Sarılarak yatalım mı?


Hani fık­ra­la­ra konu olur ya… Erkek kıza rica eder, gel bu gece bende kal, diye… Kız da, olmaz, der. Erkek, Kork­ma sa­de­ce sa­rı­la­rak ya­ta­ca­ğız, der. Asın­da bilir her ikisi de sa­rı­la­rak yat­ma­nın müm­kün ol­ma­ya­ca­ğı­nı, so­nun­da piş­man­lık ola­ca­ğı­nı…
Erkek, kız­dan rica eder, haydi gel be­ra­ber ola­lım, diye. Kız da, “Ev­len­me­den olmaz” diye di­re­tir. Erkek, is­te­ği­ne kılıf da bulur ve ıs­ra­rı­na devam eder; “Yahu zaten ni­şan­lı­yız, na­sıl­sa bir ay sonra ev­le­ne­ce­ğiz, haydi gel..!” Kız da ısrar et­me­si­ne makul ge­rek­çe bulur; “Ama hep öyle di­yor­su­nuz, sonra ni­şan­la­rı atı­yor­su­nuz!”
Akkum mev­ki­in­de bir baz is­tas­yo­nu ku­rul­ma­sı­nın pro­tes­to­la­rı vardı 6 ay kadar önce. Çocuk par­kın­da­ki ça­lış­ma­lar­dan ra­hat­sız olan halk, oraya baz is­tas­yo­nu ya­pı­la­ca­ğı­nı öğ­re­nin­ce eyle yap­mış, ku­rul­ma­ma­sı için gay­ret sar­fet­miş­ler­di. Kay­ma­kam­lık ve Be­le­di­ye nez­din­de ya­pı­lan gi­ri­şim­ler so­nun­da, pro­tes­to­cu­lar ikiye bö­lün­müş­tü. “Sa­de­ce di­re­ği­ni di­ke­lim, yan­sı­tı­cı­la­rı şimdi koy­ma­ya­ca­ğız. Baş­kan gel­di­ğin­de ken­di­si­ne rica ederi sök­tü­rür­sü­nüz” sözü ye­ter­li ol­ma­yın­ca, gelen po­lis­le­rin “Di­kil­me­si­ne mü­sa­ade et­mez­se­niz, Ada­pa­za­rı’ndan çevik kuv­vet ça­ğır­mak zo­run­da ka­lı­rız. Onlar da sizi biber gazı ve toma ile da­ğı­tır, öyle di­ker­ler. Bizi mec­bur bı­rak­ma­yın” sözü et­ki­li ol­muş­tu. 
Olay ye­ri­ne gelen Baş­kan yar­dım­cı­sı Murat Çelik, baz is­tas­yo­nu­nun ku­rul­ma­ma­sı için elim­den gelen gay­re­ti gös­te­re­ce­ğim, ama şimdi bunu dik­mek zo­run­da­lar” demiş, aka­bin­de di­re­ğin di­kil­me­si­ne mü­sa­ade edil­miş­ti!
Şimdi o di­re­ğin te­pe­sin­de yan­sı­tı­cı var. Daha o zaman de­miş­tim, di­re­ğin ucu gir­di­mi, ge­ri­si de girer! Artık geri dönüş yok, direk di­ki­lir­se ge­ri­si­ne de razı olun, de­miş­tim.
Bölge halkı, ol­ma­dı­ğı­nı gö­rün­ce, Baş­kan Yar­dım­cı­sı Murat Beye sitem edi­yor, “Bize söz ver­miş­ti” diye. Hatta Bir ta­ne­si sos­yal med­ya­da ha­ka­re­te varan si­tem­ler­de bu­lu­nu­yor. Bu işi para için yap­tı­ğı­nı söy­lü­yor.
Baş­kan Yar­dım­cı­sı, ko­nu­yu Baş­ka­na ta­şı­dı­ğı­nı, Baş­ka­nın il­gi­len­me­di­ği­ni söy­le­di. Elin­den gelen bu ka­dar­mış. Ki­şi­sel hiç­bir men­fa­ati ol­ma­dı­ğı­nı ve buna te­nez­zül et­me­ye­ce­ği­ni bi­li­yo­ruz. Eleş­ti­rir­ken bunu ima etmek, ha­ka­ret­va­ri şe­kil­de eleş­tir­mek, belli ki ca­nı­nı sık­mış Murat Beyin. Eğer bir taraf geri adım at­maz­sa sonuç mah­ke­me­lik…
Peki, bu süre için­de bölge halkı ne yaptı, di­re­ğin sö­kül­me­si için? Be­le­di­ye Baş­ka­nı­nın ka­pı­sı­nın önün­de otur­ma ey­le­mi ya­pa­bi­lir­ler­di. Mec­lis top­lan­tı­sı­nı basar, is­tek­le­ri­ni yük­sek sesle dile ge­ti­re­bi­lir­ler­di. Bun­la­rın hiç­bi­ri­ni yap­ma­dı­lar.
Hani hep­ten de boş dur­duk­la­rı söy­le­ne­mez, “Baz is­tas­yo­nu­nun cep te­le­fo­nun­dan daha fazla za­rar­lı ol­ma­dı­ğı” hak­kın­da rapor al­mış­lar! Buna rağ­men si­tem­ler neden?
