SİZ BİZİ OKUYOR MUSUNUZ?


   Biz, her hafta bir ga­ze­te çı­ka­rı­yo­ruz. He­pi­miz bir emek sarf edi­yo­ruz. Ya­zı­yo­ruz. Ka­ra­su ile il­gi­li bir şey­le­ri pay­la­şı­yo­ruz. 
   Peki, siz bizi oku­yor mu­su­nuz? 
   Ar­ka­daş­lar; bu­ra­da zaman zaman zaman çok önem­li ko­nu­la­rı pay­la­şı­yo­ruz. İsti­yo­ruz ki hem­şe­ri­le­ri­miz bil­gi­len­sin. Bir ka­mu­oyu oluş­tu­ra­lım. Ek­sik­le­rin, ak­sak­lık­la­rın, yol­suz­luk­la­rın önüne ge­çe­lim. "Be­da­va ça­lış­mak ena­yi­lik­tir" der­ler. Siz­le­rin tep­ki­le­ri bizim ka­zan­cı­mız­dır. Ne olur oku­yun, tep­ki­ni­zi koyun ve bizim enayi ol­ma­dı­ğı­mı­zı söy­le­yin! 
   Ka­ra­su sular al­tın­da ka­la­cak! Çünkü liman gi­ri­şi­ni de­rin­leş­tir­mek için ya­pı­lan ça­lış­ma­lar, dip­ten alı­nan kum, ye­ri­ni sa­hi­lin oraya doğru ak­ma­sıy­la te­la­fi edi­yor. Bu se­bep­le sa­hi­li­miz git­tik­çe da­ra­lı­yor. Yahu bir gidin görün, bakın. Bir tepki verin. Liman iş­let­me­si­nin dip­ten alı­nan kumun bir kıs­mı­nı sa­hi­le dolgu ola­rak ser­me­si ge­re­ki­yor. Ama bunu yap­mı­yor. Geç­ti­ği­miz yıl­lar doğ­ru­dan sa­hi­le yı­ğı­yor­du bo­ru­lar­la. Gerçi orada da ba­rın­mı­yor­du kum, bir yer­le­re ta­şı­nıp bi­ri­le­ri zen­gin edi­li­yor­du. 
   Ben, 15 yıl önce sa­hil­den ta­şı­nan kum te­pe­cik­le­ri­ni de yaz­dım. Vız geldi tırıs geldi. Ama bu sefer durum ciddi. Zaten hep cid­diy­di de, bu cid­di­li­ği biz size an­la­ta­mı­yor­duk! Me­se­la, Mal Mü­dür­lü­ğü, ne iş yapar? Ku­mu­mu­za sahip çık­ma­sı ge­rek­mez mi? Ya Kay­ma­kam­lık, ille de sahil bitip tü­ken­dik­ten sonra mı yet­ki­li­le­re haber ve­recek. 
   Bı­ra­kın yet­ki­li­le­ri, sav­cı­lı­ğa suç du­yu­ru­sun­da bu­lu­na­cak so­rum­lu­luk sa­hi­bi kimse yok mu? Be­le­di­ye, sanki yağma yap­ma­yı ken­di­ne bir hak say­mış, ne mü­da­ha­le edi­yor, ne ses çı­ka­rı­yor. Hatta yağ­ma­cı­lı­ğın bir kıs­mı­nı da ta ken­di­si ya­pı­yor. Kimse gör­me­sin diye hava ka­rar­dık­tan sonra ça­lı­şan Be­le­di­ye­ye ait kum dolu kam­yon­la­rı gör­me­dik sanki! 
   An­ka­ra’daki yet­ki­li­ler, ken­di­le­ri­ne görev ad­det­miş, öde­nek çı­kar­tıp dal­ga­kı­ran yap­tır­mış. Bu dal­ga­kı­ran­lar ile sa­hi­lin arası kum dol­muş­tu, iyi de ol­muş­tu. Ama şimdi bu dal­ga­kı­ran­lar hızla sa­hil­den uzak­la­şı­yor. Bek­le­yin siz, An­ka­ra bir ted­bir alır da sa­hi­li korur diye. Madem bunu siz is­te­di­niz, ne ha­li­niz varsa görün diye kı­lı­mı kı­pır­dat­mam ben olsam. 
