SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 16.12.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • 30 trilyonun hesabını birileri vermeli

30 trilyonun hesabını birileri vermeli


   Metin Münir severek okuduğum bir köşe yazarıdır. Dönek demokratlardan Derya Sazak yayın yönetmeni olur olmaz Münir’in Milliyet`le ilişkisi kesildi. Hem de bir posta iletisiyle… Tıpkı Ece Temelkuran`a, Nuray Mert`e yapıldığı gibi. Ben de yıllardır okumakta olduğum Milliyet`i o gün bu gündür almıyorum.

   Konuya neden Metin Münir`le girdim; söyleyeyim. 29 Mart 2012`de yayınlanmış yazısının başlığı `Harcanan parayla sahipliği arasındaki ilişki` başlığını taşıyordu. Bu yazı beni, yıllarca kamu kurumlarını denetleyen ve Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu`ndan emekli Hıfzı Deveci`nin `Bir Avuç Hayat Tozu Bir Tutam Devlet Gölgesi` isimli kitabıyla tanıştırdı. Kitabı bir solukta okudum.

   Kitapta yer alan bir konu aynı zamanda Metin Münir`in makalesinin konusuydu. İngiliz eski Başbakanı Margaret Thatcher`e danışmanlık yapan bir ekonomi profesörünün savı şu:

Harcanan parayla bu paranın sahipliği arasında bir ilişki var.

-Bir; kendi parasını başkası için harcayanlar var. Bunlar kaliteye değil fiyata önem verirler.

-İki; başkasının parasını kendisi için harcayanlar var. Bunlar için fiyat değil kalite önemlidir.

-Üç; kendi parasını kendisi için harcayanlar var. Bunlar için hem fiyat hem kalite önemlidir.

-Dört; başkasının parasını başkaları için harcayanlar var. Bunlar ne kaliteye ne fiyata önem verirler.

   İngiliz profesörün savı yukarıdaki paragrafta şimdilik dursun. Ben Karasu`ya dönmek istiyorum.

   Belediyenin yıllık bütçesi 40 milyon lira. (Eski parayla 40 trilyon) Eşsiz sahiliyle büyük bir avantaja sahip ilçemizde bu bütçenin ne kadarı turizme harcanıyor? Örneğin her yıl bütçenin 40`ta biri, yani bir trilyon lira sahillerimize ayrılsaydı neler yapılabilirdi? Bunu son 10 yılda denemiş olsaydık 10 trilyonla Karasu sahilinin çehresi yeni bir görünüm kazanmaz mıydı? Örneğin kıyı kenarda kalan 700 civarındaki tapulu arsayı satın alıp hep sahiplerini hem de belediyeyi rahatlatmış olmaz mıydık? 700 arsanın değeri taş çatlasın 5 trilyon liradır. Belki de biz bu parayı  harcadık da, özenli mi davranmadık? Dikkat edin; sadece bütçeden ayrılacak paradan söz ediyorum. Yaz aylarında sahilden belediye kasasına giren paraları ayrı tutuyorum.

   Bu denklemi kurduğunuzda şöylesine itirazlarla karşılaşıyorsunuz: “Canım belediye iyi işler de yaptı. Yeraltı Çarşısı`nı yıkıp Kentpark`a çevirdi. Şu kadar parke döşedi.. Şu kadar asfalt döktü..”  vs, vs…

   Bunları inkâr eden yok! Ancak tam bu noktada şunu sormak gerek: `Kimin parasıyla yapıldı bu yatırımlar?’ Şimdi yukarıdaki paragrafa dönüp İngiliz profesörün savına bir bakalım. Kentpark, parke, asfalt hangi şıkka giriyor? Dördüncüsüne mi? Hay Allah!

   2013 yazına giriyoruz. Tartıştığımız konulara bakın: ‘Kumsala yine çadır kurulacak mı? Eski sergi yerleri yeniden derme çatma barakalarla mı dolacak? Plaj girişinin sağı solu panayır yerine mi dönecek?’

   Şunu açıkça söyleyeyim. Karasu 1984 öncesi sahilini arar durumdadır. Bunun sorumluları da o günden beri koltuğa oturan belediye başkanlarıdır. Aradan 30 yıl geçmiş. Her yıl için sahile ayrılacak 40`ta bir ödenek bu günün parasıyla 30 trilyon liradır. Harabeye dönmüş bir sahil midir bu paranın karşılığı?

   Türkiye`de ve dünyada yıldızlı bir otelin karşısındaki kumsala çadır kurdurulmasının bir örneği var mıdır? Oteller müşterilerinin listesini her akşam emniyete bildirmek zorunda. Çadırlarda kalanları bu zorunluluktan muaf tutan bir yasa mı var?

   Hangi belediye plajı derme çatma kulübelerin işgali altındadır? Bir tane örnek gösteremezsiniz. Yazın sahil on binlerce tatilci ile dolup taşıyor. Bunu el aleme övünerek anlatıyoruz. Hani tuvaletlerimiz? Hani duşlarımız, soyunma kabinlerimiz? Dr. İlker Gündüzöz diye bir kaymakam gelmeseydi sahillerde boğulma rekorunu elimizden kimse alamazdı!

   Üstüne basa basa söylüyorum; son 30 yılda görev yapmış belediye başkanlarının Karasu sahiline yıl başına birer trilyondan 30 trilyon borçları var. İkişer trilyondan 60 trilyon... Turizm gelirleri oraya harcansaydı kıyı ihya olmuştu. Başkasının parasıyla başkasına hizmet ederken kaliteye önem vermemek anlamına gelmiyor mu bu sonuç?

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1411