SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 18.06.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • KARASU TİCARİ Mİ, TURİSTİK Mİ?

KARASU TİCARİ Mİ, TURİSTİK Mİ?


    Hani okullarda gurup kurdururdu öğretmen; Kalkınma sanayi ile mi olur, tarımla mı, diye… Bir gurup sanayiyi, diğer gurup tarımı savunur, en son öğretmen bağlardı, “Kalkınma için ikisi de lazım!”

   Her zaman o iki guruptan birini savunduk; kalkınma turizm ile olur diyenler ve sanayi ile olur, diyenler. Onun içindir ki bazılarımız hep turizme yöneldi, bazılarımız da tarıma.

   Vatandaş, arsasına inşaat yapmak istiyor. Hatta yapacağı inşaat çok daireli olursa belki o da müteahhitliğe başlardı. Gözü yemeyenler de, kat karşılığı müteahhide vermeye niyetleniyorlardı. İmar durumunu aldılar, baktılar ki, arsaları ticari alanda…

   Ne demek ticari alan? Buraya ancak iş yeri yapabilirsin! Konut yapamazsın, demek. Peki bitişik adadaki yapmış, diye merak edince, oranın konut alanı olduğunu öğreniyorsunuz.

   Bu tür ticari alanlar, Kocaali tarafında, Toki evlerinin doğusundaki alan. Bir çok kişi arsa alıp ev yapmaya niyetlendi ama İmar durumu sebebiyle vazgeçti.

   İlginçtir ki benzer ticari alan, Yenimahalle tarafında, Adapazarı kavşağının kuzeyinde. Kısaca tarif etmek gerekirse, esmer vatandaşların işgal ettikleri alanda. Vatandaş buraya fabrika yapamıyor. Konut hiç yapamıyor! Sınır parsellerde de Çingeneler yüzünden caziplik yok. Kim ister ki çingenelerle komşu olsun!

   Peki, Organize Sanayi ne için kondu? Gelin burada fabrika kurun, diye. Ticari alan yani. Peki diğer bölgelerde de şart mı ticari alan? Milletin işi gücü yok, Limanın arkasına gelip fabrika, işletme vs kuracaklar.

   Benzer şekilde yine Karasu Encümeni karar almıştı, Karadeniz Caddesi’ndeki ilk parseller, ilk adalar ancak turizme yönelik, turizm amaçlı olur, diye.

   Kim yapar bu imar programlarını? Bu şehirde mühendis ve mimarlar var, hiç onlara sorulur mu, burası ticari alan olsun mu, diye? Veya kat adedini 3 ile sınırlayalım mı, diye.. Hadi karar alındı, askıya kim bakar? Sıradan vatandaş her 15 günde bir belediyeye uğrar mı sanıyorsunuz, acaba bu hafta benim parselle ilgili bir karar almışlar mı, diye! Madem bir karar alınıyor, bildirin arsa sahibi vatandaşa ki, itiraz edebilsin. “Yok efendim biz onu 15 gün askıda tuttuk, gelip görseydin” diye çalışmayan mevzuatı dayatmayın vatandaşa…

   Ben olsam, tekniğine uygun yapıldıktan sonra, mesela, yeraltına fore kazıklar çakıldıktan sonra, istediğin kadar yüksek yapı yap. Yap ki, yeşil alanlara dikme gözünü.

   Hani imar 3 kattı. Yeni yapılan Hastanemiz kaç kat peki? Devlet yapınca serbest mi?  Devlet, kendi imkanlarını müteahhite de sağlasa… Mesela, yapı denetim ücreti vermiyor, mesela inşaat ve iskan ruhsatı bedelleri ödemiyor. Arsa desen zaten devlete ait. Olmasa bile kamulaştırıyor. Tek sıkıntı, müteaahhitin ihale indirimi sonucu para kazanamayacağı bedelle iş yaptırmak. Bunun içindir ki Toki evlerinde olduğu gibi hastanede de zarar etti müteahhit. (Buradaki sıkıntı da tabii ihale sistemi…)

   Yeni İmar durumu yapılırken, mühendislerin de mimarların da görüşü alınmalı. Ayrıca deniz gören, Sakarya Nehri ve Küçükboğaz Gölü’nü gören fındık bahçelerinin bir an önce imara açılması lazım. Gerekli kamulaştırmalar yapılıp, yollar ve kat adedi belirlenmeli.

    Karasu merkezi İnşaata doydu çünkü!

    ROMENLER

   Aslında bu yazıyı yazmadan gidip konuşmak, fikirlerini almak istiyordum Romenlerin...

   Karasu`nun yazgısı onlarla. Onları silip atamadığımız gibi birlikte yaşamak için de hiçbir şey yapmıyoruz. Karasu girişinde çok çirkin bir görüntü arz ediyorlar. Buraya ilk gelenin Karasu hakkındaki düşüncelerini tahmin edin. Yenimahalle’den deniz kenarından Karasu’ya gezerek gelmek isteyenler için de sonuç farklı değil.

   Karasu Kaymakamı’na büyük görev düşüyor aslında bunların ıslahı için. Islah derken, dilencilikten kurtarıp iş kapısı açmaktan bahsediyorum. Eskiden kalaycılık, elekçilik filan yaparlardı. Şimdilerde bakır kaplar kullanımdan kalktığı için, eleklik de bir işimiz kalmadığı için çağı yakalayamadılar.

   Mesela, halen bazılarının yaptığı gibi, hurdacılıkta organize edilebilirler. Zaten bir kısmı el arabalarıyla bunu yapıyor. Bir kısmına da kağıt toplama, gazete ve dergileri tekrar kullanma, ekonomiye kazandırma işi yaparsın. Zaten çöplerde işe yarar bir şey var mı diye karıştırıyorlar. Az biraz kabiliyetli olanları da müzikli eğlence dünyasında müzik çaldırarak, raks ettirerek değerlendirilebilir. Gülmeyin, Sulukule yıllarca bu şekilde geçinmiştir İstanbul`un göbeğinde.

    Oturdukları çirkin döküntü çadırlarla ve her gün aramızda dilencilik yaparak geçinmeye çalışan bu insanları topluma kazandırmak, ya da en azından en az zararla ortaklaşa yaşamaya çalışmak lazım. Hemen her gün kucakta bebeyle karşımıza dikilip para dilenmelerinin önüne geçilmeli.

   Bunun için Belediyenin de yapacağı bir şeyler vardır tabii. Zabıtanın da göz açtırmaması lazım! Bilgenin dediği gibi, “Bana balık verme, balık tutmayı öğret!”

   SİYASET

   Bu hafta siyaset yapmayayım istedim. Önümüzdeki haftalar muhtemelen aday adayları belirlenecek, ondan sonra eleştirilerimizi yaparız.

   Ancak geçen hafta bir konuyu eksik yazdım, düzelteyim istedim.

   AKP seçimlerinde 5 ve 6. sırayı beğenmeyip listeye ismini yazdırmayan Aydın ve Lütfü beylerin yerine yazılan isimlerden birisi Sayın H Ali Çelik değil. O, 3. sıradan aday olmuş. Hasan Ali Bey aynı zamanda Sakarya İl Başkanıymış, Ayhan Sefer Üstün de Merkez İlçe Başkanı. Yıldızlarının parlaması tesadüf değil tabii. …

                                        

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1294