SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 25.06.2018

PERŞEMBENİN GELİŞİ


   Mahalle yanarken orospu saçını tararmış.
  Kahpe içeriden olunca, kapı kilit tutmazmış. (Atasözü) (Komutanımızdan…)      
                     ***
  "Bir ülkenin sınırları içerisinde yüzlerce kişilik silâhlı bir grup, o ülkenin askerî birliğine saldırabiliyorsa, bu bir nevî işgâl hare-ketidir. Bu durum ise savaş koşuludur. Bu durumda bununla mücâdele etmek için yapılması gerekenlerin başında, o bölgede geçici seferberlik îlânı gelme-lidir. Bunu bölgedeki bütün sivil dev-let unsurlarının lağv edilmesi ve yerle-rini askerî devlet unsurlarına devret-mesi izleme-lidir. Buna göre vâliler, il garnizon komutanı olmalıdır. Ayrıca hangi siyâ-sî görüş ya da hareketten olduğuna bakılmaksızın bütün seçil-miş unsurların da (belediye gibi) gö-revlerine son verilmeli ve lağv edil-melidir. Ardından sıkıyönetim uygulamasına geçilmelidir. Ayrıca ülke içinde bu silâhlı gruba destek olan bütün siyâsî parti, dernek, vakıf, sendika ve benzeri sivil toplum kuruluşları dağıtılmalıdır. Buna göre bu şartları sağlamaktan söz etmeyen her hareketin terörle mücâdele edeceğiz sözleri palavradan ibârettir."
                          ***
  Canımız yanarken, yazı yazmak da gelmiyor içimden. 
  Bir milli maç galibiyeti, şampiyon Hollanda`yı yendiğimizin muhabbetini bile yapamadık. Ateş düştüğü yeri yakar. Onlarca aile feryat ediyor, canları, fidanları, kuzuları gitti diye. Ekmeğimizi yiyen, soframıza oturan kandırılmış bir cenah, hem öldürüyor, hem ölüyor. 
   Uçak gemisi yapacak teknolojiye sahip(?) ülkemiz, 250 kişi olduğu tahmin edilen teröristi gurubunu göremiyor! Bir zamanlar BBG (Biri bizi gözetliyor) evi gibi gözetlediğimiz bölgede her gün tuzaklanıyoruz. 
   Seçim öncesi bu çapta organizasyonlar, komlo teorilerini düşündürüyor. Umarız sağduyu galip gelir. İsterim ki, ya savaş hali uygu-lanır, ülkemizin her karış toprağına hakim oluruz, ya da (istemeyiz ama) teslim olur, müzakere için masaya otururuz!
   Tüm şehitlerimize Allahtan rahmet diliyoruz, Başımız Sağ olsun Türkiye`m…
                           ***
   Perşembenin gelişi derken, asıl yazmak istediğim konuya geleyim;
   Doğu Karadeniz Bölgesinde sel felaketi yaşandı geçtiğimiz hafta. Hopa, Artvin, neredeyse çarpık yapılaşmanın cezasını çekti. Daha önce Ankara, daha önce Samsun, Antalya… Devletin yaptığı Toki evleri sular altında kaldı. İstanbul, hemen her yağmurda sular altında kalan evlerin haberinin yapıldığı yer. 
   Bu tür felaketlerin olduğu kentler, hızla büyüyen, arsa değerlerinin fahiş fiyatlara dayandığı yerler… İstanbul, Ankara, Samsun ve son olarak Gürcistan`a açılan kapımızda arsalar büyük rant kapısı olmakta, dere yatağı dahi olsa hatır gönül ya da maddi menfaat karşılığında ruhsat izni verilen yerler… Sonucu da acı ve üzüntü veriyor tabii ki! Hiçbir gelişmiş ülkede göremeyeceğimiz sel baskınları ile sarsılıyoruz.
   Konuyu nereye getireceğimi tahmin ettiniz sanırım.
   Karasu, benzer şekilde arsaların hızla rant yaptığı yer. Arsa payı % 20`lerden % 50`lere geldi. Batak diye anılan birçok bölge imara açıldı. 
   Hiç unutmam, gördüğüm bir zemin etüdünde, “Bataklık alan, sıvılaşmaya müsait” yazıyordu. “Ee, ne olacak şimdi, inşaat ruhsatı verilmeyecek mi?” diye sorduğumda, “Gerekli tedbirler alınıp inşaata öyle devam edilecek” cevabını almıştım. Gerekli tedbirler alındı mı bilmiyorum ama inşaatlar yapıldı. (Benim denetimimde yapılan inşaatlarda 3-4 metre çamur sıyrılıp alttaki asıl tabakanın üzerine-genellikle kumlu- sert malzeme dökülüp güçlendirme yapılıyordu)
   Peki, Karasu`da sel tehlikesi yok mu? Tüm Türkiye`yi tehdit eden sel, Karasu`yu etmez mi?
   Öncelikle ilçemiz, Kuzuluk mahallesi hariç, bataklık bir alana kurulmuş. 
   Eskiler hep anlatıyor, Yenimahalle`den çarşı merkeze kadar kayıkla geliniyormuş! Her taraf sular altındaymış. Hatta Hükümet konağı yanından geçen kanal, bu bölgede biriken suları taşımak için makine gücüyle açılmış.
  Kuzuluk tepesinden hızla akan sular, düzlük alanda yığılma yapıyor. Ova-daki sular da eğimin azlığı sebebiyle hızla deşarj olamıyor. Şiddetli yağmur-larda bu sebeple birçok bölge sular altında kalıyor. 
   Peki hiç düşündük mü, Ya Sakarya Nehri taşarsa…?
   Eskiler, Sakarya Nehrinin ara sıra taştığını anlatırlar. Bu sebeple Adapazarı yolu zaman zaman suyla kaplanıp kullanılamaz hale gelirmiş. 
   İlçemizin sular altında kaldığı bir anda Sakarya nehri de taşarsa ne olur? Hangi bölgeler tehlike arz eder?
   Halkımızın, Japonya`daki tsunamiyi görüp, aynısı bizde olur mu acaba diye korkması gerekir mi? Karadeniz`de olası kuvvetli bir depremde dalgalar bizi esir alır mı? 
  İlçemizin ovadaki Rakımı 4-6 metre arası. Hani kutuplardaki buzullar erise deniz suları 4 metre yükselir diyorlardı ya..!
   Belediye ve Kaymakamlık, İlimizde kurulu Üniversiteden, “Karasu`nun su altında kalma riski ve sel tehditi ile alınacak önlemler” hakkında araştırma ve tez hazırlaması için müracaat etmelidir.
   Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.?

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 779