• Ana Sayfa
  • »
  • Öncelik aracın mı yayanın mı?

Öncelik aracın mı yayanın mı?


   Bu soru sorulduğunda yaya ge­çit­le­rin­de araç sü­rü­cü­le­ri­nin ya­vaş­la­ma­sı ve in­san­la­rın gü­ven­li bir şe­kil­de kar­şı­dan kar­şı­ya geç­me­si­ne fır­sat ta­nı­mak­ akla gelir.
   Yani ya­ya­la­ra ön­ce­lik gibi in­sa­na değer veren bir kav­ram, topu topu üç beş sa­ni­ye süren bir cen­til­men­lik gös­te­ri­sinden mi ibarettir?  Sa-dece bu mudur yani?
   Yerel yö­ne­tim­le­rin, şehir içi araç ve yaya tra­fi­ği­ni ön­ce­li­ği in­sa­na ve­re­rek dü­zen­le­mek gibi bir gö­re­vi var. Ben öyle biliyorum.
   Ge­liş­miş ül­ke­ler böyle diyor. Ba-zı cadde ve so­kak­la­rı ta­ma­men ya­ya­la­ra bı­rak­mış. Tra­fi­ğe açık cad-de ve so­kak­lar­da da ağır­lık toplu ta­şı­ma araç­la­rı­nın. Tür­ki­ye’de bu-nun en güzel ör­ne­ği Es­ki­şe­hir’-de… 
Bü­yü­ker­şen mu­ci­ze­si
   İki üni­ver­si­te­si olan ve do­la­yı­sıy­la genç nü­fu­su fazla bu Orta Ana­do­lu ili­mi­zin en büyük şansı, Ana­do­lu Üni­ver­si­te­si ku­ru­cu rek­tö­rü Yıl­maz Bü­yü­ker­şen’nin 20 yıl­dır be­le­di­ye baş­kan­lı­ğı yap­ma­sı. Prof. Dr. Bü­yü­ker­şen iç si­ya­si tar­tış­ma­la­ra konu edil­me­yen ve her si­ya­si gö­rü­şün kendisine say­gıy­la yak­laş­tı­ğı bir isim. 
   Onun mu­ci­ze­si kent­leş­me­de in­sa­nı öne çı­kar­ma­sın­da gizli. Şehir mer­ke­zin­de­ki araç ve yaya ha­re­ke­tin­de ön­ce­li­ği in­san­dan yana kul­lan­mış. Toplu ta­şı­ma araç­la­rı da tra­fik akı­şın­da ikin­ci ön­ce­li­ğe sahip. 
   Es­ki­şe­hir mer­ke­zin­de­ki cad­de­le­ri gözlem için adım adım gez­dim.  Top-lu ta­şı­ma­nın göz­be­be­ği metro… Cad­de­le­rin ço-ğu araç tra­fi­ği­ne ka­pa­lı… Özel araç­lar va­ra­ca­ğı yere biraz do­lam­baç­lı gü­zer­gâh­tan gi­di­yor, o kadar. Oto­park so­ru­nu yok. 
   62 bin nü­fus­lu il­çe­mi­zi Es­ki­şe­hir’le kı­yas­la­ya­cak de­ği­lim. Yüzde 80’i ovaya yer­le­şik Sa­kar­ya mer­ke­zi bile (Üs­te­lik vagon sa­na­yi­ine sahip) in­sa­nı­nı raylı sis­tem­le ta­şı­ya­maz­ken Ka­ra­su’da met­ro­dan filan söz etmek ge­rek­siz bir ge­ve­ze­lik olur!
   31 Mart’ta be­le­di­ye yö­ne­ti­mi­ne gelen kadro, mer­kez­de yoğun bir yol dü­zen­le­me­si ile as­falt­la­ma ça­lış­ma­sı­na gir­miş­ken ve iş işten geç­me­den neler ya­pı­la­bi­le­ce­ği ko­nu­sun­da dü­şün­ce­le­ri­mi ak­tar­mak is­te­rim.
   Ağ­zı­nı açan il­çe­de tra­fik so­ru­nu ol­du­ğu­nu söy­lü­yor. Bu­ra­da kas­te­di­len ye­ter­li oto­par­kın bu­lun­ma­ma­sı, araç­la­rın hiç­bir ku­ra­la bağlı kal­mak­sı­zın ana yol­la­rın kı­yı­sı­na park edi­li­yor ol­ma­sı ve ya­ya­la­rın araç tra­fi­ği için­de adeta cam­baz­lık yap­mak zo­run­da bı­ra­kıl­ma­sıdır.
