SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 15.08.2018

AK PARTİ KONGRESİ


Geçen hafta Ak Parti ilçe kong­re­si ile il­gi­li bir de­ğer­len­dir­me­de bu­lun­muş ve Reis’in ‘tek aday-tek liste’ ka­ra­rı­nın tar­tı­şıl­ma­sı­nın bile müm­kün ol­ma­dı­ğı­nı be­lirt­miş­tim.
Buna güçlü bir iti­raz gel­me­di.
Öy­ley­se eve­le­yip ge­ve­le­me­den şu so­ru­yu so­ra­yım:
‘Kong­re­de Ka­ra­su İlçe Baş­ka­nı de­ği­şir mi?’
Böyle bir de­ği­şik­lik ol­ma­sı için yine Reis’in söy­lem­le­ri­ne ve te­amül­le­re bak­mak ge­re­ki­yor.
Bi­rin­ci­si üç dönem ku­ra­lı­dır; İshak Sarı iki dö­nem­dir baş­kan…
İkinci şart, ada­yın yük­se­ko­kul me­zu­nu ol­ma­sı­dır; Sarı bu­ra­da da sı­nı­fı ge­çi­yor. Bu güne kadar si­ya­set ku­lis­le­rin­de adı geçen isim­ler bu ba­ra­ja ta­kı­lı­yor.
Üçün­cü­sü re­fe­ran­dum­da ilçe ba­zın­da alı­nan oy­lar­dır. Bak­tı­ğı­nız zaman Ka­ra­su’da san­dık­tan çıkan sonuç, 1 Kasım’da alı­nan oyun 1 puan üs­tü­dür.
Dör­dün­cü­sü, yö­ne­ti­mi­nin görev sü­re­si içe­ri­sin­de tüzük ge­re­ği ye­ri­ne ge­tir­me­si ge­re­ken ilçe da­nış­ma top­lan­tı­la­rı, Genel Mer­kez’le ya­zış­ma­la­rı, su­nul­ma­sı ge­re­ken rutin ra­por­la­rın za­ma­nın­da gön­de­ri­lip gön­de­ril­me­di­ği ve ben­ze­ri tüzük ge­re­ği for­ma­li­te­le­rin ak­sa­tı­lıp ak­sa­tıl­ma­dı­ğı­dır. Bu­ra­da da her­han­gi bir ih­ma­lin ol­du­ğu­nu kimse iddia et­mi­yor.
Be­şin­ci kıs­tas, İlçe Baş­ka­nı ve yö­ne­ti­mi­nin il mil­let­ve­kil­le­riy­le ol­ma­sı ge­re­ken uyu­mu­dur. Ka­mu­oyu­na yan­sı­dı­ğı ka­da­rıy­la şim­di­ki baş­ka­nın Şaban Dişli dı­şın­da her­han­gi bir mil­let­ve­ki­li ile sorun ya­şa­dı­ğı söy­le­ne­mez. Onun­da hangi po­zis­yon­lar­dan kay­nak­lan­dı­ğı­nı her­kes ko­lay­ca tah­min ede­bi­lir.
Bir diğer şart İlçe Baş­ka­nı-Be­le­di­ye Baş­ka­nı ve Be­le­di­ye Mec­li­si iliş­ki­le­ri­nin sey­ri­dir. İşte bu­ra­da biraz dur­mak ge­re­ki­yor.
Şu bir ger­çek; Be­le­di­ye Baş­ka­nı İspi­roğ­lu ile İlçe Baş­ka­nı Sarı ara­sı­nın pek de iyi ol­ma­dı­ğı­nı Sağır Sul­tan bile duydu. 
