TAŞIMA KUMLA


   “Plajı kum dol­du­ru­yor­lar” dedi biri. 
   “O kum dağ kumu, de­niz­den çıkan biri onun üze­ri­ne uzan­maz” dedi başka biri. 
   Merak ettim, git­tim in­ce­le­dim. Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­si’nin yap­tı­ğı par­kın deniz ta­ra­fı­na kum dol­gu­su ya­pıl­mış. Muh­te­me­len, dal­ga­la­rın parka zarar ver­me­si­ni ön­le­mek amaç­lan­mış.
   Kum, biraz esmer du­ru­yor. İlk ba­kış­ta dağ kumu gibi... Üze­rin­de biraz do­la­şın­ca, deniz kumu ol­du­ğu an­la­şı­lı­yor. 
   Peki, biz bu hale neden gel­dik. De­ni­zin ku­mu­nu dı­şa­rı­ya ta­şı­yıp dı­şa­rı­dan tek­rar kum ta­şı­mak, man­tık­lı mı? Ne oldu bizim kum te­pe­le­ri­miz? Ki­mi­ne göre Sa­rım­sak­lı Pla-jı’na gitti, ki­mi­ne göre de Es­ki­şe­hir’e… Belki de iki­si­ne bir­den…
   Bey­ler, ta­şı­ma kumla plaj dol­maz. Dal­ga­lar gelir onu yer! Bu se­bep­le de­ni­zi­miz­den bir kepçe bile kum alın­ma­sı­na mü­sa­ade et­me­yin. 
BANKA KAR­TI­NI KAY­BE­DEN 
VA­TAN­DAŞ
   Ne olur, artık git al kar­tı­nı da biz şu anons din­le­me il­le­tin­den kur­tar.
   Be­le­di­ye her dik­kat de­di­ğin­de, acaba dik­kat et­me­ye değer bir haber mi var diye an­la­ma­ya ça­lı­şı­yo­rum. Bir ki­şi­yi il­gi­len­di­ren kayıp ilan­la­rı artık sık­ma­ya baş­la­dı. Kim­li­ği­ni kay­be­den, banka kar­tı­nı kay­be­den, be­le­di­ye­den acil ara­nan bi­ri­le­ri, ara­ba­sı­nı usul­süz park edip al­ma­sı ge­re­ken vs anons edi­lip gü­rül­tü kir­li­li­ği ya­pı­lı­yor.
   Be­le­di­ye, ölüm ilan­la­rı­nı ve­re­bi­lir, acil kayıp çocuk ilanı da ve­re­bi­lir.  Ne bi­le­yim, bir can kur­tar­mak için ara­nan kan gu­ru­bu ilanı da ve­re­bi­lir. Ama bir ki­şi­yi il­gi­len­di­ren kayıp ilanı için 50 bin ki­şi­yi ra­hat­sız et­me­me­li. 
   Banka kartı kay­bol­duy­sa il­gi­li ban­ka­ya, kim­lik bul­duy­san ka­ra­ko­la tes­lim eder­sin, olur biter.
   Hem neden yok senin bir kayıp eşya büron?
   Emi­nim ki anons et­me­ye değ­me­yecek o kadar çok eşya var­dır ki bu­lu­nan. Mi­ni­büs­te, plaj­da, pa­zar­da, ter­mi­nal­de, mar­ket­ler­de, ban­ka­lar­da… Bulan kişi, kayıp eşya bü­ro­su­na tes­lim etsin, kayıt al­tı­na alın­sın. Sonra sa­hi­bi ol­du­ğu­nu iddia eden de yine aynı şe­kil­de gidip ora­dan tu­ta­nak­la alsın. Bir yıl için­de işlem gör­me­yen eş­ya­lar da sa­tıl­sın. Böy­le­ce mas­raf­lar da çıkar. 
   O kadar sık ve boş anons­lar ya­pı­yor ki, bir gün dün­ya­ya me­te­or ge­li­yor, çar­pa­cak de­se­ler, kimse cid­di­ye alıp kaç­ma­ya­cak!
   Ha, bu arada, belki va­tan­daş ken­di­si attı so­ka­ğa kar­tı­nı, ne bi­li­yor­sun. He­sa­bın­da para yok­tur, blo­ke­dir, ic­ra­lık­tır. Rek­lam edip rezil et­me­ye hak­kı­nız var mı?
KANAL CAN ÇEKİŞİYOR
   Her sene ol­du­ğu gibi bu sene de ka­na­lın üzeri yeşil yosun kap­la­dı ve kanal ok­si­jen­siz kaldı. Canlı hayat nefes ala­mı­yor. 
