NE DİYORSUN, HALK?


Ver­miş­ler bize bir köşe, yazıp du­ru­yo­ruz. Bazen ya­zı­yo­ruz, kötü olu­yo­ruz, bazen yaz­mı­yo­ruz kötü olu­yo­ruz. Çık­mı­şız pis­tin or­ta­sı­na, oyun oy­nu­yo­ruz, ta­bi­ri ca­iz­se. Ama siz, alkış bile tut­mu­yor­su­nuz!
Bazen -iyi ya da kötü- eleş­ti­ren bi­ri­le­ri­ni gö­rün­ce mutlu olu­yo­ruz. Yaz­dık­la­rı­mız boşa git­me­miş di­yo­ruz. Siz­le­rin oku­du­ğu­nu gör­mek, duy­mak, bizi daha da he­ves­len­di­ri­yor. Ama yaz­dı­ğı­mız bir konu için, Şunu da yazın de­mi­yor­lar mı, bütün he­ve­si­miz ka­çı­yor.
***
Li­ma­nın ve liman ağ­zı­nın de­rin­leş­ti­ri­le­ce­ği­ni öğ­re­nin­ce, merak eden­le­ri­miz oldu, bu kumu ne ya­pa­cak­lar diye. Liman iş­let­me­si, bir kıs­mı­nı kul­la­nıp ka­la­nı­nı açığa dö­ke­cek­miş! Bunu öğ­re­nen Cihan Ersöz Ho­ca­mız, Yeni Haber Ga­ze­te­si’nde haber yaptı. Ar­dın­dan il­gi­li ve yet­ki­li ku­ru­luş­la­ra mü­ra­ca­at edip, bu kumun Ka­ra­su Sa­hi­li dol­gu­sun­da kul­la­nıl­ma­sı­nı sağ­la­dı. Gerçi, sa­hi­le yı­ğı­lan kumun büyük bir kısmı kam­yon­lar­la başka yer­le­re ta­şın­dıy­sa da, halen sahil dol­gu­su devam edi­yor ve li­man­dan iti­ba­ren ilk iki dal­ga­kı­ra­na kadar sahil dol­gu­su ta­mam­lan­mış. 
Bunu, Ta­ma­men Cihan Ho­ca­mı­zın ga­ze­te­ci­lik so­rum­lu­lu­ğu iiçin­de Tu­rizm Der­ne­ği Eski Baş­ka­nı Erdem Bal’ın fikri des­te­ğin­de ya­pı­lan gi­ri­şi­me borç­lu­yuz.. Peki, sen ne di­yor­sun? Bir te­şek­kür ettin mi Ka­ra­su Halkı adına?
***
Ter­sa­ne, Liman man­za­ra­lı sahil ev­le­ri­mi­zin önüne bir ha­ya­let gibi di­kil­di. İşsiz­lik so­ru­nu­nu çö­zecek umu­duy­la ço­ğu­muz ses çı­kar­ma­dı. O sahil ev sa­hip­le­ri, hele ter­sa­ne­nin giriş ka­pı­sın­da­ki dil­siz­ler, önünü ka­pa­ta­rak man­za­ra­la­rı­nı bozan ter­sa­ne için ne yap­tı­lar? 
Ter­sa­ne iflas etti, fa­ali­ye­ti dur­du­rul­du. İşçi­le­re dahi mil­yo­nun üze­rin­de borç­lan­dı. O dönem gö­rev­de bu­lu­nan İcra Müdür Yar­dım­cı­sı, Ter­sa­ne mal­ze­me­le­ri­ni yedi emin ola­rak kime verdi, bi­li­yor mu­su­nuz? Ner­den bi­le­cek­si­niz? Gel­di­ği mem­le­ket Er­zu­rum mu, Er­zin­can mı ne, ora­da­ki bi­ri­le­ri­ne tes­lim edil­di! Sonra ken­di­si de başka yere tayin oldu, gitti. Kim ne söy­le­di? 
Sonra o ter­sa­ne­den mil­yo­nun üze­rin­de ala­ca­ğı olan Yüz kadar işçi, 2’şer 3’er bin li­ra­ya razı olmak zo­run­da kaldı. Hak­la­rı­nı kimse ara­ya­ma­dı. Kimse bir şey de­me­di! Ne işçi se­si­ni du­yu­ra­bil­di, ne avu­kat­la­rı, ne de dev­let! Peki, sen ne di­yor­sun, Halk?
***
Ara­cı­nı­zın si­gor­ta­sı ikiye kat­la­nın­ca ba­ğır­dı­nız, ça­ğır­dı­nız. Hatta Hü­kü­met bile ayar ver­me­ye ça­lış­tı si­gor­ta­cı­la­ra, “Dü­zen­le­me yapıp in­dir­mez­se­niz, ben de si­gor­ta ya­pa­ca­ğım, hem de ucuza” dedi. Sonuç de­ğiş­me­di tabii. Bir­kaç as­pa­ra­gas haber ya­pıl­dı, o kadar. 
