GÜZEL ŞEYLER


   Öyle kötü iki hafta ge­çir­dik ki, güzel şey­le­re has­ret kal­dık. Ben de siz­le­re güzel şey­ler­den bah­set­mek is­ti­yo­rum ki, içi­miz­de­ki gam ka­sa­vet git­sin. Zaten ga­ze­te­yi eli­ni­ze al­dı­ğı­nız­da içi­niz ka­ra­ra­cak, bir de ben ka­rart­ma­ya­yım!
   Bun­lar da geçer dedi ya Dev­let Baş­ka­nı­mız, onun için biz­le­re yani va­tan­daş­la­ra çok iş dü­şü­yor. Her bir olay­dan bir ders ala­lım ve güzel şey­ler­den bah­se­de­lim. 
   Me­se­la fın­dık... Para et­mi­yor ve bir İtalya’nın in­sa­fı­na terk edi­li­yo­ruz. Hemen her ko­nu­da bir demeç veren hü­kü­met, ne­den­se "fın­dık" de­me­ye kor­ku­yor! Sa­nır­sı­nız ki bir sihir var ve o ke­li­me­yi edin­ce sihir kay­bo­la­cak! Efen­di­ler, TİGEM`i örnek alın. Ne yap­tı­lar özel­leş­tir­me son­ra­sı, bütün fın­dık ağaç­la­rı­nı söküp ye­ri­ne meyve dik­ti­ler. Siz de öyle yapın. Sökün bütün ağaç­la­rı, me­se­la de­ve­ci ar­mu­du dikin. Bir ta­ne­si bir ki­lo­ya yakın ve ne­re­dey­se fın­dı­ğın yarı fi­ya­tı. Ama bunu ya­par­ken bir zi­ra­at mü­hen­di­sin­den, İlçe Ta­rım­dan görüş alın. Hatta TİGEM` in mü­hen­dis­le­ri bile bu ko­nu­da eği­tim ve­ri­yor bil­di­ğim ka­da­rıy­la..
   Geyve ve Pa­mu­ko­va böl­ge­sin­de hiç fın­dık yok gibi... Ama ye­tiş­tir­dik­le­ri üzüm, ayva, elma, man­da­li­na ve por­ta­kal, ka­yı­sı, kiraz gibi mey­ve­ler, hemen her cins seb­ze­ler­le gayet güzel ge­çim­le­ri­ni sağ­lı­yor­lar. Bizim top­rak­la­rı­mız da ve­rim­li. Biz neden yap­ma­ya­lım.
   Geyve olmuş kiraz ya­ta­ğı ne­re­dey­se. Bir de hal­le­ri var ki, envai çeşit kiraz bu hale ge­li­yor ve alı­cı­sı­nı bu­lu­yor. Sa­de­ce hal mi? Köy­ler­de top­la­nan seb­ze­ler, ak­şa­ma doğ-ru köy mey­da­nı­na ge­ti­ri­li­yor ka­sa­lar­la. Alıcı ve sa­tı­cı bir­bi­ri­ni bu­lu­yor ara­cı­sız. Ne Fer­re­ro var, ne de onun gi­bi­le­re ih­ti­yaç...
   Pa­zar­te­si günü Ka­ra­su pa­za­rı­na gelen köy­lü­le­rin önün­de­ki meyve ve seb­ze­le­re bir bakın hele. Peki, bunun sa­tı­şı­nı her güne ya­ya­maz mıyız? Be­le­di­ye, Hal adı al­tın­da de­vam­lı bir köylü emeği satış nok­ta­sı ku­ra­maz mı kent mey­da­nı­na yakın bir yerde. Hadi seb­ze-mey­ve ikin­ci plan, yahu fın­dık ca­nı­mız is­te­se, satın ala­ca­ğı­mız bir satış ofisi yok.  Ka­buk­lu fın­dık, iç fın­dık, kav­rul­muş fın­dık, şe­ker­li fın­dık... 
   Bul­sak, kent dı­şın­da­ki ah­bap­la­rı­mı­za bile gön­de­re­ce­ğiz de o bile eksik! (Fis­ko­bir­lik’in böyle bir dü­şün­ce­si var diye duy­dum, uma­rım kendi ürü­nü­mü­zü daha uygun fi­yat­lar­la yi­ye­bi­li­riz.
