SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 25.06.2018

SALDIM ÇAYIRA


   Savaştan kaçan insanlara mecburen kucak açıp ev sahipliği yapıyoruz. Bu bir yerde insanlık görevimiz. Sınırdan içeri sokmasak öldürülecekler çünkü. 
   Hani bir yerde de dua ediyoruz ki, biz kaçmak zorunda değiliz. Kaçsak nereye kaçacağız, bizi hangi ülke kabul edecek. Komşularımızdan herhangi birinin kabul etmeyeceği bir gerçek! 
   Peki, dünya ne yapıyor, biz ne yapıyoruz, mülteciler konusunda? 
   Az sayıda mülteci olsa, bizim de yaptığımız gibi, çadır kent, konteyner kent geçici çözüm. Ya da ülkemizde az gelişmiş bir kent, mesela Hatay, mesela Şanlıurfa,  mülteci kenti olur, mültecilerin buradan Türkiye`ye dağılması önlenir. İş, yatırım, sosyal hizmetler, tek noktada birikir, kolaylaşır. İhtiyaca göre gerekli yardımlar da burada toplanır, asayişi sağlamak için gereken polis gücü de… Eğitim de, adaptasyon da…
   Almanya, sırf mültecilerle ilgili bir iş bulma kurumu oluşturmuş. Bu kurumda çalışan personel, Mültecilerin, yapabilecekleri işler konusunda araştırma yapıp onları uygun bir işe yerleştirmekle görevli. Mesela şoförlük bilen bir mülteci, Almanya`da kursa gönderiliyor, ehliyet veriliyor ve şoförlük yapması sağlanıyor. Daha az kabiliyetli olanlara, daha az yetenek isteyen, daha çok kabiliyetlilere yetenekleri üzerinde işler veriliyor. Yaşlılara daha az çalışabilecekleri, sakatlara yapabilecekleri işler uyarlanıyor. Herhangi bir işe yerleştirilen yabacıdan da sosyal yardım kesiliyor. Sonuçta kazanan devlet oluyor.
   Ülkemizde 2 milyon Suriyeli var. Onlar, herhangi bir yerleşim bölgesinde barındırılmıyor, Türkiye`nin her tarafına dağıtılmış. Ne yerler, nasıl geçinirler, pek de umurumuzda değil. 
   Devletin bunlara 800 TL sosyal yardım yapıldığı söyleniyor. Dolar 2 lirayken, 400 dolar olarak ödenen para, Doların artmasıyla 1000 lirayı geçti. Bizde asgari ücret ve emekli maaşına denk bir para hiç çalışmadan aramıza serpiştirilmiş bu yabancılara ödeniyor. Üniversitelerimize sınavsız girebiliyorlar. Gazi maaşının 350 lira olduğu ülkemizde bu durum vicdanları sızlatıyor. Daha yeni şehit olan bir askerin dedesinin 290 lira sakat maaşıyla geçinmeye çalıştığını öğrenmedik mi? Gençlerimiz üniversiteyi kazanmak için yarış atı gibi çalışıp dünya masraf etmiyorlar mı?
   Yabancılara bu kadar cömert olan Devletimiz, aynı cömertliği kendi halkına neden göstermiyor. Tamam, Almanya gibi sosyal adalet beklemiyoruz, kendi yağımızla kavrulmaya çalışıyoruz. İş, okul, sosyal yaşantı olarak ya sakat olmamız gerekir, ya şehit! Son zamanlarda yandaş basına pek yansımasa da, Devletimiz vergi alacaklarını tahsil için icra ve haciz işlemlerine başladı. Kazara bankada parası olanlar, parasının bloke olduğunu şaşkınlıkla öğreniyor. 1000 lira borcu olan mükellefin 100.000 lirasını kilitlemede bir mahsur görmüyor. 5-10 yıl gerilerden borcu olanlara, hatta borcu olup olmadığını bilmeyenlere, “Siz filanca şirkette yöneticilik yapmışsınız, o şirketin vergi borcu var, bu borcun şu kadarını siz ödeyeceksiniz” diyerek koskoca bir şirketten 300.000-500.000 lira borcu kişiden çıkarıyor. Adam ölmüş, çocuklarına “Babanızın filanca şirkette çalışırken ki borcundan 100.000 TL ödemeniz gerekiyor, ya da reddi miras yapın” diyecek kadar basiretsiz davranıyor.
