Kocaali’ye kimyasal OSB


   Pa­zar­te­si günü Şerif Sarı im­za­lı Ye­ni­ha­ber’in sür­man­şe­tin­de­ki ha­be­ri oku­du­ğum­da kendi ken­di­me ‘Hay Allah nasıl da ak­lı­ma gel­me­di bu!’ dedim. 
   Gün­ler­dir Ka­ra­su ve Ko­ca­ali sa­hil­le­ri­nin neden tu­rizm böl­ge­si dı­şı­na çı­ka­rıl­dı­ğı­nı dü­şün­müş, ancak bir man­tık­lı ipucu bu­la­ma­mış­tım
   Takke düştü, kel gö­rün­dü! O ka­ra­rın derin ne­de­ni or­ta­ya çıktı.
   Şimdi de sardı mı beni yeni bir merak. Allah Allah di­yo­rum kendi ken­di­me.   Proje or­ta­ğı ol­du­ğu iddia edi­len SAT-SO’yu bir ke­na­ra bı­rak­tım, Ko­ca­ali Be­le­di­ye Baş­ka­nı Ahmet Acar, Di­lo­va­sı sa­na­yi­si­ni Ko­ca­ali’ye ta­şı­ma demek olan bir dü­şün­ce­ye nasıl yan­daş ola­bi­lir?
“Kim­ya­sal üre­ten fab­ri­ka­la­rın atık­la­rı gözle gö­rül­mez. Do­la­yı­sıy­la hal­kı­mız ze­hir­len­di­ği­nin far­kı­na var­maz” diye dü­şün­müş ola­bi­lir mi?
   Artık Şerif Sarı’nın yeni bir ha­be­ri­ni bek­le­ye­ce­ğiz ki ger­çe­ği öğ­re­ne­lim!
   Ko­ca­ali Kim­ya­sal OSB için dü­şü­nü­len alan, Ko­ca­ali sa­hi­lin­de kü­me­le­nen en ba­tı­da­ki yaz­lık­lar­dan baş­la­yıp Ku­yum­cu­lu Ba­lık­lar De­re­si ara­sın­da­ki böl­ge­ye kadar uza­nı­yor. O böl­ge­yi karış karış bi­li­yo­rum. Ör­ne­ğin yeni OSB alanı, Prof. Dr. Meh­met Ha­be­ral’ın kur­du­ğu yaz­lık si­te­le­re bi­ti­şik. Orada özel bir şir­ke­tin yap­tır­dı­ğı tarım ürün­le­ri de­po­la­ma te­si­si de var. Böl­ge­nin hemen di­bin­de­ki Ana­do­lu Li­se­si’ni, il­ko­kul ve or­ta­oku­lu, artı bin­ler­ce in­sa­nın ika­met et­ti­ği Yalı Ma­hal­le­si’ni de siz koyun üs­tü­ne… Nasıl bir so­nu­ca var­dı­nız?
   Bit­me­di…
   Gü­ne­yi Ko­ca­ali’nin ana yer­le­şim yeri. Daha gü­ne­yin­de­ki Ki­raz­lı ve Ku­yum­cu­lu ma­hal­le­le­ri kuş uçumu beş da­ki­ka­lık me­sa­fe­de… Güney ba­tı­sı Küçük Ka­ra­su Ma­hal­le­si… Güney doğuyu saymıyorum. 
   Bu say­dı­ğım yer­leş­me­ler fın­dı­ğın da­lı­na ba­kı­yor. İnsan sağ­lı­ğı­nın yanı sıra tarım alan­la­rı­nı da teh­dit edecek böyle bir sa­na­yi ko­lu­nun orada işi ne?
   Yaz ay­la­rın­da deniz, kum ve güneş için gelen ta­til­ci­le­re par­füm ni­ye­ti­ne ku­tu­la­ra de­po­lan­mış kim­ya­sal gaz ik­ra­mı da ya­pı­lır her­hal­de!
   Sa­na­yi de­di­ğin elle tu­tu­lur bir dal ol­ma­lı ki, ey­val­lah ede­sin!  Ka­ra­su Gazi Metal’i be­nim­se­di, BMC ge­cik­ti diye de­re­dey­se su­rat­lar asıl­dı. Kibar Hol­ding’in ge­cik­miş ol­ma­sı­nı eleş­ti­ri­yor. Bütün bun­la­rın bir ne­de­ni yok mu? Ko­ca­ali ak­lı­nı pey­nir ek­mek­le mi yedi?
