SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 25.06.2018

Ramazanlık İftarlık


  Her Ramazan ayında tekrarladığımız hususlara bu ay hiç değinmedik. Özellikle davulcunun uykusuz bırakması, ilk defa bu Ramazan şikâyet konusu olmadı.
  Davulcularda bir ritim var ki, çalmaya başladığı zaman neredeyse oyun oynayacağız. Belli ki bu işin eğitimini almışlar. Neydi o kardeşim ya, teneke çalar gibi dan dan dan…! Demek itina gösterince oluyormuş. Yaşatalım bakalım gelenekleri, nereye kadar yaşayacaksa… 
  En son AB`nin direktifine bakar, “Gece sokakta davul çalmak insan haklarına aykırı, kaldırın” dedikleri gün, kalkar. Doğrusu kimse de özlemez. Hatta oruca kalkanlar bile uyuyakalıp oruçlarından olmazlar. 
  Merak ettiğim bir konu, Kaymakam Beyin Lojmanını önünde de davul çalınıyor mu? Sayın Duru zamanında koruma polisi engelliyordu çalınmasını da… Hani çalınmıyorsa, tüm Karasu sokaklarında çalınmasına neden rıza gösteriyor, diye soracağım.
                                *
  Bu yıl köy ve mahalle iftarları geleneği başladı nedense. Karasu belediyesi, Kuyumculu`da, Limandere`de, Tepetarla`da vs iftarlar tertip ediyor. Büyükşehir`e geçince buralar hep Karasu`nun mahallesi gibi olacak, Bu beldeler de Karasu Belediye başkanlığı için oy kullanacak, acaba o sebeple tanışma yemeği falan mı? 
                                 *
  İftarın amacı, yoksul ve ihtiyacı olanları çağırmak, yemek vermektir. Bizdeki amacı, biraz gösterişe kaçmak gibi geliyor. Ama yine de tanışmak, kaynaşmak gibi ulvi bir sebep aramak gerekir. Bir köy veya mahalle yemeği düzenlemek, 10.000 TL civarında masrafa sebep oluyor. Bu parayla 50 liradan 200 aileye erzak yardımı yapılabilirdi. Yemeğe gerçek ihtiyacı olanın gelip gelmediği meçhul ama erzaklar, çoğunlukla ihtiyacı olan insanlara veriliyor.
                                   *
  Erzak yardımı, her sene olduğu gibi bu yıl da Belediye tarafından yapılıyor. Şimdiye kadar yaklaşık 2500 kişiye erzak dağıtmışlar. Erzak almak isteyen, Enver Albayrak`dan onay alacak. Onay soruları çok kolay; Kocan ne iş yapıyor (kadınsa tabii), Ne ile geçiniyorsun? Cevaplar inandırıcıysa, talimat veriliyor “verin erzak”
  Bazen insanlar 2. defa geliyor erzak istemeye… Hemen tanıyor, “Sana yok sen aldın”. Gelen kişi ısrarcı “babaanneme alacaktım”. Enver Hoca hazırcevap; “Babaannene de verdik!” Tekrar üstelemeye utanıyor tabii gelen, “Aa, ona da verdiniz mi sahi?”
  Gelenler Çingene ise, “Size yok, ben sizin çeribaşınıza hane başına 1 koli verdim” diyor Albayrak.
  Bazen de durumu iyi olan insanlar geliyor, “-Bizim mahallede var birkaç tane ihtiyacı olan”, diye. Hani insanın diyesi geliyor, “Ya onlara da sen ver, biz hepsine yetişemiyoruz!”
  Bim`in 25 liralık hediye çeklerini soruyorum Hocama, onlarla bizim ilgimiz yok, diyor.
                                  *
  Hemen her yıl davetlerin vazgeçilmez ismiydi, Adnan Yıldız. Bildiğiniz sebeplerden işini kaybedince, artık iftarlara da davet edilmiyor, Kentsel toplantılara da… Beyler, ben sadece paramı kaybettim, Mühendislik diplomamı ve hepsinden önemlisi insanlığımı kaybetmedim. Demek ki neymiş, “Ye kürküm ye…”
  MAKUL İNSANLAR
  Başbakan, Akil insanlar diye bir gurup toplayınca, İlçemizde de kendilerine “Makul insanlar” diyen kerametli insanların toplantılarını izliyoruz. Bizleri düşünüp bizlerin hakkında kararlar alıyorlar. Henüz bir yaptırımlarına rastlamasak da, iyi niyetli olduklarından kuşkumuz yok. Bana göre her insan makul insandır, bu guruba katılamadık diye üzülmeyin.. 
