SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 20.08.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • VALİ COŞ`UN KAHVALTI SOHBETİ

VALİ COŞ`UN KAHVALTI SOHBETİ


   “Vali Bey bizi kahvaltıya davet etti” diye sevinirken, meğersem tüm Sakarya basınını davet etmiş. Hani kırılmadım değil yani! 
    Biliyorsunuz medyatik bir valimiz var. Daha Sakarya`ya gelmeden namı geldi. Şimdi hakkında rahatsız olacağı bir şey yazmayayım, Cihan Hocamızı 1 saat esir almış telefonda, hakkında yazdığı bir yazı için. Cihan Hocamız da, “Bizim, senin durduğun makamda duran öğrencilerimiz var” deyince, “Kim onlar” diye sorup sesini bir bas düşürmüş de tatlıya bağlamışlar. Biz ne diyeceğiz, ararsa... “Bizim, senin oturduğun makam gibi çok inşaat yapmışlığımız var” desek, yemez!
   Neyse, validen önemli konu olmadığı için onunla olan sohbetimizi yazalım. 
   İlk soruyu ben sordum vallahi. “Sayın valimiz, süremiz ne kadar, istediğimiz sorudan başlayabilir miyiz?”  deyince, “Süremiz bol, Cuma`ya yetişelim, yeter,” dedi. Ekledi, “Olmazsa, Cuma`dan sonra devam ederiz”… Karşımdaki bir gazeteci mırıldandı, “Olmadı Cuma`yı burada kılarız” diye. Bunu sordum Valiye. Duymazdan geldi (ciddiyim). Basın Müdürü geldi yanımıza, dik dik bakınca Cihan Hoca; “Bizim gazeteden” dedi. Artık adamcağız ne düşündüyse…
   Valimiz, eline geçirdiği bir fotoğraf makinesiyle fötrlü bir gazeteci abinin resmini çekti. “Umuyorum ki çektiğiniz en iyi resmi koyarsınız gazetenize” diyerek de bir ince ayar verdi. Peş peşe patlayan flaşlar için de, “Filmler makaralı olsaydı, siz biraz zor çekerdiniz bu kadar fotoğrafı, teknoloji sayesinde bir küçük karta sığdırıyorsunuz hepsini” diyerek çok da büyük iş yapmıyorsunuz yani, sizi gidi beleşçiler, demek istedi!
   U şeklindeki masada U`nun ortası, fotoğrafçı ve kameramanlarla dolunca, valiyi göremez olduk. Onları nasıl dışarı çıkardı, biz bile anlamadık. Sanki sihirli bir el, hepsini uçurdu. 
   Sakarya Emniyet Müdürü sağında, Garnizon Komutanı solunda, gel de ters bir soru sor! Tabii Cihan Hoca ince ince tırstı ve “Biz soru sormayalım, bize randevu verir özel çağırırsa sorarız” dediyse de “Böyle bir ortamı buldum, ben sorarım arkadaş” dedim. Ama nerdeee… Yaşlı bir öğretmen emeklisi, Sakarya`nın ilk valisinden başlayıp Mustafa Büyük`e kadar anlatmaya başlayınca bize sıra gelmez diye umudum kırıldı. Neyse ki Valimiz, “Hocam, sen bu anlattıklarını, hatıralarını kitap yapmayı düşündün mü?” diyerek sözü kesti ve ekledi, düşünmediysen düşün… Yaşlı gazeteci, Vali Büyük`ün aleyhinde söz etmeye başlayınca da, susturdu ve bir örnek verdi; 
   “Adamın tavuğu yumurta yapar, duymayan kalmaz, başka birinin atı 50 altınlık Arap tayı yavrular, komşusu duymaz. Vali Büyük, benim tanıdığım, sevdiğim biridir” dedi. 
   Karasu`lu bir arkadaşımız, Karasu girişindeki Çingenelerin oluşturduğu çadır kentten bahsedince, defalarca Karasu`ya gelen valimiz, haberi olmadığını söyledi. Hemen de talimat verdi, Emniyet Müdürü ve Albaya, gereğini yapın, diye…
   Başka bir gazeteci, “Orta hasarlılar hala yıkılmadı, ne düşünüyorsunuz” deyince, hah dedim içimden, konu benim alanıma girdi, gol atmanın zamanıdır… Vali, “Bu güne kadar yıkılmaması eksikliktir, gereğini yapacağım” deyince atıldım, “Sayın Valim, 15 yıldır hasarlı bina mı kalır? O binaların çoğunda güçlendirme yapıldı ama vatandaş ruhsat alamıyor. Yıkmak çözüm değil” dedim. Neden ruhsat alamadıklarını, üniversiteye havale olunduğunu, buradan da sonuç çıkmadığını vs anlattım. Hemen peşinden Basın Müdürü gelip konuyla ilgili görüşmek için telefon numaramı aldı.