   Dip­te­ki balık yu­mur­ta­la­rı­na zarar ver­me­den ka­na­lın üstü te­miz­len­me­li. 
   Ben bunu Be­le­di­ye­de kime söy­le­mem ge­rek­ti­ği­ni bil­mi­yo­rum. Kime desem, benim görev ala­nım değil diyor. Belki Basın Mü­dü­rü­müz bu sa­tır­la­rı okur da il­gi­li bi­ri­me haber verir. 
SOKAK KÖ­PEK­LERİ
   Ba­rı­nak­ta hay­van­lar­la il­gi­le­nen bi­ri­le­ri var ama peki ya so­kak­lar­da? 
Yan gel­miş yatan ya da bir­bir­le­riy­le oy­na­şan kö­pek­le­ri gö­rün­ce mutlu olu­yo­rum. Bu dün­ya­yı bi­zim­le pay­la­şan can­lı­la­rın mut­lu­lu­ğu bize de bu­la­şı­yor. 
   Ama kö­pek­le­rin bir araya gelip ka­la­ba­lık ola­rak kavga edip hav­la­ma­la­rı!
   Me­se­la, Pa­zar­ye­ri ya­nın­da­ki çocuk par­kı­nı mes­ken tut­muş kö­pek­ler, belki de orada oy­na­mak is­te­yen ço­cuk­la­rı kor­ku­tu­yor!
   Veya karnı aç sokak kö­pek­le­ri, yi­yecek bul­mak ama­cıy­la çöp­le­ri ka­rış­tı­rıp ça­re­ler arı­yor­lar. Belki de o kö­pek­le­rin kar­nı­nı do­yur­mak is­te­yen iyi in­san­lar, on­la­ra ne ve­re­bi­le­ce­ği­ni bil­mi­yor­dur. Öyle ya, her köpek ekmek ye­mi­yor. 
   Kuş­la­ra yem veren in­san­lar, kö­pek­le­re de bir şey­ler ver­mek is­te­ye­bi­lir. Peki, ne ver­sin?
   So­kak­lar­da gezen ya­ra­lı hay­van­la­ra kim nasıl mü­da­ha­le edecek? 
   Bil­di­ğim ka­da­rıy­la es­ki­den, so­kak­lar­da gezen bü­yük­baş hay­van­lar­la il­gi­le­nen bir mo­to­ri­ze gö­rev­li vardı. Hay­van­la­rı top­lar, sa­hip­le­ri­ne ceza ke­si­lir­di. Şimdi de ona ben­zer mo­to­ri­ze biri gö­rev­len­di­ri­le­mez mi? So­kak­lar­da­ki aç, hasta, kı­za­na gelen hay­van­lar tes­pit edi­lip ge­rek­li mü­da­ha­le ya­pı­la­maz mı?
   İnsan­la­rı kor­ku­tan, sa­ba­ha kadar hav­la­yıp ra­hat­sız eden hay­van­lar­la il­gi­le­necek, on­la­rı sos­yal ha­ya­ta dahil edecek bir gö­rev­li tah­sis etmek zor mu?
İFTAR TOPU YERİNE
   Haydi, Ra­ma­zan da­vul­cu­su ana­ne­le­ri­miz ha­li­ne geldi, kal­dır­mı­yo­ruz da, iftar ile sahur to­pu­nu neden kal­dır­dı­nız? Teh­li­ke­li ola­bi­lir ama o da uzun yıl­lar süren bir ge­le­nek­ti.  Üşen­di­niz, ihmal et­ti­niz. Sı­ra­sı geldi mi, Os­man­lı­cı­lık oy­na­ma­yı se­vi­yo­ruz ama..!
   Benim ak­lı­ma bir başka uy­gu­la­ma geldi. 
   Hani müzik ve eğ­len­ce me­kan­la­rın­dan ya­yı­lan lazer ışın­la­rı var ya…!
   İftar vakti, mi­na­re­le­rin lam­ba­la­rı ya­nı­yor ve ora­dan an­lı­yo­ruz ya ezan oku­du­ğu­nu… Bu­nun­la bir­lik­te dev lazer ışın­la­rı ile gök­yü­zü ay­dın­la­tı­la­maz mı? İftarı kol­la­yan kişi, mi­na­re gö­re­mi­yor­sa, gök­yü­zün­de­ki la­ze­ri görür ve oru­cu­nu açar. 
   “Anne, baba, lazer yandı, oru­cu­nu­zu aça­bi­lir­si­niz” sö­zü­ne de alı­şa­bi­li­riz.
   İlk­le­rin sa­hi­bi Mer­kez Cami İmamı Ali Sa­rı­mert, bu fik­ri­mi de­ğer­len­di­rir bence!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 853