SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 17.08.2018

BARDAĞIN DOLU TARAFI


    İstiyorum ki hep güzel şeyler olsun, güzel şeyler yazayım. Kötü ve eleştirisel şeyler yazmaya o kadar alışmışız ki..! Bazen gelen eleştiriler sayesinde kendimi frenliyorum, denge kurmaya çalışıyorum.

  Mesela, geçen hafta, Karasu Halk Pazarı’nda satılan meyve ve sebzelerin ön tarafı düzgün, arka tarafı çürük çarık malzemelerle dolu olduğunu söyleyip zabıtayı göreve çağırmıştım. Meğer bu kanıksanmış bir olaymış. Şuradan anladım ki, Karasu Belediyesi ile ilgili yapılan bir haberde, Karasu Belediye yönetimi için aynen şu ifade kullanılmış; “Aynı pazarcı tezgahı gibi, önler düzgün ve temiz ama arka taraf çürük çarık dolu!”.

  Bu arada, bardağın dolu tarafından bakarsan, pazarcı tezgâhının yarısı iyi. Siz sadece zamanlamayı doğru yapın, akşama doğru, yani tezgâhtaki mallar bitmek üzere giderseniz iyi mallar size kalır! Ha, pazarın arka tarafında ve pazarın ön girişindeki balık tezgahları, hamsi ile sardalyayı karıştırıyor ya bazen, gençlerimiz akşama evde yerken balık çeşitlerini de öğreniyor, satıcı dünyanın lafını yerken!

  Cenazeye gidiyoruz. Ölen bir kadın… Eşi yıllar önce ölmüş. Cenazede kulak kabartıyoruz; “Şimdi o çok mutlu, yıllar önce ölen kocasına kavuştu!” Ya, siz onu öldü sanıp üzülüyorsunuz.

  Müezzin sabah ezanında hoparlörü son ses açmış, hasta-çocuk düşünmeden ezan okuyor; “Olsun, herkes uyanıyor ya, istemeyen kalkmaz, tekrar uyur! (O kadar kolay değil işte! Ezan, insan sesidir. Yüksek bir yere çıkılarak (minare) okunur. Mikrofondan çıkan ses insan sesinin vasıflarını taşımaz. Ha teybe kaydedip okumuşsun, ha bilgisayara… Arabistan’daki müezzinin sesini kaydedip burada ezan diye okuyabilir misiniz? Neredeyse hangi evde ışık yanmadıysa oraya gidip kapının zilini çalacaklar!)

  Karasuspor yenilmiş. Olsun, il sıralamasında lideriz ama…

  İhsaniye ve Denizköy’deki sanayi imarları iptal edilmiş. Arsalara inşaat izni vermiyorlar! Olsun, o kadara büyük bir arazi sanayiye ayrılır mı? Araya konut ve yeşil alanlar ile sosyal alanlar da serpiştirilmeli… Hem BMC için farke tmiyor, onlar özel imar alıyorlar zaten.

  Karasu, Büyükşehir’e dahil oldu ya, artık mahalle olan köylerde tavuk, hindi, ördek yetiştiriciliği yapılmayacak. Ahırlar kapatılıp büyükbaş hayvanlar da kasaba verilecek! Böylece yerli yetiştiricilikten kurtulup profesyonel yetiştiricilik yapılacak. Gübre kokusundan ve erken öten horoz sesinden de kurtulduk! Kent merkezinde hala bu alışkanlığından vazgeçmeyip horozunun komşuyu rahatsız etmesini görmezden gelen komşunuzu da affedin, sizin erken kalkmanızı sağlıyor! Aziziye’de koskoca mahalleyi gübre kokusunda bırakarak hayvancılık yapmaya devam edenler, çiçek saksınıza gübre almak istediğinizde hizmet yanınızda işte! Hem yoksa kurban kesecek hayvanı nerden bulacaktınız!

  Köy meraları için bir sürü kavga ediliyordu. İşte onlar hazineye devredildi. Hazine dilediği zaman imar çıkartıp size arsa fiyatına geri döndürebilir. Normal zamanda asla alamayacağınız geniş arazileri artık alabileceksiniz. Yeter ki siz paranızı cebinize koyup uygun zamanı bekleyin. Uygun zaman, sizin yakınlarınızın iktidara geçtiği zamandır.

  Eski muhtarlık ve belediyelere ait olan binalar çatır çatır satılıp kiraya veriliyor. Yoksa duymadınız mı? Buraları ofis ya da kahvehane yapıp ekonomiye katkı sağlamanın zamanıdır şimdi! Yoksa boş boş duruyorlardı öyle! Gençlere kütüphane yapıp aklını mı çelseydik!

  Koskoca Türkiye Cumhuriyeti, (belki yarın kapışıp kavga edeceği ve yanıldık denileceği) ÖSO’yu yanına almış harekata katılıyor. Mayınlı arazilerin ve tuzakların temizlenmesi gibi ağır ve tehlikeli işlerde bunları kullanıyor! Bazıları evlerinde sıcak yataklarında yatıp “Buna ihtiyaç var mıydı, Türk Ordusu bunu tek başına halledemez miydi” diyenlere ağıza anılmayacak kadar ağır ve hakaret dolu sözler ediliyor ya,… Ediliyor işte. Demokrasi ve özgürlük timsali ülkemizde dileyen dilediğine dilediğince laf söyleyebiliyor. Memleketim insanı, ifade özgürlüğünde sınır tanımıyor, “Ulan…”!

  Artan vergiler yüzünden alkollü içeceklere tekrar tekrar zam geliyor ya, gelsin. Genç, çoluk çocuk bu merete alışmasın! Gerçi bazıları alternatif çözümler üretiyor, kendi içkini kendin yap gibi ama devletimiz ona da çare buluyor; Satılan alkollerin içine kortizon katarak acılaştırıyor! Aynı kapsamda sigaraya da zam yaparak bu zararlı musibetlere gençlerin alışmasını önlediği gibi alışkın olanları da caydırıp bıraktırıyor!

  Mazota gelen zamların iyi yanı olabileceğini hiç düşünmemiştim. Sonra fark ettim ki aracımızla öyle sağa sola fazla gezmiyor, aracımızın ve motorun ömrünü uzatıyoruz. Lastikler, farlar, silecekler hepten uzun ömürlü oluyor. Çok kullanılan araçlar erken masraf çıkartıyor ve aracı yenilemek zorunda kalıyorsunuz. Al işte daha büyük masraf… Aynı kategoride, yeni yapılan köprüleri de sayabiliriz!

  Yollar kazılıyor diye Belediyeye kızıyordunuz ya, Belediye artık o işi öğrendi. Var mı hiç çukur-bozuk yol. Varsa bile hızı düşürüp kazaları önlemek içindir!

  Ben gece sabaha kadar çalışan trafik lambalarına bir anlam veremedim. 24 saat durmaksızın, bir kırmızı bir yeşil yanıp duruyorlar! Halbuki trafiğin işlemediği saatlerde kesik kesik sarı ya da kesik kırmızı yanması gerekir. Belki diyorum, o saatte trafikte olan insanların kendilerini yalnız hissetmemeleri içindir. Yoksa trafik teknisyenleri bilmezler mi Karasu dört yola koydukları araç sensörünü diğer daha az kullanılan kavşaklara da koymayı!

 

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 120