Mazerete bak!


   Kadın, ko­ca­sı­na ait kam­yo­net­le göl ke­na­rı­na gelip yine ko­ca­sı­na ait san­da­la bi­ne­rek kitap oku­ma­ya baş­la­mış. Bunu gören gö­rev­li, ka­dı­nın ya­nı­na ge­le­rek, “Bu­ra­da balık tut­mak yasak, size 1.500 Lira ceza kes­mek zo­run­da­yım” demiş. Kadın, balık tut­ma­dı­ğı­nı, kitap oku­du­ğu­nu söy­le­se de gö­rev­li, san­dal­da­ki olta ta­kı­mı­nı gös­te­re­rek “Ama ya­nı­nız­da ge­rek­li teç­hi­zat var” di­ye­rek, ceza yaz­ma­ya devam etmiş. Kadın, “O ce­za­yı ya­zar­sa­nız, ben de çığ­lık atar, sizin bana te­ca­vü­ze yel­ten­di­ği­ni­zi söy­le­rim” demiş. Gö­rev­li, “Ne te­ca­vü­zü, ben size te­ca­vüz mü edi­yo­rum?” de­yin­ce kadın, “Ama ya­nı­nız­da ge­rek­li teç­hi­zat var!” demiş. 
*** 
   Ka­ra­su Be­le­di­ye­si, ne­re­dey­se sa­hil­de­ki bütün ka­fe­le­ri ka­pat­tı. Sebep, “Kadın sa­tı­lı­yor!” 
   Ben, ailem, ta­nı­dı­ğım bir­çok nezih insan bu ka­pa­tı­lan ka­fe­le­rin ba­zı­la­rı­na gidip canlı müzik din­li­yor. Böyle bir itham, bu ka­fe­le­re giden bir çok in­sa­nı töh­met al­tı­na koyar. 
   Eğer o ka­fe­de kadın sa­tıl­dı­ğı­nı tes­pit eder­sen, po­li­se suç du­yu­ru­sun­da bu­lu­nur­sun, polis de ge­re­ği­ni yapar. Yok eğer kendi ka­fa­na göre ceza ver­me­ye kal­kar­san, neler olur, bi­li­yor musun? Söy­le­ye­lim;
-O ka­fe­ye dün­ya­nın ya­tı­rı­mı­nı yapan kafe sa­hi­bi, Be­le­di­ye­ye, dev­le­te, ki­ra­yı peşin öde­di­ği dük­kan sa­hi­bi­ne kin­le­nir. Bu kin so­nu­cu da bu­ra­la­ra düş­man olur. Eğer ger­çek­ten amacı bah­se­di­len işi yap­mak­sa, gider yaz­lık­lar­dan bir­kaç ta­ne­si­ni çok daha ucuza ka­pa­tıp aynı işi yapar.
-O ka­fe­de ça­lı­şa­rak iş bul­ma­ya ça­lı­şan gar­son ve ben­ze­ri iş kolu sa­hip­le­ri işsiz kalır. Öyle ya, Be­le­di­ye on­la­rı da işe ala­mı­yor!
-Ka­ra­su’ya gelen yaz­lık­çı, ak­şam­la­rı gi­de­rek canlı müzik din­le­ye­ce­ği bir kafe bu­la­maz. Ta­ti­li­ni keser, eğ­len­ce­nin bol ol­du­ğu Ak­de­niz ve ege sa­hil­le­ri­ne akar.
-Ka­ra­su­lu elit in­san­lar, ak­şam­la­rı stres at­ma­ya gi­decek kafe bu­la­ma­yın­ca, Ak­ça­ko­ca, Sa­pan­ca, İzmit gibi yer­ler­de­ki ka­fe­le­re akar. 
Grup Yorum gibi bir ekibi ge­ti­ren kafe, ka­pa­tı­lı­yor. Bah­se­di­len işle bir ala­ka­sı ol­ma­dı­ğı­na yü­rek­ten inan­dı­ğım KIR’lara ait Kum­sal Kafe ka­pa­tı­lıp mü­hür­le­ni­yor. Nos­tal­ji Kafe’ye çe­şit­li za­man­lar­da ke­sil­miş tu­ta­nak­sız ih­bar­sız ses de­si­be­li sı­nı­rı­nı aş­tı­nız diye 20.000 TL para ce­za­sı gön­de­ri­li­yor. Bu ka­pat­mak değil de nedir?  Hangi iş­let­me bu ce­za­yı öde­ye­bi­lir?  Nas­ret­tin Hoca’nın de­me­si gibi, “Ya sayı say­ma­yı bil­mi­yor­su­nuz ya dayak ye­me­di­niz!” 
   Eğer Ka­ra­su Be­le­di­ye­si Yö­ne­ti­mi, bu ka­fe­le­rin ka­pa­nıp in­san­la­rı tar­la­ya, yani Dö­şe­me Gölün’deki mü­zik­hol­le­re git­me­ye teş­vik etmek is­ti­yor­sa, kafe müş­te­ri­le­rin­den hiç­bi­ri oraya git­mez. Mü­zik­hol ve ka­fe­ler, iki fark­lı müş­te­ri gu­ru­bu­na hitap et­mek­te­dir. Ka­fe­le­re giden elit in­san­lar, mü­zik­hol­le­re git­me­ye uta­nır. Kaldı ki mü­zik­hol sa­hip­le­ri de bu in­san­la­rı ağır­lar­ken ra­hat­sız olur.
