SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 23.06.2018

Olmadı Sayın Tatlı


     Renkli, agresif kişiliğiyle, sosyal demokratlığıyla, sözünü esirgememesiyle tanıdığımız Karasu sevdalısı, Muhasebeci, köşe yazarı sayın Muzaffer Tatlı, olmadı!

   Bu güne kadar birçok kişiyi eleştiren, bir çok  kişinin de eleştirdiği yazılar yazdınız ama ben hiçbirinde köşeme alıp eleştirmedim.  Yazılarınız, üslubunuz, zaten sizi yeterince tanımamızı sağlıyor. Ama İlçemize hizmet etmiş bir Kaymakam için “hırsız” lakabını kullanmanız olmadı!

   Ben şimdi burada desem ki, “Sayın Tatlı, yazılarından birinde benim yazdığım konuyu çaldı, yazdı, hırsızlık yaptı” hemen cevap verirsiniz. Çünkü ikimiz de sağız ve ikimiz de Karasu’dayız. Karşılaşıp yüzleşebiliriz. Ama biri ölmüş, diğeri başka bir bölgeye tayin olmuş iki kişi arasındaki bir tarafı suçlayıcı ifadeler kullanarak ithamda bulunmanız, taraflar arasında yüzleşme sağlamayacağı gibi çok önemli bir makam ve mevkii de, çok değerli bir kişiliği de töhmet altına almaktadır.

   Sayın Dr. İlker Gündüzöz, ilçemizde kaymakamlık yapmış saygın bir insandır. Okulunu birincilikle bitirmiş, Dr. unvanı almış ve arkasında hiçbir şaibe ve dedikodu bırakmadan tayin olmuştur. (Yaptığı ya da yapmadığı hizmetler diye tartışmıyorum!)  Bir gün kendisine sormuştum, akşamları pek dışarı çıkmıyorsunuz,  ne yapıyorsunuz?” diye. Karasu hakkında kitap yazdığını söylemişti. Yazdığı kitabı da hep beraber gördük. Karasu ile Karasu’nun bütün belde ve köyleri hakkında bilgiler vardı. O bilgilerin çoğu zaten kendi elinin altında olan, olmasa da hemen ulaşabileceği bilgilerdi. Sayın Gündüzöz, o bilgileri kitap haline getirmiş ve bizimle paylaşmış, Karasu’ya hizmet etmiştir.

   Aynı günlerde Merhum Abdulgani Sarı, Karasu için kitap yazmayı düşündüğünü, bunun için sponsor aradığını söylüyordu. İlçemize, yeni gelmiş, pek de tanınmıyordu. Bu sebeple sponsor bulmakta zorlandı. O zamanlar Hükümet Konağı karşısındaydı işyerim. Kaymakamlığa her geldiğinde uğruyordu. “Kaymakam da Karasu hakkında kitap yazıyormuş” dedi. Vazgeçmişti.

   Belki de bilgilerini, resimlerinin bir kısmını Sayın Gündüzöz ile paylaşmıştı. Ama bununla ilgili bir sözleşme imzalamamış, bir taahhüt almamıştı. Bir beklentisi olabilirdi tabii!

   Sayın Gündüzöz, Merhum Abdulgani Sarı’ya bir telif hakkı verse, Kaymakamlık bütçesinden verecekti. Neticede ilçeye yapılan bir kültür hizmetiydi kitap. Yani halkın parasından verir, kendi cebinden bir şey çıkmazdı. Gani Dayı da, bir alacağı olduğu konusunda ısrarlı olsaydı, yasal yollara başvurur, sesini yükseltirdi. Belki de katkılarının karşılığı bir beklentisi olmuş ancak bunu sesli dile getiremediği için susmuştu.

   İki kişi arasında geçen diyaloğu tam olarak bilemeyeceğimiz için, hırsızlık suçlaması çok ağır kaçmaktadır. Bunu köşenizde bu şekilde yazmak yerine, Sayın Gündüzöz’e bir şekilde ulaşıp, merhumun kendisinden bir alacağı olup olmadığı, varsa helallik almak isteyip istemediği sorulabilirdi.

   Yazının ve ithamın amacını aştığını düşünüyorum. Çünkü bu şekilde olmadı! İlçemize hizmet etmiş, hizmet etmekte olan, yarın bir gün hizmet edecek olanları İlçemiz hakkında ön yargılı olacak bu tür karalamalara iltimas edilmemelidir.

İNTERNET KAFELERİ DE KAPATIN!

   İlçemizde 50’nin üzerinde internet kafe var. Bunlar, zor şartlarda hizmet etmektedirler. 3 sene önce 1,5 lira olan saat ücreti, rekabet sonucu 1liraya düştü. Bu sebeple çoğu kirasını ödemekte zorlanan bu işyerleri, her dönem sıkıntıya sokulmaktadır. Ekonomik durumu iyi olanların evinde bilgisayar ve internet zaten var. Buralara gelenler alt ve orta gelir sahipleri. Durumu iyi olanlar da zaten oyun için gelmekte. Az bir ekonomik durgunluk, doğrudan buraya yansıyor.

   Zaten Elektrik, internet, ısıtma-soğutma, güvenlik, yenileme gibi düzenli giderlerin yanı sıra, devlet tarafından ekstradan çıkarılan masraflar, yasalar, uygulamalar vs sebebiyle adeta “kapatın” denilmektedir.

   Bir müddet önce kamera şartı getirildi kafelere. Durumu olan-olmayan mecburen aldı. Şimdi de 14 yaş altındaki öğrencilerin yanında velileri olmadan buralara girişi yasaklanmış. Önceden, öğrenci velisinden imzalı kağıt getirip girebiliyordu. Şimdi veli yanında olmadan giremiyor.

   Çocuk, ödevini yapmaya gelmiş, velini de al gel, deniliyor. Velisi geliyor, kardeşim sen manyak mısın, ben evde hasta yatıyorum, bu çocuk ödev yapana kadar yanında mı duracağım, diyor.

   Kadın, çocuğunu bırakıyor, ben karşıda kuafördeyim, polis filan sorarsa sesleniver, diyor. Polis geldiğinde çağırılan kadına, “hayır, çocuğunuzun yanında durmak zorundasınız” deniliyor.

   Olacak bu ya, başka bir kadın da çocuğunun elini tutup kafeye geliyor ve “Ben okula gönderdim, çocuğum okuldan kaçmış, internete gitmiş, sizi polise şikayet edeceğim” diyor.

   Çocukların okuldan internet kafeye kaçmasını tabii ki istemeyiz. Ama okuldan kaçan çocuk, internete gitmese, başka ortamlara gider, kötü alışkanlıklar edinir. Kafede ise ne yaptığı kameralarla kayıtlı. Zaten filtre sistemi var, porno sitelere de giremiyor.

   Dedim ya, 50’nin üzerindeki ailelerin geçim kaynağı internet kafeler artık sinek avlıyor. Oldu olacak, girmeyi hepten yasaklayın, kapatın gitsin!

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