• Ana Sayfa
  • »
  • Bitmez sanılan sürenin sonu!

Bitmez sanılan sürenin sonu!


     (Yazı, Ma­r­qu­ez’in Nobel ede­bi­yat ödül­lü ‘Baş­kan Ba­ba­mı­zın Son­ba­ha­rı’ ro­ma­nın­dan esin­le­ne­rek ka­le­me alın­dı. Uma­rım kötü niyet aran­maz! C.E.) 
   Evet, hiç kimse O’nun yıl­lar ön­ce­sin­den bey­ni­nin bir kö­şe­si­ne nak­şet­ti­ği ama­cı­na ulaş­mak için her şeyi de­ne­ye­bi­le­ce­ği­ni he­sa­ba kat­ma­dı, ana yolu evine bağ­la­yan ka­ran­lık so­kak­ta­ki di­re­ğe lamba ta­kıl­ma­sı ri­ca­sıy­la, ikin­ci katın kuzey doğu kö­şe­sin­de­ki makam oda­sı­na çı­ka­rak der­di­ni an­la­tan say­gı­da ku­sur­suz va­tan­daş bi­le­mez­di tabi bunu, o gün­ler­de sa­de­ce kısa bir men­di­rek­ten iba­ret, dev­le­tin para bul­duk­ça bir­kaç kam­yon taşla bü­yüt­me­ye ça­lış­tı­ğı, şimdi ta­mam­lan­mış ve tarım ül­ke­si­ne gelen tarım ürün­le­ri­ni bo­şalt­mak için ya­na­şan ge­mi­le­re ev sa­hi­bi li­ma­nın hemen ar­ka­sın­da­ki pan­si­yon­da, mut­fak­la bi­ti­şik sa­lo­nun­da bu­lu­şa­rak, or­tak­la­şa temin edi­len yi­yecek içe­cek­le­rin bir­lik­te tü­ke­ti­lip se­çim­le­rin nasıl ka­za­na­bi­le­ce­ği­ne dair sa­bah­la­ra kadar st­ra­te­ji ge­liş­ti­ren, yıl­lar­ca de­ği­şik gö­rüş­le­ri olmuş, ancak şimdi hemen her ke­si­me yakın dur­ma­sıy­la çöl sı­ca­ğın­da se­rin­lik, buzul so­ğu­ğun­da sı­cak­lık ya­ya­ca­ğı sa­nı­lan O’nun çev­re­sin­de kü­me­len­miş kur­may he­ye­ti bile tah­min ede­me­di, günü gel­di­ğin­de tren­den teker teker atı­la­cak­la­rı­nı… 
   Ser­vet de­ğe­rin­de­ki te­le­fon kart­la­rı­nı bile çift­li­ğin­de­ki yüzme ha­vu­zu alt be­to­na gömen sah­te­kâr işa­da­mı­nın şem­si­ye­si al­tın­da gi­ri­len seçim kay­be­dil­dik­ten sonra, sokak lam­ba­sı ta­lep­çi­siy­le, mut­fak­la iç içe sa­lo­nun st­ra­te­jist­le­ri, is­tik­ba­lin bir başka yolda aran­ma­sı­nı yan­lış bul­ma­dı, bu kez şans O’na güldü, ama yıl­dı­zı­nı par­la­tan­la­rın yan­lış­la­rı­nı an­la­ma­la­rı için çok zaman geç­me­di, O, he­de­fi­ne var­ma­da ken­di­si­ne ayak bağı ola­ca­ğı­nı dü­şün­dü­ğü kur­may­la­rı­nı, ya­rat­tı­ğı sanal ger­gin­lik­ler­le teker teker tas­fi­ye et­me­si­ni bildi…
   Artık tek ba­şı­na Baş­kan Baba’ydı, gör­kem­li ma­ka­mı­na ge­len­le­ri ayak­ta kar­şı­la­yıp sırt­la­rı­nı sı­vaz­la­ya­rak ta­lep­le­ri­ni hemen ye­ri­ne ge­ti­re­ce­ği va­adiy­le uğur­lar­ken, her se­fe­rin­de ve çak­tır­ma­dan sağ elini 90 de­re­ce büktü, dir­se­ği­ni ka­ra­ci­ğe­ri­ne na­hi­ye­si­ne ya­pış­tır­dı, par­mak­la­rı­na avını kav­ra­ma­ya hazır bi­çim­de açıl­mış gö­rün­tü­sü verip avu­cu­nu (artık ne an­la­ma ge­li­yor­sa!) yel­pa­ze ha­re­ke­tiy­le üç kez ileri geri sal­la­dı.
