SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 19.01.2018

Kırk kere de yazsak


  Sorunlarımız belli, üç aşağı beş yukarı, aynı. Tekrar tekrar yazmakla hem kafa şişirmek, hem de yeni sorun üretmek istemiyorum. Bu sebeple yeni bir metot mu uygulasam…
  Sorunları alt alta 40 kere yazsam mı? Mesela;
  Karasu`nun yolları bozuk,
  Karasu`nun yolları çok çok bozuk,
  Karasu`nun yolları arabayla gezilecek gibi değil,
  Karasu`nun yolları yaya da gezilecek gibi değil,
  ……....
  Karasu`nun yolları, dönemedir döneme,
  Bu yolların durumu koydu bizi vereme… Başkan, duy sesimizi…
EN YENİ SORUNUMUZ?
  İnternet üzerinden sahte hesaplarla Karasu`da tanınan, sevilen-sevilmeyen, Başkan, Meclis Üyesi, Müdür, Başşoför vs gibi durumlarda görev yapmış ya da yapmakta olan kişileri karalamak… Zaman zaman savcılığa kadar intikal etse de bu karalamanın sonu, ipin ucu, okun ucu yine bilindik, tanıdık merkezlere çıkınca çark etmek…
  Şimdi de çalınan Facebook hesapları söz konusu. Bu hesaplardan da karalama kampanyası devam edecek gibi görünüyor!
  Aklıma gelen bir hikâyeyi buradan yazmadan geçmeyeyim;
  İki yol arkadaşı, eski zamanda uzun bir yola çıkarlar. Yolda zengin bir konağa tanrı misafiri olurlar. Konak sahibinin gözüne girmek için her tür şirinliği denerler. Her türlü ilgi, alaka ve iltifattan sonra, Konak Sahibi bunların odalarına ayrı ayrı uğrar ve sorar, “Arkadaşına biraz fazla yolluk vereceğim, nasıl biri?” Birinin cevabı, “Bırak şu öküzü Allah aşkına…” Diğerinin sözü ise, “Bırak şu eşeği…” olur. Ertesi sabah ev sahibinin verdikleri yollukları da alıp yola koyulurlar. Yolda acıkınca yolluklarını açıp karınlarını doyurmak isterler. Bakarlar ki, birinin bohçasında arpa, diğerinin bohçasında yulaf vardır. Geri dönüp konak sahibine sorarlar, “Yanlışlık oldu galiba..?” Konak sahibi cevap verir, “Yanlışlık yok, bir öküzle bir eşeğe verilmesi gereken ne ise onu verdim!” 
  Bu karalamayı yapan kişinin kimliği belli olursa, eminim ona da denilecek ki, “Sen de şurada şu işi yaptın…!” Yapmayın Beyler… Hani Bey diyorum ya, lafın gelişi… Yapmayın ulan, diyecek halimiz yok! Sonuçta karalana karalana, Ak insan kalmayacak, hepimiz olacağız kara… İlçenin de adına da yakışır yani, Kara-su…
  SAYGILAR SAYIN MÜFTÜM
  İlçemize yapılması planlanan bir cami inşaatı için, Sayın Müftümüzü de ziyaret ettik. Müftümüz bizi gayet güler yüzle karşıladı. Hatta Cami için arsayı bağışlayan vatandaşın ricasını kırmayıp bizimle arsanın yanına kadar geldi fikir ve görüşlerini belirtti. 
  Buraya kadar normal, olması gerektiği gibi… Sayın Müftümüze saygılarımızı sunmamızın en büyük sebebi, makam koltuğunun arkasında bulunan Atatürk Portresi…
  Malum, İktidar partisi ve dindar gözüken çevrelerde Atatürk büstleri ve portreleri teker teker kaldırılıyor. Buna rağmen dinimizin ilçemizdeki baş mümessili olan Müftülüğümüzün makam koltuğunun arkasındaki Atatürk portresini görünce duygulandım. 
  “Ben Atatürkçüyüm” diye ortalıkta dolaşanları anlamıyorum. Hepimiz az ya da çok Atatürkçüyüz. Özgürlük olmayan yerde Cuma namazı farz değildir. Cuma namazının kitaplarda yazmayan birinci şartı, özgür olmaktır. Atatürk bize özgürlüğümüzü verdi, Cuma namazının 1. şartını sağladı. Sağ olasın Müftüm, Sağ olasın Hüseyin İlbay, bize yeniden TC`de yaşadığımızı hatırlattın.
   AH O ÖN YARGILAR
   Gazete almaya gittiğimde, bakkal amcanın önünde oturan Ahmet Genç ile karşılaştım. Biraz sohbetten sonra gazete alacağım, dedim. “Sözcü mü alacaksın?” dedi. Demek hal, tavır ve düşüncelerimizden, Sözcü okuduğumuzu düşündü. Hakkımda önyargılı davrandığını, Sözcü okumadığımı söyledim. Sözcü Gazetesi, körü körüne muhalefet yapıyor çünkü dedim. Sonra düşündüm ki, acaba ben de mi bir gazete hakkında ön yargılı davranıyorum!
  Esnaflardan Muharrem Yavuzyiğit`in terminal tarafındaki nalbur dükkânına gittim, masanın üzerinde Türkiye Gazetesi… Logosundaki Bayrak resmini kaldıran gazeteyi neden satın aldığını sordum. “Önceden Zaman alıyordum, gelen müşteriler gazeteyi görünce, sen de mi cemaattensin diye önyargılı davranıyorlardı. Ben de aylık 10 liraya abone yapan Türkiye gazetesi alıyorum. Maksat gazete bulunsun,” dedi.
                         ***
  Sabancı`nın kuruluşlarından biri, iş müracaatında bulunanlara bir yemek vermiş. Yemekte salatayı tatmadan tuz serpenleri mülakata çağırmadan elemiş, “Önyargılı davrandılar” diye…
  Ah o ön yargılar değil mi bizi çoğu zaman mahcup eden!..
 AVUKAT BEKİR SARIOĞLU
  Zamanında sağı ve solu birleştirme misyonunu üstlenen Bekir Saroğlu`nu anan yok. Geçmişte iktidara karşı güç birliği yapmak için CHP`den aday olan sağ görüşlü Sarıoğlu, siyaseti yakından takip ederek mesleğine devam ediyor. Zaman mı hızlı akıyor, biz mi çabuk fikir değiştik, kimse gidip kendisine siyasi teklifte bulunmuyor. Hâlbuki Genç`e karşı alternatifti ve son ana kadar favoriydi. Millet, son gece güç birliğini İspir`den yana kullanmasaydı, belki de şu an Karasu Belediye Baş-kanı CHP`li Bekir Sarıoğlu`ydu.  
 Karasu`ya katkı sağlayacak bu tür si-yasi yelpazesi geniş insanlara en azın-dan meclis üyeliği teklif edilemez mi? Malum, şeyh uçmaz, müritleri uçurur. Başkanın başarılı olup olmamasının en büyük sebebi, ekibidir.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1213