   Ka­ra­su İlçe­mi­zin ta­nı­tı­mı için as­lın­da çok daha güzel bir fır­sat var eli­miz­de. Ne de­ni­ze ben­zer, ne fın­dı­ğa. Yıl­lar önce kent mer­ke­zi­ni fu-huş ba­ta­ğın­dan kur­tar­mak için eğ­len­ce sek­tö­rü­ne ayır­dı­ğı­mız bir göl­ler böl­ge­si var ki, pat­la­ma­ya hazır bir po­tan­si­yel ola­rak du­ru­yor orda. Gerçi ne imar dü­zen­le­me­si var, ne de çevre... Yol­la­rı bile top­rak ve çu­kur­lar için­de. 
   Üs­te­lik iş­le­ten­le­rin çoğu da bizim ço­cuk­lar, yani Ka­ra­su­lu... Dört mev­sim, hemen her gece bin­ler­ce li­ra­nın dön­dü­ğü yer... Adı olmuş ba­tak­ha­ne. Belki de bu ha­liy­le ter­cih edi­li­yor­dur, bi­le­me­yiz ama…
   Bu­ra­nın yol­la­rı­nı as­falt­la­ya­lım. Ay­dın­lat­ma­yı ve çevre dü­zen­le­me­si­ni de ya­pa­lım. Asa­yi­şi ve in­san­la­rın güven için­de eğ­len­me­le­ri­ni sağ­la­mak için de bir polis kont­rol nok­ta­sı ya da dev­ri­ye ko­ya­lım. Çok da mü­da­ha­le et­me­ye­lim, han­gi­sin­de kadın var, han­gi­sin­de­ki ya­ban­cı ka­dın­la­rın ça­lış­ma izni var diye...    Ama ke­si­len fa­tu­ra­la­ra mu­hak­kak ba­ka­lım. O fa­tu­ra­lar­da %5 gar­so­ni­ye ya­nın­da me­se­la bir %3 de be­le­di­ye payı ko­ya­lım. Me­se­la, giren çıkan araç­tan 10 lira oto­park veya iş­ga­li­ye ke­se­lim. Çok iş yapan yer, çok para öde­sin. 
   Bir düzen olsun me­se­la iş yer­le­rin­de. Sa­de­ce sey­ret­mek is­te­yen­le­rin ma­sa­sı­na dan­söz sa­nat­çı git­me­sin, bunun ye­ri­ne giriş üc­re­ti alın­sın müş­te­ri­den. Eğ­le­nen kişi, or­ta­la­ma ne kadar öde­ye­ce­ği­ni bil­sin. Fiks mönü menü olsun me­se­la, kişi başı yüz li­ra­ya eğ­le­ne­bil­sin is­te­yen. Aile ile gi­di­le­bi­lecek yer­ler, lo­ca­lar olsun me­se­la. İste­yen balık lo­kan­ta­sı gibi hiz­met ver­sin. Gün­düz de nö­bet­çi açık me­kân­lar olsun me­se­la...
   Sa­de­ce lo­kan­ta-ga­zi­no­lar değil, böl­ge­miz ka­za­nır. Ti­ca­ri taksi gibi de­ğe­ri artar her me­kâ­nın. Yemek, içmek ya­nın­da iş­siz­li­ğe de büyük öl­çü­de fay­da­sı olur. Ve hatta her iş­let­me­ci­nin bir Tu­rizm mes­lek Yük­se­ko­ku­lu me­zu­nun ça­lış­tı­rıl­ma­sı is­ten­se... Mar­ma­ra böl­ge­sin­de, "Haydi Ka­ra­su`ya gi­de­lim" de­nil­di­ğin­de, bi­lin­sin ki ra­kı-ba­lık ya­nın­da dans da edi­lip oy­na­na­cak. Ev­li­lik ve doğum gün­le­ri kut­la­na­cak. Gi­ri­şi bile ışık­lan­dır­ma­sıy­la cez­be­decek. Dev­le­tin kont­ro­lün­de gü­zi­de bir yer ola­cak!
   Me­kân­la­rın için­de tek tük var böyle kendi ki­şi­sel gay­ret­le­riy­le iyi bir şey­ler yap­ma­ya ça­lı­şan. Dev­let, sa­de­ce ken­di­si­ne düşen kısmı hal­let­sin yeter. Kim bilir, belki böy­le­ce yeni ve büyük bir gelir kay­na­ğı olu­şa­cak Ka­ra­su için, tu­rizm­den daha de­ğer­li...




Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 314