SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 15.08.2018

Kaç postacı geliyor


   Eskidendi o, “Bak postacı geliyor, selam veriyor” diye sevinmeler. Şim-di postacı mektup getirmiyor. Onun yerine, Faturalar, Mahkeme evrakları ve trafik cezaları getiriyor.  Bu sebep-le postacının gelmesine pek sevine-miyoruz. 
   Daha da kötüsü olabilir mi?  Olabiliyor işte… Postacının gelme-sinden ziyade gelmemesi… Size gelen evrakı Muhtara bırakması…
   Sizi evinizde bulamayan postacı, tekrar gelmek yerine evrakınızı muhtara bırakıyor. Mesela, benim evraklarımı kızımın ofisine bırakıyor-du. Orada unuttuğum zaman, sıkıntı oluyordu. Bu sebeple eve bırakılma-sını istedim. Kızıma ve sekreterine tembih ettim, almayın diye…
   Bu sefer de eve getirmek yerine yine muhtara bırakmışlar!
   Muhtarın masası postacının bıraktığı evraklarla dolu... Çoğu da trafik cezası… Muhtara teslim edildiğinde sanki vatandaşa teslim edilmiş sayılan bir yasa var. Trafik cezalarında, 15 gün içinde öderse cezadan % 20 indirim var. 15 günü geçince de Aylık %5 zam… Muhtar, 10.000 kişilik mahalleye bakıyor. Tek tek mektupları ulaştırıp postacının görevini üstlenecek hali yok. Yani o postalar ha muhtara verilmiş, ha çöpe atılmış… 
   Siz siz olun, 15 günde bir muhtara uğrayın, evrakları karıştırın. Belki size de bir trafik cezası olabilir! Çünkü Muhtarın sizi arayıp postanızı ulaştırmak gibi herhangi bir sorumluluğu yok!
   Postacının görevini yapmasını gerekiyor, mektupları ya eve, ya da geri göndermeleri gerekir. Geri giderken de, “adres yanlış”, “evde kimse yok”, “kimse teslim almadı”, gibi not düşmeli. En azından gönde-ren kişi ya da makam, postanın ulaş-madığını bilir.
   Yasanın da değişmesi lazım… Muhtar devreden çıkarılmalı. Belediyelerde ya da postanelerde özel birim kurulmalı, kişilerin telefon ve internet ortamındaki adreslerine haber verilmeli. İletişim çağında iletişimsizlik…!
 DENİZİN DE İÇİNE
    Hafta sonu deniz o kadar pisti ki… Dayanamadım çıktım.
   Karasu`nun fosseptiği denize salınıyor ama Limanın mendireği sayesinde denizimiz tam kirlenmiyor. Fakat bu seferki pislik, tam da atık pisliğinin parçalanmış haline benziyor. Belki denizden kum çekilirken, belki de açıkta bir geminin sintinesini boşaltmasından oluştu, bilinmiyor. Eğer kirlilik sebebi, denizden kum alınırken plazmaların dipten kalkıp suya  karışması ve dalgalarla karaya vurması ise, yaz sonuna kadar denizden kum alınması engellenemez mi?
   Kumsalı kiraya veren, işletim hakkını elinde bulunduran Büyükşehir Belediyesinin denizleri temiz tutması da gerekir diye düşünüyorum.
   Denizden numune alıp mavi bayrak alınacaktı ya, insan sormadan edemiyor, sonuç ne oldu diye? Çünkü denizdeki denizanaları, denizin te-mizliği hakkında bilgi veriyordu. Denizanalarının ölü olması, denizin aşırı kirli olduğunu göstermiyor mu?
   Bir diğer konu, sık sık ambulans sesi duyar olduk. Boğulmalar artıyor mu ne? Bunun için bir önerim var, ambulans gelene kadar beklemek yerine, jetskilerle hastane hizasına kadar götürülemez mi? Oraya ambulansın gelmesi daha kolay olur.
   Esasında Denizin içine de Büyükşehir müdahale etmeli, hizmet üstlenmeli. 
      MOBESELER ÇALIŞIYOR MU?
   Sahilde bir kafede otururken, motor ve lastik sesleri geldi. Hızla bir araç geliyor diye düşünürken herkes ayağa kalkıp baktı, Şerman Pansiyo-nun önünde bir araç drift atıyor. Deniz tarafındaki trafik, drift atanın yolu tıkaması sebebiyle tıkandı. Defalarca atılan drift, kaza olacak diye yüreğimizi ağzımıza getirdi. Öndeki araçların yerine olmak istemezdim doğrusu… Doğan marka otomobille yapılan gösteri, belki trafiğe kapalı alanda yapılsa, heyecanlı bir gösteri olabilirdi. Araç, neticede 5-6 bin lira değerinde. Ama orada vuracağı diğer araçlar çok daha pahalı. Hele ya bir insana vursa, ya da kendi takla atsa…
   Araç, aynı şekilde manevralarla gösterisine son verip Büyükşehir parkına doğru hızla yol aldı da trafik açıldı. 
   Seyircilerden bazıları, kızgınlık gösterirken, orada bir Mobese kamerası olduğunu ve polisin yakalayacağını söyledi.  Bir başkası da, oradaki mobesenin çalışmadığını, bu gösterinin sık sık tekrarlandığını söyledi. Bir diğeri, polisin neden müdahale etmediğini, bir başkası da her kavşağa polis dikilemeyeceğini savundu. 
   Sahi, mobese kameralar ne içindir?
   Orada bir ölümlü kaza olsa, mobe-seye güvenemeyecek miyiz?
   Geçen yıl, bir hırsızlık sebebiyle liman tarafındaki mobese kamerala-rın kaydına bakılmasını istemiştik. Maalesef Liman inşaatı sebebiyle hiçbirinin çalışmadığını öğrendik. Milyona yakın para ödendi onlara, öyle atıl kalması için mi? Teknoloji, bu kameralar sayesinda aranan in-san ve araçları bulurken, bizdekiler mevcut bir olayı bile aydınlatamıyor. İnsan üzülüyor doğrusu!
ECZACIBAŞI
   İlçemizdeki Eczacıbaşımız Şakir Şen, kendisine takıldım, Abi bu ak-şam hangi eczane nöbetçi diye… Eczanelerin camında yazıyor, cevabını aldım. 
   Bir gün önce akşamleyin, nöbetçi eczane lazım oldu. Hastanenin orda kesin vardır diye o tarafa gittim. Maalesef çarşıdaymış nöbetçi eczane o akşam. Sonraki akşam çarşıya gittim, Yalı eczanesiymiş nöbetçi. 
   Her mahallede bir nöbetçi eczane açık olacak şeklinde bir kararname vardı, değişmediyse… Tamam, her mahallede bir eczane yok ama, bir tane çarşı merkezde, bir tane de hastane çevresinde nöbetçi olması gerekmez mi?
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 736