SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 16.10.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • GÖLGE ETME BAŞKA İHSAN İSTEMEM

GÖLGE ETME BAŞKA İHSAN İSTEMEM


        

  Karasu’daki Çevre güzelliği, diğer hiçbir ilçemizde yok, belki biraz Sapanca’da… Bu hafta, bu güzellikleri nasıl yok ettiğimiz, gittikçe azaltıp yok etme düzeyine indirdiğimizden bahsedeceğim.

  Öncelikle Turizm, bizim fındıktan sonra gelen en büyük kazanç kapımız. Sebebi de belli, Deniz… İnsanlar, denizde yüzüp eğlenmek, akşamları da stres atmak için geliyorlar Karasu’ya. Ama şimdiden alarm çanlarını çaldıran çok önemli bir konu var; Motokros yapanlar, ATV ile kum sörfü yapanlar ve dört çeker otomobilleriyle kumda ralli yapanlar… Ha bir de traktör ile kumda gezmenin, odun vs toplamanın keyfini sürenler var!

  Bu araçların kumsala girmesi yasaklanmalı. (Yoksa onlar giriyor da biz neden giremiyoruz diye strese giriyoruz!) Öncelikle, nadir bitkilerden tükenmeye yüz tutmuş Kum Laleleri eziliyor. Sırf bunun için yıllar önce yapılması planlanan kum rallisinden vazgeçilmişti, hatırlatırım. Bozulan kum zemin de cabası…

  Şimdi kumsal tenha, plajda güneşlenen insan kalabalığı yok! Sadece sahilde sessizliği, dalga sesini dinleyenlerin keyifleri kaçıyor! Ama yazın aynı trafik curcunası devam ederse, birçok insanın keyfi kaçacak. Kumda fark edilmeyerek ezilen insanlar, çocuklar ve bunların yanında kaçan keyfimiz… (Denizde, jetski ile yüzenlerin arasında sürat yapanlar da aynı tehlike ve stresi yaratıyor!)     

  Yahu az buz değil, o motokrosun çıkardığı sesin desibeli, insanın kulaklarını tırmalıyor! Eh, bu da tatile ve kafa dinlemeye gelen insanları kaçırtır.

  Plaj bizim yetki alanımızda değil diyerek Karasu Belediyesinin sırt çevirmesi olmaz. Gerekli yazışmaları yapıp kumda motorlu araçların gezintisini yasaklamalıyız. Eğer bunu yapması gerekenler yapmazsa, kumsaldaki işletmeler, kendi sınırlarına çit çekerek bu araçların geçişine mani olmalı. Yok eğer motorlu araç turizmi var diye düşünüp onlar için de yer ayarlamalı denilirse, gerekli altyapı sağlanarak, Limanın arkasındaki kumsal, motorlu araçlar kulvarı olarak düzenlenebilir!

  Kumsalda güneşlenen insanlar için bir diğer hassas konu, Limanda sıra bekleyen gemilerin atıkları… Bunlar sadece fosseptik malzemesi olmayabilir. Şişe, plastik malzemeler, kalafat malzemesi-zift türü atıklar, kumsalda birikiyor. Liman işletmemiz buna ne kadar müdahale edebiliyor, bilinmez ama her sabah birkaç temizlik işçileri gurubu kumsalı bir baştan bir başa temizlemeli.

  Halkın temiz kullanması için gerekli bildirim ve çöp kovalarının da tesis edilmesi gerekir. Yoksa çocuğunun b.klu bezini çıkartan, yediği karpuzun kabuğunu atacak yer bulamayan insanlar kuma gömeceklerdir. Bu da evi temizleyip pisliği halının altına süpürmeye benzer. Bu konu da iki Belediyenin organize yapması gereken işlerdendir. Acilen meclis gündemine alınmalıdır.

 ***

  Bir diğer konu, Acarlar Longozu… Yıllar önceki bakir halinden eser yok!

  Önce ağaçlar kesilip yürüyüş yolu yapıldı. Ama yan tarafta bakir fındık bahçeleri gülünesi hal almış! “-Nereye gidiyorsun?”, “-Acarlar Subatar Fındıklığına!”

  Acarlar gölü doğal sit alanı olduğu için etrafında yapılaşma yasak! Peki, hemen dibine fındık bahçesi yapılması uygun mu? Konut yapılması, ticarethane yapılması uygun mu?

  Ben hep şundan korkuyorum, birisini buraya gezmeye getirdiğimde, “Hani orman?” diye sormasından… Sahi hani Orman? Orman kalmadı arkadaşlar, Su Batar Ormanında orman yok! Nehir görüntüsü etrafında birkaç ağaç kalmış, “Doğal Sit Alanı” diye böbürleniyoruz!

  Kaldı ki, hemen yanına bir taşocağı açılması planlanmakta. Kaldı ki hemen yanına Sanayi bölgesi konulmak istenmekte… Kaldı ki hemen yanına çevre bağlantı yolları yapılması planlanmakta…

  Acarlar gölü yalnız. Dört bir yandan kuşatılmış. Kendi kendini savunmak zorunda kalmış, gittikçe geri çekiliyor. Eğer yalnız bırakırsak pes edecek! Sonra da taşocağını seyretmeye gideriz,  sanayi bölgesinde tur atarız, çevre bağlantı yollarında da ralli yaparız!

  Biz bu güzellikleri torunlarımıza saklamak zorundayız!

                İMAR NASIL YAPILIR?

  Önce, zemin etütleri yapılır. Zeminde sıvılaşma yoksa, imara açılması tasarlanır. Elektrik, su, yol, gibi altyapı hizmetleri getirilir ve bölge imara açılır. İmara açılırken, yeşil alanlar, park ve bahçeler, kamu binaları, sosyal alanlar da imara eklenir ve gerekirse kamulaştırma yapılır.

  Peki, bizde imar nasıl yapılıyor?

  (Büyükşehir’e soruyoruz ya da havale ediyoruz ama asıl yerinde yapılması gerekiyor)

  Vatandaş, fındık bahçesinin ya da tarlasının bir köşesine ev yapıyor. Bunu gören bahçe komşusu da bir ev konduruyor. Sonra müteahhidin biri orada büyük bir arazi kapatıp site yapıyor. Yol yok, imar yok, düzenli yerleşme yok ama oluyor mahalle. Yolu yok, okulu yok, sosyal tesisi yok! (Kanalın doğusu ve batısı ile Esentepe, Denizköy’deki tatil siteleri gibi…)

  Ya da, şu bölgeye sanayi imarı verelim diye oturup masa başında imar çıkartıyorlar. Konut alanı yok, sosyal tesis yok, kamu binaları yok, yeşil alan yok. Sonra biri mahkemeye veriyor, Sanayi imarı kalkıyor. Normal imar da verilemiyor. (Denizköy ve İhsaniye havalisi gibi..)

  Ölme eşeğim ölme…

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 143