SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 22.04.2018

AYNAYA DA BAKALIM


   Halk ve basın olarak kolayca eleştiririz. 
   Hani Hocanın çocuğuyla beraber eşeğe binmesi gibi…Fıkranın sonunda Hoca, çocuğuyla beraber eşeği omuzlamıştı da kimse ses edememişti!
                 ***
   23 Nisanda Çocuk Bayramı kutlamalarına katılalım diyenler… Son zamanlarda alışkanlık oldu seyircilerin sahaya inmeleri. Tribünlerde yer kapanlar, bir zaman sonra sahaya atlayanların arkasında kalınca, ya onlar da sahaya indi, ya da stadı terk ettiler.
   Görevliler (var mı bilmiyorum da), sahaya atlayanlara müdahale etmedi. Kapılar da açık olunca, kimi görevliyim dedi, kimi öğretmen… Kimi basın mensubuyum, dedi, kimi çocuğum var gösteride, bana ihtiyacı var…Herhalde daha çok anasınıfı öğrenci velileri başlattı.
   Ne olursa olsun, öayram coşkusu yaşamalıyız ama diğer katılımcılara da hoşgörü göstermeliyiz.
                  ***
   Yine bir killi öayram kutlaması… Ya da salonda İstiklal Marşımız okunuyor, belki de şehitlerimiz için saygı duruşu…Herkes sessiz, huşu içinde catandaş olarak maygı duruşunda… Kimi dua okuyor, kimi de o şehitlerin bizim o anı yaşamamız için canını feda etmesini…
   Ama o ne? Elinde fotoğraf makinesi olan hemen herkes, o ana kadar yerinden kıpırdamamış, tam saygı duruşu, adeta koşarak tur atacak etrafta!
   Bir poz, bir poz daha, bir daha… Yahu o adamları ilk görmüyorsunuz. 
   Tamam, bir düzen içinde haber mahiyetli bir bilemedin 2 resim alırsın ama, neredeyse seremoni bitene kadar koşturmacan hoş değil. Hani tabir caizse, “Ben foto muhabiriyim bakın saygı duruşunda bulunmayabiliyorum. Benim böyle bir hakkım var!” der gibiler. 
   Yok öyle bir hakkın kardeşim. Sen de bizim gibi saygı duruşunda bulunacaksın. İlk başta birkaç saniye içinde resim alacaksan al. Ya da olmaz ya, o duruş içinde çok ilgi çekici bir şey gördün; Mesela birinin gözünden yaş geldi, ya da başka biri saygı duruşunu protesto ediyor, onun da resmini çekmek için duruşunu boz. Ama o kadar, sonra yine sen de devam et.
                    ***
   Sonra, fotoğraf makineleriniz sırf bu işler için imal edilmiş olup birkaç yüz metreye kadar net görüntü alabiliyorken, resim çekeceğiniz insanın burnunun dibine kadar sokulmak nedir yahu. Kaç para verdiniz o makineler? 1500 liradan ucuzu yoktur. Bulunduğunuz yerden kişilerin yakasındaki sineği bile çekebilirsiniz. Rahatsızlık verme derecesinde sokulamazsınız.
   Bir futbol maçında sahaya atlayarak penaltı atan bir futbolcunun burnunun dibine kadar giren fotoğrafçı gördünüz mü?
                   ***
   Salonda, tiyatro ya da konser verilirken de fotoğraf çekmenin bazı adapları vardır.  Mesela, tiyatro sahnelenirken, konser verilirken, salona giriş çıkışlar bile durdurulur. İhtiyacı olan, molayı bekler işini görmek için. Hal böyleyken, oyunda ya da konserdeki bir sanatçının konsantrasyonunu bozacak kadar sık sık flaşlı resim almak hoş değil. Aslında yasak. Bakmayın bizde uygulanmıyor. 
   İlla birinin “Olmaz kardeşim, eser sahnelenirken fotoğraf çekemezsiniz” mi demesi gerekir?   
   Hadi sahnedeki sanatçı, rolü gereği size müdahale edip cevap veremiyor, seyirciye de mi saygınız yok! Pürdikkat oyunu ya da konseri seyreden kişinin dikkatini dağıtıp odaklanmasını da bozuyorsunuz. Belki bir nükte, belki oyunun en can alıcı sözü söylenecek. Belki en çok sevdiğimiz bir şarkının en keyifli nakaratını dinleyeceğiz… 
   Ses ve görüntü kirliliği yapma hakkını size kim veriyor? 
    FUAT SAKA
   Tanınmış sanatçı, Karadeniz-pop şarkılarıyla yine coşturdu bizi. Aqua Park Otel`de verilen konserde, halkımızın sanata ne kadar aç olduğunu bir kez daha gördük. 70 Liraya satılan bilet fiyatlarına rağmen salon tıklım tıklım doluydu.
    Önce Yenimahalle`de Karasulu bazı işadamlarıyla ağırlanan sanatçı, daha sonra ekibiyle sahne aldı. Salonda, Avrupai bir görüntü hakimdi. Herkes eğlenmeye, oynamaya gelmiş, neredeyse verdiği paranın son kuruşuna kadar hakkedercesine eğleniyordu.
   Gitarını alıp meşhur şapkasını da taktığında biz, biz olmaktan çıkmıştık adeta. Benim en çok dikkatimi çeken, kemençeci oldu. Kemençeyi gitar gibi kullananı ilk onda gördüm.
   Kendisine plaket verilirken sanırım biraz da gaza geldim ve mikrofona “Nerede Karasu`nun mülki amirleri, sanata ve sanatçıya karşı neden bu kadar soğuklar!” diye sordum.
  Sahneden indiğimizde karşımda Binbaşı (Evet artık binbaşı oldu ve tayin bekliyor) Bahadır Hellim hemşerimizi gördüm. “Bak ben buradayım işte” diye gülerek bana sitem etti. (Sonradan Kaymakam Şafak Gürçam Beyin de çok arzu etmesine rağmen mazereti olması sebebiyle gelemediğini öğrendik)
        ***
   Karasu`da verilen konserlerde halkımızın gösterdiği ilgiye rağmen Belediye Başkanının rağbet etmediğini, ilgi göstermediğini gördük. En azından gelenek haline getirilen Karasu Fındık ve Turizm Festivali`ni bu yıl layıkıyla yapmasını umuyoruz.                      
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 737