SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 16.10.2018

FIKRALARLA MUHALEFET


                     

  Bu hafta, hem düşünelim, hem sıkıntılarımızı atalım, hem de gülelim diye düşündüm ve fıkralarla muhalefet yapalım, dedim. Umarım beğenirsiniz.

          KARADENİZ’DEN

  Karadenizli profesör (Konyalı değil, yanlış anlaşılmasın!) çekirgeyi eğitmiş, Hopla deyince hopluyor, atla deyince atlıyor. Merak bu ya, çekirgenin ayaklarını koparmış. Demiş ona ki, “Atla”, çekirge atlamıyor! Seslenmiş ona, “Hopla”, çekirge hoplamıyor! Bunun üzerine önündeki araştırma sonuçlarını yazdığı deftere şu bilimsel notu düşmüş: “Çekirgeler, ayakları kopartıldığında kulakları duymuyor!”

  (Trafikteki araçlar, park parası, yakıt parası, trafik cezaları, trafik sigortası üstüste binince, Borcu yoktur kağıdı alınamayıp muayenesi yaptırılamıyor. Evlerde de, elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi masraflar bitmiyor ki, emlak vergileri ödenebilsin! Demem o ki, çekirgenin ayaklarına dokunmayın!)

         TAVŞAN ETİ

  Yol kenarında bir kır lokantası camında “Tavşan eti bulunur” yazıyor. Meraklı vatandaşlardan biri de denemek için girip bir porsiyon yiyor. Ama etin tadı garip geliyor ki, ahçıya soruyor, “Bu sadece tavşan eti mi?” Ahçı biraz mahcup, “Az biraz da dana eti karıştırıyoruz efendim!” “Peki, ne kadar karıştırıyorsunuz?” “Yarıyarıya efendim, bir tavşana bir dana…!”

  (Memleketimizde vergi oranları o kadar yükseldi ki, 100 liralık bir içkiye 65 lira, 10 liralık bir sigaraya 8 lira vergi konuyor. Haydi bunlar zararlı, içilmesi kullanılması istenmiyor olabilir, peki mazotun neresi zararlı ki 5,15 liralık bir mazotun 3,5 lirası vergi! 650 bin liraya satılan Audi’den satıcı firma 30.000 lira kazanırken, Devlet, 240.000 lira vergi alıyor!)

                KEKEME

  Kekemenin biri yolda çok sıkışmış, tuvalet soracak; “A-fe-der-si-niz, tu-va-let ne-re-de v-ar” Sorduğu kişi de kekeme çıkmış; “Tu-va-let şu-ra-dan gi-din-ce yüz-met-re son-ra so-la sap, i-ki so-kak son-ra sa-ğa dön, i-le-ri-de ca-mi gö-re-cek-sin…” diye anlatmaya başlayınca ilk soran kekeme sözünü kesmiş, “ta-mam kes ha-cet kal-ma-dı!”

  (Başbakan meclisteki konuşmada, tarım ve hayvancılıkta lider ülke olduğumuzu söyleyince, meclisteki vekiller kahkahayı basmış. Tarımın sadece Antalya’daki seralardan ibaret kaldığını, samanın, bakliyatın ithal edildiğini, hayvancılıkta da löp et ithal ederek üreticinin belinin iyice kırıldığı bir dönemden geçiyoruz. Hayvancılığı yeniden canlandırmak için üretilen tüm projeler iflas etti. Köyüne dönene 300 koyun verileceği söylendi, şimdi de ahırı ve merası olanlara hayvan verilecek denilerek düzeltme yapılıyor! Yerli hayvancılık ve tarım canlanana kadar bizler altımıza edeceğiz galiba!)

    (Bu da Dr Şemsettin BAYRAK’DAN) TEVRAT’I ANLAMAK

Papazın biri, uzun süredir ahbaplık ettiği Haham`a "Bana Tevrat`ı öğretmenizi isterim" der.

Haham, olmaz der: "Sen Yahudi doğmadın , kafan Yahudi gibi çalışmaz.

Tevratın kelamını anlaman mümkün değil."

Papaz ısrar eder, Haham razı olur, ama bir koşulu vardır. "Soracagım soruya doğru yanıt verebilirsen, ogretirim" sözü verir.

Papaz, "Kabul"

diye yanıtlar. "Sor bakalım!"

"İki adam bir bacanın içine düşerler. Biri kirli, öteki tertemiz çıkar. Hangisi yıkanır?"

Papaz, "Bundan kolay ne var?" diye atılır. "Kirlenen yıkanır, temiz kalan yıkanmaz."

Haham içini çeker, "Sana Tevrat`ın kelamını asla anlamayacağını söylemiştim! Doğrusu tam tersi: Temiz kalan adam ötekinin kirlendi ğini görünce, kendisinin de kirlendiğini sanıp yıkanır.Kirlenen adam ise karsisindakini temiz gordugu için kendisini de temiz sanıp yıkanmaya gerek duymaz."

Papaz, kafasını kaşır.

"Bak bu aklıma gelmemişti. Bir soru daha sorar mısın?

Haham aynı soruyu yeniden sorar: "İki adam bir bacanın içine düşerler.

Biri kirli, öteki temiz çıkar. Hangisi yıkanır?"

Papaz, doğru yanıtı artık bildiğinden emin, "Temiz kalan ötekinin kirlendiğini görünce kendisinin de kirlendiğini sanıp, yıkanır.

Kirlenen, ötekini temiz gördüğünden kendisini de temiz sanıp yıkanmaz!"

Haham, başını sallar. "Yine yanıldın! Sana söylemiştim, asla anlamayacağını. Temiz kalan adam aynaya bakar, temiz olduğunu görür, dolayısıyla yıkanmaz. Kirlenen aynaya bakıp kirlendigini görünce, gider yıkanır."

Papaz itiraz eder: "Ayna nereden çıktı?

Bana ayna var demedin ki..."

Haham, parmağını sallar:

"Seni uyardım, bu kafayla Tevrat`ın kelamını kavrayamazsın. Tevrat`ı anlamak için her olasılığı düşünmelisin."

"Peki, peki" diye inler Papaz. "İzin ver, bir kez daha şansımı deneyeyim. Başka bir soru sor!"

"Son kez soruyorum" der, Haham: "İki adam, bir bacadan içeri düşerler.

Biri temiz, öteki kirli çıkar. Hangisi gidip yıkanır?"

Papaz, "Artık her olasılığı biliyorum" deyip, bir solukta sıralar:

"Eğer ayna yoksa, temiz kalan ötekini kirli görüp kendisinin de kirlendiğini düşünerek gider yıkanır.

Kirlenen temize bakıp kirlenmediğini düşünerek, yıkanmaz.

Eğer ayna varsa, temiz kalan aynaya bakıp temiz olduğunu görür, dolayısıyla yıkanmaz. Kirlenen aynaya bakıp kirini gördüğü için yıkanır!"

Haham başını sallayıp, cık cık yapar:

"N`ayır, sana söylemiştim, kafan Yahudi kafası değil, Tevrat`a basmaz!

Söyle bana, aynı bacadan içeri düşen iki adamdan birinin kirlenip, ötekinin temiz çıkması mümkün müdür? ...

  (Ne söylerse söylesin, büyüklerimiz her zaman haklıdır, alkışlayınız!)

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 184