bir kaçı kaybolursa, yine ceza alması muhtemeldir.

  (Bir yerde okumuştum, adamın zimmetindeki top, bildiğiniz mermi atan top kaybolmuş. Yıllar önce zimmetindeki topun marka ve cinsinin ne olduğunu anlamak için emekli olmuş askeri kışlaya çağırmışlar. İnceleme sonrası kaybolanın top kılıfı olduğu, yeni evraka kaydedilirken “kılıfı” kelimesinin yazılmadığı ve top olarak envanterden kaydının devam ettiği anlaşılmış.)

  Bir şehit eşinin, Cumhurbaşkanının da bulunduğu bir törende feryat figan etmesi sonucu, yukarıdaki cevabı vermişti Cumhurbaşkanı, “O da o mesleği seçmeseydi!”

  Askerlik, çoğu zaman mecburiyetlerden tercih edilen bir meslek... O yüzden çoğunlukla yoksul ailelerinden çıkıyor şehitler. Yani askerlik artık öğretmenliğin yerini aldı, “Hiç olmazsa tezkere bırakırım!” Askerlik, iş bulamayanların tercihi halinde… (Neyse ki artık çatışma ve sınır ötesi hareketlerde, maaşlı, deneyimli askerleri gönderiyorlar. 12 ayda tezkere alan acemi askerlerimizi değil.) Askerlik mesleği seçenlere, “O mesleği seçmeseydin” demeye hakkımız yok. Çünkü biliyoruz ki çoğumuz mesleğimizi kendimiz seçmemişizdir, şartlar zorlamıştır.

  Geçen hafta şehidimiz vardı. İnsanlarımız akın akın geldi. Hâlbuki kimse çağırmadı oraya o insanları. İnsanlarımız biliyor ki, o atılan kurşun, doğrudan milletimize atılmıştır. O tabutta hepimiz yatıyoruz. Hepimizin vicdanı sızlıyor, bizim yerimize o kardeşimiz şehit olup yattığı için. Ve biz bu acıyı paylaşıyoruz. Hiçbir siyasi yelpazenin, kişilerin, kurumların o meydanlarda şehidimize sahiplenmesine gerek yoktur. Şehidimize halkımız sahiplenmiştir, sahiplenecektir.

  Buna rağmen bazı gurupların bir siyasi miting gibi sahiplenmeye çalışıp slogan atması hoş karşılanmamıştır. Orası şehadet makamıdır. Orası, dosta ve düşmana karşı birlik ve bütünlük sergilememiz gereken, gerektiğinde hepimizin o makama seve seve koşacağımızı gösteren bir alandır. Orası, dosta ve askere güven, düşmana gözdağı verilen bir meydandır.

  Orası, Şehidimizin annesinin dediği gibi, “Biz korkmuyoruz, onlar korksun” mesajının verildiği yerdir. Birlik ve bütünlük mesajlarının dışındaki sloganlar –Eğer Şehidimizin özel bir vasiyeti yoksa- hoş olmamıştır.

  Temennim, şehit haberlerinin olağanüstü durum sayılacak kadar az olması, tesellim ise Ağrı Doğubayazıt’ta yapılan operasyonla teröristlerin etkisiz hale getirilmesidir.

                           YAŞAYARAK ÖĞRETMEK

  Toplum olarak kolay yaşamak, yangelip yatmak, yattığı yerden para kazanmak, iddia, loto ve at yarışından para kazanmak, kumar oynamak gibi alışkanlıklarımız var. Bu sebeple olduğunu sanıyorum, biri toplu bir para bulup sahibine teslim ettiğinde büyük haber olur.

  Çocuklarımıza yaşayarak öğretmemiz gereken durumlar var. Başıma geldi, 20 lira uzattığım bir market kasiyeri bana 50 lira üstü verdi. İade ettiğim tabii. Liseye giden ve parayla pulla pek ilgisi olmayan, ihtiyacı da olmayan oğlum sordu, Baba, neden parayı iade ettin? Ben, paranın bizim hakkımız olmadığını, o market sahibinin o parayı kazanabilmek için ne kadar daha ürün satması gerektiğini, belki de o paranın o market çalışanının günlük maaşından kesileceğini anlattım. Bunun vicdanımızı rahatsız edeceğini, hâlbuki şimdi rahat ve huzurlu olduğumuzu söyledim.

  Aradan birkaç ay geçtiğinde, fırından dönen oğlum, “Baba, fırıncı bana 20 lira üstü verdi, halbuki ben 5 lira vermiştim. Hemen iade ettim” dedi. Huzurlu ve keyifliydi.

 

 

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 169