KUMUNUZUN KIYMETİNİ BİLİN


   Nas­ret­tin hoca, bir Ra­ma­zan günü sı­cak­tan bu­nal­mış, aç susuz eşe­ğiy­le gi­der­ken, pı­nar­dan lıkır lıkır su içen bi­ri­ni gör­müş. “Ula utan­maz, mü­ba­rek günde açık açık su iç­me­ye utan­mı­yor musun?” Adam cevap ver­miş, “Ama ben Hris­ti­yan’ım!” Hoca şöyle bir du­rak­la­mış ve pe­şin­den ek­le­miş; “Di­ni­ni­zin kıy­me­ti­ni bilin”
   Liman in­şa­atı, kum­sa­lı gö­tü­rü­yor diye fer­yat figan ey­le­dik. Önce sa­hi­le dik­le­me­si­ne boy­nuz yap­tı­lar, fayda et­me­di­ği gö­rü­lün­ce de söküp ye­ri­ne dal­ga­kı­ran koy­du­lar. Neyse ki dal­ga­kı­ran­lar işe ya­ra­mış, sahil ol­du­ğu gibi kum tut­ma­ya baş­la­mış­tı. Liman ta­ra­fın­da­ki dal­ga­kı­ran, ka­ray­la bü­tün­leş­miş­ti. Di­ğer­le­ri­ne de yü­rü­ye­rek gi­de­bi­li­yor­duk.
   Bu sene de­ni­ze ilk git­ti­ğim­de fark ettim ki, dal­ga­kı­ran­lar çok açık­ta… Ön­ce­ki yıl­lar üzer­le­ri insan dolu olur­du, bu sene yü­ze­rek bile gi­di­le­mi­yor! Dal­ga­kı­ran­lar açığa doğru kaç­ma­dı­ğı­na göre, sahil be­ri­ye doğru ge­li­yor. Hem de çok hızlı bir şe­kil­de. Peki, neden böyle olu­yor, dal­ga­kı­ran­lar fayda et­mi­yor mu?
   Sa­hi­lin beri gel­me­si­nin se­be­bi, Li­ma­na gelen ge­mi­le­rin dibe otur­ma­ma­sı için dip­ten alı­nan kum… Ve bu kumun sa­hi­le se­ril­me­me­si… 
   Dip­ten kum çı­kar­ma için Liman iş­let­me­le­ri­nin yap­tı­ğı söz­leş­me ge­re­ği, kumun bir kısmı kul­la­nı­la­bi­lecek, bir kısmı da sa­hi­le yama ola­rak kul­la­nı­la­cak­tı. Yama ola­rak kul­la­nıl­ma­dı, çı­ka­rı­lan kumun ta­ma­mı ti­ca­ri amaç­lar­la kul­la­nıl­dı.
   Liman iş­let­me­si, ken­di­si­ne ait ol­du­ğu­nu dü­şün­dü­ğü bir kısım kumu, mü­te­ah­hit fir­ma­ya borcu kar­şı­lı­ğın­da verdi. Ama büyük bir kısmı da sa­tıl­dı. Sağda solda gör­dü­ğü­müz kum te­pe­cik­le­ri, bizim li­man­la­rı­mız­dan çı­ka­rı­lan kum­lar. 
   Ka­ra­su hal­kı­na ses­le­ni­yo­rum, ku­mu­mu­za sahip çı­ka­lım. Her ba­şı­mız sı­kış­tı­ğın­da “An­ka­ra” diye ba­ğı­rıp dev­let­ten yar­dım bek­le­ye­ce­ği­mi­ze, bur­nu­mu­zun di­bin­den ça­lı­nan kum­la­ra mü­da­ha­le ede­lim. Dip­ten çı­ka­rı­lan kum, as­lın­da dal­ga­la­rın sahil ke­nar­la­rın­dan çekip al­dı­ğı kum­lar… Liman gi­ri­şin­den çe­ki­len kumun ye­ri­ne bu kum­lar dalga ve yer­çe­ki­mi et­ki­siy­le tek­rar dol­du­ru­lu­yor. Zeki- Metin’in fil­min­de­ki gibi, bah­çe­sin­den çıkan saf ya­kı­tı pet­rol diye sa­tı­yor­lar ama o pet­rol yan­da­ki ben­zin is­tas­yo­nun­dan ge­li­yor!
   Se­si­mi­zi çı­kar­maz­sak ne olur? Tıpkı 7-8 sene ön­ce­ki gibi, “Ka­ra­su sular al­tın­da ka­la­cak” diye ba­ğır­ma­ya baş­la­rız. Kum­sal iyice git­me­den, Ka­ra­su’yu deniz bas­ma­dan, ku­mu­mu­za sahip çı­ka­lım. 
   O kum, sa­de­ce gü­neş­len­mek, in­şa­at mal­ze­me­si ya da pey­zaj ola­rak değil, Ka­ra­su ile deniz ara­sın­da tam­pon bölge oluş­tur­mak açı­sın­dan daha önem­li. Gör­dü­ğü­nüz yerde yet­ki­li­le­ri ara­yın, Kamu aracı dahi olsa… Hatta önüne yatın, çünkü o kum, he­pi­mi­zin kumu… Kıy­me­ti­ni bilin.
