GÜNCEL HAYAT


Afet kre­di­si: Bu sefer eleş­ti­ri değil, ciddi ola­rak öne­rim şudur; Bu pa­ra­nın büyük kısmı, şöyle ya da böyle Ka­ra­su için har­can­dı. Şa­ibe­si, usul­süz­lü­ğü, ödeme şekli, ye­rin­de har­ca­nıp har­can­ma­dı­ğı filan gibi ko­nu­la­rı bir yana bı­ra­ka­lım. Adı ne bunun, Afet kre­di­si. Fark­lı amaç­lar için kul­la­nıl­mış olsa da, ak­si­ni iddia eden yok!
Ka­ra­su il­çe­si­nin ba­şı­na bir afet gel­miş ve acil ola­rak kredi çekip bu afeti ve afe­tin ge­tir­di­ği za­ra­rı kar­şı­la­mı­şız! 
Yani, il­çe­mi­zin ba­şı­na bir fe­la­ket gelse o fe­la­ke­ti biz kendi ba­şı­mı­za mı sa­vuş­tu­ra­ca­ğız! Dev­le­tin Çevre ve Şe­hir­ci­lik Ba­kan­lı­ğı’na bağlı Afet İşleri ne için var?
Şimdi, Be­le­di­ye Baş­ka­nı ve onu oraya ge­ti­ren par­ti­li­ler, Ka­ra­su hal­kı­nın ba­şı­na sar­dı­ğı­nız 45 mil­yon­luk borcu te­miz­le­mek için il­gi­li ba­kan­lık­la­rı do­la­şıp afet bor­cu­nun ip­ta­li­ni sağ­la­ma­nız ge­re­ki­yor. Bunu yapın ki, hal­kı­mız yüklü bir borç ödeme kül­fe­tin­den kur­ta­rın. Yoksa önü­müz­de­ki dönem be­le­di­ye­nin tüm ge­lir­le­ri geri ödeme tak­si­ti­ne gider ve zaten bozuk olan yol­la­rı­mız ya­pıl­ma­yıp hiz­met de ala­ma­yız!
Çin­gen Tur­gay: Bütün Ka­ra­su­lu­la­rın ta­nı­dı­ğı Tur­gay, (Çin­gen de­me­den ta­nın­maz) öldü. Bul­var­da ça­lar­ken kim­se­nin dönüp yü­zü­ne bak­ma­dı­ğı Tur­gay ölün­ce, hemen her­ke­sin yü­zün­de üzün­tü ve­ri­ci ifade oluş­tu, “Yaa..!” 
Ko­vul­ma­ya­ca­ğı­na inan­dı­ğı bir kenar bulup orada sa­na­tı­nı icra eden sokak sa­nat­çı­mız, din­le­yen­le­rin ve istek is­te­yen­le­rin ver­dik­le­ri 1’er li­ra­lar­la ge­çi­nir­di. Bil­di­ğim ka­da­rıy­la da kim­se­ye za­ra­rı ol­maz­dı. 
Öl­dü­ğü­nü du­yun­ca şunu dü­şün­düm; “Keşke saz çal­ma­yı diğer Roman ço­cuk­la­ra da öğ­ret­sey­di!” Malum, O gurup sazla çen­giy­le haşır neşir ol­ma­yı sever.
Dü­şün­ce­mi söy­le­di­ğim bir abi­miz şu ce­va­bı verdi, “Merak etme, onlar çal­ma­yı bi­li­yor­lar!”
Sen çok yaşa Eray: Sa­hil­de, Şaban Ho­ca­mı­zın kendi so­ya­dı­nı ta­şı­yan Eray Kafe’de okey oy­nu­yo­ruz. Oyun­da, iki de abi­miz var, ad­la­rı­nı de­me­ye­yim. Biri gar­son­dan su is­ti­yor, di­ğe­ri de is­ti­yor. 5 Da­ki­ka sonra di­ğe­ri is­ti­yor, be­ri­ki de is­ti­yor. Bu 5 da­ki­ka­da bir 2 su is­te­me olayı pe­ri­yo­da bağ­la­nı­yor. Tek­rar 2 su is­ten­di­ğin­de gar­so­nun sesi ge­li­yor, “Su bitti abi..!”
Şaban Hoca yan­dan ses­le­ni­yor; “Biter tabii, sa­bah­tan beri iki kova su iç­ti­niz” Tabii, kah­ve­de bu­lu­nan her­kes ma­ka­ra­la­rı ko­yu­ve­ri­yor.
Tak­vim­ler: Es­ki­den, sa­at­li ma­arif tak­vi­mi vardı. Bir tak­vim­de ara­dı­ğı­mız her şeyi bu­lur­duk. Arada fık­ra­lar da olur­du. Hatta ço­cuk­lu­ğum­da o tak­vi­min ar­ka­sın­da­ki bütün fık­ra­la­rı oku­du­ğu­mu ha­tır­lı­yo­rum. 
