YAPININ ADI YOK!


                    

  Kültür Merkezinin önünden geçerken, sanki Karasu dışına çıkmışım da, büyük bir kentte geziyormuşum hissine kapılıyorum. Böylesine görkemli, böylesine güzel ve pahalı bir yapı, aslında Karasu Halkına büyük bir hizmet... Yol ve Çevre düzenlemesini de harikülade yapmışlar. Bu yapının açılışının yapıldığını duymadım. Kaldı ki, yapının adı bile yok! Demek ki Büyükşehirin kurs verileceği açıklanan bina bu. Peki adı neden yok?

  Büyükşehir ile Karasu Belediyesi anlaşamadı mı yoksa? Sadece "Kültür Merkezi" demek de yavan geliyor doğrusu. Eğer, "Sakarya Büyükşehir Belediyesi Karasu Kültür Merkezi" diye bir isim koyacaksanız, koymayın gitsin.

  Oylamaya sunsanız, "Atatürk Kültür Merkezi" adı açık ara birinci olur, benden söylemesi. Çünkü Atatürk`e ait herşeye hasret kaldık. Hadi, son noktayı koyun da bir isim verin. Yarışma açın isterseniz. Ama ayırımcı değil, birleştirici olsun. Arapça değil Türkçe olsun. Ama olsun artık!

  Ha, bir de güzel bir açılış yapılsın. Anahtarı Büyükşehirden alınsın mümkünse. Bir konser düzenleyin, bir konferans verin. Bir tiyatro, ya da kültürel bir etkinlik, bir resim galerisi, bir sergi yapın yahu. Bir bale gösterisi yapın, kırın zincirleri. Lafta da kalmasın, Kültür Merkezi diye. Boş durmasın, illa ki bir sinema gösterisi bile olsun. Uzun kış gecelerimize sıcaklık olun. Bir Fazıl Say ile yapın açılışı, Muhteşem olsun!

                     TAM AVUKATLIK ÇÖZÜM

  Avukat bir Başkanımızın olması, bazı konuların çözümü için bir şans diye düşünüyorum. Mesela;

  Şehrin göbeğinde yüksek katlı binalar var, Tamamlanmamış. Zaten tamamlansa sorun yok, en azından şimdilik. Sorun, tamamlanmaması, son katların kaba yapı olarak inşaatın durdurulması... Muhtemelen depremden sonra durdurulmuş.

  Sorun şu; Bu binalar, daha yapım aşamasında kat irtifakı kurulmuş ve tapular devredilmiş. Ama ruhsat süresi 5 yılı geçtiği için, süresi bitmiş. Şimdi imar değişti. Bu yapılar gözle görülür bir kirlilik ve tehlike arzediyorlar. İnşaatın devamına izin verilmesi için ya yeni ruhsat verecek, ya da 3 kattan sonrasının yıkılması için yasal işlem başlatacak.

  Ruhsat verilmesi, yönetmeliğe uygun değil. Çünkü son deprem yönetmeliğine göre mevcut hiç bir bina sağlam değil, 3 katlılar a dahil. Ancak, ruhsat verildiği tarihteki yasal hükümler geçerlidir deyip göz yumulursa, belki... Öyle bile olsa, 6. kattaki dairede kim oturmak ister, deprem sık sık kendini hatırlatırken...

  Peki, yıkmak istese nasıl yıkacak? Adamın ruhsatlı binası...Vatandaş dava açsa, parasını mahkeme kanalıyla isteyebilir, alır da..! Yine de yıkmak istese, Belediyenin kendi imkanlarıyla yıkması zor, ihale etmesi gerekir.

  Aslında mantıklı olanı, bu yüksek katları kamulaştırıp yıkması ancak zaten parasal sıkıntı içinde olan Belediyenin kamulaştırmaya imkanı yok!