   Dört yıla çok şey sığ­dır­dı, sa­na­yi ku­ru­la­cak böl­ge­yi kuş­ba­kı­şı gören te­pe­ye çıkıp fo­toğ­raf çek­ti­re­rek ya­tı­rım ala­nı­nın yan­lış ol­du­ğu de­meç­le­ri­ni ver­di­ği­nin haf­ta­sın­da, yu­ka­rı­da bir yer­ler­de dü­zen­le­nen top­lan­tı­da tam tersi bir tavır ta­kın­mak­ta sa­kın­ca gör­me­di, her­ke­si şa­şırt­ma­lı ve ne zaman ne ya­pa­ca­ğı bi­lin­mez biri ol­du­ğu an­la­şıl­ma­lıy­dı, fır­tı­na­lı gün­ler­de dal­ga­la­ra set gö­re­vi yapan sa­hil­de­ki kum te­pe­le­ri­ni işsiz kalan pa­let­li dozer sa­hi­bi­ne kıyak olsun diye düm­düz et­ti­ren de, bir süre sonra pat­la­yan fır­tı­na­da o te­pe­le­rin tı­raş­lan­ma­sı­na karşı çı­kan­la­rı sa­ba­hın kö­rün­de te­le­fon­la ve müjde verir tonda ‘ma­hal­le­yi deniz bastı’ diye ha­ber­dar eden de O’ydu…
   Dör­dün­cü yılı dolmak üze­rey­ken is­tik­bal he­sa­bıy­la ikin­ci yu­va­sın­dan ay­rı­lan ve üçün­cü li­de­ri­nin elini sık­tık­tan sonra ‘Beni en çok et­ki­le­yen adam’ açık­la­ma­sı yapan O’ndan baş­ka­sı de­ğil­di, Ege otel­le­rin­de al­dı­ğı gi­zem­li ka­rar­la­ra alet et­ti­ği alt ka­de­me ça­lı­şan­la­rı­nın ve si­ya­si yol­daş­la­rı­nın yar­gı­la­nı­yor ol­ma­sı­nın so­rum­lu­su da O’ydu…
   Baş­kan Baba’nın İkinci final günü yak­laş­tı, sönen yıl­dı­zı­nı ci­la­la­ma­ya ça­lı­şan bes­le­me­le­rin ça­ba­la­rı sonuç ver­me­yecek gibi, O, ger­çe­ği bil­mek­ten nef­ret etse de kim ol­du­ğu­nu her­kes öğ­ren­di, çev­re­si­ni saran bir­kaç dal­ka­vu­ğun aşı­la­dı­ğı sahte ce­sa­ret­le me­zar­lık­ta ıslık ça­lı­yor, ama Gab­ri­el Gar­cia’nın de­di­ği gibi ‘son­su­zun bit­me­yen sü­re­si’ doldu...


Angara’nın bağları!
   CHP ola­ğa­nüs­tü ku­rul­ta­ya git­mi­yor. Genel Baş­kan Kı­lıç­da­roğ­lu, ku­rul­tay ye­ri­ne parti yö­ne­ti­min­de ya­pa­ca­ğı de­ği­şik­lik­ler­le ka­ba­ran mu­ha­le­fe­ti bir öl­çü­de ya­tış­tır­ma­yı dü­şü­nü­yor.
   Tabi ki fena halde ya­nı­lı­yor.
   Kong­re top­la­na­bil­me­si için şu kadar de­le­ge­den şu kadar imza top­lan­ma­sı ge­re­ki­yor gibi ra­kam­sal şart ye­ri­ne ge­ti­ril­miş olsa bile CHP’nin gel­di­ği nokta, dö­nü­şü ol­ma­yan bir yolun baş­lan­gı­cı iz­le­ni­mi ve­ri­yor.
   Par­ti­li­ler­le ko­nu­şu­yo­rum. Genel Mer­kez-Kı­lıç­da­roğ­lu ara­sın­da­ki çe­kiş­me­ye büyük bir öfke var. Bu kız­gın­lık bi­ri­ni veya di­ğe­ri­ni haklı gör­mek an­la­mın­da değil. 
   Kı­lıç­da­roğ­lu’nun ba­şa­rı­sız ol­du­ğu­nu dile ge­ti­ren CHP’liler, Mu­har­rem İnce’nin de se­çim­le­re az bir süre kala li­der­lik mü­ca­de­le­si­ne gir­me­si­ni büyük bir yan­lış ola­rak gö­rü­yor­lar. Tepki o noktaya varmış ki, parti toplantılarına katılanların sayısı oldukça az!