   An­ka­ra`nın tek işi bizim sa­hi­li­mi­zi ko­ru­mak değil! Ku­tup­lar­da­ki bu­zul­lar eri­yor. Deniz se­vi­ye­si 5 metre yük­se­lecek, Ka­ra­su sular al­tın­da ka­la­cak diye var­sa­yım­lar var. Buna da gerek kal­ma­ya­cak her­hal­de! Doğu ve Batı Ka­ra­de­niz Cad­de­si­ni aş­tı­ğın­da, dal­ga­la­rın önün­de kim du­ra­bi­lir ki? Biz sa­de­ce bunu hız­lan­dı­rı­yo­ruz. 
   Oku­yor mu­su­nuz bizi? 
   İyi, oku­ma­ya devam edin öy­ley­se! Biz de yaz­ma­ya devam ede­lim.  Hem de be­da­va­dan, kar­şı­lık­sız ola­rak! 
   Teh­li­ke saçan bi­na­la­rı gör­dü­nüz mü? Ame­ri­ka`da değil, Ka­ra­su`nun gö­be­ğin­de... Gerçi daha ön­ce­den bil­gi­niz var, pen­ce­re al­tın­da­ki bir mer­mer par­ça­sı bir va­tan­da­şı­mı­zın omu­zu­na düş­müş, ölüm­den kıl payı kur­tul­muş­tu. Bul­va­rın ke­na­rın­da­ki bi­na­la­ra ba­şı­nı­zı kal­dı­rıp bir bakın hele... Bu bi­na­la­rın kat alım­la­rı­nı yap­tı­ran yok, sı­va­tan yok, ba­kı­mı­nı yap­tı­ran yok! Dep­rem­den beri bir çivi bile ça­kıl­ma­yan bu bi­na­la­rın ça­tı­la­rın­da­ki beton ve tuğla pa­ra­pet­ler her an dü­şe­bi­lir. Kı­rıl­mış, çat­lak par­ça­lar ha­lin­de bir­bi­ri­ne tu­tu­nu­yor bu katil adayı in­şa­at par­ça­la­rı! Hem de dü­şer­se var ya, öl­dür­me­den bı­rak­maz! 
   Altta bul­var, göz alıcı bir şe­kil­de du­rur­ken, et­ra­fın­da­ki eski ya­pı­lar, ilkel bir şe­hir­ci­li­ği ser­gi­li­yor. Bu­ra­dan düşen par­ça­lar bi­ri­ni öl­dür­dük­ten sonra mu­hak­kak ted­bir alı­nır.  Siz şim­di­lik bu bi­na­la­ra yak­laş­ma­yın. Ha bir de ha­tır­la­ta­yım, bir ya­kı­nı­mı­zın ba­şı­na taş düş­tü­ğün­de, bina sa­hi­bi ve be­le­di­ye­ye ortak dava aça­rak yük­sek taz­mi­nat­lar ala­bi­lir­si­niz. Bu ya­zı­yı o zaman ya­za­ma­yız. Siz ku­la­ğı­nı­za küpe ola­rak sak­la­yın. İnönü İlko­ku­lu’nun önün­de de var ben­zer teh­li­ke arz eden yapı. Her gün ço­cuk­la­rı­mız al­tın­dan ge­çi­yor. 
   Haydi, seçim za­ma­nı, nor­mal­de zaten ça­lış­ma­yan be­le­di­ye­yi ça­lış­mı­yor diye suç­la­ya­ma­yız. Okul mü­dü­rü, öğ­ret­men­ler neden ses çı­kar­mı­yor, bir di­lek­çe ver­mi­yor ku­rum­la­ra? Üs­te­lik bu bi­na­lar, mer­kez­de ve ya­pıl­dı­ğın­da de­ğe­ri çok çok ar­ta­cak ya­pı­lar. Neden sa­hip­le­ri il­gi­len­mez, bi­lin­mez. 
   Ben bu­ra­dan du­yu­ru­mu ya­pa­yım da, ister övgü ile bah­se­din ben­den, is­ter­se­niz deyin enayi! 
   Bu ya­zı­mı da il­çe­miz sav­cı­la­rı­nın suç du­yu­ru­su ola­rak alıp so­rum­suz so­rum­lu­lar hak­kın­da so­ruş­tur­ma aç­ma­sı­nı di­li­yo­rum. Gerek de­niz­den ça­lı­nan kum te­pe­le­ri, gerek deniz di­bin­den ça­lı­nan kum­lar ve ge­rek­se ölüme da­ve­ti­ye çı­ka­ran eski ya­pı­lar­la il­gi­li ola­rak!
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 289