• Ana Sayfa
  • »
  • PİKNİK VE OLTA BALIKÇILIĞI

PİKNİK VE OLTA BALIKÇILIĞI


   İlçe­miz, her ne kadar be­le­di­ye­ci­lik açı­sın­dan kıs­met­siz­se de ön­le­ne­me­yen gü­zel­lik­ler­le dolu. 
   Çoğu ki­şi­nin de­ni­zi­ni bil­di­ği il­çe­miz­de, Küçük Ka­ra­su Gölü, deniz ke­na­rı, Sa­kar­ya Nehri, Tuzla De­re­si, Akgöl, Ku­yum­cu­lu De­re­si ve hatta kanal ke­na­rın­da olta ba­lık­çı­lı­ğı ya­pı­lı­yor. Bu ba­lık­çı­lık­la bir­lik­te araç­la­rıy­la gelen aile­ler de çoğu zaman yan ta­raf­ta bek­le­ye­rek pik­nik ya­pı­yor­lar. 
   Önem­li pik­nik alan­la­rı­na Maden De­re­si ile Lon­goz’u da kat­ma­lı.   Ama Maden De­re­si’nde balık ol­ma­dı­ğın­dan, Lon­goz’da da yasak ol­du­ğun­dan gece giz­li­ce tu­tu­lu­yor, pik­ni­ğe mü­sa­it değil yani. Ya da yal­nız pik­ni­ğe mü­sa­it…
   Bun­la­rı niye yaz­dım; il­çe­de­ki hiç­bir kamu ku­ru­lu­şu ve sivil top­lum ör­gü­tü, olta ba­lık­çı­lı­ğı ko­nu­sun­da par­mak­la­rı­nı kı­pır­dat­mı­yor.
   Özel­lik­le küçük de­re­ler­de var olan ba­lık­la­rın nesli tü­ken­mek üzere. Bu­ra­lar­da za­ma­nın­da ya­pı­lan ki­reç­le, di­na­mit­le, suyu sa­ğa­rak ya­pı­lan balık avı, yu­mur­ta­la­ra da zarar ver­miş, nes­li­ni kö­relt­miş.   Özel­lik­le Tuzla de­re­si­ne Sa­kar­ya ağ­zın­dan giren ba­lık­lar ol­ma­sı ge­re­kir­ken, bu­ra­da balık ya­ka­la­ya­nı gör­mü­yo­ruz. Buna rağ­men kanal ke­na­rı, ol­ta­sı­nı ve aile­si­ni ala­rak bu­ra­da pik­nik ya­pan­lar­la dolu.
   Hal­bu­ki es­ki­den öyle miydi? 
   Sazan, sa­rı­ka­nat, ka­ya­ba­lı­ğı, turna (ok­la­ma)… Bu ba­lık­la­rın nesli ku­ru­mak üzere…. Hatta ku­ru­du bile. Tıpkı de­niz­le­ri­miz­de­ki bir­çok balık nes­li­nin ku­ru­ma­sı gibi… 
   Tatlı su ba­lık­la­rı­nın nes­li­nin ço­ğal­ma­sı için, hatta tü­ken­me­me­si için acil mü­da­ha­le edil­me­li. Sa­kar­ya Nehri’ne bı­ra­kı­lan mer­sin ba­lık­la­rı gibi bu ka­nal­la­ra da balık üre­ti­mi için yav­ru­lar bı­ra­kıl­ma­lı. Olta ba­lık­çı­lı­ğı de­net­len­me­li ve hav­yar bı­rak­ma za­ma­nı ya­sak­lan­ma­lı.
   Deniz ke­na­rın­da­ki olta ba­lık­çı­lı­ğı daha da acık­lı…
   Es­ki­den ça­pa­ra­ya çı­kı­lır, is­tav­rit ya­ka­la­nır­dı. Şimdi de­ni­zi­miz­de­ki o bol ba­lık­lar yok oldu. Be­ğen­me­di­ği­miz is­tav­ri­ti tez­gah­lar­da gö­re­mi­yo­ruz. Kaçak yol­lar­la ya­ka­la­nan­lar ise ki­lo­su 30 li­ra­ya sa­tı­lı­yor.
   Üret­me­ye ça­lış­tı­ğı­mız mer­sin ba­lı­ğı henüz tez­ga­ha dü­şecek kadar ço­ğal­ma­dı. Ne­den­dir bi­lin­mez ama sanki gay­ret­ler fayda et­mi­yor gibi. Hatta çipli bir ta­ne­si Kı­zı­lır­mak’ta ya­ka­lan­mış. Bizim bu­ra­la­rın su­yu­nu sev­mi­yor, ka­çı­yor­lar sanki! 
   Mer­sin ba­lı­ğı­nı üre­tir­ken, diğer ba­lık­la­rın da so­yu­nu ku­rut­tu­ğu­mu­zu gören yok!
   Bir araş­tır­ma­cı da çıkıp, de­ni­zi­miz­de­ki mid­ye­ci­li­ğin balık yu­va­la­rı­na zarar ver­di­ği­ni, ba­lık­çı­lı­ğı öl­dür­dü­ğü­nü söy­le­mi­yor. Hani balık soyu tü­ke­nin­ce midye yeriz di­ye­ce­ğiz ama onun da soyu tü­ke­ni­yor.
