SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 19.01.2018

MÜHENDİS GÖZÜYLE


            
    Hoca, Kürsüye çıkmış; “Benim ne diyeceğimi biliyor musunuz?” demiş. Cemaat hep birlikte “Hayır” diye cevap verince, Madem bilmiyorsunuz, boşuna dil dökmeyeyim, diyerek inmiş. Ertesi hafta tekrar çıktığında, aynı soruyu sormuş. Cemaat bu sefer “Biliyoruz” demiş. “Madem biliyorsunuz, tekrar anlatmaya gerek yok,” demiş.  Sonraki hafta kürsüde aynı soruyu sormuş. Tabii, cemaat bu sfere hazırlıklı, yarısı biliyorum, demiş, yarısı bilmiyorum. Hoca da bu sefer “Bilenler bilmeyenlere anlatsın” demiş ve kürsüden inmiş.
   Şimdi, her şiddetli yağmurda Karasu sular altında kalıyor. Bazıları pelesenk gibi diline dolamış, “Yerin altına 2 trilyon gömülmüştü, ne oldu?”
   Kimin dediğini hatırlamıyorum ama, bir çevrebilimci, Karasu`da verdiği konferansta “Siz İlçeyi yanlış yere kurdunuz, dalgaların doldurduğu gevşek zemine inşaat yaptınız! Aslında şehirleşmeyi yüksek tepe yerlere yapacaktınız” demişti. O sözü kimse ciddiye almadı. Ahmet Genç`in sözü, sanırım siyasi olduğu için dillere yer yaptı.
   Kuzuluk sırtlarından hızla gelen sular, düzlükte aniden eğim sebebiyle yavaşlıyor. Arkadan gelen sular da ilerleyemiyor haliyle. Bunu, hızla akan bir trafikte öndeki araçların aniden fren yaptığını düşünün. Arkadan gelenler çarpıp kaza yapacaklar haliyle.
   Çözüm mü? Var tabii ki. Hızla akan trafiği yavaşlatmamak… Yani, aşağılarda bir yerlerde Yağmursuyu toplama merkezi oluşturup, Motor ile denize basmak… Düzlükteki eğimin azlığı, suyu tahliye etmiyor çünkü.
   Ayrıca, daha önceki yazımda yazdığım gibi, İlimizdeki Üniversiteden bu konuda yardım istemek… Tehlike arz eden ve sel riski olan bölgelerde ekstra yatırımlar yapılmalıdır.
                   *******
    Çok önemli bir diğer konu da, Namık Kemal Ortaokulu`nun durumu… Okulun adını değiştirmeyle olmuyor demek bu işler, Allah bir türlü cezasını(!) veriyor! Daha önce söyledik, bu okul tam bir Mühendislik hatası, Hilkat garibesi… Hatta Üniversite gençliğine ders diye okutulmalı, buraya geziler düzenlenmeli.
   Okulun bodrum katları eğitim dönemi boyunca sular altında. Bu yağmurda da gördü ki, yağmurdan ilk etkilenen okul o. Öğrenciler, yağmurdan sonra iş makineleri ile tahliye edildi. Okul da hafta sonuna kadar tatil ilan edildi.
   Şimdi, okulun yağmur sonrası sular altında kalmasını önlemek için gerekli tedbirler alınmalı. Bunun mühendislik çözümü mümkün. Hatta elzem denilecek ölçüde aciliyet içeriyor. Devamlı sular altındaki bodrum kat, temeldeki demirlerin çürümesine sebep oluyor. Temeldeki demirler çürüyünce de demirsiz inşaat gibi, zayıf temelli oluyor. Burada bine yakın çocuğumuz eğitim-öğretim görüyor. Ufak bir sarsıntıda temel yokmuş gibi tepki verecek!
   Aklıma gelen ilk çözüm, okulun etrafına tahliye kanalı ve köşelere su toplama kuyusu kazılmalı. Bu kuyularda toplanan sular da fazla yükselmeden motorlarla basılmalı. Okulun zeminini yükseltmek, öğrencilerin giriş-çıkışlarını rahatlatır, su toplanmasını önler. Bu da el çözüm olarak düşünülmeli.
   Şimdiye kadar bu kadar çok su altında kalmayan okulda şimdi de ek dertler baş gösterdi. Suların yükselerek dolduğu elektrik hattı kullanılamaz halde. Bu da okulun tüm elektrik sistemini etkilemekte ve okul elektriksiz olarak eğitime devam ediyor!
   Hani tam “Kaçıncı yüzyıldayız, bu yüzyılda da bu olur mu” denilecek cinsten…
                   **********
   Hoca`dan vaaz vermesini istemişler. Demiş ki, hepiniz aranızda 10 altın toplayın, ancak öyle vaaz veririm. Cemaat birleşmiş, aralarında 10 altını toplayıp Hocaya vermişler. Hoca da, öyle güzel bir vaaz vermiş ki, cemaatin ağzı açık kalmış. Namazdan sonra Hoca toplanan altınları Cemaate geri vermiş. Demişler ki, Hoca, neden geri veriyorsun? Hoca da demiş ki, “Birincisi, bana para verdiğiniz için dikkatle dinlediniz. İkincisi, adamın cebinde para olunca kendine güven geliyor, bir başka konuşuyor doğrusu. O yüzden ben de güzel bir vaaz verdim…”
   Şimdi, benim burada yazdıklarım, ne Cemaatin, ne de imamın umurunda. Çünkü bu iş için para ödenmiyor bana. (Cihan Hoca, duy artık sesimizi) Yarın yağmur yağdığında yine aynı terane…
          MİLLETVEKİLİ FARKI
   Geçenlerde İlçemize CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç gelmişti. Bulvarda yürürken, yanında kimse yoktu. Hani tanımayan bilemezdi milletvekili olduğunu. İçimden demiş-tim, İktidar partisi milletvekili olsa, herkes peşinde olur. Bu Pazartesi baktım belediyede bir kalabalık, bir o odaya, bir bu odaya… Az sonra o ka-labalık Sokaklarda dolaşmaya başladı, gazeteci ordusuyla. Meğer, AKP Mil-letvekili Ayhan Sefer Üstün gelmiş.
 
   Eskiler derler ya, “Mühür kimdeyse, Süleyman odur”

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 719