   Sa­mi­mi bir iti­raf­ta bu­lu­na­yım mı?
   Geç­ti­ği­miz 19 Mayıs’ta 50 yıl­lık ar­ka­da­şı­mı kay­bet­tim. Ara­mız­dan ay­rıl­dı­ğı­na hala inan­mış de­ği­lim. Daha doğ­ru­su inan­mak is­te­mi­yo­rum.
   Aynı bi­çim­de, Ko­ca­ali’yi yö­ne­ten­le­rin de böy­le­si bir işe evet de­di­ği­ne inan­mak is­te­me­di­ği­mi söy­lü­yo­rum. Çünkü aklım almıyor. 
   Ko­ca­ali-Se­la­hi­ye Köyü do­ğum­lu bir vatandaş ola­rak, bu işe karşı çıkma hak­kı­mı so­nu­na kadar kul­la­na­ca­ğı­mı da bu­ra­dan ilan edi­yor­um.
   Hodri meydan!

En­di­şe­ye mahal yok, 
daha 30 yı­lı­mız var!
   Ulu­sal ba­sı­na haber oldu. Ak­ça­ko­ca sa­hi­lin­de kum 3 metre kı­yı­ya çe­kil­miş. Ko­nuy­la il­gi­li ko­nu­şan (daha doğ­ru­su ko­nuş­tu­ru­lan) Doç. Dr. Deniz Yağ­lı­oğ­lu “Bu durum et­ki­li olan ka­ra­ye­lin sa­hil­de­ki kumu gö­tür­me­sin­den kay­nak­lan­mış­tır. Tablo ola­ğan bir doğa ola­yı­dır. En­di­şe edi­lecek bir şey yok” demiş.
   Düzce Üni­ver­si­te­si öğ­re­tim üyesi ol­du­ğu­nu öğ­ren­di­ği­miz Doç. Dr. Yağ­lı­oğ­lu çok haklı; en­di­şe­ye mahal yok! Bu sü­reç­le­ri Ka­ra­su da ya­şa­dı. Sa­hi­lin ufak­tan ufak­tan kay­bol­ma­ya baş­la­dı­ğı gün­ler­de hiç­bi­ri­miz en­di­şe et­me­miş­tik. Dal­ga­la­rın ahşap ya­pı­la­rı bir bir yut­ma­sı bizim için zevk­li bir se­yir­lik du­rum­du! Hatta Zon­gul­dak Ka­ra­el­mas Üni­ver­si­te­si’nin yıl­lar­dır uydu ara­cı­lı­ğıy­la sa­hil­le­ri iz­le­yip milim milim fo­toğ­raf­la­ma­sıy­la elde edi­len bul­gu­la­rı “Sa­hi­li­niz gün be gün kay­bo­lu­yor” uya­rı­sı­nı bile hiç kimse tın­ma­mış­tı.
   Son­ra­sı­nı bi­li­yo­ruz. Ör­ne­ğin 2003’te Ha­ra­lom­ba’daki ba­lık­çı ku­lü­be­le­ri dal­ga­la­ra tes­lim oldu. Gece ya­rı­sı bas­kı­nın­da bazı ba­lık­çı­lar can­la­rı­nı zor kur­tar­dı. Bu işa­ret bile bizi uyan­dır­ma­dı. Ar­dın­dan Ka­ra­su sa­hi­lin­de­ki kı­yı­ya yakın ba­ra­ka­lar, ÖZSU Te­sis­le­ri ve kum­sa­lın büyük bir bö­lü­mü sı­ra­sıy­la yok oldu. Kum te­pe­le­ri­ni “deniz gö­rün­sün” kur­naz­lı­ğı ile yok et­ti­ği­miz­den, dal­ga­lar bir gece geri plan­da­ki yaz­lık ko­nut­la­rı bile bastı.