   Sosyal adalet yönünden, “Nasıl geçiniyorsun, kaç para kazanıyorsun, kaç kişiye bakıyorsun, işin var mı” diye sorma özürlü devletimiz, iş para almaya gelince pençelerini geçirip nefes aldırmıyor. Elektrik paranızı ödeyemedinizse, elektriğiniz, su parasını ödeyemedinizse suyunuz kesiliyor. “Eğer bunları ödeyecek kadar kazanamıyorsun, öl gitsin” demeye getiriyor. 
   Mahkemede hakim soruyor, “Kaç para geliriniz var?” Cevap, 1500 lira gibi bir rakam… Karar; “6.000 lira para cezası, 5 taksitte ödenecek!” Yahu o kişi size 1500 lira kazanıyorum diye beyan etmiş, 6.000 lirayı nasıl ödesin? Ya yalan beyan etti, soruşturma yapın ve cezasını verin, ya da beyanına göre ceza verin. Nasrettin Hoca`nın demesi gibi, “Ya sayı saymayı bilmiyorsun, ya dayak yemedin!”
   Vatandaşına bu kadar ilgisiz, kayıtsız kalan Devlet, kendi harcamalarına nasıl peki? 
   Dünyada en çok makam aracı olan ülkeler arasında başı çekiyoruz. Üstelik sanki bizim fabrikamız gibi, Mersedes olmasına özel itina ediyoruz! Bunların yakıtı, bakımı, vergileri ve şoförleri, apayrı bir masraf kapısı… Her 3-5 yılda bir de yenileniyor çoğu zaman. Peki bunların parası kimden çıkıyor?
   Özel sektörün 1000 lira maaş verdiği düz işçi, 1500-2000 alıyor, özel sektörün 2000 lira verdiği bir mühendis de 3000-4000 lira gibi bir maaşla taltif ediliyor devlet kapılarında. Üstelik özel sektör, o parayı çıkarmak için neredeyse posasını çıkarırken, Devlet dairesinde çalışan masa başında dalga geçiyor çoğu zaman. Biri günde 10-12 saat çalışıyor, diğeri 8… Biri iki haftada bir 1 gün izin alabilirken, diğeri haftada 2 gün tatil. Birinin 1 gün işe gelmemesi işten atılma sebebiyken diğeri iş gitmeden maaş alabiliyor. Biri işini aksatmamaya gayret ederken, diğeri sanki bir ödül, bir taltif kazanmışçasına imza bile atmaya nazlanıp üşeniyor. 
   Devlet, hiç ihtiyaç olmayan bir kente havaalanı yaptırabiliyor. İşleyip işlememesi, rantabl olmaması çok önemli değil onun için. Gerek yokken yaylaları birbirlerine asfalt yolla bağlamak istiyor mesela! Kumsala, ormanlık alana yatırım yapmak neredeyse ayrı bir cazibe taşıyor, yarın o doğal alanlara hiç ihtiyaç duymayacakmışız gibi…
   Devlet, durup dururken iftar yemeği veriyor, parasının kimin cebinden çıktığını düşünmeden… Kömür, makarna dağıtabiliyor.  Devletin hakkını savunması gereken Savcılar da öylece seyrediyor!
   Saldım çayıra, Mevlam kayıra… 
  TEŞEKKÜRLER HÜSNÜ BAŞKAN
   Gar meydanını ve tren yolunun inşaat alanına ayrılmaması, Karasu sahillerine dalgakıran yapılması yönünde bir çok emeği buluna Sakarya İnşaat Mühendisle-ri Odası Başkanı Hüsnü Gürpınar, şimdi de Sakarya Şehir Stadı`nın avm olmaması yönünde açtığı davayı kazandı ve halkımıza yeşil alan olarak kazandırdı. Muhalefet senden ders almalı, teşekkürler Hüsnü Başkan. Oylarımız helal olsun.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 813