SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 19.01.2018

Annemin eski süt süzgeci!






   30 Mart 2014 yerel seçimlerinden yaklaşık bir yıl önceydi.  İyi niyetinden ve dürüstlüğünden hiçbir zaman kuşku duymadığım MHP`li bir Belediye Meclisi üyesi ile konuşuyorduk. Kendisi partinin üst kademe yöneticisiydi. Konu, belediye yönetiminin ciddiyetten ve duyarlı vatandaşlara karşı saygısızlıkla soslu keyfi yönetim anlayışıydı.
   Kendisine “Meclis çoğunluğu elinizde; halk arasında tepki çeken belediye uygulamalarına son verebilirsiniz. Başkanı sizin gücünüz o makama getirdi. Kendisini uyaramaz mısınız?” diye sorumuştum.
   Aldığım yanıt karşısında donakaldığımı hatırlıyorum:
   “Karasu`da bir teamül var. Belediye Başkanı`nın aldığı karar ve uygulamalarına pek müdahale edilmez. Biz de bu genel teamüle uyuyoruz!”
   Aradan altı ay geçmedi, seçildiği partisinin meclis grubunca hiçbir denetime ve kısıtlamaya tabi tutulmayan Başkan, herkesin bildiği gibi iktidar partisine transfer oldu.
   Zaman geçti aynı Başkan bu kez transfer olduğu partinin desteğiyle ikinci kez koltuğuna kuruldu. Başkan değişmediği gibi MHP`li o üyenin “Başkan`ın tasarruflarına müdahale edilmez” yargısında da bir milim değişiklik olmadı.
   30 Mart seçimlerinin dumanı tütmeden hem de Encümen üyesi olarak olan bitene itiraz eden Ak Parti Grubu`ndan bir üyenin sesini de anında kıstılar. Teamüle uymak adına olacak “Yahu, ne diyor bu arkadaş. Belediyeyi sırtlanların sardığı şeklindeki iddiaya bir bakalım” diyen Allah`ın kulu çıkmadı. 
   Ayda bir de olsa oturulan meclis koltukları tatlı gelmiş olacak ki, aykırı sesi kimse sahiplenmedi. Bakmayın siz sağda solda `söylenen` Ak Partililere, ortaya çıkıp da herkesin duyacağı şekilde `söyleyen` tek kişi yok!
   O nedenledir ki ‘Ne yaparsam yapayım, bakan eden yok’ tarzındaki keyfilik son beş yıldır neyse, şimdi de aynen sürmekte...
  Şu işe bir bakar mısınız? 
   Koskoca Karasu’nun Belediye Başkanı Alman plakalı makam aracıyla dolaşıyor, kimsede ses çıkmıyor.
   Bu araç nereden ve hangi şartlarda satın alındı?
   Hibe deniliyor; kim bu hibesever vatandaş?
   Eski araç ne oldu?
   Posası mı çıkmıştı da satıldı?
   Kime ve kaça verildi?
   İhale yapıldı mı?
   Bunları ne merak eden var, ne de sormaya niyet eden.
   Kimilerine bıkkınlık verse de Karasu Belediyesi`ne kakalanan İçme Suyu Arıtma Tesisi konusunu yazmaya devam edeceğim. 
   Çünkü her gün ortaya yeni bir belge çıkıyor.
   Haber sütunlarımızda okuyorsunuz. 
   Belediyemiz, İçme Suyu arıtma Tesisi satın aldığını iddia ediyor. Satıcı firmanın kestiği 572 bin 300 liralık faturada da öyle yazıyor.
   Ama söz konusu firmanın internet sitesine girdiğinizde, bambaşka bir gerçekle karşılaşıyorsunuz.
   Birincisi; Adasu Arıtım Teknolojisi Mühendislik isimli firmanın referans listesinde Karasu Belediyesi ilk sırada yer alıyor. Çünkü en pahalı sistem bize satılmış…
   İkincisi; Karasu Belediyesi`ne satılan tesis listede Filtrasyon Sistemi diye kaydedilmiş…
   Üçüncüsü; bu firma Karasu dışında Türkiye`de hiçbir belediyeye içme suyu arıtma tesisi pazarlamamış…
   Doğrusu ilginç bir durum!
   Türk Dil Kurumu`nun sözlüğüne bakıyoruz; `arıtma` sözcüğünün karşılığı aynen şöyle: 
   “Gıda endüstrisindeki atık suların, süzme, yüzdürme ve çöktürme biçiminde mekanik olarak temizlenemeyen taneciklerinin, kimyasal olarak çözünen ve parçalanan maddelere ayrılmasıyla dezenfeksiyon maddeleri kullanılarak bakterilerin öldürülmesi biçimindeki kimyasal ve biyolojik yöntemlerle temizlenmesi işlemi.”
   Bu açıklamaya itirazı olan var mı?
   Yine aynı sözlükte `filtreleme`nin karşılığı da şöyle:
   “1. Bir sıvı veya gazı delikli materyalden geçirerek içindeki asılı durumda bulunan partikülleri ayırma işlemi. 2. Sudaki katı partiküllerin delikli bir materyal, kum veya filtreden geçirilerek ayrılması işlemi.”
   Peki, bu tanıma itiraz eden var mı?
   İlk tanımda kimyasal bir işlem var; ikincisinde sıradan bir filtre ile süzme işi…
   Yani?
   Yanisi şudur kardeşim:
   572 bin lira ödenen sistem arıtma filan değil, düpedüz sıradan bir filtredir. Anlayacağınız anamızın eskiden kullandığı alüminyum süt süzgecinden hiçbir farkı yoktur..
   Öyle olduğunu kabul edip bağrımıza taş bastık diyelim.
   Bu tesis suyun taşını, kumunu bile ayıklamaya yaramış olsaydı Karasu bir yaz boyu kahve kıvamında bulanık suya mahkûm olmazdı!
   Bu yazılanlar işin teknik boyutudur. Bir de ihale hikâyesi var ki o da dudak uçuklatacak cinsten. 
   Biraz sabredin; hiç kuşkunuz olmasın, onun da hikâyesini belgeleriyle yazacağız. 
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 803