SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 16.01.2018

Suriye`nin başbakanı kim?






   10 gündür siyasetle ilgilenen yaklaşık 50 kişiye başlıktaki soruyu sordum.
   Önce “bilmiyorum” yanıtı geldi. Ardından “Suriye`de başbakanlık var mı ki?” şeklinde kontra soruya muhatap oldum. 
   Komplekse kapılmayın…
   İnanın ben de bilmiyordum, internetten öğrendim!
   Şöyle düşünelim. Yurt dışındasınız ve Türkiye`nin başbakanı, cumhurbaşkanı kim diye sordunuz… Az buçuk ülkemiz hakkında bilgi sahibi olan insanların Erdoğan ve Gül isimlerine yabancı olmadığını görürsünüz.
   Ben şunu iddia ediyorum. 
   Erdoğan cumhurbaşkanı seçilsin; iki yıl geçmeden dışarıda Türkiye`nin başbakanı kim sorusuna yanıt gelmeyecek!
   Herkes bir kenara not etsin; 
   Türkiye koşar adım tek adam yönetimine doğru gidiyor.
   Bir iddiada daha bulunuyorum;
   Türkiye de Suriye`deki Esad rejimine tıpatıp benzeyen bir sisteme koşuyor!
   Tayyip Erdoğan daha dün Beşşar Esad`la kankaydı. 
   Bodrum`da ailece tatil yaptılar. 
   14 Ekim 2009 tarihinde Türkiye-Suriye Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 1. Bakanlar Kurulu toplantısının kapanış oturumunun ardından Dışişleri Bakanı Davutoğlu kelimesi kelimesine şunları söylemişti:
   "Gerek Türkiye gerekse Suriye tarafında son derece hissi anlar yaşadık. İki halkın birbirini ne kadar özlediği hepimizce malumdu ama bu kadar özlemle birbirlerini beklediklerini ve kucaklaşma arzusu içinde olduklarını bir kez daha müşahede ettik. Son derece hissi ve asırların getirdiği o kültürel harmanı yansıtan bir buluşma oldu." 
   Tayyip Erdoğan bu sıkı fıkı ilişkiler içerisindeyken Suriye`nin rejimine sıcaklık duydu.
   Siyasi stratejisini buna göre şekillendirdi.
   Bakmayın siz Esad`a yönelttiği suçlamalara.
   Tek adamlık onun hayalidir.
   10 Ağustos seçimlerini kazanırsa bu hayalini gerçekleştirmek üzere Çankaya`ya çıkacak
   Anayasa Mahkemesi üyelerinin çoğunluğunu o belirleyecek.
   Diğer yüksek yargı mensuplarının atanmasında birinci derecede söz sahibi olacak.
   MİT Müsteşarını o atayacak.
   Rejimin adı parlamenter sistem olacak, amma velakin hükümeti kurma görevini vereceği kişi onun emrinde olacak; bir dediğini iki etmeyecek.
   AKP`de her şeye evet diyecek bir başbakan adayı yok mu?
   Ver başbakanlığı Süleyman Soylu`ya…
   Ver Numan Kurtulmuş`a…
   Kâğıt üstünde başbakanlığı hazmetmeye dünden razıdırlar.
   İyi de bu işin sonu nereye varacak?
   Ülke barut fıçısına dönmüş.
   Farklı görüşteki insanlar birbirlerine düşman gözüyle bakar olmuş.
   Herkes kendi düşüncesinde olmayanlara saldırmak için geçerli neden aramakla meşgul.
   AKP`nin Cumhurbaşkanı adayı, yandaş TV`lerde canlı yayınlanan konuşmasında ana muhalefet partisi CHP ile diğer muhalefet partisi MHP`yi karşısına ortak aday çıkardıkları için alenen “çeteleşmekle” suçluyor.
   Öyleyse onlara oy verenler de çeteye yardım ve yataklık mı etmiş sayılacak?
   Yüzde 51 oyu zafer gören anlayış bırakın ülkede birliği sağlamayı, kanarya sevenler derneğinin üyelerini bile bir arada tutmaz.
   Erdoğan 10 Ağustos veya ikinci turda sandıktan çıktığı an Türkiye, bugün Ortadoğ`da olduğu gibi Sünni çoğunluk Türkler veya Kürtler; Alevi azınlık Türkler veya Kürtler tanımlarıyla mezhep didişmeleri (savaş demeye dilim varmıyor) haberlerine ve Tek Adam-Tek Parti yönetimine hazırlıklı olsun.
  
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 784