   Yeni iş­ba­şı yap­tı­ğı­nız­da sa­de­ce bi­na­la­rı yı­kı­yor­du­nuz. Şimdi ise in­san­la­rın gön­lün­de­ki ye­ri­ni­zi yı­kı­yor­su­nuz. 
BA­LIK­ÇI­YIZ YA
   Balık tez­ga­hı­na ya­naş­tım, ham­si­yi sor­dum, 10 mil­yon… “On lira deyin şuna yahu” dedim. Mez­git 10, be­ğen­me­di­ğin is­tav­ri­t­15, tez­ga­hın göz­de­si bar­bun 25 Lira…
   “Te­miz­ler­sen 2 kilo mez­git ala­yım” dedim, olur dedi. 
   Tam bu arada başka bir müş­te­ri gelip us­kum­ru­yu sordu. Ta­ne­si 2,5 lira de­yin­ce 6 tane aldı gitti. Mez­git­ten vaz­geç­tim, ver bana da 6 us­kum­ru, dedim. 
   Üç ta­ra­fı deniz olan mem­le­ket­te ithal balık alıp yemek daha ucuz­du.  Neden böyle ol­du­ğu­nu sor­dum, ba­lık­çı an­lat­ma­ya baş­la­dı; “Abi, bu ba­lı­ğın ye­ri­ni gös­te­ren sonar ci­ha­zı­nı yapan ülke, bunun kul­la­nı­mı­nı kendi ül­ke­sin­de ya­sak­lı­yor. Sonar ci­ha­zıy­la ba­lı­ğın ye­ri­ni tes­pit eden ba­lık­çı­la­rı­mız, ay­rı­ca ba­lı­ğa şok dal­ga­sı gön­de­ri­yor­lar, balık ser­sem­le­şi­yor. Böy­le­ce de­ni­zi ku­ru­tu­yor­lar!”
   Ya­rı­nı dü­şün­me­den ya­pı­lan balık av­cı­lı­ğı so­nu­cu de­niz­le­ri­miz iyice ku­ru­ma­ya baş­la­dı. Bu gün pa­ha­lı ye­di­ği­miz ba­lı­ğı yarın tez­gah­ta da bu­la­ma­ya­bi­li­riz. 
SİVRİLER VE ZİKA
   Ka­ra­su hal­kı­nın en büyük şi­ka­ye­ti, önce yol, sonra siv­ri­si­nek. Tamam, 3 yıl önce do­ğal­gaz yü­zün­den kös­te­bek yu­va­sı­na dönen yol­la­rı­mı­zı yap­ma­yı bir plan da­hi­li­ne al­dı­nız. Her taraf in­şa­at oldu ama yol­la­rı yok, olanı da ya as­falt­sız, ya da ya­ma­lı… Peki, siv­ri­si­nek­ler için ted­bi­ri­niz nedir? 
   Ya siv­ri­ler… Kışın or­ta­sın­da siv­ri­si­nek mi olur yahu? 
   Si­nek­ler­le mü­ca­de­le, gös­te­riş olsun diye ya­pıl­maz, sü­rek­li­lik ister. Sulak alan­lar, su bi­ri­kin­ti­le­ri, ot­lak­lar vb yer­ler ilaç­la­na­rak ya­pı­lır. Şimdi larva za­ma­nı, ya­kın­da yu­mur­ta­dan çıkar ve he­pi­mi­zi il­lal­lah et­ti­rir. O zaman, sözde mü­ca­de­le edi­yor­muş­su­nuz gibi ha­va­ya sı­kı­lan gaz­la­rın ne de­re­ce fayda sağ­la­dı­ğı, fay­da­sın­dan çok za­rar­lı ol­du­ğu tar­tı­şı­lır.
   Şim­di­ye kadar siv­ri­si­nek sa­de­ce ısı­rı­yor­du. Ken­di­miz ki­şi­sel ted­bir­ler alı­yor­duk. Ama şimdi öyle değil. Siz, Zika vi­rü­sü duy­du­nuz mu? Bre­zil­ya­da baş­la­yıp 20’ye yakın ül­ke­de ya­yı­lan kü­re­sel teh­li­ke için henüz ül­ke­miz­de alarm ve­ril­me­di. 
   Bu vi­rü­sün so­nuç­la­rı­na değil de nasıl ya­yıl­dı­ğı­nı bi­li­yor mu­su­nuz, siv­ri­si­nek­ler­le… Yani, mü­ca­de­le et­me­di­ği­miz siv­ri­si­nek­ler­le ya­yı­lan virüs, il­çe­mi­zin fe­la­ke­ti ola­bi­lir.
FIKRA GİBİ
   Aşa­ğı­da­ki anek­dot, ay­nıy­la ger­çek­tir;
   “Yahu Hocam, Ka­ra­su Be­le­di­ye­si 45 Mil­yon­luk ihale ver­miş, bu ihale kap­sa­mın­da top sa­ha­sı filan ya­pı­lı­yor­muş. Siz ise ga­ze­te­niz­de bun­dan bah­set­mi­yor­su­nuz!”
   “Ya, öy­le­miy­miş, ilk sen­den duy­dum valla!”
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1377