Plan­la­ma­da ge­cik­tik
   Sıkış tepiş ve ta­ma­men be­ton­laş­mış ilçe mer­ke­zin­de, rant uğ­ru­na oto­park ya­pa­cak yer bı­rak­ma­dık. Bunun ve­ba­li plan­la­ma­yı ya­pı­laş­ma ta­mam­la­na­na kadar ge­cik­ti­ren, 1984’e kadar mer­ke­zi yö­ne­ti­min ve plan yapma yet­ki­le­ri be­le­di­ye­le­re dev­re­dil­dik­ten sonra iş ba­şı­na gel­miş yerel yö­ne­tim­le­rin üze­rin­de­dir.
   Ge­ri­le­re bakıp ağ­la­yıp sız­la­ya­rak tra­fik so­ru­nu­nu çö­ze­me­yiz. Bu gün ne ya­pa­bi­li­riz, ona ba­ka­lım.
   Ak­bank’tan ter­mi­na­le, ka­ra­kol­dan be­le­di­ye­ye ve Kuzuluk Boşnak Camii’ne kadar olan cad­de­ler as­falt­lan­dı. Bu gü­zer­gâh­lar­da artık tek ta­raf­lı parka izin ve­ri­lecek. Muh­te­me­len tek yön uy­gu­la­ma­sı ola­cak. Karar doğru ama bir eksik var: Kal­dı­rım­lar ye­te­ri kadar geniş değil. Kim­den ya­na­sı­nız, bi­le­lim. Araç­tan mı, ya­ya­dan mı?
   Haydi di­ye­lim bu cad­de­ler­de iş işten geçti. Orman İşlet­me­si’nden Azi­zi­ye çı­kı­şı eski Ko­ca­ali yolu bağ­lan­tı­sı­na kadar cadde için as­falt­la­ma ha­zır­lı­ğı var. Eğer bu ke­sin­ti­siz cadde bo­yun­ca her iki ya-na geniş kal­dı­rım­lar yap­ma­ya­cak­sa­nız bana göre bu ça­lış­ma bey­hu­de­dir. Hatta bisiklet yolu da şarttır. 30 yıl önce Sedat Büyük bunu yaptı, unuttuk mu? Ma­ri­fet as­falt döküp araç sü­rü­cü­le­ri­ni ke­yif­len­dir­mek değil, bunu bi­le­si­niz. Üs­te­lik okul­lar böl­ge­si Azi­zi­ye’ye dol­muş se­fe­ri bile yok!
Sı­ra­dan iş­le­re hayır!
   Baş­kan İshak Sarı’ya bu­ru­dan ses­le­ni­yo­rum. İşlet­me-Azi­zi­ye arası yo­lu­na iki yıl önce dö­şe­nen ve şu anda söküp kal­dır­dı­ğı­nız ki­lit­li par­ke­nin he­sa­bı­nı yap­tım. Mal­ze­me ve iş­çi­lik dahil en az bir mil­yon 200 bin lira. Bir o kadar da as­falt için har­ca­ya­cak­sı­nız. Eğer o cad­de­de ‘fark­lı olmuş ve in­sa­na ön­ce­lik ve­ril­miş’ yo­ru­mu ge­tir­me­yecek sı­ra­dan bir dü­zen­le­me ya­pa­cak­sa­nız hiç uğ­raş­ma­yın, ol­du­ğu gibi kal­sın.
   Tek­rar­la nok­ta­lı­yo­rum.... 
   Be­le­di­ye­nin gö­re­vi özel araç­la­rın sürücülerine şehir için­de kon­for­lu sürüş sağ­la­mak değil. Oto­mo­bil­ler pa­zar­ye­ri oto­par­kı­na bı­ra­kı­lıp alış­ve­riş­ler ve diğer zi­ya­ret­ler yaya ola­rak ya­pı­la­bi­lir. Bunun için de geniş kal­dı­rım­la­ra ve araç tra­fi­ği­ne ka­pa­lı cad­de­le­re ih­ti­yaç var. Yap­tı­ğı­nız yeni dü­zen­le­me­ler bun­la­rı sağ­la­ma­ya­cak­sa pa­ra­mı­zı bo­şu­na har­ca­ma­yın!


Çubuğumuzu geri verin!
