SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 15.08.2018

YAP-BOZ MİDYE TAVA


   “Yeni gelin, evin bodrumuna inmiş ayran küpünden ayran doldurmaya… Sofrada bekleyen kaynana, kayınpeder ve koca, gelin gelmeyince merak etmişler ve kocasını göndermişler git bak diye… Koca inmiş bodruma, bakmış karısı 2 gözü yaş içinde hüngür hüngür ağlıyor. Ne oldu, diye sormuş. Gelin cevap vermiş; “Bak şu direkteki baltayı görüyor musun?”  “Görüyorum” demiş kocası. “Hah işte, yarın bir gün bizim de çocuğumuz olacak ve biz o çocuğumuzu bodruma ayran almaya göndereceğiz. Ya o balta çocuğumuzun başına düşer de çocuğumuzu öldürürse, diye ağlıyorum”.  Bu sefer koca da başlamış ağlamaya. Az sonra Kaynana-kayınpeder de meraklanıp bodruma inmişler. Bakmışlar ki yeni evliler hüngür hüngür ağlıyor. Gelin daha konuyu anlatmaya başlar başlamaz, kayınvalide de başlamış ağlamaya. Kayınpeder kükremiş, “Yeter ulan, bu kadar ağlayana kadar hiç birinizin aklına bu baltayı buradan almak gelmedi mi?” deyip baltayı almış, ağlamaların önüne geçmiş!
   Midye yasağı bitti ve denizlerimizden katliam yapılırcasına midye alınıyor. Şakir Şen Hocamızın dediği gibi, yıllık 6.000 Ton midye… Hem denizlerimizin dibi taranıp balık yavruları öldürülüyor, hem de sahilde kumu tutan midyeler eksildiği için kıyı erozyonu oluşuyor.
   Geçmiş dönem bunu yaşadık. Erozyonu önlemek için dalgakıranlar yaptık. Dalgakıranların ve denizdeki erozyonun bedeli, alınan midyeden elde edilen parayı karşılamış mıdır, bilinmez! Şimdi önümüzde yeni bir erozyon tehlikesi oluşacak, bu midye avcılığı yüzünden.
   Daha Önce Karasu Belediyesi, Özsu`nun Batısına çok güzel bir park alanı yaptırmıştı. Dalgalar o parkın yarısını yedi. Kalanı da bakımsızlıktan çürüdü. Şimdi o alana Büyükşehir Belediyesi “Rüya Proje” yapıyor. Nedense bu tür büyük projeler halkın onayına ve bilgisine sunulmaz! Ben yaptım-oldu, denir.  Ben açıkça endişeliyim, ortaya ne çıkacağını bilemiyoruz. Belki de kumsalı kaplayacak ve güneşlenecek yer bulamayacağız. Neden bittikten sonra haberimiz oluyor ne yapıldığından? Hani neden İmar değişiklikleri gibi askıya asılıp halka itiraz süresi verilmez. Neticede bu da bir imar değişikliği… Belki de hizmete aç insanımız, iktidar yanlısı olup yapılan hizmetler konusunda savunma yapamayan destekçiler böyle bir projeye aç. Bu yüzden, yapılsın da, nasıl yapılırsa yapılsın, diye düşünüyorlar.
   -Şimdi midyeler alındıktan sonra taşan denizin, bu masraflı ortaya çıkan eseri yutmayacağının garantisini kim verir. Paralara yazık olmayacak mı?
   -Yeni dalgakıranlar mı inşa edeceğiz aynı şey tekrarlandığında…
   -Hayvan hakları savunucusu, Doğa koruma Derneklerini denizlerden toplanan bu 6.000 ton midye ilgilendirmiyor mu?
   Korkulu rüya görmektense uyanık durmak evladır derler, yalnız Karasu merkez sahillerinde midye avcılığı yasaklanamaz mı?
   Karasu`nun neden bir sahil koruması yok. Kıyıya 300 metreden fazla yaklaşması yasak olan balıkçı ve midye tekneleri, neredeyse 100 metreye kadar yaklaşıyorlar. Bunu kim engelleyecek?
   Midyecilik, Kalkan balığı ve Mersin balığı üretimini de engelliyor olamaz mı?Midyecilik çıktı çıkalı Kalkan Balığına hasret kaldık. (Midye avlayanların arkalarındaki kafese zaman zaman irili ufaklı kalkan balıkları da takılıyor)
   Yoksa hep beraber ağlamaya devam mı edeceğiz.
                       İHALE
   İhale sözün gelişi... Yeni bir şey yapamıyorsanız bari eskiyi koruyun, restore edin.
   Merkezde bir sürü yapı var, eksik, çürük, yarım, boyasız, sıvasız…
   Bunlardan en barizi, Akbank`ın karşısındaki eski Fındık Fabrikası… Mezbelelik gibi görünen yapının üzerine de bez, çabut, anten, sıva kırığı, boya döküğü var. O kadar çirkin ki, uğraşıp özel gayret göstersen, bu kadar çirkinleştiremezsin. 
   Neymiş, yapı sahipleri miras konusunda anlaşamamışlar. Aslında çok varlıklı olan mirasçılar, muhakkak ki oraya gösterişli bir iş merkezi yaparlar. Ama gönlümden geçeni söyleyeyim; Böyle eski ve Karasu`nun tarihi ile özdeşleşmiş, bakir kalmış yapıyı restore edip müze haline getirebilirler. Böylece Karasu`nun eski toprakları, O tarihi mirasın önünde geçen maceralarını da torunlarına anlatabilirler. 
   İhale derken, Müze yapılması ihalesinden bahsetmiştim. Hiç umudum olmamasına rağmen (tarihi eser ve geçmişlerine değer veren bir yönetime sahip değiliz maalesef) Yıllardır bahsi olunan Karasu Müzesi yeri burası olmalı.
   Diğer çirkin binalara gelince…Zemin katta binlerce lira getirisi olan işyerleri var ya, yeter..!
     EN GÜZEL KARASU PLAKASI
   Karasu`nun talihsizliği, plakasının P ile başlaması. Bir çok kişinin itirazına rağmen kaldırılmayıp devam ediyor. Şimdi P(a)R(a) olan plaka, çok yakında P(i)S olacak. Haydi PT idare eder diyelim, PU(seni rezil), P(eze)V(enk) ve P(e)Z(evenk) kelimelerini hatırlatan plakaları kimse almak istemez. Üstelik plaka kanununda var, Bir örgüt, amblem ve ahlaka aykırı kelimeler plakalarda kullanılamaz, diye… 
   Şimdiden hatırlatalım.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 914