TÜRK GİBİ


   Bizi diğer mil­let­ler­den ayrı kılan bir çok bir çok özel­li­ği­miz var. Hatta bun­la­rı liste yapıp in­ter­net­te de pay­laş­mış­lar. Ben son gün­ler­de ya­şa­dı­ğım bir­kaç fark­lı­lı­ğı­mız­dan bah­set­mek is­ti­yo­rum. Tam bize özgü…
   Adli Tatil: Seçim ön­ce­si Cuma günü Ba­kan­lar ku­ru­lu ka­ra­rıy­la adli tatil ilan edil­di. Ku­rum­lar, nö­bet­çi bı­ra­ka­rak ta­ti­le gi­re­cek­ler­di. Ka­ra­su Ad­li­ye­sin­de bir nö­bet­çi bul­mak umu­duy­la, ad­li­ye­nin yo­lu­nu tut­tum. Ka­pı­da bir polis, şa­şır­dı. Neden gel­di­ği­mi sordu. Söy­le­dim. Kimse yok, dedi. Sa­hi­den çık­tım ka­le­min önün­de bir kişi yarı uy­ku­lu, bi­ri­le­ri­nin gel­me­si­ni bek­li­yor. Bir kişi de sa­bı­ka kaydı al­ma­ya gel­miş, kim­se­nin ol­ma­dı­ğı­nı gö­rün­ce te­le­fo­na sa­rıl­dı, de­ği­şik bir ses to­nuy­la “Kimse yok, Pa­zar­te­si tek­rar gel­mem ge­re­ki­yor­muş! 
   Şimdi bu du­ru­mu nor­mal kar­şı­la­ma­ya ça­lı­şır­ken, aynı gün Ak­ça­ko­ca Ad­li­ye­si’nden bir mesaj aldım; “Mah­ke­me­niz fi­lan­ca ta­ri­he er­te­len­miş­tir!” (İnşa­atın te­me­li ya­pı­lır­ken ay­rıl­dı­ğım şir­ket­te­ki gö­re­vim se­be­biy­le çatı ka­tın­da­ki kaçak ya­pı­lan oda­dan yar­gı­la­nı­yo­rum!) Yani bizde Katip bile yok­ken Ak­ça­ko­ca’da mah­ke­me ka­ra­rı ala­cak kadar per­so­nel iş­ba­şın­da…
   Pos­ta­ne­nin arka da­ğı­tım bö­lü­mün­de per­so­ne­li tam tek­mil ça­lı­şır­ken gör­düm. “Size adli tatil yok mu?” diye sor­dum. Bir ar­ka­daş, “Biz, Rusya Dev­le­ti­ne bağ­lı­yız, bize tatil yok” diye sitem etti. “Özel­leş­tir­me mi ya­pıl­dı da size tatil yok” diye şaş­kın­lı­ğı­mı ifade ettim. Malum, Kamu sek­tö­rü Ba­kan­lar Ku­ru­lu ka­rar­na­me­si­ne göre, Va­li­lik ta­li­mat­na­me­siy­le sık sık tatil ya­par­ken özel sek­tör Cu­mar­te­si gün­le­ri ve hatta bazı bay­ram ta­til­le­rin­de bile ça­lış­ma­ya zor­la­nı­yor! Pos­ta­ne bö­lü­mü özel­leş­ti­ril­me­miş de…!