İkili ara­sın­da­ki me­sa­fe ve resmi du­ru­şun te­me­li ‘trans­fer’ ön­ce­si ya­şa­nan ve Sarı’nın ‘gel­mez­sen gelme’ di­ye­rek bu ge­çi­şe soğuk bak­tı­ğı­nı or­ta­ya koyan açık­la­ma­sı sı­ra­sın­da atıl­dı. O se­rin­lik o gün bu gün gi­de­ri­le­bil­miş değil.
Son kong­re­de çıkan ikin­ci ada­yın ar­ka­sın­da kimin ol­du­ğu­nu cümle âlem bi­li­yor. 
Ay­rın­tı­sı­na gir­me­den şunu söy­le­ye­yim; İspi­roğ­lu ve Sarı, masa altı tek­me­leş­me­le­ri say­maz­sak sü­re­ci pe­kâ­lâ iyi idare et­ti­ler! Baş­kan Sarı’nın başta o meş­hur ihale olmak üzere grup top­lan­tı­la­rın­da alı­nan ka­rar­la­ra Mec­lis’te uyul­ma­ma­sı­nı eleş­ti­ren açık­la­ma­la­rı dı­şın­da ale­ni­ye­te dö­kül­müş bir çe­kiş­me yok orta yerde! 
Do­la­yı­sıy­la kong­re gü­nü­ne kadar fark­lı bir ge­liş­me ya­şan­ma­dı­ğı tak­dir­de, Ak Parti Ka­ra­su teş­ki­la­tın­da baş­kan de­ği­şik­li­ği ya­şa­na­ca­ğı­na pek ih­ti­mal ver­mi­yo­rum.
Böyle bir de­ği­şim ya­şa­nır­sa ne olur? Dar kap­sam­lı gizli küs­kün­ler grubu olu­şur, hepsi o kadar!
De­le­ge se­çim­le­ri­nin eli ku­la­ğın­da ama dik­kat edi­lir­se şu anda ku­lis­ler ol­duk­ça ses­siz. Bunun bir ne­de­ni Reis’e rağ­men ikin­ci bir aday çı­ka­rı­la­ma­ya­ca­ğı ger­çe­ğiy­se, ikin­ci­si de İshak Sarı’ya karşı ismi üze­rin­de geniş ta­ban­lı mu­ta­ba­kat sağ­la­na­bi­lecek ikin­ci bir ada­yın or­ta­ya çı­ka­rı­la­ma­mış ol­ma­sı­dır.
İshak Sarı’nın bu ya­rış­ta aya­ğı­na ta­kı­la­bi­lecek bir iki en­ge­li de ya­za­rak bi­ti­re­yim.
Dev­let Has­ta­ne­si’ne yö­ne­lik eleş­ti­ri­ler var. Bun­la­rın önem­li bir kıs­mı­nın, po­lik­li­nik sa­yı­la­rı­nı kar­şı­la­ya­cak ye­ter­li dok­to­run bu­lun­ma­yı­şı ve bazı uz­man­lık dal­la­rın­da­ki ek­sik­lik­ler­den kay­nak­lan­dı­ğı­nı bi­li­yo­ruz. Bu­ra­da fa­tu­ra önce Baş­he­ki­me, ar­dın­dan da gö­re­ve gel­di­ği gün­den beri Baş­he­ki­me sı­nır­sız des­tek veren İlçe Baş­ka­nı İshak Sarı’ya çı­kı­yor.
Sarı için bir başka engel, sos­yal yön­den arzu edi­len per­for­man­sı gös­te­re­me­di­ği eleş­ti­ri­le­ri­dir. Bana so­rar­sa­nız 10 bini aşkın üye sa­yı­sı olan bir ik­ti­dar par­ti­sin­de, çatık kaşlı duruş veya gö­rün­tü pek de­za­van­taj ol­ma­sa gerek!


