SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 24.06.2018

KIRMADAN OLMUYOR


   Yolda rastladığınızda diyorsunuz ya hani, “Şunu da yaz” diye… Siz iyi niyetli olarak söylüyorsunuz, biz de iyi niyetli olarak yazıyoruz. Hani ortak kanaatimiz, bir eksikliği gidermek, bir yanlışlığı düzeltmek… Belki kendimize, belki de komşumuza, belki de yaşadığımız çevreye yardımcı olmak amacımız… Üzüm yemek istiyoruz hep, bağcıyı dövmek çoğu zaman aklımızdan bile geçmez. 
   Ama olmuyor işte. İster istemez birilerinin kalbini kırıyoruz. Sanki amaç bağcıyı dövmek…
   Almanya`dan kardeşim ve ailesi geldi. Yenimahalle`de balık yemek istiyorlar ve nereye gitseler uygun olur, kazık yemeyiz diye bana sordular. Aslında balığı alıp evde, bahçede yeseler çok daha uyguna geleceğini izah etsem de, Sakarya Nehri ve denizi görmek istediklerini belirttiler. Gittikleri mekânın sahiplerine benim adımı verip az da olsa indirim yapmalarını isteyin, mümkünse rakı da içmeyin, dedim. 
   Gittikleri lokantada garsona benim adımı vermişler. Şanslarına da, garsonun beni tanımadığını yüz ifadesinden anlamışlar. 4 yetişkin, 6 küçük çocuk, rakı da içmeden verdikleri yemek bedel, 370 Lira… “Abi, bu parayla boğazda en kral yerde balığın kralını yerdik” dedi. “Yoksa Kalkan mı yediniz” dedim şaşırarak. Garson 3 çeşit balık getirdi ama kalkan yoktu, hatta bir tanesi saman gibiydi, yiyemedik” dedi. Fenerin dibindeki bu lokantada, anlaşılan misafirlerin Almanya`dan geldiklerini fark edip misafirperverliklerini göstermişler! 
   Bu fırtınadan kurtulup Fenerin dibinde denize karşı çay içmek istemişler. İçtikleri 4 çay için 4 lirayı ödemişler. Tekrar 4 çay söylemiş yetişkinler. Ücret olarak 5 lira verirken, alışkanlık üzere “bereketini gör” demiş biraderim. Karadeniz şivesiyle cevap veren muhterem arkadaş, “Ne bereketi, bereket nedür ula?” şeklinde verdiği garip cevap ve vermediği para üstüyle hepten neşelerini kaçırmış. 
   Biliyorsunuz bu köşede zaman zaman Belediyeyi de eleştiriyoruz. İyi yaptığında da iyi olmuş diyoruz, bunun için de herhangi bir ücret almıyoruz. Birçok büyük işletme, kalite kontrol, müşteri temsilcisi gibi birimler açıp üste para veriyorlar. Belediye de zaman zaman basını okuyup yapılan eleştiriler değerlendirip kendilerine yön vermek yerine, “O gazete buradan içeri giremez” ya da “O gazeteye ilan vermeyin” şeklinde tavır sergiliyorlar. Bunlardan en ilginç olanı ve beni üzen, Başkanın beni face arkadaşlığından silmesi..! 
   Şimdi sokakta megafonla bağıra bağıra gezen kamyonetli patates soğan satıcısı… Senin o bağırmanı daha ilk seferde kesecek bir Belediye zabıtası yok mu? İlla ki birilerinin şikâyet etmesi mi gerekir. Veya ben bunu yazdım diye zabıtanın bana küsmesi mi? Zabıtanın görevini kusursuz yaptığı zaman fark etmeyiz de, görevini yapmadığı zamanlar sırıtır! Bebeğini kucağına alıp Allah rızası için para dilenenleri topluyorsunuz, görüyoruz, ama tekrar toplayın, verin para cezasını… Olmadı tekrar yakaladınız, alın cebindeki parayı, götürün Melenağzı köprüsünün ötesine, sınır dışı edin mesela toplu halde… Bir dahaki sefere Kandıra ormanlarına bırakın mesela. Merak etmeyin, illa ki acıyıp para veren biri olur, aç açık kalmazlar. Bilirler ki Karasu`da dilencilik yaptıkları zaman 5 parasız sınır dışı edileceklerdir. 
   Temizlik İşleri Müdürü işini doğru yaptığı zaman kimse fark etmez. Ama çöp kovaları dolduğu zaman, çöp kamyonları yolları-trafiği tıkadığı zaman, görev yerine getirilmediği zaman fark edilir. Onu da biz burada köşemizde yazdığımızda, kötü olan biz oluruz.
   Hele bir müteahhidi eleştir, bir işletmeyi eleştir, bir müesseseyi eleştir… Hemen fırsat kollanır intikam almak için. “Acaba hata mı yapıyoruz” diye soran olmaz. Acaba biz mi hata yapıyoruz bunları yazmakla?
   Kocaali gazetesi atıldı yayın hayatına. Ömer Emecan`ın yayınladığı gazetenin bir nüshası bile elime geçmedi, eleştiri yapabilmek için. Ben de Kocaali`lilere sordum, nasıl gazete, diye. Meğer etliye sütlüye dokunmayan bir gazeteymiş. Başkan küsecek diye Belediye hizmetlerini bile eleştiremiyormuş! Bu gidişle yayın hayatına son vermediyse de yakındır derim! 
ORTAK ALAN
    Kıyı kenar şeridi, ortak alandır. Burası kamuya açıktır. Buralarda inşaat yapılmaz. Ancak çok özel durumda özel inşaatlara izin verilir, mesela tersane gibi. Kiralanamaz da…
    Akdeniz bölgesinde, 5 yıldızlı otelin önünde denize girmeye hazırlanıyorduk ailece. Bir otel görevlisi gelip orada yüzemeyeceğimizi, oranın otele ait olduğunu söyledi. Ben de oranın kıyı kenar şeridinde kaldığını ve kamuya açık olduğunu söyledim. Eğer gitmem için ısrar eder, zor kullanırlarsa, jandarmayı çağıracağımı söyledim. Görevli geri gitti ve bir daha da bizi kimse rahatsız etmedi. Hatta az sonra sahile inen yabancı turistlerle yan yana yüzdük. 
   Karasu`da da benzer şekilde Karadeniz caddesinde kıyısı olan işletmelerden bazıları sahile, kumsala, kıyı kenar şeridine tesisler inşa ettiler. Turizm amaçlı bu tesisler göze hoş görünüp eğlence ve turizme hizmet etse de, her zaman dedikoduları peşinden götürmektedir. 
   İşte bu tesislerin önünde denize girmek isteyen bir yazlıkçı, “Burada denize giremezsin, burası bize ait” diye uyarılınca, çareyi Belediyeye şikâyet etmekte bulmuş. Vatandaş dilekçesinde, “Buralar kıyı kenar şeridinde ve halka açık alanlardır. Kiralandığı söyleniyor? Bunun yasal yönü nedir?” diye soruyor. Belediye de bu dilekçeyi “Bilgi edinme yasası” çerçevesinde gerekli yazışma ve soruşturmaları yaparak cevaplandıracaktır. Aksi takdirde suç işler.
   Gerçekte koruma ve işletmesi Büyükşehir`e ait olan kıyı kenar şeridine yaz sonunda Büyükşehir tarafından el konulacağı ve bütün bu yapıların söküleceği bilgisini edindik. Bekleyelim, görelim.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1117