Ben, o zaman da yaz­dım, şimdi de ya­zı­yo­rum, bu­ra­sı çocuk parkı. Çocuk parkı, en gü­ven­li, en em­ni­yet­li ol­ma­sı ge­re­ken yer­ler­den biri ol­ma­lı. Aile­ler, ço­cuk­la­rı­nı bu­ra­ya ge­ti­rir­ken, hiç­bir en­di­şe duy­ma­ma­la­rı ge­re­kir. Hal­bu­ki Baz is­tas­yo­nu bile baş­lı­ba­şı­na itici bir un­sur­ken, bu­ra­da bu­lu­nan Elekt­rik Tra­fo­su belki daha da büyük teh­li­ke oluş­tur­mak­ta­dır. Baz is­tas­yo­nu al­tın­da oy­na­yan ço­cuk­lar, rad­yas­yon­dan en çok zarar gö­re­bi­lecek genç di­mağ­lar, tra­fo­dan olu­şa­bi­lecek bir kaçak yü­zün­den daha büyük teh­li­ke al­tın­da­lar. Hangi anne baba ço­cu­ğu­na tem­bih eder ki; “Tra­fo­da­ki elekt­rik kab­lo­la­rıy­la oy­na­ma, on­la­ra ke­si­ci de­li­ci alet­ler­le vurma!” diye. 
Ha­tır­la­rım da, İstan­bul, Gazi Ma­hal­le­sin­de­ki bir trafo pat­la­ma­sı, ses bom­ba­sı gibi gü­rül­tü yap­mış, Kü­çük­köy’den du­yul­muş­tu. Tra­fo­nun ça­tı­sı ve du­var­la­rı uç­muş­tu.
Demem o ki, genç bir er­kek­le genç bir kız sa­rı­lıp uyu­ya­maz ve ev­len­me­den de o iş olmaz!
ŞEHR-İ RA­MA­ZAN
Hoş gel­din der­ken kul­lan­dı­ğı­mız şehri ke­li­me­si ne demek, onu öğ­re­ne­lim. Öyle ya, kul­la­nı­yo­ruz da, ne demek ol­du­ğu­nu bil­mi­yo­ruz. Şeh­ri­mi­ze hoş gel­din an­la­mı mı ta­şı­yor? 
Şehr, Fars­ça bir ke­li­me, an­la­mı da Ay demek. Ama Hoş gel­din Ra­ma­zan ayı demek, o kadar vurgu yap­mı­yor. O yüz­den nor­mal za­man­da kul­lan­ma­dı­ğı­mız bir ke­li­me­ye mü­ra­ca­at edi­li­yor, “Hoş gel­din Ya Şehri Ra­ma­zan…” 
Oruç, nefsi ter­bi­ye amaç­lı bir iba­det dili iken, bizde daha çok tut­ma­ya­nın nef­si­ni ter­bi­ye etmek amaç­lı kul­la­nı­lı­yor, dö­ve­rek… Çok şükür ki İlçe­miz­de bu ko­nu­da tu­tu­cu­luk yok ve böyle men­fur olay­la­ra rast­lan­mı­yor. Hatta Kent mey­da­nın­da si­ga­ra içen in­san­la­ra mü­da­ha­le eden var mı diye ba­kı­yo­rum, kimse tın­mı­yor bile. 
Biz nefsi ter­bi­ye eden in­san­lar, müs­rif­lik de­re­ce­sin­de iftar sof­ra­sı ha­zır­lı­yo­ruz. Ger­çek­ten ye­me­ğe muh­taç in­san­la­rın sof­ra­sı­nı his­set­me­miz ge­re­kir­ken sof­ra­da bir tek kuş sütü eksik ka­lı­yor. (Ba­zı­la­rı buna, sof­ra­da bir tek kuş tüyü eksik, diyor!)
Ra­ma­zan 15’den sonra iftar zi­ya­fet­le­ri baş­lı­yor. Ba­ka­ca­ğız, bizim pa­ra­la­rı­mız­la kim­ler gös­te­riş yap­mak için hangi zen­gin­le­ri ve şöh­ret­li­le­ri ça­ğı­ra­cak! Ger­çek fakir ve ih­ti­yaç sa­hip­le­ri zaten uta­nır, sı­kı­lır, bu tür da­vet­le­re icap et­mek­ten!
Ra­ma­zan do­la­yı­sıy­la ba­kı­yo­ruz iftar me­nü­le­ri­ne, 40 Lira… Yani as­ga­ri üc­ret­li bi­ri­nin bir gün­lük ça­lış­ma­sı ile bir öğün yemek ye­me­si… Hani Ra­ma­zan­lık, aç ka­lan­la­rı da do­yur­mak için 10 Li­ra­lık iftar me­nü­sü ha­zır­la­yan yok! Hal­bu­ki bir­kaç zen­gi­nin gi­ri­şi­miy­le, for­ma­li­te bir üc­ret­le, me­se­la 5 Lira ile, nor­mal lo­kan­ta­lar­da iftar me­nü­sü ve­ri­le­bi­lir­di.
Ra­ma­zan ayı, fitre ve ze­kat­la­rın öden­me ayı ola­rak da kabul edi­li­yor. Her­kes ma­lı­nın 40 da bi­ri­ni zekat ola­rak verse, zen­gin­le fakir ara­sın­da­ki uçu­rum en fazla 40 kat olur. Ne­den­se Tv’de prog­ram yapan ho­ca­lar bu ko­nu­la­ra gir­mez. Pa­ra­sı ola­nın vic­da­nı­nı sız­lat­ma­mak için…
Sakız çiğ­ner­sem oruç bo­zu­lur mu, de­ni­ze gi­rer­sem oruç bo­zu­lur mu?, diye so­ran­lar, haram yer­ken, rüş­vet-avan­ta alır­ken oruç bo­zu­lur mu diye de sorun. “Ara­ba­mı Ada­pa­za­rı’na gö­tü­rüp geri ge­tir­dim. Yolda las­ti­ğim pat­la­dı, ra­da­ra gir­dim, yolcu da aldım. Ben şimdi Ada­pa­za­rı’na git­miş miyim?” Gibi bir soru ge­li­yor ak­lı­ma bun­la­rı duy­du­ğum­da! 



Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1370