SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 18.08.2018

Denizimizi istiyoruz


   Almanya`dan emekli olup Karasu`ya yerleşen annem diyor ki; “Oğlum, bu Belediye Başkanı deniz kenarına gelmiyor mu? Yazsana denizin ne kadar pis olduğunu! Bir daha kimse ona oy vermez ki!”
   Denizin pisliğini yazalım önce… 
   Kumsal pis, çöp kovaları yok! Yüzmeye gelenlerin attığı çöpler, denizin attığı çalı çırpı ve diğer çöpler, yıkılan yapıların kalıntılarını kim temizleyecek?
   Denizin içi ve kenarı taş parçası dolu. Kazara ayağın çarpsa, parmağını kırarsın. Bu taşların toplanması için bir seferberlik yapılmalı.
   Soyunacak-giyinecek kabin yok! İnsanlar ya striptiz yapar gibi milletin ortasında soyunacaklar, ya da arabalarında soyunup yoldan denize kadar mayoyla gelecekler.
   Sudan çıkıp duş almak isterseniz, yok öyle bir duş. Hâlbuki daha 15 sene öncesine kadar vardı. Giyinmeden önce duş alır, kabine gitmek istemeyenler, etrafı çevrili duşun olduğu yerde bile üstünü değişirdi.
   Yüzen insanlar, WC ihtiyaçlarını nerde karşılayacaklar? Tek-tük olanlar için de bir tabela konulmalı ki, bulmak kolaylaşsın. Yoksa insanlar suyun içine hacetlerini giderecekler.
   Eskiden deniz kenarında elbise ile dolaşmak yasaktı. Zabıtalar hemen uyarırdı. Şimdi bakıyoruz da, elini kolunu sallaya sallaya gezip güneşlenen ve yüzenleri taciz edenler gırla gidiyor! Deniz zabıtaları atanmalı ve yüzenleri taciz edenleri ayıklamalı.
   Boğulmalara karşı her seneki önlem alınmış. Saniyelerin, hele dakikaların çok önemli olduğu boğulma anında kim nereye telefon edecek? Hani acil çağrı telefonları?
   İnsanların yüzdüğü alanlarda olta balıkçılığı yapılıyor. Ben şahsen oltaya takılmaktan korktum. Böyle bir şey olursa sorumlusu kim olacak?
   Ha, bir de dakka başı bağırarak geçen simit, gofret ve su satıcıları… Adam Gofret satıyor, bir yandan da bağırıyor; “Bağırtmayın beni, gofret geldi, alın işte!”
   Yeni bir şey istemiyorum, bize eski denizimizi geri verin.
ORTAKÖY`ÜN PATPATLARI
   Karasu sokakları adım başı patpat tabir edilen çekicilerle dolu… Çok da gürültü yapıyorlar. 
   Bir arkadaşım dedi ki, Ortaköy`den geldi bunların hepsi. Baraj olacak diye taşınanlar, patpatlarını da getirdiler. Burada ne tarım olur, ne de hayvancılık. Burası Şehir merkezi… Muhakkak ki ehliyet ve ruhsatları vardır ama artık rahatsız olmaya başladık. Biri bunlara durun desin! Şehir merkezide minyatür gürültü makinesinin ne işi var?
GÖZÜNÜZ AYDIN
   Bir arkadaşım bana dedi, “Gözün aydın” diye. Önce bir anlam veremedim. Sağ ol dedim gayri ihtiyari… Sonra sordum, neden…?
   Geçen hafta Facedeki sayfamda bir durum paylaşımı yapmıştım, “Saski, faturaları iptal et, bulanık akan sularımız için de biz seni affedelim…
   Faturalar iptal edilmedi ama su faizleri kaldırıldı. Üstelik takside de bağlanıyor. Gazete ve televizyonlarda yayınlanmış. Duymadım, detaylarını bilmiyorum ama Saski`de çalışan bir Karasulu hemşerimizden, yani sağlam yerden tüyo…
   Hadi gene iyisiniz…
   Bir de suyun litresi daha makul seviyelere çekilse…
YAZLIKÇILAR
   Okullar tatil edilir edilmez ilçemizin nüfusu hızla artmaya başladı. Bu da yanında birçok külfeti getirdiği gibi, devletin hizmetleri aksamaya başladı. Mesela güvenlik, mesela elektrik ve su kullanımı…
   Benim şikâyet edeceğim husus bunlardan farklı.
   Yazlığa gelen ailelerden bir kısmı, çocuklarına karne hediyesi olarak pet-shoptan köpek satın alıyor. Bir yaz boyu köpeğiyle oynayan, arkadaş olan çocuklar ve aileleri, geri dönerken o köpekleri sokaklara bırakıyorlar.
   Tabii o köpekler de bir can ve sokaklarda gelişigüzel terk edilmiş bir şekilde dolaşmaları birçoğumuzu rahatsız ediyor. Zaten bizde yeteri kadar var!
   Bunların aşıları yapılmış mı, kimlikleri var mı? Kısırlaştırılmış mı?
   Köpek için daha da önemlisi, karınlarını nasıl doyuracaklar?
   Her ilçede köpeklerin kulaklarına takılan küpelerin rengi farklı... Karasu için kırmızı mesela. 
   Ben diyorum ki, sahipli köpeklere de bir kimlik verilmeli ve kulaklarına küpe takılmalı. Daha küçük ve estetik olan küpelerde o hayvan ile ilgili tüm bilgiler bulunmalı, sahibinin adı dahil... Tıpkı büyükbaş hayvanlarda olduğu gibi… Öyle olunca hayvanı terk edip gidenden de hesabı sorulur. Onlar basit bir oyuncak değil, can taşıyorlar. İnsanlar gibi de psikolojileri bozulabiliyor.
GARANTİ BANKASI
   Pazartesi günleri nüfusumuz kalabalıklaşıyor. Tabii bankanızın hizmet vermesi de zorlaşıyor bu durumda. Üstelik haftanın ilk mesai günü ve yazlıkçılar da gelmiş.
   Sıra alan müşterinin işi gücü var ve kendisine sıranın ne zaman geleceğini bilmesi ya da yaklaşık kestirebilmesi lazım. Sırası gelen müşteri numaraları; 206, 309, 699, 433, 115…. Neredeyse her müşteriye ayrı bir numara veriyorsunuz. Tamam, daimi müşterinize ayrıcalık tanıyor olabilirsiniz ama tombala çeker gibi de karışık olmaz ki bu işler. 
   Müşteriye biraz saygı lütfen!
   Ha bu arada ATM`lerinizin sayısını artırın, insanları kuyrukta bekletmeyin!
                                
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 876