SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 23.06.2018

Gül gibi, ama...


   Dünyanın en güzel coğrafyasında yaşıyoruz, gerek Karasu, gerek Türkiye… Havası gül gibi, denizi gül gibi, toprağı gül gibi, insanı gül gibi…
   Peki diken olan ne?
   Karasu`nun göbeğine dikmişiz muhteşem Belediye binasını… Sabah işe gelen personel, henüz ısınmayan kalorifer sistemi sebebiyle yüklenince elektrik sobalarına, trafo taşımıyor tabii… Belediye ve çevresi elektrik arızası yüzünden haftaya kötü başlıyor. Sobaların yüzünden kalorifer sistemi de çalışmıyor, bilgisayarlar da tabii. Kötü bir hafta başlangıcı… (Bütün Karasu doğalgaza geçti, Doğalgazı Karasu`ya getirmekle övünen belediyemiz hala ayak sürtüyor. Neymiş efendim, tesisatı döşeme işinin 160 bin lira maliyeti varmış. Şimdilik bu para tedarik edilmeye çalışılıyor. Ben asıl doğalgaz döşenince Belediyenin ödeyeceği faturayı düşünüyorum. (Doğalgaz Sedaş gibi değil, hemen keser valla!)
   Plaj caddesi gül gibi… Palmiye ağaçları altında Akdeniz iklimi görüntüsünde Dörtyol ışıklara yanaşıyoruz. Aa, o da ne, trafik lambaları da elektrik arızasından nasibini almış, çalışmıyor. Dört istikametten gelen araçları da hesaba katarak karşıya geçtik ama kaza olmaması mucize. Hani eskiden bu tür kavşaklara polis dikerlerdi trafiği yönetmesi için. Tam da trafik polisini aradı gözlerimiz. Sanırım kaza olmasını bekliyorlardı oraya gelmek için.
   Jandarma`nın karşısındaki ara çıkış kapatıldı ama etrafına uyum yok, hilkat garibesi gibi… Sanki yoksulluğumuzu bağırıyor. Yahu buraya bir kamyon toprak döküp az şekil verin de çevreye uyum sağlasın…
   Çağdaş`ın arkasına, Kocaali tarafına derin bir çukur kazdılar. Sebebini ben biliyorum, bilmeyenler için söyleyeyim, Cami yapılacak.  Projesi yok, ruhsatı yok. Hatta dernek ve başkanı dahi yok. Ama çukuru var. Ne etrafında bir güvenlik şeridi var, ne bir işaret. Yarın buraya bir araç düşer, bir çocuk boğulursa, ancak o zaman fark edilir o devasa çukur!
   Gül gibi denizimiz var. Ama kenarındaki kum yığınlarını aldık, taşıdık, sattık, düzelttik. Denizin önündeki engeli kaldırdık. Deniz az kabarıp içerlere doğru gelince feryat figan bağırıyoruz, Karasu sular altında kalacak, diye. Aldığımız kumların sebep olduğu zararı yine biz ödüyoruz, denize dalgakıran yapıp, dalgakıranların önüne de taş-kaya parçaları dökerek. Bakirliğini alıyoruz elinden. Ve hala akıllanmayıp Küçük Karasu ve Kuyumculu tarafında devam ediyoruz deniz kenarından kum almaya. Bazı duyarlı vatandaşlar sağa sola şikayet etmeye yeltenince de, “Hop, size ne oluyor, Jandarmanın haberi var, Muhtarın haberi var” cevabını alıyor. Yani akıllanmıyoruz. İstiyoruz ki, deniz bu bölgede de karaya doğru gelsin, denize burada da dalgakıran yapalım! 
   Eskiden Mal Müdürlüğü, Milli Emlak Müdürlüğü yüklü cezalar keserlerdi, denizden kum alana. Sanırım artık alışıyoruz, “Anamı zorla öpen kadı, kime şikayet edelim!”
   Gecenin geç bir vakti, bam-güm sesler geliyor bulvarın kenarındaki apartmandan. Ula binanın duvarını yıkıyorlar, hem de hiçbir emniyet tedbiri almadan. Balyozla yıkılan duvardan düşen tuğlalar, o sırada aşağıda yoldan geçen birinin kafasına düşse, ölmesi işten değil.
   Apartman dedim de, merkezde 5-6 katlı yapılar, hem de halkın yoğun olduğu yerlerde, terk edilmiş bekliyor-lar. Zemin kattaki dükkanlar gül, üst katlar diken misali! Kiminin sahibi ölmüş, kimi sık sık değişen imar mev-zuatına takılmış. Harabe olmuş harabe...
   Gül gibi hastanemiz var, yeni yapılan. Henüz taşınmadı ama eskisi de fena değildi hani. Yahu küçük bir kesiği, yarayı dikecek, dikiş atacak teknisyen yok! Hafta içi koridorlarda adım atacak yer yok, kalabalıktan. Sağlam insan girse, o oksijensiz hastalıklı ortamda sağlam çıkması mucize…
   Stat yapıldı Karasu`ya gül gibi. Yapıldı dediğim, lafın gelişi. Ufak tefek tadilatlar… Çim halı ve deri kaplı şeref trübünü…. Şeref trübününden kale gözükmüyor kale! Tam önüne koymuşlar yedek kulübesi kabinini… Geçen hafta da yazdım, bu hafta düzeltirler sandım ama, nerde….! Gençlik ve Spor İlçe Müdürü, hadi maçlara gelmiyor, yapılan inşaatın geçici kabulüne de mi gelmiyor? Nazarlık mı yoksa o kabin orda? Yoksa her şey tamam da, dikeni mi eksik diye düşünüldü!
   Bir temel açıldı çarşıda, merkezde. Etrafını da çevirdiler, emniyet tedbiri olarak. Bakıyorum, ne demir var ne usta. Şimdiden su toplamaya başladı. Bir zaman sonra o su tehlikeli hale gelecek ve etrafındaki toprağı eritip yıkacak. Bir an önce temelin atılması lazım. Görünen hiçbir hazırlık yok!
   Öğretmenler gününü kutladık, gül gibi… Öğretmenlerimizin % 80 bankaya borçlu. 350 bin öğretmen atama bekliyor. Öğretmenlerin yarısı geçinebilmek için ek iş yapıyor. Emekliliği gelen birçok öğretmen geçinme korkusundan emekli olamıyor, ek ders ve ek ödeneklerden ancak geçiniyorlar çünkü. Çoğu yoksulluk sınırında yaşıyor. Örgütlenme hakları yok. Düşüncelerini özgürce dile getirme hakları yok. Az sivrileni hemen sürüyor-lar. Ama olsun, kutladık ya, gül gibi.
   Artık şehit haberleri de gelmiyor, gül gibi memleket. Çaktırmadan bölünüyoruz sanki. Ne çaktırması, haykıra haykıra, böğüre böğüre bölünüyoruz. Bu diken acıtır be…
   Torba yasa çıktı, vergi affı geldi gül gibi... 30 Kasım son gün. Çoğumuzun parası yok ki, taksitlendirme yapalım. Parası olup taksitlendirme yapmak isteyenler de 30 Kasım son günü bekliyoruz. Son günü bekliyoruz ki, 
hep birden yığılalım da, süre uzatılsın gül gibi…
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1224