  Bir de kısmi ruhsat verilen yapılar var. Binanın sanki yarısı sağlam, oturulabilir ama diğer yarısı zayıf ve oturulamaz! Bu kişilere yeniden ruhsat alın deniliyor. Yeniden ruhsat alması demek, en az 20.000 Lira masraf demek. Bu masrafa iskan almış olanlar katılmaz, hatta iskan almamış bazı mesken sahipleri bile katılmaz!

  5 Kat ruhsat almış ancak depremden sebep 3 katta durdurulmuş bazı binaların yapılmayan katların sahipleri... Binanın yıkılmasını ya da tadilat ruhsatı alınmasını bekliyorlar sabırla!

  Peki, diğer 5-6 katlı yapılar, güçlü mü, sağlam mı? Bir başka deyişle kentsel dönüşüm yapılması, çürük binaların tespit edilmesi gerekmez mi? İmar barışıyla en çürük binaların bile ruhsatlı sayıldığı ülkemizde çözüm zor.

  Çözüm için hukuksal yardım gerekmekte. Ben de bu sebeple dedim, Avukat Başkan döneminde bu sıkıntılara çözüm aranamaz mı? Nasılsa her yaptığını kimseye hesap vermeden yapıyor, tam fırsat...

                              BAŞKAN MI, AVUKAT MI?

  Seçimden sonraki ilk yazılarımda, Başkan olduğu için Avukatlık mesleğini bırakmasını, yoksa haksız rekabet olacağını söylemiştim. Adliyede görüştüğüm birkaç Avukat, Başkanın elindeki dosyaları diğer Avukatlara dağıttığını, zaten olması gerekenin de bu olduğu, Hem Başkanlık hem de Avukatlık yapamayacağını söylemişlerdi.

  Ancak, Pazartesi günü bana bir müvekkili sordu tesadüfen, "İshak Sarı`nın ofisini biiliyor musun?" diye. Dedim Belediyeye git. Gitmiş. Ona büroyu tarif etmişler ama kadıncağız bulamıyor! Aradım bir Avukat arkadaşımı ve sordum; "Başkanın Avukatlık bürosu var mı?" Varmış! Eski bürosunda ortağı varmış ve mesleğine devam ediyormuş!

  Olmadı Başkan, olmadı. Ya Belediyeden, ya da mesleğini icra etmekten vazgeçmelisin. Ya da ne bileyim, oldu olacak Belediyenin Avukatlığını da üstlen, bir maaş da oradan al!

  Hani, aklıma gelmişken sormadan edemedim, bir müvekkiliniz gelse ve Belediyeden davacı olsa, Siz hangi tarafta olacaksınız?

                             ALT YAPIYA YATIRIM

  Mesleğe yeni başladığım ve İstanbul`da çalıştığım dönemlerde bir Belediye Başkanı; "Altyapıya yatırım yapacak kadar enayi değilim!" demişti. Çünkü altyapı zamanla unutulur ve Başkan`ın icraat hanesine yazılmaz! Mesela Ahmet Genç`in altyapıya yüz trilyon gömmesini (!) kaç Karasu`lu takdir etti? Hele İspir`in 46 milyonu afet için harcaması nefret söylemi bile uyandırdı!

  Elbette yola ihtiyaç var. Ama o yollarla birlikte Karasu Halkının kendisini Kentte yaşadığını hissettirmek gerek. Mesela, Sakarya Nehri kenarına rekreasyon düzenlemesi, mesela Modern bir Pazaryeri, mesela sahile Yürüme ve Bisiklet Yolu, mesela, Yenimahalle mezarlığı yanındaki 22 dönüm spor için ayrılmış alana komple bir Spor Tesisi, mesela yağmurlu ve denize girilmesi yasaklandığı zamanlarda gidebileceğimiz bir kapalı Olimpik Yüzme Havuzu ve sosyal tesisi, 5 yıldızlı otel, Öğretmenevi, Hendek`deki gibi bir Seyir Terası, Kent Müzesi, vs vs...

                                 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 80