SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 25.06.2018

DENİZİMİZ HAZIR DEĞİL


Havaların ısınmasıyla ben de birçok kişi gibi denize girmeyi tercih ettim bu hafta sonu… Deniz hala pek soğuk... Özellikle dalgakıranların olmadığı yerde… Dalgakıranların olduğu yerde de bazen soğuk, bazen sıcak. Ama çok pis..!

   Denizin pisliği kumsalda başlıyor. Cam kırıkları, taşlar ve denizin karaya attığı odunumsu çöpler… Denizin içinde de pet şişe dahil, taş parçaları ve atıklarla dolu.

   “Denizdir, alıp götürür” denilerek denize atılan çöpler, demek alıp götürülmemiş! Buralarda akıntı az olduğu için, ne var ne yok, dibe çökmüş, ayna gibi parlıyor. Yosunlardan hiç bahsetmeyeceğim.

   Geçmiş yıllarda da denizin pisliğinden bahsetmiştim bu satırlarda. O zamanki Yönetimde bulunan Başkan yardımcısı, Kaynarca-Kandıra taraflarından bir kum temizleme makinesi kiralamış ve kalmayan kumsalımızı(!) bir nebze temizlemişti. Şimdi de o kum temizleme makinesine ihtiyaç var acilen. Kumsalımız genişledi çünkü.

   Ha, en önemli konu, Cankurtaranların işbaşı yapması için okulların tatil olması, ya da birkaç kişinin boğulması beklenmesin! En azında 2 kişilik nöbetçi Cankurtaran ve bir jet ski hazır bulundurulsun.  İnsan hayatından önemli bir şey yok çünkü.

    Karasu içinden ya da dışarıdan denize yüzmeye gelen insan, nerede soyunacak, giyinecek. Doğru dürüst bir soyunma kabinimiz yok. Millet, ya arabalarının içinde o dar yerde eziyet çekerek soyunacak, ya da kumsalda striptiz gösterisi gibi alenen… Havluya sarılıp da alet edevatı göstermeden soyunup giyinmeye çalışan insanlar da denizimizin bir ayrıcalığı mı yoksa..! Hani Karasu’dan başka plajlarda pek rastlayamıyoruz da… Tabii soyunma kabini kadar görevli emanetçi de eksik. Millet, nesi var nesi yoksa güneşlendiği havlunun yanındaki çantaya koyup öyle giriyor denize.

   Duş olmaması da denizimizin en büyük ayıplarından… Denizden çıkan bir insan, üzerindeki tuzu, tozu nasıl temizleyecek. Halka açık bir duşumuz bile yok, 7 kilometre kumsalı olması ile övündüğümüz denizimizde.

   Bazıları WC var derse de, denizden kalkıp o WC’ye kaç kişi gelir. Hem denizden uzak, hem de ücretli… Üstelik çok sık da değiller. Ayrıca ne zaman kullanıma hazır hale gelirler belli değil. WC ihtiyacınız mı var, en iyisi denize sal gitsin. Nasılsa dönüp dolaşıp aynı yere gelecek, çünkü arıtma tesisimizden hala bir haber yok!

   Bu yazdıklarım, 50 yıl önce düşünülüp uygulanmış. Wc, kabin, emanetçi, deniz kenarında halatlara bağlı cankurtaran simidi ve hatta kiralık mayo bile vardı. İnsan düşünüyor ki, şimdi bunlar teknolojiye ayak uydurmuş şekilde daha bir modern dizayn edilmiş olsun.

   Denize gelen insanlar, eğlenmek de isterler haliyle. Akşamları ailelerini alıp gidecekleri bir çay bahçesi, müzik dinleyecekleri salonlar, tepinip oynayabilecekleri diskolar olsun. Antalya Bodrum, bu sebeple tercih edilmiyor mu? Kumsaldaki çay bahçelerinin tamamına yakını yıkıldı. Açık hava çay bahçeleri ile idare edeceğiz.

   Karasu deyince birçok kişinin aklına hala yıkılan Belediye evleri ve Özsu tesisleri geliyor. Halen faaliyet gösteren Neşe Çay bahçesi, tatile gelen ailelerin tek eğlence merkezi, o da topun ağzında. Yaz gelmeden bile birçok kişi orda sahne alan sanatçıyı, Çağla’yı soruyor. Yasalar buranın yıkılmasını istiyor ancak burası da yıkılırsa, İlçemizin kalan tek eğlence merkezi de bitmiş olacak. Siyasiler, ne buraya bir yasallık kazandırabildi, ne de buna alternatif olabilecek başka eğlence merkezleri yapılabildi.

   Deniz, aynı zamanda tatil demektir. Eğlence yerleri kapatılırsa, insanlar nerede tatil yapacak? Kaybettiğimiz yabancı turistler gibi, yerli turistleri de kaçırmayalım.

                                   KARAYOLLARI ÖYLE İSTİYOR!

   Demokrasilerde halk ister, kurumlar da halkın isteği doğrultusunda hizmet eder. Bizde ise kurumlar karar alır, halk buna uymak mecburiyetindedir!

   Dörtyol ile Çağdaş fabrika arasında, denize sapan bütün yollar kapatıldı. Mesela 100. Yıl İÖO’na (yeni adı Yalı İlkokuluymuş, Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlığı prim yapıyor ya!) gitmek isteyen bir sürücü, önce Dörtyol ya da Çağdaşın ordan denize sapması gerekiyor. Ya da herkesin yaptığı gibi, Jandarmanın karşısındaki o küçük refüj boşluğundan karşıya geçip, Petrole kadar ters yoldan gidecek!

   Haydi biz halk, hakkımızı istemeyi ve aramayı bilmiyoruz, O bölgede oturanlar, okul Müdürü ve öğretmenler, veliler, Petrol Ofisinin sahipleri… Sizler de mi birer dilekçe yazıp “yolumuzu açın” diyemiyorsunuz?

   Haydi şimdi kapatın Jandarmanın karşısındaki refüjü de… Bize müstehak…!

                                      İLGİNÇ TESADÜF

   Karasu Kaymakamı Sayın Şafak Gürçam ile Önceki Karasu Kaymakamı Sayın Murat Duru, aynı anda Baba olmanın heyecanını yaşıyorlar. Başbakanın üç çocuk isteğini yerine getiriyorlar anlaşılan. Ben de bu satırlardan, “Allah analı babalı büyütsün, Vatana ve Ailelerine hayırlı evlat olmayı nasip etsin inşallah” diliyorum.

                                

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1470