Şimdi kimse tak­vi­me para ver­mi­yor. Rek­lam amaç­lı da­ğı­tı­lan tak­vim­ler­de de ta­nı­ma­dı­ğı­mız bil­me­di­ği­miz ve sözde uh­re­vi özel­lik­le­ri bu­lun­du­ğu ki­şi­le­rin ha­yat­la­rı ve veciz söz­le­ri yer alı­yor. Me­se­la, bu ya­zı­la­rı ya­zar­ken ko­par­dı­ğım 2 yap­rak­tan bi­rin­de “Muh­yid­din ibnü’l-Ara­bi’nin (k.s.) Kabri” ve di­ğe­rin­de “Zerre Mik­ta­rı Hayır ve Şer”, al­tın­da da (Kas­tal­la­ni) (Bey­ha­ki) gibi isim­ler var… Sı­ra­dan in­sa­nı­mı­zı il­gi­len­dir­me­yen bu iki baş­lık ve yüz­ler­ce­si baş­kö­şe­ye as­tı­ğı­mız tak­vi­mi­mi­zin her say­fa­sın­da… 
Ne­re­de benim yemek ta­rif­le­ri, ne­re­de benim il­ginç bil­di­ler, ne­re­de benim ta­ri­hi bil­gi­ler ve Türk kah­ra­man­la­rım? Anek­dot­lar, nük­te­ler, günün ta­ri­hi ne­re­de?
Ço­cuk­la­rı­mı­zın gün­cel ha­ya­tı ta­nı­ya­ca­ğı ve her gün özüm­se­ye­ce­ği fen bi­lim­le­ri, ast­ro­no­mi ne­re­de?
İlle­ri­mi­zi düş­man iş­ga­lin­den kur­tu­luş ta­rih­le­ri, önem­li gün­ler nerde, kim söy­le­yecek bize?
Varsa yoksa Arap­lar ve Be­de­vi kül­tü­rü..!
Ben, Sa­at­li Ma­arif Tak­vi­mi­mi geri is­ti­yo­rum ar­ka­daş.
AKP’liye Ceza: Gün­de­min re­fe­ran­dum ol­du­ğu gü­nü­müz­de, yine bir CHP’li ar­ka­da­şı­mız, AKP’li ar­ka­da­şı­mız­la tar­tı­şı­yor. CHP’li ar­ka­da­şı­mız, “Geçen dönem de evet de­di­niz, darbe oldu. Döviz fır­la­dı, tu­rizm çöktü, iş­siz­lik arttı, terör arttı, savaş ka­pı­da. Bari bu sefer hayır deyin de re­ji­mi ko­ru­ya­lım.” Kar­şı­dan olum­suz cevap alın­ca da he­pi­mi­zi gül­dü­ren şu ce­va­bı verdi; “Eğer evet çı­kar­sa, ben de bir da­ha­ki dönem İspir’e oy ve­re­ce­ğim. Size ve­ri­lecek en büyük ceza bu. Siz böyle ya­şa­ma­ya alı­şık­sı­nız, aynen devam edin. Ben mi kur­ta­ra­ca­ğım sizi…”
Tra­fik: Şu an il­çe­mi­zin en önem­li so­ru­nu bu, oto­park. Bu­ra­da küçük pa­rag­raf açıp ge­çiş­ti­ri­lecek kadar hafif değil. Dün, tek yön olan mi­ni­büs yo­lun­dan ge­çer­ken, sağlı sollu park eden araç­la­rın ya­nın­da sol ta­raf­ta ikin­ci sıra park oluş­muş­tu. O kadar rezil bir gö­rü­nüm­dü ki, adeta sa­hip­siz­li­ği­mi­zi sim­ge­le­yen en önem­li gös­ter­gey­di. Ben­zer durum Ga­ran­ti Ban­ka­sı’nın önün­de de var. Ben­zer durum, Ter­mi­nal ile Zi­ra­at Ban­ka­sı ara­sın­da da var. 
Yani işin özeti, park so­ru­nu artık açık açık ken­di­ni his­set­ti­ri­yor. Araç­la­rı­mı­zı park ede­ce­ği­miz yer yok!
Ve biz, il­çe­mi­zin tek park alanı, Pa­zar­ye­ri ya­nın­da­ki park ala­nı­na cami yap­ma­yı tar­tı­şı­yo­ruz! Pa­zar­ye­ri­ne katlı oto­park ya­pa­rak şehre bir nefes al­dır­mak ye­ri­ne cami ya­pa­rak o alanı da kö­relt­mek, ya­ra­ya tuz biber ekmek olur.
Şişe top­la­ma: Ka­ra­su Be­le­di­ye­si amb­le­mi olan bir cam ma­mul­le­ri atığı ku­tu­su kon­muş bul­va­ra. Sos­yal med­ya­da haf­ta­nın ko­nu­su oldu tabii. Bir ri­va­ye­te göre, bu­ra­da top­la­nan şi­şe­ler­le İller Ban­ka­sı’ndan alı­nan 45 mil­yon­luk afet kre­di­si­nin tak­sit­le­ri öde­ne­cek­miş! Gül­me­yin, gör­dü­nüz peşin pa­ra­yı tabii!
Ciddi ko­nuş­mak ge­re­kir­se, ince dü­şün­ce ama yeri yan­lış! O böl­ge­de pek şişe ha­re­ket­li­li­ği yok! Ger­çek­ten atık şi­şe­le­rin top­lan­ma­sı dü­şü­nü­lü­yor­sa, iç­ki­li eğ­len­ce yer­le­ri ve özel­lik­le ga­zi­no­lar böl­ge­si bu iş için daha an­lam­lı ola­cak­tır. Hatta öyle ki, hemen her gün bo­şal­tıl­ma­sı bile ge­re­ke­bi­lir.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 761