   Seçim: Oy kul­lan­ma­ya gi­rer­ken, san­dık baş­ka­nı özel­lik­le vur­gu­la­dı, cep te­le­fon­la­rı­nı bı­rak­ma­mı­zı.    Oyumu geç kul­lan­mış­tım ama in­ter­net­te mil­let kul­lan­dı­ğı oyun res­mi­ni ya­yın­la­yıp du­ru­yor­du. (Hatta Muğla Be­le­di­ye Baş­ka­nı gece saat 01:30’da kul­lan­mış­tı oyunu ve ya­yın­la­mış­tı!) Bunun yasak ol­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni dü­şün­müş­tüm. Ya­sak­mış da as­lın­da. Sa­de­ce bana uy­gu­lan­dı­ğı­nı dü­şü­nüp sitem ettim San­dık Baş­ka­nı­na! (Başka bir ar­ka­da­şım da “Üs­tü­mü arama yet­kin var mı?” diye sor­muş ve ol­ma­dı­ğı­nı öğ­re­nin­ce te­le­fon­la gir­miş içeri! “Sözlü ya­sa­ğı ta­nı­mam, ya­zı­lı ola­cak” di­ye­rek açık­la­ma­sı­nı da yaptı) Ben, te­le­fo­nu­mu aile­me verip de gir­dim oy kul­lan­dım.
   Aynı san­dı­ğın ba­şın­da oy sa­yı­mı­nı sey­ret­mek is­ti­yor­dum. Çünkü kü­çük­ken Muh­tar olan de­dem­den gör­müş­tüm, oy sa­yı­lır­ken takip et­me­yi. (O zaman, 1 Oy fazla çık­mış­tı da kura ile rast­ge­le bir zarf seçip o oyu yak­mış­lar­dı) Aynı san­dık Baş­ka­nı, Mü­şa­hit ol­ma­yan­la­rın oy sa­yı­mı­na gi­re­me­ye­ce­ği­ni söy­le­di. “Ben gi­re­ce­ğim, is­ter­sen polis çağır” dedim. Oy­la­rı sa­yar­ken benim var­lı­ğım­dan ra­hat­sız olmuş his­si­ne ka­pıl­dım. Benim gibi bir iz­le­yi­ci ve bir Mü­şa­hit daha vardı. Mü­şa­hi­te sık sık bilgi ve­rir­ken “Bak bunu bir tek sana açık­lı­yo­rum, mü­şa­hit­si­niz ya!” deme ih­ti­ya­cı his­set­ti. Ben de, “Siz merak bu­yur­ma­yın, siz ona açık­la­ma ya­par­ken biz ku­lak­la­rı­mı­zı ka­pa­tı­yo­ruz” dedim. Oy­la­rı bize doğ-ru çe­vi­rip gös­ter­me­si ge­re­kir­ken, “Ar­ka­dan gö­zü­kü­yor, değil mi, hat-ta ar­ka­dan daha iyi belli olu­yor” değil mi diye sordu. Ben gö­re­me­di­ğim halde mü­şa­hit gör­dü­ğü­nü söy­le­yin­ce çı­ka­ra­ma­dım se­si­mi. Hatta bir iki oya ayağa kal­ka­rak bak­tım, acaba doğru mu diye. Bunu mü­da­ha­le sayan Bayan Baş­kan yine iti­raz etti “Ama böyle de olmaz ki!” Dedim “Siz gö­re­vi­ni­zi yapın, ben sizi ra­hat­sız et­mi­yo­rum!”
Oylar sa­yı­lır­ken içeri giren bir­kaç kişi daha Baş­kan­dan bo­yu­nun öl­çü­sü­nü aldı, “Öyle olmaz, geçin kar­şı­dan sey­re­din!” Bu arada bir polis me­mu­ru gelip kağıt ka­lem­le o ana kadar sa­yı­lan oy­la­rı not aldı. San­dık Baş­ka­nın­dan bek­le­dim ki; “Bu­ra­ya be­li­niz­de­ki si­lah­la gi­re­mez­si­niz” de­me­si­ni. Ya­sak­tı çünkü. Gör­mez­den geldi.
   Oy sa­yı­mı biter bit­mez kah­ve­ye gel­dim, seçim so­nu­cu belli ol­muş­tu. Yahu dedim, benim san­dık daha yeni sa­yıl­dı, bu ne hız! Sınav so­nuç­la­rı­nı bile 2 ayda sayıp açık­la­ya­ma­mış­lar­dı!
