SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 18.10.2019
  • Ana Sayfa
  • »
  • Adnan Oktar’ı sevmemiş miydik?

Adnan Oktar’ı sevmemiş miydik?


   Adnan Oktar ope­ras­yo­nu son­ra­sın­da tu­tuk­la­nan ‘ke­di­cik­ler’ ara­sın­da yer alan iki isim var ki, dik­kat çe­ki­ci. 
   Merak mı et­ti­niz, söy­le­ye­yim: İkisi de ünlü birer Tür­ki­ye gü­ze­li ve man­ken­di. 
   Her iki ‘ke­di­cik’in izine Karar Ga­ze­te­si ya­za­rı Yıl­dı­ray Oğur’un Da­ni­mar­ka­lı Gelin baş­lık­lı ya­zı­sın­da rast­la­dım.
   Da­ni­mar­ka­lı Gelin, 1990’lı yıl­lar­da İslami uya­nış ve ba­şör­tü­sü mü­ca­de­le­si­ni konu alan film­ler­den bi­ri­dir. 
   Film laik Türk gen­ciy­le ev­le­nen Da­ni­mar­ka­lı bir kızın, eşi­nin ri­ca­sıy­la for­ma­li­te icabı geç­ti­ği İslam’ı ger­çek­ten öğ­ren­me­ye ça­lış­ma­sı ve so­nun­da da ba­şı­nı ört­me­siy­le eşi ve çev­re­siy­le ya­şa­dı­ğı ça­tış­ma­la­rı an­la­tır.
   Ben filmi o dö­nem­de iz­le­me­dim. Ancak Yıl­dı­ray Oğur’un ya­zı­sı­nı oku­duk­tan sonra You Tube’da bul­dum ve bir bö­lü­mü­ne göz attım.
Film­de rol ge­re­ği ka­pa­nan esas kız Serap Akın­cı­oğ­lu o gün­le­rin en ünlü man­ke­ni­dir. İlginç olan Akın­cı­oğ­lu’nun o film­de rol al­dık­tan bir müd­det sonra ger­çek­ten ka­pa­na­rak pod­yum­lar­dan ve set­ler­den uzak­laş­mış ol­ma­sı­dır.
Sa­de­ce o değil; aynı ta­rih­ler­de onun­la bir­lik­te Tür­ki­ye Gü­ze­li se­çi­len ünlü man­ken­ler Gülay Pı­nar­ba­şı ve Didem Ürer de te­set­tü­re gi­re­rek, pod­yum­lar­dan çe­ki­lir­ler.
   Te­set­tü­re giren üç ünlü man­ken Refah Par­ti­si top­lan­tı­la­rı­na ka­tı­lır­lar. Mil­let­ve­ki­li aday­lı­ğı bile gün­de­me gelen Gülay Pı­nar­ba­şı, Er­ba­kan’ın ka­tıl­dı­ğı bir salon top­lan­tı­sın­da par­ti­ye kay­dı­nı yap­tı­rır ve bu­ra­da yap­tı­ğı ko­nuş­ma­da “Allah’ın ipine sıkı sı­kı­ya sa­rı­lın kur­tu­luş bu yol­da­dır, ara­nız­da ol­mak­tan gurur du­yu­yo­rum” der.
   Daha sonra Serap Akın­cı­oğ­lu Yeni Asya’da, Gülay Pı­nar­ba­şı ise Milli Ga­ze­te’de köşe ya­za­rı olur­lar. Bir ta­raf­tan da ba­şör­tü­le­riy­le İslami bir hayat ya­şa­ma­ya devam edip kon­fe­rans­la­ra, top­lan­tı­la­ra ka­tı­lır­lar.
   Üç ismin hi­da­yet hi­kâ­ye­si­nin ortak özel­li­ği şudur:
   Üçü de Adnan Oktar’ın mü­ri­di ol­duk­tan sonra onun sa­ye­sin­de bu yola gir­miş­ler­dir.