İlçe­miz­de acil “Su Ürün­le­ri Mes­lek Yük­sek Okulu” ya da “Fa­kül­te­si” ku­rul­ma­lı. İlçe­miz­de ba­lık­çı­lı­ğın devam ede­bil­me­si için bu ilk şart. De­va­mın­da da kamu yö­ne­ti­ci­le­ri bu Yük­sek Okul ile ko­or­di­ne­li ça­lı­şa­rak ba­lık­çı­lı­ğı­mız can­lan­dır­ma­lı.
SO­YUL­DUK EY HAL­KIM
   Ne güzel, suya sa­bu­na do­kun­ma­dan haf­ta­lık ya­zı­mı yaz­dım. Kim­se­yi kır­ma­dan, kim­se­ye laf sok­ma­dan… Hani bazı ar­ka­daş­la­rım di­yor­lar ya, si­ya­se­te fazla girme, fazla do­kun­ma… Bu­ra­da da bi­ti­re­bi­li­rim. Pe­şi­ne bir fıkra, bu haf­ta­yı da sav­dık…
   Ama vic­da­nım ra­hat­sız olur. 
   Cihan Hoca orada ban­gır ban­gır ba­ğı­rı­yor, Bel­ge­ler açık­lı­yor. Diyor ki, “Ey hal­kım, so­yul­du­nuz. Bakın bu da mah­ke­me ev­rak­la­rı, bi­lir­ki­şi ra­por­la­rı” Bi­lir­ki­şi ev­rak­la­rı da diyor ki, “İller Ban­ka­sı Afet Kre­di­si usu­lü­ne uygun değil. Kredi amacı dı­şın­da kul­la­nıl­dı. Sel­den zarar gö­rül­dü­ğü be­lir­ti­len bir­çok cadde ve so­kak­ta bir şey ya­pıl­ma­dı. Alı­nan mal­ze­me­ler ve ya­pı­lan hiz­met­ler fahiş fi­yat­lar­la ya­pıl­dı…” 
   Ar­ka­sın­da kimse yok. Ol­ma­sı ge­re­ken­ler, “Hocam o işten bir şey çık­maz” diyor. 
   O kadar ka­nık­sa­mı­şız ki, ik­ti­dar eliy­le ya­pı­lan yol­suz­luk­la­rın ce­za­sız ka­la­ca­ğı­nı… Yargı, gö­re­vi­ni yap­ma­ya ça­lı­şı­yor, yar­gı­nın ar­ka­sın­da kimse dur­mu­yor. Ne­re­dey­se yar­gı­ya cephe ala­ca­ğız!
   “İnsan­lar, hak edil­dik­le­ri şe­kil­de yö­ne­ti­lir­ler” diye bir söz var. Hadis ol­du­ğu­nu da söy­lü­yor­lar. Biz bunu hak edi­yo­ruz. Öyle değil mi? 
   Ço­ğu­mu­zun ha­ya­li, “Yat­tı­ğı yer­den para ka­zan­mak, vo­li­yi vur­mak, avan­ta­yı kap­mak, bal tu­ta­nın par­ma­ğı­nı ya­la­ma­sı, Dev­le­te sır­tı­nı da­ya­mak, pi­yan­go­dan ik­ra­mi­ye ka­zan­mak” değil mi? Yani kolay yol­dan… 
   Bunu ba­şar­mış bir bü­yü­ğü­mü­ze giz­li­den saygı mı du­yu­yo­ruz acaba, “Ulan iyi gö­tür­müş” diye…
Çünkü hiç­bir va­tan­da­şı­mı­zın ağ­zın­dan duy­ma­dım, 46 mil­yon pa­ra­yı ne­re­ye har­ca­dı­lar, biz va­tan­daş ola­rak o borcu öde­ye­ce­ğiz, diye.  Hatta o pa­ra­nın önem­li bir kıs­mı­nın Ka­ra­su’ya gel­me­den bit­ti­ği­ni söy­le­yen­ler var. Bunu da si­ya­si rüş­vet ola­rak yo­rum­la­yıp mah­ke­me­ye baskı uy­gu­la­na­ca­ğı­nı ve bu se­bep­le bir şey çık­ma­ya­ca­ğı yo­lun­da gö­rüş­ler hakim.
   Ba­ka­lım hakim ne karar ve­recek?  Ger­çek hakim halk, ses et­me­dik­ten sonra… Bek­le­yip gö­re­lim.
   Bu arada ga­ze­te­ler­de, be­le­di­ye ça­lı­şan­la­rı­nın hak ediş ve ge­çi­ci ka­bu­le imza at­ma­ya zor­lan­dı­ğı yö­nün­de ha­ber­ler var. At­ma­yan ki­şi­ler, sür­gü­ne gön­de­ri­li­yor­muş! 
   Sahi, be­le­di­ye ne zaman iftar ve­recek acaba? 
AS­FALT ATI­LIR­KEN
   As­falt atan­la­ra denk ge­li­yo­rum, 2-3 işçi, ka­fa­la­rı­na göre atı­yor­lar. 
Yahu bunun bir eğimi olur, üze­rin­de yağ­mur suyu tut­ma­ma­sı için. Ol­maz­sa yağ­mur suyu bi­ri­kir ve bir par­kam olan çukur hızla büyür ve tamir ge­rek­ti­rir. 
   Aman ha, pa­ha­lı mal­ze­me­dir, biraz özen lüt­fen…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 858