   Doç. Dr. Yağ­cı­oğ­lu’ndan şu bek­le­nir­di: “Kü­re­sel ısın­ma deniz se­vi­ye­si­ni san­tim san­tim yük­sel­ti­yor. Bunun sonu kıyı böl­ge­le­ri­nin deniz ta­ra­fın­dan is­ti­la edil­me­si­dir. 2050’ye kadar bu so­nu­cu bek­le­yin” de­me­siy­di. İşte ko­nuş­ma­yıp ko­nuş­tu­ru­lur­san böyle der­sin. Ter­si­ni ya­par­san rek­tö­rün “halkı ga­le­ya­na ge­tir­din” gerekçesiyle bir sabah seni ka­pı­nın önüne koy­uverir! Anladın mı doçent doktor kardeş!




   Ali, Gamze, Murat, Yur­da­gül ve Esra
   
İki ayrı aile… 
   Ali Gamze ile evli, Murat da Yur­da­gül’le…
   Ali ce­za­evi­ne gi­ri­yor. 
   Murat, çok­tan­dır gö­zü­ne kes­tir­di­ği Gamze’nin pe­şi­ne ta­kı­lı­yor. So­nun­da Gamze Murat’ın evine gelip yer­le­şi­yor. Murat’ın resmi ni­kâh­lı eşi Yur­da­gül yeni ev or­ta­ğı­nı te­red­düt­süz ka-bul edi­yor. Bu rı­za­lı­ğı “Ne ya­pay­dım, başka çarem yo­ğu­du!” diye açık­lı­yor.
   Ma­te­ma­tik­sel bir ifa­dey­le anlatacak olursak iki­şer ele­man­lı AG kü­me­si ile MY kü­me­le­ri bir­le­şi­yor. Bu du­rum­da Gamze, ke­si­şim kü­me­si­nin ele­ma­nı, yani ortak eleman olmuş olu­yor.
   Bu kar­ma­şık du­ru­mu prog­ram su­nu­cu­su Esra Erol geniş şe­kil­de izah edi­yor. Ekran kar­şı­sı­na ki­lit­len­miş mü­te­dey­yin, yük­sek ah­lâk­lı muh­te­rem hal­kı­mız gün­ler­ce canlı ola­rak  ya­yı­nı ne­fe­si­ni tut­muş va­zi­yet­te iz­li­yor. Hem de için­den ‘aman bit­me­se bari’ diye du­alar ede­rek…
   Hangi ka­nal­da ve ne zaman mı?
   Cu­mar­te­si ve Pazar gün­le­ri hariç haf­ta­nın hemen her günü 15.00-18.00 sa­at­le­ri ara­sın­da canlı ola­rak ATV’de…
   Hani 2007’de Va­kıf­bank’tan ve Halk­bank’tan ve­ri­len 375’er mil­yon dolar olmak üzere top­lam 750 mil­yon li­ra­lık şa­ibe­li kre­diy­le önce Çalık Hol­ding’e sa­tı­lan ar­dın­dan da Zirve Hol­ding’e 500 milyon dolar banka borçlarıyla devredilen ik­ti­dar bo­ra­za­nı ATV var ya, işte o kanal. 
   Ra­ma­zan’da Sul­tah­nah­met Mey­da­nı’nda va­az­lar ve­re­rek kö­şe­le­ri dönüp otel­ler zin­ci­ri kuran şim­di­nin rek­tö­rü Ha­ti­boğ­lu Ho­ca­mız ek­ran­la­rı­nı açan ka­nal­dan söz edi­yo­rum.
   Ek­ra­nın kar­şı­sı gibi stüd­yo da tıka basa dolu. 
Dil­baz bir bayan avu­kat var örneğin. Önce savcı olup id­di­ana­me ha­zır­lı­yor, ar­dın­dan hâ­kim­li­ğe geçiş yapıp hüküm ve­ri­yor. Zaman zaman da avu­kat ol­du­ğu­nu ha­tır­la­yıp haklı gör­dü­ğü ki­şi­nin sa­vun­ma­sı­nı üst­le­ni­yor.
   Mo­dern giy­si­li avu­ka­tın yanı ba­şın­da zaman zaman pan­to­lon, zaman zaman da yırt­maç­lı etek giyip göz­le­re hitap eden (Hatta bir mik­tar göz zi­na­sı­na yol açan) ba­lı­ke­tin­de bir başka bayan otu­ru­yor. O da ken­di­si­ne söz ve­ril­di­ği­ne elin­de­ki topuz bi­çim­li mik­ro­fo­nu don­dur­ma kü­la­hı mi­sa­li etli du­dak­la­rı­na ya­pış­tı­rıp bir şey­ler ge­ve­li­yor. Arka sı­ra­lar­da da soh­be­te nö­bet­le­şe ka­tı­lan bir iki kişi bu­lu­nu­yor.