   Geçen haf­ta­ki ope­ras­yon­dan sonra Adnan Oktar ile bir­lik­te tu­tuk­la­nan 168 kişi ara­sın­da Didem Ürer ile bir­lik­te Da­ni­mar­ka­lı Gelin Serap Akın­cı­oğ­lu da var.  Gülay Pı­nar­ba­şı ise yok.
   Çok iyi ha­tır­lı­yo­rum… Üç man­ke­nin te­set­tü­re gir­me­si o gün­ler­de ya­zı­lı ve gör­sel ba­sı­na uzun süre mal­ze­me ol­muş­tu. 
   Ha­tır­la­yan var mı?
   İslam’la hiç­bir il­gi­si ol­ma­dı­ğı halde bu alan­da her yap­tı­ğı belli çev­re­ler­de kabul gören Adnan Oktar’a, sırf bir fazla oy uğ­ru­na 30 yıl sü­rey­le ta­ham­mül eden ik­ti­da­rı el­le­rin­de bu­lun­du­ran­la­rın vur­dum­duy­maz­lı­ğı, Adnan Hoca’nın Meh­di­li­ği­ni ilan et­me­si­ne ses çı­kar­ma­ma­sı, onun Da­r­win düş­man­lı­ğı­nın bir ödülü değil de neydi!
   Bu gün Adnan Oktar Mehdi değil, Dec­cal…
   Peki, ona göz yu­man­la­ra hangi sıfat ya­kı­şır?
   Sa­de­ce muk­te­dir­le­rin bu re­za­le­te göz yum­ma­sı değil tabi sorun...
   Ra­ma­zan­da oruç tut­ma­yan­la­ra ma­ze­ret­le­ri­ni sor­gu­la­mak­sı­zın düş­man mu­ame­le­si çeken biz­ler, yıl­lar­dır A9 ek­ra­nın­dan… 
   Dinle sos­lan­mış bir re­za­le­ti, komik sah­ne­le­ri­ne kah­ka­ha atar­mış gibi ya­pa­rak ağ­zı­mı­zın su­yu­nu akıta akıta iz­le­dik mi iz­le­me­dik mi?
   Ney­miş? Adnan Hoca’ya ope­ras­yon ya­pıl­mış!
   Ne zaman? Se­çim­le­rin hemen ar­dın­dan!
   Za­man­la­ma­yı sor­gu­la­ma ye­te­ne­ği­mi­zi, Hoca’nın ke­di­cik­le­ri­nin bal­dır ba­ca­ğı­nı zevkle
 di­kiz­ler­ken kay­bet­miş­tik zaten.
   Şimdi şa­şır­mış gibi rol ke­si­yo­ruz…
   Kut­sal bir dinin aşa­ğı­lan­ma­sı­na yıl­lar yılı göz yuman muk­te­dir­ler­le gizli-açık or­tak­lı­ğı­mı­zı unu­ta­rak ve hiç sıkılmadan!


Korkmayın, birileri 
size gülümsesin!
   Bo­go­ta’da be­le­di­ye baş­ka­nı se­çi­len fel­se­fe pro­fe­sö­rün­den seç­men­le­ri, çoğu ölüm­le de so­nuç­la­nan tra­fik ka­za­la­rı­na çözüm bul­ma­sını istedi. `Güçlü baş­kan` pro­pa­gan­da­sıy­la se­çi­len ön­ce­ki po­li­ti­ka­cı­la­rın yön­te­mi tra­fik po­li­si sa­yı­sı­nı art­tır­mak, ce­za­la­rı yük­selt­mek olmuş. 
   Sonuç: Ka­za­lar azal­maz­ken rüş­vet art­mış. 