   Çok değil, bundan bir bi­le­me­di­niz bir buçuk ay önce TV’leri her aç­tı­ğı­mız­da, haber saati olsun ol­ma­sın kar­şı­mı­za elin­de ucu ışık­lı uzun bir çubuk olan bir­ta­kım adam­lar çıkar, komşu ülke Su­ri­ye’nin ku­ze­yi­ni gös­te­ren bir ha­ri­ta üze­rin­de çe­şit­li yo­rum­lar­da bu­lu­nur­lar­dı.
   “Bir­lik­le­ri­miz şu şu as­ke­ri araç­lar­la şu­ra­ya girdi, şu kadar ki­lo­met­re iler­le­di. Daha sonra şu­ra­ya ko­nuş­lan­dı. Bir son­ra­ki adım şu kadar ki­lo­met­re do­ğu­da­ki şu­ra­sı ola­cak. Filan ülke bizi şöyle des­tek­li­yor. Fa­lan­ca dos­tu­muz des­tek­ler gibi yapıp kös­tek­li­yor. Ama biz bun­la­rı ye­me­yiz. Hedef belli. So­nu­na ka-dar gi­de­ce­ğiz. 300 ki­lo­met­re mi olur 500 mü, artık Allah ne ver­diy­se!..”
   Daha sonra ışık­lı uzun çu­bu­ğu bir baş­ka­sı alıp “Şu kadar mül­te­ci için şu­ra­la­ra şu kadar ilçe, şu kadar köy ve şu kadar ma­hal­le ku­ra­ca­ğız. Ko­nut­lar bah­çe­li nizam ola­cak. Bunun için şu kadar döviz har­ca­ya­ca­ğız. Kahpe Av­ru­pa des­tek sözü ver­di­ği halde şimdi yan çi­zi­yor. Ama olsun. İman gü­cüy­le her işin üs­te­sin­den gel­dik, yine de ge­li­riz” türü laf­la­rı dök­tü­rür babam dök­tü­rür­dü.
   Ne zaman ki iki süper güçle pa­zar­lı­ğa otur­duk, on­la­rın ‘dur’ de­dik­le­ri nok­ta­da dur­duk. Bizim çu­buk­lu­lar bir iki hık mık­tan sonra or­ta­dan kay­bol­du­lar. Ha­liy­le TV ek­ran­la­rı bu şah­si­yet­le­re has­ret kaldı!
   Bunu emek­li bir asker ar­ka­da­şı­ma sor­dum. “Ha onlar mı” dedi ve devam etti. Biz on­la­ra ‘her­bo­go­log’ di­yo­ruz.” (Baş­tan dör­dün­cü har­fi­ni de­ğiş­ti­rin­ce daha derin bir anlam içe­ri­yor ya, tövbe yani. Bu yaş­tan sonra savcı kar­şı­sı­na di­kil­mek de var, neme lazım!)
   Dü­şün­düm; ha­ki­ka­ten uydu bu ya­kış­tır­ma. Adam­lar­dan ki-mi hu­kuk­çu, kimi ga­ze­te­ci, ki-mi bil­mem ne üni­ver­si­te­si rek­tö­rü… (Ara­la­rı­na nasıl ol­duy­sa ka­rış­mış emek­li ge­ne­ral­le­ri ayrı tu­tu­yo­rum) Bil­me­dik­le­ri, fikir yü­rüt­me­dik­le­ri bir konu yok. Sa­vaş­sa savaş, eko­no­miy­se eko­no­mi, si­ya­set­se si­ya­set. Ne sor­san ya­nı­tı hazır! Adam ceza hu­kuk­çu­su, havan to­pu­nun men­zi­li­ni izah edi­yor. Sa­nır­sın top-çu albay! Rek­tö­rü de savaş uça­ğı­nın kaç saat ha­va­da ka­la­bil­di­ğin­den dem vu­ru­yor. Hava pilot or­ge­ne­ral ya!
   Tamam, gün­dem de­ğiş­ti. Ku-zey Su­ri­ye’de artık bir şey­cik­ler ol­mu­yor. Olsa da bizi es­ki­si gi-bi pek il­gi­len­dir(e)miyor. Her­bo­go­log­lar da arazi! Benim merak et­ti­ğim o ucu bon­cuk­lu uzun çu­buk­la­rın ne ol­du­ğu. Bi­zim­ki­ler kanal kanal gez­dik­le­ri­ne göre yan­la­rın­da ta­şı­yor ol­ma­la­rı ih­ti­mal da­hi­lin­de. Ne­re­le­re sak­la­dı­lar acaba! 






Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 24