SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 21.11.2018

GÜZEL BİR HAFTA


                  

  Klavyenin başına geçince, yazacak o kadar şey var ki… İstiyorum, güzel şeyler yazayım. Ama “İleride güzel günler göreceğiz” diyen kamyoncu yazısına cevap verir gibi, “Daha çok gidecek miyiz?”

  Güzel günlere bir an önce ulaşmak dileğiyle…

                    OTOPARK SORUNUNU KİM ÇÖZECEK?

  Karasu sokakları otopark gibi zaten... Sağlı sollu park ediliyor. Karşıdan gelen araçlara yer vermek için çekilecek boşluk dahi yok! Geniş caddelerde ise park sırası üçe çıkıyor. Şoför, kenarda park etmiş aracın yanına yanaşıyor, o da park ediyor.  Bu sefer de trafik keşmekeşliği yaşanıyor.

  Sokaklarımız da maalesef park ihtiyacını karşılamıyor!  Bu sebeple arabamı evde bırakıp yürüyerek geliyorum çarşı merkeze. En azından sinirlerim gerilmiyor.

  Peki bizim bu gördüğümüzü, sorunu çözmesi gerekenler görmüyor mu? Yoksa kendilerini bu işi çözmekle mükellef olduklarının farkında mı değiller?

  Ya da sorunu nasıl çözmeleri gerektiğini mi bilmiyorlar?

  Yoksa bu iş için harcanması gereken parayı boşuna masraf olarak mı düşünüyorlar.

  Kim bilir, belki de tekrar aday gösterilmeyeceklerini düşünüp boşuna sıkıntıya girmez diyorlardır! (Bu soruların cevabını verecek bir yetkili bile bulsam razıyım. Söyleyecekleri her şeyi, kelimesine dokunmadan köşeme taşıyacağım)

  Şimdi kışın ortasındayız ve trafik park sorunu yüzünden tıkanık. Yer belirtmeme gerek yok, Belediyenin penceresinden bakılsa görünür. Merkezde her cadde ve her sokakta aynı problem…

  Öncelikle katlı otopark yapılarak sorun çözülür, Terminal ve Pazaryeri önü. Yap-işlet-devret metodu ile çözülür, eğer paraları yoksa. Ancak bunun için yollarda park edilmesinin yasaklanması ve şehir içine araçla girilmesinin engellenmesi lazım. 

  Büyük marketlerden, az yer kaplayıp çok aracın park etmesine imkan veren hidrolik sistemin kurulması istenebilir. Karasu’nun kaymağını yiyip sıkıntıyı halka yüklemek olmaz, sorunların çözülmesine de el atacaksınız!

  Şimdi başlıktaki soruyu tekrar soralım! Muhtar mı, okul müdürleri mi, Yoksa liman işletmesi mi?

                                   DENİZİ KURUTTUK

  Hiç kimseyi suçlamaya gerek yok, denizimizi kuruttuk. Balık nesli hızla azalıyor.

  Hesapta, yakalanması yasak olan balık boyları, Hamsi 9, Barbunya 13, Lüfer 20, Kalkan 40,İstavrit 13, Palamut 25, Sardalya 11, Mezgit 13 santimden küçüğünün yakalanması ve satılması yasak. Aslında balık çeşitleri çok daha fazla da denizlerimizde kala kala bunlar kaldı. 20-25 santim Kalkan balığını tezgahta görünce içim gidiyor, “Zıkkımın pekini yiyin” diyorum içimden. Ulan o balık bir kişinin bile karnını doyurmaz!

  Mersin balığı tutmak ise yasak... Peki, tutup da hiç serbest bırakana denk geldiniz mi?

  Yakalanması yasak olan tatlı su balıkları da, Yayın 90, Turna (Oklama, Gıcırga) 40, Sazan 40 cm den aşağısı yasak. Listede Tatlısu Levreği, Alabalık, Karabalık, Yılan Balığı, Siraz, Kadife, Sudak, Tatlısu Kefali gibi isimler de var ama onların neslini çoktan kuruttuk.

  Balıkçı teknesi, tutulması yasak olan balıkları da tutuyor tabii… Ama kıyıya yanaşmadan bunları ayıklıyordu. Şimdi artık kimse tınmıyor. Tezgahlarda rahatça satılıyor! (Ben 8-10 yıl önce tezgahta boyu tutmayan Kalkan sattığı için 1500 lira para cezasına çarptırılan balıkçı görmüştüm. Şimdi yok mu o cezaları kesen?

  Balıkçı tezgahının önüne gittiğimde, gözüm ithal Uskumruya takılıyor. Üç bir tarafı deniz olan ülkemin balığını bırakıp ithal edilen Uskumruyu alıp yemeye yüreğim elvermiyor. Yahu tanesi 2,5-3 lira. Bizim en ucuz balığımızın kilosu 15 lira, o da her zaman değil. Hele Karadeniz Hamsisi kilosu 20 lira diye satış reklamı veren balıkçıya sordum, neden o kadar pahalı? İthal balık abi demez mi, Rusya’dan geliyormuş. Hatta, bu sebeple adını Nataşa koymuşlar. Almanya’da yaşayan bir Hemşerimiz de cevap verdi, “Siz orada Karadeniz’in dibinde, Ben 1500 km uzakta, hep beraber aynı fiyata yiyoruz, diye.

  Peki, neden bizde balık az da Rusya ve Diğer ülkelerde bedava denecek kadar ucuz? Ya da oralarda balık neden çok da bizde az. Balık bizi ya da sularımızı sevmiyor mu? Balık neslinin hızla azalmasının yanında balıklar neden azalıyor.

  Biz, ne balığı, ne de diğer hayvanları sevmiyoruz çünkü! Bulduğumuz zaman hemen öldürüp kökünü kurutmamız gerektiğini düşünüyoruz.

  Uskumru satan Norveç, kendi balıkçılarına su radarı satmıyor. Ama aynı ülke, bizde serbest olan ve balığın kaçabileceği yer bırakmayan su altı radarını serbestçe satıyor. İşte bu sebeple biz de, 20 liraya hamsi ya da 3 liraya uskumru yemek arasında tercih yapıyoruz!

                               HIRSIZIN VİCDANSIZI

  Kardeşim Ayhan, amatörce balıkçılık yapıyor, yakaladığı iyi balığı satıyor, kefal tirsi gibi tercih edilmeyenleri de buzluğuna doldurup kendi yiyordu. Emeklilik maaşında başka bir geliri de olmadığından, harçlığını balıkçılıkla kazanıyordu.

  İşte imansız, gaddar, vicdansız herifler, bu Kardeşimin 3 adet ağını daha çaldı. Daha önce de defalarca ağlarını ve ayrı ayrı zamanlarda 3 adet kayığını çaldılar. Etraftaki başka hiçbir balıkçıya dokunmayıp Kardeşime dadanan bu hırsızları lanetliyorum ve sesleniyorum, “Ananızın avradınızın mahrem yerlerinde yaralar çıksın inşallah!”

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 203