   Yeni baş­kan Bo­go­ta sa­kin­le­ri­ne evden çık­tık­la­rın­da yan­la­rın­da ta­şı­ma­la­rı­nı is­te­di­ği beyaz ve kır­mı­zı kart­lar da­ğıt­mış. İste­nen, yolda kar­şı­laş­tık­la­rı kötü sü­rü­cü­ler ve ya­ya­la­ra kır­mı­zı, iyi­le­re beyaz kart çı­kar­ma­la­rı… 
   Bu kez sonuç; ka­za­lar azal­dı­ğı gibi o güne kadar sis­te­me ya­ban­cı­laş­mış olan­lar yeni far­kı­na var­dık­la­rı bir­lik­te­lik­le­ri­nin gü­cü­nü başka pro­je­le­re yö­nelt­me­le­ri olmuş.
   Ka­ra­su’da çok yönlü bir tra­fik so­ru­nu var.
   Bi­rin­ci­si esnaf kal­dı­rım iş­gal­le­riy­le; araç sü­rü­cü­le­ri de kal­dı­rım­la­ra park edi­yor ve kar­şı­dan kar­şı­ya geç­mek için bek­le­yen ya­ya­la­ra geçiş üs­tün­lü­ğü ta­nı­mı­yor. Şehir için­de aşırı sürat, mo­to­sik­let­le­rin egzoz pat­la­ta­rak çı­kar­dı­ğı gü­rül­tü ve daha bir­çok olum­suz­luk sa­ya­bi­li­rim.
   Kı­sa­ca tra­fik de­ni­lin­ce akla araç­lar­la yol­lar­da seyir du­ru­mu­nu an­lı­yo­ruz. Hâl­bu­ki tra­fik ışık­la­rı­nın ol­ma­dı­ğı yaya ge­çit­le­rin­de geçiş üs­tün­lü­ğü ya­ya­la­ra ait. 
   Ben bir oto­mo­bil sü­rü­cü­sü­yüm ve elim­den gel­di­ğin­ce ana cad­de­ler­de veya ara so­kak­lar­da kar­şı­ya geç­me­ye ha­zır­la­nan ya­ya­la­rı fark et­ti­ğim­de, önce dikiz ay­na­sı­nı kont­rol edi­yo­rum ve ya­vaş­la­dı­ğım­da sa­ğım­dan veya so­lum­dan hız kes­me­den ge­çe­bi­lecek araç olup ol­ma­dı­ğı­nı kont­rol edi­yo­rum. Ar­dın­dan ya­vaş­la­yıp du­ra­ca­ğı­mı ya­ya­la­ra his­set­ti­ri­yo­rum. İnsan­lar te­red­düt et­me­sin dü­şün­ce­siy­le de ya­ya­la­ra en az 15 metre uzak­ta du­ru­yo­rum.
   Sonra ne ol­du­ğu­nu söy­le­ye­yim…
   Beni takip eden sürücülerin çoğu kornaya basıp tepki gösteriyor.
   Yayalar ise ka­dı­nı-er­ke­ği, tür­ban­lı­sı-ba­şı açığı, gen­ci-yaş­lı­sı kar­şı­ya ge­çer­ken yolun or­ta­sı­na gel­di­ğin­de ara­cı­ma doğru bakıp mut­la­ka te­bes­süm edi­yor. Eli boşsa selam ve­ri­yor. Sa­nı­rım yaş­lı­lar dua da edi­yor­dur.
   Sü­rü­cü­ler ola­rak gelin, Ka­ra­su’da günün bi­rin­de bir be­le­di­ye baş­ka­nı ya­ya­la­ra kır­mı­zı ve beyaz kart da­ğıt­ma ka­ra­rı al­ma­dan ya­ya­la­rın geçiş üs­tün­lü­ğü­ne saygı gös­te­re­lim.

Ka­ri­ka­tür gibi ül­ke­yiz!
   Bu hafta ana ko­nu­muz İmar Ba­rı­şı… Man­şe­ti ve be­şin­ci say­fa­mı­zı bu ko­nu­ya ayır­dık. 
