SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 23.08.2019

SELE TAKILDIM



  Melenağzı`ndan yakın bir akrabamın telefondaki ağlamaklı sesine dayanamayıp sele doğru yürüdük. Melen köprüsünü jandarma kapatmış, araçlara geöiş izini vermiyordu. Zaten köprünün karşısındaki yol da sular altındaydı.
  Aracımızı diğer araçların yanına park edip yürüyerek gittik. Melen Nehri yatağında dolu dolu akıyordu ama selin baraj ile ilgisi yoktu. Sel, Düzce tarafından, Esmahanım Köyü tarafıından geliyordu. Melen Nehrine dik olan yolda insan boyunca su akıyordu. Bazı tekneler çözülmüş, selle beraber denize akmış. Neyse ki gidip yakalamışlar ve getirip tekrar bağlamışlar.
  Oradan geri dönmek olmaz deyip daldım suların içine. Öyle akıntılı olan taraftan değil de kavaklığın içinden beri yüzerek Teyzemin 3 katlı evinin karşısına geçerek seslendim ve karşılıklı bağırarak bilgi aldım. 
  Sel, sabah 7 den sonra başlamış. Büyükbaş hayvanlar kaçabilsin diye iplerini kesmişler. Apartmanın zemin katı tamamen sular altında kalmış. Hatta, hayvanlarla uğraşırken sele kapılmışlar ve komşular kurtarmış.
  Helikopter gelmiş, karşılarında dolanıp durmuş ama müdahale etmemiş. Elektrikler ve sular kesikmiş. İçme suları tükenmiş, Ekmekleri de azalmış. Bizim bile Karasu`da elektrik sularımız kesikti, sel bölgesinde neden kesilmesin!
  Sel suyu asfaltta çok hızlı akıyordu. Ama ağaçlık bölgede ise akıntı çok azdı. Demek ki sele karşı en büyük mücadele, ağaçlandırma yapılmasıydı. Ben de bu ağaçlıklı bölgede yüzerek ilerledim zaten. 
  Suyun içindeyken dikkatimi bir şey çekti, sınır avlularına bazı otlar takılmıştı. Dikkatle bakınca bunların esrar yapımında kullanılan Hint keneviri olduğunu farkettim. Demek ki sel, bazı tarlalardaki kaçak ekimi köküyle söküp atmış. Asıl sel mağdurları bunlar diye tebessüm ettim, Devlete zararlarını da bildiremezler.
  Zarar derken, Devletin şefkatli eli, zarar ziyan tespiti yapmış. Belki karşılayacak, belki de sadece bilgi edinmek için...  Burada da fırsatçılar zararlarını bildirmek yerine afeti fırsata çevirmeye çalışmışlar. Vicdanları yaralayan olay, Partili birinin hiç zararı olmamasına karşılık 350.000 lira zarar beyan etmesiymiş! Kümesi sular altında kalmış bazı vatandaşlarımızın zararını piliç firmaları üstlenmiş zaten. Eksperlerin hasarları yerinde tespit edip bu tür aççıkgözlere prim tanımaması, yalan beyanda bulunanların ise cezalandırması bu tür fırsatçılar için iyi bir ders olacaktır.
  Köprüye bağlı bazı büyük motorlar dikkatimizi çekti. Yıkılmamak için direnen Melenağzı köprüsünü yıkılmaya zorlayan bu motorlara kimsenin müdahale etmemesi de keza öyle... Belki de olayın vahametini kavrayamadı kimse! Yanal yükün  etkisine ek olarak bu büyük motorlar da köprüyü yıkıcı etki sağlıyordu.  Jandarma ya da başka bir görevli fark edemedi!
  Esmahanım, Uğurlu, Melenağzı ve çevre köylerin lağımları denize aktı. Olası bir salgın hastalık söz konusu iken ve bunu okuma yazması olmayan yaşlı annem bile fark etmişken -"Denize girmeyin, mikrop yuvası oldu," diyordu,- Belediyenin herhangi bir anons yapmaması da ilginçti. Belediyenin sel ile tek alakalı noktası, sahili kaplayan odun benzeri çöplerdi.
  Odun da odun hani, bir mahalleye yeter. Sahil temizliğini yapan, odunları da alır diye bir yasa olsa ve ihale edilse keşke... Gitarı ele alıp, Akdeniz akşamları şarkısını okurken ateş de lazım, di mi ama...
                                       MAL MÜDÜRLÜĞÜ
  Sorumluluğunuz büyük, işiniz de çok ama bir sorum olacak; Karasu Belediyesinin sahilden kum alabilmek gibi bir ayrıcalığı mı var?
  Hafta sonu, Rodiburger arkasında Karasu Belediyesi Kamyonları ve kepçesi ile sahilden kum alıyordu. İşin daha da garibi, bunu kimse yadırgamıyordu? Bu kumlar nereye gitti diye sormayacağım ama "Deniz geliyor, kumsal bitti" diye şikayet edip de sahilde yapılan dalgakıranlara laf eden garip bir milletiz. Sorum şu, sahildeki kumları koruması gereken Belediye bile kum alıyorsa, bizi kim koruyacak? Her zaman bir sorun üretip Devletten yardım bekliyoruz. Ya sorunu üreten Devletse!
                                     KAYIT İÇİN ADRES DEĞİŞİKLİĞİ
 İlkokul için böyle de ya Ortaokul için... Kimse çocuğunu İmam Hatip`e vermek istemiyor arkadaş. Bu sebeple tekrar tekrar yazıyorum; İmam hatip olmadan kontenjanı 1200 olan Namık Kemal Ortaokulu mevcudiyeti yarıya düştü ve hızla azalıyor! Bu durumdan Veliler, öğrenciler, Öğretmenler, Kantinciler şikayetçi... Şikayetçi olmayan tek kesim, bu duruma son verilmesi gerektiğinin yetkisi olanlar... Evet, Sizsiniz, kaymakam Bey, Sizsiniz İlçe Milli Eğitim Müdürü, Sizsiniz Okul Müdürü, Sizsiniz Okul Aile Birliği  Derneği Başkanı... Biraz cesaret, durumu Valilik ve üst makamlara bildiriniz...
   Ve Sizler bu konuyu çözene kadar da ben yazacağım.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 44