   Ken­di­si ce­za­evin­dey­ken boy­nuz­la­nan Ali, stüd­yo­da çok mutlu. Çünkü eşi Gamze ge­ri­ye dönüp yanı ba­şı­na ku­rul­muş. Ka­rı-ko­ca karşı ta­ra­fa, yani Gamze’yi ka­çı­rıp ha­re­mi­ne katan Murat’a laf ye­tiş­ti­ri­yor­lar. 
   Murat’ın eşi Yur­da­gül ise ke­si­şim kü­me­si ele­ma­nı Gam­ze­ye verip ve­riş­ti­ri­yor. “Sen is­te­ye­rek bize gel­din. Go­ca­mın heç suçu yok” diyor.
   Ta­rih­te çok eş­li­li­ğin iki türü olduğu biliniyor. Ör­ne­ğin Hi­ma­la­ya’nın bazı böl­ge­le­rin­de ‘çok ko­ca­lı­lık’ varmış. Top­rak kıt­lı­ğı do­la­yı­sıy­la çok ço­cuk­lu­lu­ğu ve nüfus ar­tı­şı ile top­rak bö­lü­şü­mü­nü sı­nır­lan­dır­ma amaç­lı ol­du­ğu söy­le­nir. Bir kadın bir­kaç erkek kar­deş­le ev­len­di­ri­lir.
   İslami hu­kuk­ta, bir erkek, hep­si­ne eşit şe­kil­de dav­ran­dı­ğı sü­re­ce dört kadın ala­bi­lir. 
   ATV’deki vaka bun­la­rın iki­si­ne hem ben­zi­yor hem ben­ze­mi­yor. 
   Ben­zi­yor, çünkü Gamze be­lir­li bir süre iki er­ke­ğin bir­den eşi ola­rak ya­şı­yor. 
   Ben­ze­mi­yor, çünkü Gamze Murat’ın evine resmi ev­li­li­ği­ni son­lan­dır­ma­dan gi­di­yor. 
   Hay­van­lar âle­min­de böy­le­si iliş­ki­ler olup ol­ma­dı­ğı­nı bil­mi­yo­rum. Araş­tır­ma ge­re­ği duy­ma­dım. Ama emi­nim ar­şiv­ler­de­ki bi­lim­sel ra­por­la­ra yan­sı­mış böy­le­ örnekler mut­la­ka var­dır.
   Va­ka­mız­da bir koca, baş­ka­sı­na kaçan resmi ni­kâh­lı ka­rı­sı­nı kıs­kan­mı­yor. Karşı ta­raf­ta­ki kadın ise eve bir baş­ka­sı­nın eşini alıp ge­ti­ren ko­ca­sı­nı kıs­kan­ma­dı­ğı gibi yeni or­ta­ğı­nı bağ­rı­na bas­tı­ğı­nı ilan et­mek­ten çe­kin­mi­yor.
   Hay­van­sal bir iliş­ki demem bu nedenle…
   Prog­ram ba­şı­na ATV’den bir mil­yon 100 bin lira alan su­nu­cu Esra Hanım’ın ya­pım­cı olan eşine de aynı mik­tar­da para öden­di­ği ri­va­yet edi­li­yor.
   Soru bir: Adnan Hoca Esra’dan farklı ne yapı
yordu da evi barkı basılıp kedicikleriyle birlikte kodese tıkıldı?
   Soru iki: Haf­ta­nın beş günü ekran kar­şı­sı­na ki­lit­le­nen mü­te­dey­yin (dini bütün), yük­sek se­vi­ye­ler­de ah­la­ka sahip muh­te­rem hal­kı­mı­zı denk­le­min ne­re­si­ne yer­leş­ti­re­ce­ğiz?
   RTÜK ne iş yapar diye de sorasım var ama, nafile bir ça-ba olur. Devletin bütün ku-rumları bir kişinin ağzına bakar olmuş. 



Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 112