SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 19.01.2018

Hoş geldiniz Müfettiş Bey


   Ka­ra­su Be­le­di­ye­si, İçiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı’nın gön­der­di­ği mü­fet­tiş ta­ra­fın­dan de­ne­tim ge­çir­iyor. De­ne­tim de, tah­min ede­ce­ği­niz gibi, 45 mil­yon­luk ihale… Bu­nun­la bir­lik­te diğer bazı ko­nu­lar hak­kın­da da so­ruş­tur­ma yap­tı­ğı tah­min edi­li­yor. 
   Halk­tan bir­çok kişi ön yar­gı­lı ola­rak, “İkti­dar kendi Be­le­di­ye­si­ne ceza ve­recek değil ya!” diye dü­şü­nü­yor. Ba­zı­la­rı da “Mü­fet­ti­şi de bağ­lar­lar” gibi ön yargı için­de.
   Ön­ce­lik­le şunu bi­li­yo­rum, Mü­fet­tiş­le­rin sı­nır­sız büt­çe­le­ri ve har­ca­ma yet­ki­le­ri var. Yani hiç­bir şe­kil­de pa­ray­la, malla mülk­le bağ­lan­ma­la­rı müm­kün değil. Ki, buna te­nez­zül edecek ki­şi­ler zaten o ma­kam­la­ra ge­le­mez, ele­nir­ler. 
   Önce Cihan Hoca ile ko­nuş­tuk, Be­le­di­ye ve Mü­fet­tiş ko­nu­su­nu. Cihan Hoca, Mü­fet­ti­şin Ka­ra­su Haber ga­ze­te­si­ni taraf görebileceğini söylemişti.
   Kamu gö­rev­li­siy­le rö­por­taj ya­pı­la­maz. Hele yolun ba­şın­da, ça­lış­mak­ta olan bi­riy­le. Bunu bil­di­ği­miz için, Hoş gel­din demek amaç­lı zi­ya­re­ti­ne git­me­yi dü­şün­düm. Bu dü­şün­ce­mi Cihan Hoca’ya da söy­le­dim, “Git bir şan­sı­nı dene is­ter­sen” dedi. Onun öyle de­me­si, ce­sa­re­ti­mi hep­ten kırdı. Ama ak­şa­ma doğru gidip git­me­di­ği­mi sor­ma­sı, is­te­ği­mi ar­tır­dı. 
   Çe­ki­ne­rek gir­dim oda­sı­na. Kar­şım­da yaşlı bi­ri­ni gör­me­yi bek­ler­ken daha genç biri çık­ma­sı şa­şırt­tı. Ken­di­mi ta­nıt­tık­tan sonra, hoş gel­di­niz di­ye­rek bu dü­şün­ce­mi söy­le­dim. 35 Ya­şın­da ol­du­ğu­nu söy­le­di. Gayet kibar ve şıktı. Kra­vat­lı insan gör­me­yi öz­le­mi­şim doğ­ru­su. Ben de kra­vat tak­ma­dı­ğı­ma utan­dım. Ko­nuş­tuk­ça baş­lan­gıç­ta­ki he­ye­ca­nım gitti. 
Rö­por­taj için gel­me­di­ği­mi, bunun zaten müm­kün ola­ma­ya­ca­ğı­nı ko­nuş­tuk. Çay söy­le­di. Bu da daha fazla soh­bet etmek vak­tim ol­du­ğu­nu dü­şün­dür­dü bana. Öyle ya, ak­şa­ma kadar bir odada tek ba­şı­na, bazen iki kişi de olsa sı­kıl­ma­ma­sı müm­kün de­ğil­di. 
   Araş­tır­ma yap­tı­ğı ko­nu­ya gir­mek is­te­me­dik. Ben de ön yargı oluş­ma­sı­nı is­te­me­di­ğim­den soru sor­ma­dım.  Med­ya­da, Ka­ra­su Be­le­di­ye­si hak­kın­da do­la­şan ha­ber­le­ri hal­kın adına so­ruş­tur­mak için orada ol­du­ğu­nu, ta­raf­sız bir şe­kil­de araş­tır­ma ve so­ruş­tur­ma yapıp ra­po­ru­nu Ba­kan­lı­ğa ve­re­ce­ği­ni, karar ver­me­si ge­re­ken ma­ka­mın Ba­kan­lık ol­du­ğu­nu ifade etti. Bi­li­nen ger­çek­le­rin dı­şı­na da çık­ma­dık zaten. 
   İkinci ve üçün­cü çay­la­rı söy­le­di­ğin­de artık daha rahat soh­bet ede­bi­li­yor­duk. Ne­re­de kal­dı­ğı­nı, ak­şam­la­rı ne yap­tı­ğı­nı filan ko­nuş­tuk. Öyle ya, ak­şam­la­rı çıkıp do­laş­mak, gez­mek, stres atmak gibi başka da ho­bi­le­ri ola­bi­lir­di. Ma­sa­nın üze­rin­de 5-6 dos­ya­yı gös­ter­di. Ak­şam­la­rı bile ça­lı­şı­yor­muş. 
   Çok ka­la­cak mı­sı­nız diye sor­dum. Çünkü daha ön­ce­ki tef­tiş et­ti­ği yer­ler­de 1,5-2 ay kadar kal­dı­ğı söy­le­ni­yor­du. “İşimi bir an önce bi­ti­rip git­me­yi dü­şü­nü­yo­rum” dedi. 
