SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 25.06.2018

Halka hizmet parasız olmaz!


   Geçen hafta çok ilginç bir telefon aldım. Arayan kişinin Doğu Karadeniz üzerinde meskeni vardı ve asfalt olduğu için asfalt parası isteniliyordu. 
   Siyasete yakın olduğundan Doğru`dan Zeki Başkanın yanına gitmiş. “Siz neden para istiyorsunuz?”, demiş. O da, `Evet biz Doğu Karadeniz Caddesini asfaltladık ama para filan istemiyoruz”, deyince “Ama sizin adınızı kullanıyorlar, demiş. Elindeki para isteme kağıdı ve hangi maddeye göre istediklerini belirten yasayı gösterir belgeyi dayamış. 
   Zeki Başkanın cevabı; “İyi öyleyse, Karasu Belediyesi tahsil etsin, biz de onlardan tahsil ederiz”, olmuş!
   Belediyenin gözle görülür bir icraatı yok. Buna rağmen Büyükşehir Belediyesinin yaptığı asfaltın parasını istiyor gibi bir görüntü var ortada. Kaldı ki kendi yapacağı asfaltın parasını daha yapmadan istiyor!
   Hani desek ki, bütçesi müsait değil, hizmet veremiyor… Peki, 45 milyonluk ihale neden? Paran yoksa paran yok gibi davran. Borç alıp da ağalık mı yapılır? İhale iptal edilse, ne kaybederiz? 
   Yapılan ihale de “yol ve tretuar yapımı” diye geçiyor. Gerçekten yol ve tretuar yapılsa ama usulüne uygun… Kapalı kapılar arkasında pazarlık usulü değil! Afet varmış gibi Afet yasasına dayandırılmadan… 
   Göreve gelmeden, halka hizmet için geldiklerini söyleyenler, Önce akıllı şehir programını kurdular, kimin ne borcu olduğu bilinsin, atlanmasın, diye. Peşinden yollara park ücreti almaya başladılar. Şimdi de asfalt parası istiyorlar. 
   Hani bir dahaki seçimde hangi yüzle oy isteyecekler diye soracağım da… Bu sefer makarna ve kömürü biraz fazla dağıtmaları gerekecek!
                HESABA BAK!
   Geçen hafta gazetelerimizden birinin manşeti; “45 milyona evet diyerek 55 milyon kazandık” şeklindeydi. Sanırım muhalefet, Daha önce 100 milyon borçlanma yetkisi verdiği Belediyenin şimdi 45 milyonluk borçlanmasına evet dediği için kendini aklamaya, vicdanını rahatlatmaya çalışıyor!
   Mantık aynen şöyle; “Evin Hanımı, evin mobilyalarını değişelim diye 10.000 TL para istiyor. Kocası da, boş ver şimdi mobilyayı, al şu 4.500 Lirayı kendine ve çocuklara üst baş al diyor. Böylelikle 5.500 Lira kara geçiliyor!”
   100.000 TL`lik yetki ne için istenildi? Neden vazgeçildi? Yoksa yapılması planlanan afet yasası keşfini daha fazla şişiremediler mi? Ya da yapılması gereken bir hizmetten vaz mı geçtiler? Bu soruların cevabını kim verecek?
TUZLADAKİ TRAFİK LAMBALARI
   Düzelene kadar yazmalı. Deli Dumrul gibi, her geçeni sebepsiz durdurup bekleten lambalar, zaman ve yakıt tüketimine sebep olduğu için milli servetten ediyor. Ayrıca lambalar için harcanan enerji de cabası…
   Kavşağa yaklaşırken yanıp sönen bir sarı lamba var. İlerde kavşak olduğunu zaten ikaz ediyor. Sanki yandan gelen araç sayısı anayoldan gelen araç sayısına eşitmiş gibi… Gelen geçen söyleniyor, ayıptır yahu.
   Önce Karayollarını aradım, lambaları kaldırmak için. “Bizim yetkimiz de değil, Belediye bakıyor” dediler. 
   Karasu Belediyesinde en yetkililere sorduk, “Evet, bir ara faaliyeti durdurulmuştu, şimdi yeniden başladı. Söndürmeye teşebbüs ettik, başınız ağrır dediler, biz de vazgeçtik” cevabını aldık. Büyükşehir Belediyesine bağlıymış ve size bir tüyo, Meclis üyesi Hüdaverdi Bey ilgileniyormuş. Telefonunu bilen ve şikayetçi olanlar arasın.
   Hani aklıma şu da geliyor, Karapınar tarafında taşocağı işleten şirketin kamyonlarına yapılmış bir torpil olabilir mi? Yoksa başka da bir poha yaramıyor!
         AV TÜFEKLİ KATİLLER
   Eline tüfek alanın avcı olduğu ve uçana kaçana ateş ettiği bir memleketteyiz. 
   Önceki hafta yazdığım yazıya tepkiler oldu. Genellikle olumlu ve beni destekler şeklindeki tepkilerde, “Bırakın av hayvanını, Cennet kuşu dediğimiz ince kuş da yok. Nerede karabakallar, sığırcıklar, nerede serçeler, kuş yok kuş. Ayrıca kuşların üreyebileceği doğal alanları körelttik, yok ettik, inşaat yaptık.” diyor Celil Emecan. 
   Adapazarına giderken yol kenarında gördüğümüz tek kuş türü, Av arayan Doğan, Atmaca, Puhu,… Onlar da başka av arıyorlar, bulabilirlerse…
   Yine en dikkate alınacak tepki, bir doktor arkadaştan geliyor, “Kuşları avlayarak sinek, sivrisinek gibi hayvanların fazlaca üremesine sebep oluyoruz istemeden.”
   Acaba, sivrisinek istilasına uğramamızın en büyük sebebi, kuşların yok olması mı?
   Sadece avlayarak değil, fındık bahçelerine dökülen ot ilaçları, gübre ve ilaçlama ile sıkılan kimyasallar da yok olma sürecini hızlandırıyor.
   Bir arkadaşımız da soruyor, “Domuzlar, bir zararı olmadığı halde neden avlanıp öldürülür?” Cevap da belli aslında, içimizdeki katil ruh öldürüyor onları, yoksa biz hayvanları çok severiz! 
   
   
 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 684