Bisiklette yalpalayan kız!

   Cuma günü akşam saatlerinde Yenimahalle’ye gidiyorum. Köprüye girmeden sağa saptım ve nehir kıyısına indim.

   Önümde bisiklete binmiş iki genç kız gidiyor. Biri yolun solunda düzgün seyrederken diğeri yalpalıyor.

   Önce acemiliğine verdim, değilmiş; genç kızımızın sol eli gidonda, sağ elinde cep telefonu. Kulağında olsa neyse, parmakları cihaz tuşların üzerinde sörf yapıyor!

   Telefon kullanımı çılgınlık boyutlarına…  8’inden 80’ine her yaştan insanın elinde bir akıllı cihaz… Evde, işte, sokakta, direksiyonda, dolmuşta, vapurda, trende, camide… Konuş babam konuş, yaz babam yaz, çek babam çek!

   Benim de Samsung marka (Güney Kore malı) bir akıllı telefonum var. Çevreme baktığımda onu gereği kadar kullanmıyormuşum gibi geliyor.

   Kore denildiğinde antenlerim dikkat kesilir. Bu ülkenin adını çocukluğumda tarlamızda yarıcılık yapan Bolazarlı Faik Amca’dan duymuştum. Kunuri Savaşı’na katılmış bir gaziydi. Sabahtan akşama yakasını bırakmaz anılarını anlattırırdım. Tabi rahmetli babamdan da işleri yavaşlattığım için fırçayı yerdim.

   Ben Samsung’u sadece telefon, bilgisayar ve TV üretir sanıyordum; öyle değilmiş.

   İlk işi kurutulmuş balık, bakliyat ve erişte ticareti. Arkasından yün fabrikası geliyor. Daha sonra sırasıyla sigortacılık, menkul kıymetler, perakendecilik, TV, gemi yapımı, santral, telefon, fax üretimi, inşaat, uçak motorları ve gaz tribünleri yapımı işlerine girmiş.

   Samsung’un geliri Güney Kore YİH’nın yüzde 17’sine eşit. Bu güne kadar ürettiği telefon sayısı 800 milyon adet civarında. (Belki de aşmıştır) Dünya cep pazarının lideri.

   Gelin olaya daha geniş bir açıdan bakalım.

   Dedim ya Güney Kore denilince antenlerim ötmeye başlıyor… Okuduğum bir dergide (*) bu ülkeye ait verilerle karşılaştım.

   Türkiye ve Güney Kore karşılaştırmasından bazı çarpı bilgiler şöyle:

   Yıl 1960: Türkiye’nin milli geliri yaklaşık 14 milyar dolar; G. Kore’nin 4 milyar dolar.

   Yıl 2015: Türkiye’nin milli geliri 717 milyar 880 milyon dolar; G. Kore’nin 1 trilyon 377 milyar 873 milyon dolar.

   Özeti: 1960’ta milli gelirimiz G. Kore’nin 3,6 katı… 2015’te G. Kore Türkiye’nin 2 katına yükselmiş.

   Neden?

   Buyurun iki ülkeye ait ER-GE faaliyeti çıktısı olarak bilinen patent göstergeleri:

   Yıl 2014: Toplam patent başvurusu G. Kore’de 210.292; Türkiye’de 5.097. Türkiye’deki patent başvurusu G. Kore’nin yüzde 2,42’si kadar!

   Yıl 2013: G. Kore ulusal gelirinin yüzde 4,15’ini AR-GE’ye ayırmış. Türkiye ancak yüzde 0,94’ünü…   Her milyon kişiye karşılık gelen araştırmacı göstergesinde de nal toplamışız! G. Kore milyonda 6.457 araştırmacıya sahip iken, bizdeki araştırmacı sayısı milyonda 1.169.

   Yorum:  Araştırma yapmayı bilmeyen ekonomiden bilim ve teknoloji çıkmaz! Çıkmıyor da zaten!

   İki ülke arasındaki ileri teknoloji üretimi karşılaştırması da iç karartıcı. 2014’te ileri teknoloji ürünleri ihracatı ile bilgi ve işlem teknolojilerinin toplam ihracat içindeki payı Türkiye’de yüzde 1,5 iken bu oran G. Kore’de yüzde 19,8 oranında gerçekleşmiş.

   Bu nedenledir ki, Sakarya Nehri kıyısında bisikletiyle yalpalayarak gezen kızımızın elindeki akıllı telefon yüzde 99 Samsung’dur diyorum!

(*) HBT sayı 67

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 380