ZORAKİ UY­GU­LA­MA
   Po­li­sin yol kesip kim­lik sor­ma­sı, arama ta­ra­ma yap­ma­sı, na­mus­lu dü­rüst va­tan­daş­la­rı­mız ta­ra­fın­dan saygı ve tak­dir­le kar­şı­lan­mak­ta­dır. 
   Geç­ti­ği­miz hafta da Ka­ra­su’da ben­zer bir uy­gu­la­ma vardı! Araç­lar çev­ril­di, aran­dı, kim­lik­ler kont­rol edil­di. Ama­cı­na kıs­men ula­şıl­mış­tır.
   Bir davet üze­ri­ne git­ti­ğim Göl­ler Böl­ge­si’nde, ne can­lı­lık vardı, ne ha­re­ket. Her za­man­ki neşe ve ka­la­ba­lı­ğın­dan uzak eğ­len­ce ye­rin­de, “uy­gu­la­ma var” bek­len­ti­si vardı. Bazı iş­yer­le­ri açıl­ma­mış­tı bile. Uzun süren bek­le­yiş so­nun­da po­lis­ler geldi, kim­lik­le­ri top­la­dı. Kaçak olan­lar, ça­lış­ma mü­sa­ade­si ol­ma­yan­lar zaten yoktu me­kân­da. Na­mus­lu dü­rüst, ka­nun­dan çe­kin­me­yen in­san­lar­dık he­pi­miz. Bunu po­li­se söy­le­di­ğim­de, ya­pa­cak bir şeyi ol­ma­dı­ğı­nı be­lir­tir­ce­si­ne omuz silk­ti. 
   Bir em­ni­yet gö­rev­li­si­ne sor­muş­tum, “Neden görev ye­ri­ne si­ren­le­ri çala çala gi­di­yor­su­nuz, ses­siz gidip de hır­sız ya da ka­ti­li ya­ka­la­sa­nız daha iyi değil mi?” diye… Bana, “Bizim gö­re­vi­miz, suç iş­len­me­si­ni ön­le­mek, o yüz­den siren ça­lı­yo­ruz” de­miş­ti. 
   Ga­zi­no­lar böl­ge­sin­de­ki bu uy­gu­la­ma da suç­lu­yu ya­ka­la­mak­tan ok suç iş­len­me­si­ni ön­le­mek, hatta biraz da göz yum­mak ola­rak al­gı­la­dım.
   Az sonra da kim­lik­le­ri ora­da­ki bir gar­so­na verip da­ğı­tıl­ma­sı­nı sağ­la­dı­lar. Bu da ayrı bir eleş­ti­ri ko­nu­suy­du, çünkü ben kim­li­ği­mi kamu gö­rev­li­si­ne gü­ve­nip de ver­miş­tim. 
   Ne ben, ne de polis, ora­da­ki bir gar­so­na gü­ven­mek zo­run­da de­ği­liz. Polis, kim­lik­le­ri­mi­zi aynen top­la­dı­ğı gibi iade et­me­liy­di!
15 TEM­MUZ SA­LA­SI
   He­pi­miz ya­tak­la­rı­mız­dan fır­la­dık, gece 12’den son­ra­ki sala için. Ra­ma­zan­da iftar için akşam eza­nı­nı du­ya­mı­yor­duk ama sala son se­siy­le bizi uyan­dır­mış­tı. Uza­dık­ça uza­yan sala, es­ki­le­rin de­yi­miy­le zen­gin bi­ri­nin ce­na­ze­si­ni haber ve­ri­yor gi­biy­di. 
   Po­li­sin ope­ras­yo­nu güven ver­miş­ti ama şimdi sala beni en­di­şe­len­dir­me­ye baş­la­mış­tı? Acaba yine darbe mi oldu, diye dü­şün­düm. Yoksa ba­zı­la­rı­mı­zın giz­li­den giz­li­ye dü­şün­mek is­te­me­di­ği­miz bir karşı dev­rim mi ger­çek­le­şecek? Sanki her an silah ses­le­ri or­ta­lı­ğı kap­la­ya­cak hissi oluş­tu. So­kak­lar­da eli si­lah­lı, sa­kal­lı şal­var­lı in­san­lar var mı, diye so­ka­ğa bile bak­tım.
   Sala bitti, ne bir açık­la­ma, ne bir bil­di­rim… Ölen de yoktu! Boşu bo­şu­na bek­le­dik sa­la­nın se­be­bi­ni! Di­ni­miz­de böyle bir adet, uy­gu­la­ma var mıydı? Eski köye yeni bir adet mi ge­ti­ri­li­yor­du? 
   Yahu en azın­dan, 15 Tem­muz’da ölen şe­hit­le­ri­mi­zin anı­sı­na, ru­hu­na filan gibi bir şey­ler söyle!
   Her is­te­yen, her is­te­di­ği zaman sala oku­ya­bi­lecek mi? Bunun bir şar­tı-şur­tu yok mu? 
   Cum­hu­ri­yet Sav­cı­lı­ğı, bunun se­be­bi­ni so­ra­cak mı? 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 363