MUS­TA­FA BEY, YOL­LAR ve İSPİR
“Senin ya­zı­la­rı­nı oku­yo­rum, esp­ri­le­ri­ni de be­ğe­ni­yo­rum” dedi, Mus­ta­fa Bey. “Peki, yaz­ma­mı is­te­di­ğin bir konu var mı?” diye sor­dum. “Yol­lar, İlçe­nin yol­la­rı çok kötü, bunu yaz. Ka­ra­su Be­le­di­ye­si, Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­si gör­mü­yor mu? Sık sık yaz ha­tır­lat” dedi. Ben, sık sık yaz­dı­ğım halde, İlçe­miz yol­la­rı­nın pe­ri­şan ha­li­ni bir kez daha yazıp ha­tır­la­ta­yım dedim. 
   Peki, İspir sö­zü­nü neden yaz­dım?
Ka­ra­su Be­le­di­ye­si Basın Mü­dür­lü­ğü, Ga­ze­te­le­ri ta­ra­yıp Meh­met İspir’in adı­nın geç­ti­ği her sa­tı­rı sarı fleks ka­lem­le işa­ret­le­yip üze­ri­ni çi­zi­yor. (Bunu, Yalı Ma­hal­le­si Muh­ta­rı Akbaş’ın ala­ka­sız bir ko­nu­da demeç ve­rir­ken “Meh­met İspir’e de say­gı­la­rı­mı su­na­rım” cüm­le­si­ni Basın Mü­dü­rü­nün işa­ret­le­di­ği­ni gör­dü­ğüm­de an­la­dım.) Bu­ra­yı da işa­ret­ler­se, yol­la­rın bozuk ol­du­ğu­nu oku­yup dü­zelt­me­si­ni umut edi­yo­rum. Ya­pı­lan küçük as­falt ya­ma­lar neyse de, koca koca so­kak­lar, as­falt­sız, çu­kur­lar­la kaplı, hem de yıl­lar­dır. 
   Mus­ta­fa Bey, bir de Ter­mi­na­li şi­ka­yet etti. “Bir Ter­mi­nal böyle mi olur, rezil bir halde!”
   Ben de aynı şey­le­ri söy­lü­yo­rum Mus­ta­fa Bey, ben de aynı ka­na­at­te­yim.
RAKI PA­RA­SI
   AKP’nin ilk Hü­kü­me­ti ka­zan­dı­ğın­da 8 Li­ray­dı. O günkü as­ga­ri üc­ret­le 24 şişe 70’lik alı­nı­yor­du. 13 Yıl sonra rakı 80 lira oldu. Bu günkü as­ga­ri üc­ret­le 12 şişe alı­na­bi­li­yor. Buna, hiç kim­se­nin ra­kı­ya gelen zamma iti­raz et­me­me­si, ede­me­me­si en büyük etken. (Bu ya­zı­yı yaz­dım diye hemen beni ra­kı­cı diye eleş­ti­rip aşa­ğı­la­mak gü­dü­sü hakim oldu, değil mi?) Ak­şam­cı­nın ra­kı­sı­nın ya­rı­sı­nı çaldı bu hü­kü­met, ver­gi­ler­le. Es­ki­den yurt dı­şı­na Türk ra­kı­sı gi­der­di kaçak, daha ucuz diye. Şimdi yurt dı­şın­da daha ucuz Bizim Türk ra­kı­sı.
   Ve bu sabah (Salı sa­ba­hı) ha­ber­le­ri iz­li­yo­rum, sahte ra­kı­dan ölen­le­rin sa­yı­sı 25’e çık­mış! Bunun so­rum­lu­lu­ğu­nu­zu ili­ği­niz­de his­set­me­niz lazım.
   Yurt­dı­şın­da 7 Euro olan ra­kı­yı Yurt için­de 25 Euro­ya satan zih­ni­yet, ak­şam­cı­nın key­fi­ne do­kun­ma­yın. Bir ta­raf­tan çok sı­kar­sa­nız öbür ta­raf­tan pat­lar! 
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 982