  Karasu için söz sahibi olmayı en çok yakıştırdığım isimlerden biridir Şakir Şen. Bu memleket, termik santral kâbusunu atlattıysa, onun gayretleri, araştırmacılığı, liderliği sayesinde atlatmıştır. Yolda karşılaştığımda sordum, makul insanlar kimlerdir, nedir, diye? Haberi olmadığını söyledi. Yanındaki karasu haber Gazetesi İmtiyaz sahibi Cihan Hocamız vardı. Aynı soruyu ona yönettim. O da bilgisi olmadığını, çağırırlarsa gazeteci sıfatıyla katıldığını söyledi. Resimlerinden tanıdığım kadarıyla, iktidar partisi yanlıları. Biri gelip bana anlatabilir mi, Makul insan olmaya nasıl karar verdiler, her isteyen olabiliyor mu, yoksa seçici bir heyet mi var? Ya da davet mi ediliyorlar, “Ya sen çok makbul adamsın, gel sen bize makul ol” diye. Yoksa parası çok olan mı, en çok vergi veren mi, en çok insan çalıştıran mı, en çok üretim yapan mı, en çok tahsil yapan ya da en çok gezen midir makul adam? En dindar olan mı, en eski Karasu`ya gelen mi, en çok liderlik vasfı olan mı? Barış yanlısı mı, Cumhuriyetçi mi, Atatürkçü mü, yoksa muhafazakar mıdır makul adam? 
  Biri beni bilgilendirirse, ben de buradan yazarım.
  ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE 
DERNEĞİ
  Bir fotoğrafçı arkadaşımız dikkatle bakıyor cama… Neden baktığını sorunca da, derneğin resmindeki Atatürk siluetinin Atatürk`ten ziyade İsmet İnönü`ye benzediğini söyledi. Peşinden ekledi, “Ben fotoğrafçıyım, fotoğraftan anlarım!”
  Ben fotoğrafçı değilim ama dikkatli bakınca resmin İnönü`yü de andırdığını fark ettim. Atatürkçü derneğin bu konuda daha duyarlı olması gerekir diye düşünerek, resmin değiştirilmesi gerekliliğini söylüyorum.
  Sözümüz bu derneğe gelince, uzun zamandır söylemek isteyip söylemeye fırsat bulamadığım bir konuyu gündeme getirmek isterim. Atatürk`ü seven ve bu derneğe bağış yapmak isteyen bir hemşerimizin bağışı, Dernek Başkanı tarafından kabul edilmemiş. Gerekçe olarak da, sakalları olduğunu, Atatürkçü bir kişinin sakallı olamayacağını, bu sebeple bağışı da kabul edemeyeceğini söylemiş. Çok şaşırdım.
  Atatürkçülük kimsenin tekelinde olmadığı gibi, kimse de sevmediği, hoşlanmadığı bir derneğe durup dururken bağış yapmak istemez. Bize Atatürk`ü sarı saçlı mavi gözlü diye sevdirmeye çalıştılar ama biz onu bu vatan için yaptıklarından dolayı sevdik. Eminim o da bizi sakallı, çarşaflı diye dışlamamış, bu vatana için canımızı vereceğimizi bildiği için sevmiştir.
  GAZ-TOZ
  Doğalgaz inşaatı geçtiği yerdeki en büyük şikâyet, toz oluşması… Havalandırmak için camlar açılamıyor, çamaşırlar asılamıyor.
  Halkın en büyük ricası, çukurların üstü beton ya da asfalt ile kapatılsın. Yağmur da yağdı, toprak iyice oturmuştur. Betonlamak için daha ne bekliyorsunuz?
  Bu Pazartesi günü baktık bir çalışma var, çukurların üstü ince mıcır ve mıcır tozu ile dolduruluyor. Anlaşılan müteahhit firmanın beton dökmeye niyeti yok! Toz duman yutmaya devam edeceğiz. İlle eylem mi yapalım, “Toz yutan adam” eylemi…
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1124