Peki, eh­li­yet­siz, al­kol­lü kaza ya­pan­lar, ha­ta­lı, ku­sur­lu olan­lar, tra­fi­ğe çık­ma­dan kendi ba­şı­na kaza ya­pan­lar, eh­li­yet­li, al­kol­süz bi­ri­ni bulup başka bir araç­la resim çek­ti­re­rek tu­ta­nak tut­tu­ran­lar yü­zün­den, si­gor­ta­cı­la­rın ma­li­ye­ti­nin yük­sel­di­ği­ni bi­li­yor mu­su­nuz? Her hangi bir kaza anın­da he­pi­miz kur­na­zız ya, ha­sa­rı si­gor­ta­dan ala­bil­mek için hemen kı­lı­fı­nı ha­zır­la­rız. Han­gi­miz karşı çıkıp, yap­ma­yın, et­me­yin, gü­nah­tır, ha­ram­dır, dedi?
***
Ka­ra­su Be­le­di­ye­si, hiz­met ya­pı­yo­rum di­ye­rek sa­hil­de yı­kım­lar ger­çek­leş­tir­di. Han­gi­niz se­si­ni­zi yük­selt­ti­niz, yap­ma­yın, et­me­yin, biz deniz ke­na­rın­da ka­pa­lı bir me­kan­da çay iç­me­ye layık değil miyiz, dedi?
Han­gi­niz sa­hil­den kum ta­şı­nır­ken, po­li­si, jan­dar­ma­yı aradı?
Han­gi­niz, Plaj Cad­de­si’ndeki pal­mi­ye­ler sö­kü­lür­ken karşı geldi, kep­çe­nin önüne di­kil­di?
***
Ka­ra­su, mil­yon­lar­ca lira bor­cun al­tı­na so­kul­du. Bu sü­tun­lar­da yaz­dık, çiz­dik, uyar­ma­ya ça­lış­tık. Yap­ma­yın, Ka­ra­su’nun ge­le­ce­ği­ni ipo­tek al­tı­na al­ma­yın, dedik. Böyle şey­le­re ih­ti­yaç varsa bunu Bü­yük­şe­hir yapar, dedik. Bu, Bü­yük­şe­hir’in gö­re­vi dedik. Han­gi­niz se­si­ni yük­selt­ti, han­gi­niz bize des­tek verdi?
Sor­gu­la­mak için gelen mü­fet­tiş ile soh­bet eder­ken; “Halk bu işe ne diyor?” dedi. Mah­cup oldum. “Halk ses­siz efen­dim, olan bi­te­ni öy­le­ce sey­re­di­yor,” dedim.
Da­rı­ça­yı­rı’na çi­men­to fab­ri­ka­sı ya­pı­la­cak de­nil­di, kimse se­si­ni çı­kar­ma­dı. Çi­men­to fab­ri­ka­sı ya­pıl­ma­ya­cak, ÇED ra­po­ru ala­ma­dı de­nil­di, yine se­si­niz çık­mı­yor! 
Ana­do­lu Li­se­si ka­pa­tıl­dı, kim­se­de tıs yok. Namık Kemal Or­ta­oku­lu İmam Hatip oldu, yine kim­se­de tıs yok.
Kay­ma­kam­lık müjde verdi, Ye­ni­ma­hal­le ta­ra­fın­da bü­yük­çe bir ara­zi­yi okul ya­pı­mı için ayır­dık diye. Şimdi bu­ra­ya Fen Li­se­si ya­pıl­ma­lı, Ka­ra­su’nun böyle bir hakkı var. Eski Has­ta­ne de Fen Li­se­si’nin ya­tak­ha­ne­si ya­pı­la­bi­lir. Ya da, Deniz ve Su ürün­le­ri Fa­kül­te­si ya­pı­la­bi­lir. Ama sen se­si­ni çı­kar­maz­san, gider İla­hi­yat Fa­kül­te­si ya­par­lar!
Biz, basın ola­rak hep eli­mi­zi taşın al­tı­na sok­tuk. Bil­gi­len­dir­dik, ka­mu­oyu ya­rat­ma­ya ça­lış­tık. Hep he­def­te olduk. 
***
“Timur, bir fil almış ve Nas­ret­tin Hoca’nın kö­yü­ne bı­rak­mış, bak­sın­lar diye. 
Fakat fil bu, ne do­yu­yor, ne dur an­lı­yor, her ta­ra­fı yı­kı­yor. 
Köylü en son top­lan­mış, Hoca’yı sözcü seçip Timur’un ka­pı­sı­nı çal­mış­lar. Mak­sat, fili şi­ka­yet etmek tabii. Hoca önde, köylü ar­ka­da, tam Timur’un ka­pı­sı­nı çal­mış­lar, 
Hoca bak­mış ar­ka­sın­da kimse yok! Timur sor­muş, nedir şi­ka­ye­tin diye. Hoca ce­vap­la­mış, Şu bizim köye bı­rak­tı­ğı­nız fil var ya, tek ba­şı­na canı sı­kı­lı­yor, bir tane de eş ge­tir­se­niz, demiş.”
Basın, siz­ler­den des­tek al­dık­ça gö­re­vi­ni yapar. Yoksa biz de bi­li­riz ne­me­la­zım­cı­lı­ğı… 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 958