   Ga­ze­te­yi bas­kı­ya gön­der­me­den önce son kont­rol­le­ri yap­tı­ğı­mız Salı sa­ba­hı olum­lu bir iş yap­ma­nın key­fiy­le ça­lış­ma­ya ara verip TV’de ha­ber­le­re ba­ka­lım dedik.
   Bak­maz olay­dık!
   Canlı ya­yın­da bir gö­rün­tü ki akıl alır gibi değil. Be­yoğ­lu’nun gö­be­ğin­de dört katlı bir bina... Temel altı üçte bir ora­nın­da bo­şal­mış. Spi­ker yoğun yağış do­la­yı­sıy­la top­rak ze­mi­nin bo­şal­dı­ğı­nı söy­lü­yor. 
   Biraz zaman ge­çi­yor, bu kez yeni bir bilgi: Bi­na­nın bi­ti­şi­ğin­de haf­ri­yat ka­zı­sı ya­pıl­mış. Yağış da ek­le­nin­ce or­ta­ya bu man­za­ra çık­mış. Te­me­lin al­tı­na doğru bir bo­ru­dan su ak­ma­ya devam edi­yor.
   Olay ye­ri­ne üç dö­nem­dir gö­rev­de bu­lu­nan AKP’li Be­yoğ­lu Be­le­di­ye Baş­ka­nı ge­li­yor. Onun açık­la­ma­la­rı daha bi deh­şet ve­ri­ci… Şöyle diyor: Dört katlı bina 1997’de kaçak ola­rak ya­pıl­mış. Ruh­sa­tı, is­kâ­nı yok! Şu anda ya­pa­cak bir şey de yok!
   Nasıl, be­ğen­di­niz mi?
   Ar­dın­dan Nihat Şen isim­li bir mimar ve kent­sel dö­nü­şüm uz­ma­nı­na bağ­la­nı­la­rak so­ru­lar so­ru­lu­yor. Uz­ma­nı­mız ma­şal­lah, çok bil­gi­li. İstan­bul`da’bi­na­la­rın yüzde 60 ora­nın­da kaçak ol­du­ğu­nu söy­lü­yor. Yak­la­şan Mar­ma­ra dep­re­mi­ne gön­der­me yapıp bu tür bi­na­la­rın kent­sel dö­nü­şüm kap­sa­mı­na alı­na­rak hemen yı­kıl­ma­sı­nı is­ti­yor. Ar­dın­dan şöyle diyor: “Dua ede­lim ki yağış devam et­me­sin!”
   Açık­la­ma nasıl, iyi mi?
   Ne spi­ke­rin ağ­zın­dan, ne Be­le­di­ye Baş­ka­nı Mis­bah De­mir­can’ın ağ­zın­dan ne de Nihat Şen’in ağ­zın­dan son çı­ka­rı­lan İmar Ba­rı­şı uy­gu­la­ma­sı­na dair tek söz yok!
   Bu bina ka­çak­sa (Ki Be­le­di­ye Baş­ka­nı öyle söy­lü­yor!) mut­la­ka İmar Ba­rı­şı’ndan ya­rar­la­nıp yapı kayıt bel­ge­si almak üzere baş­vu­ru­da bu­lun­muş­tur. Bu kesin böy­le­dir.
   Şimdi biz so­ra­lım: İmar Ba­rı­şı adı al­tın­da çı­ka­rı­lan ucube uy­gu­la­may­la bu tür ya­pı­la­ra meş­ru­iyet ka­zan­dı­rı­lı­yor mu, yoksa tersi mi? Böyle kaç adet kaçak bi­na­ya res­mi­yet ka­zan­dır­dı kut­sal dev­le­ti­miz, bilen var mı?
   Unut­ma­dan; O bina saat 12.15 sı­ra­la­rın­da çöktü ve tuzla buz oldu! Herkes huzura kavuştu!
   Ya­zı­ya ka­ri­ka­tür gibi ül­ke­yiz baş­lı­ğı­nı koy­duk. 
   Uy­ma­dı mı?


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 445