   Valinin anlattığı bir fıkrayı anlatacağımı söyledim Cihan Hoca`ya. Herkesin her lafı kendi istediği gibi anlamasını eleştirerek bir Bektaşi fıkrası anlattı Sayın Coş; “Bektaşi`ye, neden namaza gitmiyorsun, demişler de, Bektaşi de, bir ayet var, onun için gitmiyorum demiş. Hangi ayet o, diye sormuşlar. Namazdan uzak durun, ayeti, demiş. O ayet öyle değil ki, içkiliyken namazdan uzak durun, şeklinde deyince Bektaşi, ben hafız değilim, ayetin tamamını bilemem, bu kadarını biliyorum, demiş.”
   Ben soru sormayacağım, diyen Cihan Hoca, Karasu sahillerinin Sakarya Nehri yüzünden çöplük olduğunu, Yeşilırmak projesini anlattı ve Sakarya Nehri`ne atılan çöpler direk bize geliyor, çöp atılmaması için böyle bir proje düşünür müsünüz, dedi. Vali, Eskişehir`den başlayarak tüm valilerin böyle bir projeye ortak olmaları gerektiğini söyleyip, ilgileneceği sözünü verdi. 
   Okulların açıldığını ve Bonzai ve uyuşturucu için ne tedbir düşündüğünü soran bir gazeteciye, okul önlerinde işi olmayan yabancı kişilerin dolaşmasını ve bekleme yapmasını engelleyeceklerini, polislerin müdahale edeceğini söyledi. Liseli kızlara takılan zamparalara özellikle duyurulur! Gümbürtüye gidebilirsiniz bak!
    Ben, son zamanlardaki endişelerimi dile getirdim, Büyükbaş hayvancılığın bittiğini…”Küçükbaş hayvancılık çağ atladı, her yer kümes, ancak büyükbaş hayvancılık bitmek üzere. Önümüz kurban. Özellikle dişi, hele gebe hayvanların kesilmesinin yasaklanması mümkün mü?” dediğimde, “Hangi hayvanların kurban edileceğini hocalar söylüyor, biz ona karışamayız” dedi. “Eti 30-35 liradan yiyoruz, kurbandan sonra hiç büyükbaş hayvan kalmayacak” diye soru amacını düzeltmek istediysem de Cihan Hoca, “Evet, yasaklayamaz, sonra, Vali kurbanı yasakladı, derler. Zaten gözler üzerinde…” diyerek şok etti beni. Sayın okurlar, ne demek istediğimi sizler anladınız, değil mi?
   Hani Cuma`ya bir buçuk saat kala Sakarya Basın Derneği Başkanı Sezai Matur müdahale etti toplantıya, “Cumaya az kaldı, biz kaçalım!”  Bir öneri üzerine toplu resim çektirelim dediler. “gel toplu resim çektireceğiz” diye şaka yapacak birini aradım ama gözüm kimseyi kesmedi.                                 KARASUSPOR
   Ertesi günü Hocanın arabası bakıma verildiği için benim arabayla gittik maça. Dr. Kerem Bey, Mimar Soner, Cihan Hoca ve Mustafa Gül ile sohbet ederek. Maç iyi olmasa de, sohbet iyiydi. Maç da iyiydi ama 2 basit hata, 2 gol…
   Takımla ilgili 3 şey;
   Kaleci güven vermiyor. İyi, gününde bir kaleci o golleri yemezdi.
   Kulübe yönetimi de güven vermiyor, yerde kıvranan oyuncu varken son değişiklik haklarını kullanıp oyuncu değiştirdiler ve sakat kalan oyuncu da çıkınca takım bir kişi eksik oynadı.
   Seyirci de güven vermiyor, film seyreder gibi maç seyrediyor. Ne bir tezahürat, ne bir alkış… Bu takıma ateşleyici bir amigo şart…
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 978