SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 11.12.2018

BAK TORUNUM


  “Biz Gençken, Karasu Şirin bir Karedeniz İlçesiydi. Gerçi bütün Karadeniz İlçeleri şirindi..!” diye torunumuza anlatırken, O bize demeyecek mi, “Nereye bakayım dedi, resim mi var, belge mi?”

   Karasu, 10 yıl önceki Karasu değil. 10 Yıl Önceki Karasu’yu merak edenler, GOOGLE’den tayyare bakışı görebilirler. Ne hikmetse, hiç değişmedi! Peki, 10 yıl sonra, bu günkü Karasu’yu görebilecek miyiz?

  Şenol Saka Arkadaşımızın Mikrolight uçaklarla çektiği fotoğraflar, belirleyici ve tarihi bir belge niteliğindedir. Bu fotoğrafların cd olarak ve resmi arşivlerde saklanması lazımdır. Hatta ve hatta her yıl aynı fotoğrafların tekrar çekilmesi, arşivlenmesi gereklidir. Zorunluluk değildir, ama 30 yıl sonra özlediğimiz eski Karasu’yu bulamayız, tıpkı şimdi özlediğimiz 30 yıl önceki Karasu Belediye Gazinosunu, kumsalımızı aradığımız gibi…

   Kocaali, Ortaköy Beldesi sular altında kalacak, Ortaköy ile ilgili tüm bilgilerimiz zamanla unutulacak. Şimdi, Ortaköy ile ilgili bir film çekilse, 2-3 yıl sonra sular yükseldiğinde devamı çekilse… Hiç olmadı, Belgesel nitelikli tanıtıcı bir film yapılsa…! Hadi onu da geçtik, bir yerel sanatçımız, bir klip çekse bu beldede… Yok mu öyle bedavadan meşhur olmak isteyen bir hemşerimiz! Hemen hepimiz gün gelecek, işte şurada kiraz yemiştik, diyebilecek!

   İstanbul’da, Taksim-Tarlabaşı Bulvarını yaparken benzer konu İstanbul basınında dile getirildi. Buraya bulvar yapılıyor, eski tarihi evler yıkılmadan bir film çekelim, denildi. Denildi de ne oldu, lafta kaldı! Koskoca Bulvar, eski tarihi yok etti!

  Ortaköy’ün istimlak edilmesi birçok vatandaşı zengin etti. Fındık Bahçelerini 7-8 kat fazla bedelle sattılar. Milyonerler çıktı ortaya. Gerçi şimdi Baraj kenarında kalan yerler dönümü 40 bin liradan müşteri buluyor, ayrı konu. Bu milyonerlerden 3-5 tanesi hiç mi bir araya gelip, dedelerimizin yaşadıkları yerler buralar, diye filme aldırmaz!

   Ararsınız 20 sene sonra bugünkü Ortaköy’ü. O zaman da suya dalarsınız da görürsünüz ananızın ahırını...!

                                          BENİ TAKİP EDİN

   “Ben demiştim” demek istemiyorum. Bazı konularda haklı çıkmak beni üzüyor. Mesleki birikimimiz ve tecrübelerimizle birçok konuda olabilecekleri, olması gerekenleri burada yazıyorum. Sırf kuru eleştiri değil benimkisi. Çözüm de öneriyorum. Bunun için de vatandaşlarımızın “Güzel yazmışsın, iyi bir konuya değinmişsin, haklısın. Seni dinleyen ya da yazdıklarına cevap veren oluyor mu?” gibi laf atmaları bana yetiyor. (Bazı dostlar da, eskiden daha sivrikalem yazıyordun, artık korkuyor musun, diye gaz veriyorsa da, kimseden korktuğumuz yok Allah’a şükür. Ortalık az durulsun, onun da zamanı gelir. Herkesin vurduğuna vurmak yazmaz bizim kitabımızda)

   Kanal ile ilgili defalarca yazdım. Kokusu dedik, pisliği dedik, balıkları dedik. Taşıma suyla değirmen dönmez. Vidanjörlerle su taşıyorlarmış, balıklar ölmesin diye. Hâlbuki biz cevabı çok önce yazdık. Kanalın akarına bir set yapılmalı, suyun belli bir seviyeden aşağı inmesi engellenmelidir. Bu sayede balıklar susuz ve oksijensiz kalmaz. Yukarıdan vidanjörle boşaltılan su aşağıdan akar gider.

   Balıkların sığ suda oksijensiz kalmalarını önlemek için de bir eczacı ile görüşmenin faydalı olacağını umuyorum. Suya nasıl oksijen yüklenilir, tüp ile mi, yoksa başka metotlar var mıdır? Ama kesin olarak taşıma su ile değirmen dönmez!

                                         KARIN GÜZEL İSE

   Ne işin var düğün evinde, düğün senin evinde, sen düğün evinde. Karın çirkin ise ne işin var cenaze evinde, cenaze senin evinde sen cenaze evinde.. diye bir deyiş var. Bunu, yaşadığın yer güzel ise, ne işin var başka yerde, diye değiştirelim.

   Karasulu hemşerilerimizden bazıları, özellikle zengin işadamlarımız ile parayı bulan hovarda dostlar,  tatil için Alanya’ya, Bodrum’a, Kıbrıs’a filan gidiyorlar. Döndüklerinde de Karasu’yu methede methede bitiremiyorlar. Gittikleri yer çok sıcak, kalabalık, gürültülü, pahalı vs vs… Karasu’daki kumsalı, güzelliği hiçbir yerde bulamıyorlar.

   Karasu’ya yazlığa gelenlerden dinledim; acaba nasıl bir yer diye Kefken’e gitmişler. “Yahu küçücük bir plajı var, doldurmuşlar insanları oraya… Üstelik her yer taş, kaya…” diye Karasu’yu methediyorlar. Hani gururlanmadım değil!

   Tabii, olumsuzluklar da var ve zaman zaman buradan dile getiriyoruz. Yeniden açıp ağzımızın tadını kaçırmayalım! Karın çirkin ise, güzelleşmeyi bilmiyordur. Ver az para bak, tanıyamazsın!

                       TEMEL İLE DURSUN

   Temel, sandalyede otururken, istemeyerek gaz kaçırmış. Anlaşılmasın diye de oturduğu sandalyeyi gacırdatmaya başlamış ki, sesi oradan geldi sansınlar. Bunu fark eden Dursun Temel’e seslenmiş; “Ula temel, hadi sesuni benzettun, kokisini nedeceysun?” 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1578