SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 25.06.2018

ZABITA VE DİLENCİ


   İnsanlara duygu istismarı yaparak kendini acındırıp para toplamaya dilencilik, bunu yapana da dilenci denir. Dilenciler bunu meslek edinmişlerdir. Ne kadar para toplarlarsa toplasınlar, yeter deyip bırakmazlar.
   Dilencilerin bu istismarına göz yummayıp yakalayan ve ceza kesip şehir dışına bırakacak kişiye de Zabıta denir. Zabıtalar da ne kadar dilenci varsa toplamak zorundalar, yeter deyip bırakamazlar.
   Arife günü Pazaryerinde aynı dilenci 4 sefer dibimde bitip para istedi. Çok mu zengin gösteriyorum, yoksa çok mu saf! Yoksa Allah`ım beni mi deniyor, diye düşündüm.  Bir ara gözüm dilencinin arka cebindeki şişkinliğe takıldı ve kağıt deste parayı gördüm, hanıma da gösterdim. Zaten tasarruf yapa yapa psikolojim bozulmuş. Baktım yan kulvarda iki Zabıta… Görev mi yapıyorlar, Pazar mı derken, görev yaptıkları hissi ağır bastı ve Hanımın şaşkın bakışları arasında hızla onlara doğru hamle yaptım. 
   Zabıtalar, beni dinledikten sonra hiç istiflerini bozmadılar ve “Abi bu gün 5-6 tane yakaladık, polise teslim ettik. 80 Lira ceza kestiler ve serbest bıraktılar” dedi. Görevini yapmış olmanın gönül huzuru içinde alışverişine devam etti. 
  Gardım düşmüş vaziyette Hanımın yanına döndüğümde dilenci yine orda mesleğini icra ediyordu. Ve hanım pazarcıya köpürüyordu: ”Sahtekarlar, önlere iyilerini koymuşlar, arkalar çürük ve ezik..” Bir an gözlerim yine zabıtaları aradı ya, neyse… Onlar bu gün çok çalışmışlardı..!
   Zabıtanın iş yapmaması, Belediyenin iş yapmaması anlamına gelir. Belediyenin iş yapmaması da, Başkan çalışmıyor olur. Başkan pazara çıkıp zabıtalık yapacak değil!
   FEN İŞLERİ
   Büyük Belediyelerde İmar ile Fen İşleri ayrılır, daha iyi hizmet verebilmek için. Fen İşleri, Belediyenin yapmakla yükümlü olduğu Yol, içme suyu, atık su ve yağmur suyu, Belediyeye ait inşaatları yapar ve denetler. Karasu da, büyük belediyeler sınıfına girdiği için Fen İşleri diye bir bölüm var.
   Son yağan yağmurdaki suların taşması espri konusu oldu. Kimi oltayı kaptı, balık tutuyor görüntüsü verdi, kimi “Harika bir peyzaj çalışması olmuş, şehrin içinden dere geçirmek iyi fikir” diye dalgasını geçti. Kimi de bu şehrin altına 100 trilyon lira gömdük sözüyle dalga geçti. Hatta bazıları bana dedi ki, “Yazsana bunu da, Yaptıkları yapacaklarının teminatı olanın ağzının payını versene…” demeye getirdi. 
   Altyapı yapılırken defalarca yazdık, Belediyeden bir teknik elaman işin başında bulunsun, güzergahı ve altyapının çalışmasını görsün, dedik. Atık su, yağmur suyu, içme suyu nerden geçiyor, Belediyeden hangi teknik eleman bunu biliyor? Şimdi de doğalgaz çalışması var. Bir müddet sonra elektrikler tamamıyla yeraltına alınacak. Bir sokak kazılmaya başlamadan, hangi tesisat nerden geçiyor diye bilen bir mühendisimiz, bir teknikerimiz olmadı. 
   Yeraltına gömülen trilyonun hesabını soruyor herkes, en ufak bir taşkınlıkta. Karasu, şehircilik olarak yanlış yere yapıldı. Kuzuluk tepesi dururken, aşağıdaki düz alüvyon, bataklık ve kum ovaya yayıldı. Burada da eğim yok. Yani suyun akması için gerekli eğim, minimum düzeyde ve kuvvetli bir yağmurda bu hat taşıyamıyor. Taşıyamaması da mühendislik hatası değil, normal yani. 
   Ayrıca ihmal edilen bir ayrıntı daha var ki, kimse üzerinde durmadı. Yağmur mazgallarına kış hazırlığı yapılmadı, temizlenmedi. Doğalgaz ve elektrik hattı çalışmalarında çıkan hafriyatlar da bu mazgalları tıkadı, taşkınlığa sebep oldu. Neyse ki yağmurdan sonra bu mazgallar açıldı ve vidanjörlerle de temizlendi. Sadece geç oldu ama temiz oldu diyelim. 
   Fen işlerinin işini tam yapmaması, Belediyenin iş yapmaması anlamına gelir. O da Başkan çalışmıyor, olur. Mazgalların çalışmamasını da başkan düşünecek değil ya!
KEDİ RECEP
   Karasuspor`un kötü giden maçları sonrası sabıkası (önceki çalıştırdığı takımlarda da) kabarık olan Hocasına yol verildi. Bu da takımın BAL`a çıkmasında gayretleri olan Kedi lakaplı kalecisi Recep`i gündeme getirdi. Amatör takımda amatör ruh çok önemlidir. Umarız takım bu ruhu yakalar. Neticede yöneticilerin vereceği karar…
   Erdal Bıçakçı, Karasuspor`u çalıştırırken, kalede bulunan Recep, atlayıp zıplıyor ve insan üstü gayretle maçı kurtarıyor. Akabinde idrarında kanama olduğunu söylüyor ve Başkan Bıçakçı ile hastaneye gidiyorlar. Hastanede Recep`e bir kavanoz veriliyor ve bunun içine idrarını yapmasını söylüyor. Kavanoz elinde, Başkanı süzen Recep soruyor; “Başkan, ben şimdi bu kavanozu ağzına kadar dolduracak mıyım?” Bıçakçı yanıtlıyor; “Bir dudak payı kalsın…”
    Recep`in neden Takımın başına çağırılmadığı hususunu merak ettim ve spor camiasından birine sordum. “Çok konuşuyor, tek suçu bu!” dedi. Biz de buradan sevdiğimiz hocamız “Kedi`ye” duyuralım.
SİYASET KIZIŞIYOR
   2 Aralık adayların son müracaat günü olduğu için, bütün aday adayları müracaatlarını yapıyorlar. Nedendir bilmiyoruz, Aday Adaylıkları Kent Park`da açıklanıyor.
   Gönlümüz istiyor ki, Atatürk Düşmanı görüntüsü veren iktidar partisinin bu görüntüsünü silmek, tasvip edilmediğini göstermek için bu partinin aday adaylarının Atatürk Heykeli önünde açıklanması… Böylece tabandaki Atatürk sevgi ve saygısının üst makamlara, yönetime iletilmesi… Ama Başkanlık koltuğuna ulaşabilmek için en ufak bir risk dahi istemeyen adaylarımız, buna cesaret edemiyorlar. 
   Bu Atatürk Fobisi ve andımızın kaldırılması, diğer partilerle yarışırken dezavantaj olacak gibi…
                                        
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1031