SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 17.12.2018

AĞAÇ KATLİAMI


                                       

  Fatih Sulatan Mehmet sağ olsaydı, bu günün yöneticilerinin çoğunun kafasını uçururdu, ağaçları kesip yeşil ve doğa katliamı yaptıkları için.

  Manavpınarı’ndan Konacık’a giderken, yol üzerinde birçok ağacın kesildiğini gördük. Ağaçlar, kesilmiş, budanmış, yol kenarına dizilmiş, ihale edilmeyi bekliyorlar. Dağ-taş ne varsa tüm ağaçlar kesilmiş. Onları görünce, yanyana dizilmiş cesetler görmüş gibi içim yandı, üzüldüm. Dağları tepeleri yarmışlar, doldurmuşlar. Belli ki yol hazırlığı var. Bazı kimselerin iddia ettiği üzere, 3. Boğaz köprüsü yolu buradan geçecek. Çalışmaları sebebi bu.

  Yolun buradan geçmesi, tabii bölge için sevindirici haber. Ekonomi gelişecek, ticaret artacak, medeniyet gelecek. Şimdiden bölgede arsa/tarla satışları hızlandı. Tabi kimilerine göre de yolun geçmesi, hırsızlığın-yolsuzluğun-fuhuşun artması demek. Bölgenin bekareti bozuluyor!

  İyi de, ben neden karşıyım buna?

  Ağaçların kesilmeden taşınması için bir sistem var, “Başka yere taşınması…” Bunun için icat edilmiş koca koca araçlar. Çevreciler eylem yapmadı, halk dağlara taşlara dökülmedi diye sessizce kestiler onbinlerce ağacı. Kimbilir, belki de biz basın olarak çok üzerine düşmedik bu işin.

  Ağaçların kesilmesi, termik santral inşaatından daha mı az tehlikeli? Neden Karasu Sivil Toplum Kuruluşları tepkisiz kaldı? Neredesiniz o köylerin muhtarları, neredesin halk, neredesin KASİAD?

  Oksijenimiz gidiyor, nefes alamadığımı hissediyorum. Neredesiniz Orman İşletmesi Yöneticileri? Yolun geçtiği bölgedeki ağaçlar hadi neyse de, dağ bayır ne varsa budandı. Yoksa birileri bu işi ranta mı çevirdi.

  Sadece buralar değil, Taşocakları ilerledikçe koca koca çamlar devriliyor, kuruyor. Yok mudur bu yetişkin ağaçları başka yere nakledecek araçlarınız? Allah’ın dağını taşını satıyorsunuz da bir ağaç nakil aracı temin edemiyor musunuz?

  Yoksa bizim ağaçlarımız, Maçka parkındakiler kadar değerli değil mi?

                            ATIL YOL

  Karasu Merkezde normal yollarımızın trafiği çok sıkışık ve yarısı park alanı olarak kullanılıyor. Hal böyleyken, sahilde kullanılmayan yaklaşık 2 km yolumuz atıl vaziyette bekliyor.

  Akkum mevkiinden Küçükboğaz’a kadar olan yolun Kuzey şeridi kullanılmamaktadır. Zamanında denize yapılan dalgakıran inşaatları için ağır vasıta araçlarına ayrılan yol, üzerinden 2 sene geçmesine rağmen hala tamir edilmemiş ve halkın hizmetine açılmamıştır.

  Yol, anlaşılacağı gibi çukurlarla dolu olup asfalt kullanılamaz durumdadır. Bu sebeple Güneydeki tek şerit yol, çift şeritli olarak hizmet görmektedir. Yolun Batı tarafından gelen araç, çift şeritli yoldan kendi şeridinde geldiği için yolun gidiş-dönüş olduğunu idrak edene kadar kaza yapabilmektedir. (Nitekim bu Pazartesi günü akşamı, Batı yönünden gelen bir otomobil, kendisini sıkıştıran bir araçtan kaçmak isterken orta refüje ve direğe çarpmıştır. Hava yastıklarının açılması sonucu sürücülerde ciddi yaralanma olmamış, araç ağır hasar görmüştür.)

  Bu yol ilk yapılırken bile, yolun tek şeritli olarak yapılmasını önermiş, Deniz tarafındaki asfaltın kaldırılarak yürüyüş yolu olarak düzenlenmesini önermiştim. Büyükşehir’in uhdesinde olan yolun Kuzey şeridinin tamamı yeniden düzenlenmeli, bir kısmı yürüyüş yolu, bir kısmı bisiklet yolu, bir kısmı da araç parkı olarak düzenlenmelidir. (Turizme ağırlık veren beldeler, bu tür sahil yollarnda özel araçlara izin vermemekte, belediyelerin kendi tasarladıkları açık hava araçlarıyla taşıma yapmaktadırlar)

  Belediyemiz, öndeki döneminde bu yol kenarında yaptıkları ağaçlandırmayı hizmet olarak basına gururla göstermişlerdir. İşte şimdi o ağaçların gölgesi yürüme olarak düzenlense güzel olmaz mı?

  Ya da ne bileyim, patates filan mı eksek…!

                       NEDEN İNCİLLİ?

  Oğuzhan Kır kardeşimizin Karasu Haber gazetesindeki yazı dizisinden de öğreniyoruz ki mahalleni asıl adı “İncirli”… Herhalde incir ağaçlarının bolluğundan bu ismi verdi ilk yerleşenler. Peki, İncilli adına nasıl dönüştü bu isim?

  Adres verirken İncilli yazdırana kadar büyük uğraş veriyoruz. Bazen İncirli, bazen İncili yazıyorlar! Biz bile tereddüte düşüyoruz!

  İsimin İncil ile bir alakası yok tabii! Sanırsınız ki mahallede Hristiyan guruplar var ve onlara jest yapmak içi bu isim konulmuş! Sümme haşa, öyle bir ihtimal olsa, sokaklara dökülür, ismin değiştirilmesini isteriz; “Gavur ismi istemiyoruz!”

  Peki eski ismi İncirli nasıl?

  Adamın biri, geçmiş zamanda el arabasıyla incir satan bir kadına yanaşıp sorar, “İncir kaç lira?” diye. Kadın tersler, “Ananda var incir, ananda..” diye. Yani bir dönem İncir demek ayıptı, yemiş denilmesi gerekiyordu. Belki de bu sebeple eski isim değişti.

  İncili ismi yakışır ama bu sefer de; “Ne incisi, nerede bu inci, yoksa siz Karadeniz’den inci mi çıkarıyorsunuz?” gibi sorulara muhatap olmak var!

  Hem zaten İncil de Kuran’da bahsedilen kutsal kitaplardan değil mi? Neden İncilli diye soranlara, “Ne yani, Tevrat” ismi mi koysaydık diyebiliriz!

                          

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 190