   Ka­ra­su’yu nasıl bul­du­ğu­nu sor­dum. Zaten de­ni­ze yakın bir otel­de ka­lı­yor­muş ve çok be­ğen­miş. Ote­lin çok temiz ol­du­ğu­nu, ken­di­si­nin de zaten te­miz­li­ğe özel­lik­le önem ver­di­ği­ni söy­le­di. (Ote­lin adını ya­zar­sam rek­la­ma girer, o yüz­den adı bende kal­sın!)
   Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­si­nin yap­tı­ğı par­kın gü­zel­li­ğin­den bah­set­tik. Vak­tin iler­le­di­ği­ni dü­şü­nüp mü­sa­ade is­te­dim. Çok­tan­dır bir dev­let ada­mın­dan gör­me­di­ği­miz ki­bar­lık­la “Es­tağ­fu­rul­lah” di­ye­rek ayağa kalk­tı ve mem­nu­ni­ye­ti­ni, tek­rar gö­rüş­me­yi um­du­ğu­nu ifade etti ve biz oda­dan çı­ka­na kadar otur­ma­dı.
   O güzel soh­be­tin key­fi­ne ken­di­mi­zi öyle kap­tır­mı­şız ki, ajan­da­mı­zı unut­mu­şuz. Ajan­da­yı alıp bana ulaş­tır­mak is­te­yen per­so­ne­le ver­me­ye­rek ajan­dam­da­ki özel ola­bi­lecek bil­gi­le­rin oku­na­bil­me­si­ni ön­le­mek gibi de bir ince dü­şün­ce sa­hi­bi ol­du­ğu­nu gös­ter­di.
   Sayın Mü­fet­ti­şe “Hoş gel­di­niz” di­yo­ruz ve kolay gel­sin di­lek­le­ri­mi­zi su­nu­yo­ruz. Yap­tı­ğı araş­tır­ma­nın da Hem Be­le­di­ye­mi­ze, hem de hal­kı­mı­za ha­yır­lı ol­ma­sı­nı di­li­yo­ruz.
AV­CI­LIK HAK­KIN­DA
   Av ya­sa­ğı baş­la­dı. Bu se­bep­le elin­de tü­fek­le av yapan bi­ri­ni gö­rür­se­niz hemen ihbar edin.
   Bu kö­şe­de domuz avın­dan bah­set­miş, bir kat­li­am ol­du­ğu­nu söy­le­miş­tik. Çünkü vu­ru­lan hay­van­lar, zevk için vu­ru­lu­yor, ye­nil­mi­yor­du. Hal­bu­ki İstan­bul’a, Hı­ris­ti­yan­la­rın bol ol­du­ğu böl­ge­ye gön­de­ril­se, iyi bir ti­ca­ret olur, hay­van­lar da leş ola­rak kal­maz­dı.
   Bunu bi­re­bir av yapan bi­riy­le ko­nuş­tuk. Do­mu­zun ki­lo­su­na zaten 6 lira ödü­yor­lar­mış. Tek sı­kın­tı, onu dağ­dan, ba­yır­dan çı­ka­rıp ara­ba­ya yük­le­mek­miş. “Dağda doğal or­tam­da ye­ti­şen do­mu­za zaten çift­lik­te­kin­den daha çok para ve­ri­yor­lar” dedi. “Hris­ti­yan­lar biz­den daha mı aptal” diye ek­le­di. Zaten Ka­ra­su­ya ge­ti­re­bil­se­ler bile domuz eti yi­yecek çok kişi ol­du­ğu­nu, bu­ra­da bile sa­tı­la­bi­le­ce­ği­ni söy­le­di. 200 kilo ile 400 kilo ara­sın­da de­ği­şi­yor­muş vur­duk­la­rı do­muz­lar. Yani bir domuz, bin ile iki­bin­beş­yüz lira ara­sın­da para edi­yor­muş.
Do­mu­zun daha çok Kay­nar­ca’dan iler­de­ki dağ­lar­da ol­du­ğu­nu söy­le­di. Köy­lü­ler il­lal­lah di­yor­muş ve av­cı­la­ra dua edi­yor­lar­mış. Domuz sü­rü­sü­nün ucu bu­ca­ğı yok dedi.
   En gü­ze­li ise, vu­ru­lan do­mu­zun le­şi­nin bir haf­ta­da diğer hay­van­lar ta­ra­fın­dan tü­ke­til­di­ği… Vu­ru­lan her domuz, çakal ve tilki gibi yaban hay­van­la­rı ta­ra­fın­dan tü­ke­ti­li­yor­muş. Yani bir yan­dan da vahşi ha­ya­tı des­tek­le­miş olu­yor­lar­mış.
   Daha gü­ze­li, domuz pe­şin­dey­ken Ka­ra­ca cinsi hay­van­la­ra rast­lı­yor­lar­mış. Avcı ile karşı kar­şı­ya kalan Ka­ra­ca, göz­le­ri­ni av­cı­ya diker, kı­pır­da­ma­dan ba­kar­mış. “Bir kız ço­cu­ğu gü­zel­li­ği var, kı­ya­maz­sın” dedi avcı ar­ka­daş. Zaten Ka­ra­ca gö­rül­dü­ğü zaman tel­siz­le bir­bir­le­ri­ne haber ve­ri­yor­lar, vuran olur­sa diye ana avrat küfür edi­yor­lar­mış.
   Av­cı­lı­ğın en güzel yanı ise, yan­la­rın­da ge­tir­dik­le­ri yi­yecek ve içe­cek­le­ri ateş ya­ka­rak pi­şi­rip ye­dik­le­ri za­man­mış. “Avcı demek, do­ğa­yı ve hay­van­la­rı sev­mek” de­mek­tir diye son­lan­dır­dı.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 661