   Olaya Ka­ra­su öze­lin­den ba­kan­la­rın yo­rum­la­rı dik­kat çe­ki­ci…  Yerel se­çim­ler­de CHP’nin Ka­ra­su’ da büyük bir şans ya­ka­la­dı­ğı­nı ancak bunun ola­ğa­nüs­tü ku­rul­tay di­diş­me­siy­le elden ka­çı­rıl­dı­ğı ko­nu­şu­lu­yor.
   Yerel se­çim­le­re 8 ay var. CHP’nin be­le­di­ye baş­ka­n ada­y veya aday adayları kimler?  İlçe Baş­ka­nı aklın-ca birini işaret ediyor.   ‘Dev­let me­mu­ru ol­ma­sı’ gi-bi bir gerekçeyle açıklamıyor
   CHP  İlçe Başkanı ilçe basınıyla köprüleri atmış. Çünkü eleştiriye zerre kadar tahammülü yok! 
   Baş­ka­n kı­za­cak ama yine de ya­za­ca­ğım. Bu si­ya­set an­la­yı­şı ile Mart 2019 yerel se­çim­le­rin­de partiye aday bulmak güç.
   Genel baş­ka­nı de­ğiş­tir­mek için  An­ka­ra yol­la­rı­na düşmek ilçede siyaset yapmaktan kolay olmalı!

Des­ti­ci kaç kez asıl­dı?
   Tür­ki­ye ulus­la­ra­ra­sı hu­ku­ku kendi iç hu­ku­kun­dan üstün tutan bel­ge­yi im­za­la­yıp Ana­ya­sa­sı’nın 90. Mad­de­si’ne yazdı. Bu karar idam ce­za­sı­nı red­det­ti­ği­miz an­la­mı­na ge­li­yor. Çünkü tabi ol­ma­yı kabul et­ti­ği­miz ulus­la­ra­ra­sı hukuk idamı kabul et­mi­yor.
   İdamı ye­ni­den ge­tir­mek mi is­ti­yor­su­nuz? O halde Ana­ya­sa’yı de­ğiş­ti­rip he­ves­len­di­ği­niz iç hu­ku­ka dö­ne­cek­si­niz.
   Ya­ni­si şu; kendi işimi ken­dim gö­rü­rüm, baş­ka­sı­nın ak­lı­na da ya­sa­sı­na da ih­ti­ya­cım yok di­ye­cek­si­niz.
   Bu­yu­run yapın, eli­ni­zi tutan mı var?
   AKP 16 yıl­dır ik­ti­dar­da. Ne zaman eko­no­mi­de, dış ve iç po­li­ti­ka­da iş­le­ri yü­zü­ne gö­zü­ne bu­laş­tır­sa gün­de­me hemen idam ko­nu­su­nu ge­ti­ri­yor.
   Mi­ting mey­dan­la­rı ‘idam is­te­rik’ çığ­lık­la­rı ile in­li­yor. AKP ve MHP li­der­le­ri de ‘idam gel­me­li’ di­ye­rek top­lu­mun ga­zı­nı alı­yor.
   Ba­kı­yor­su­nuz idam he­ves­li­si ik­ti­dar or­tak­la­rı bu işin gi­ri­şi­mi­ni Cum­hur İtti­fa­kı’nın tek mil­let­ve­kil­li par­ti­si BBP’ye ha­va­le etmiş. Des­ti­ci Bey ida­mın geri ge­ti­ril­me­si için Ana­ya­de­ği­şik­li­ği tli­fi ve­re­cek­miş. Her halde o muh­te­şem gün Tür­ki­ye’nin bay­ram­la­rı ara­sın­da ye­ri­ni alır, o li­de­rin hey­ke­li de Mec­lis’in gi­ri­şi­ne di­ki­lir. (Gerçi Hayati Yazıcı teklifi anlamamış ya!)
   İdam ce­za­sı ol­say­dı Er­ge­ne­kon ve Bal­yoz gibi uy­du­ruk da­va­lar­da mah­kûm edi­len­le­rin çoğu bu gün ara­mız­da ol­ma­ya­cak­tı. Ba­kı­yo­ruz, uy­du­ruk id­di­ana­me­ler­le uy­du­ruk idam hükmü gi­yen­ler daha sonra be­ra­at etti. Onlar için id­di­ana­me ha­zır­la­yan sözde sav­cı­lar ve hüküm veren sözde ha­kim­le­rin çoğu ya kaçak ya da ko­des­te.
   Bu örnek de mi kes­mi­yor idam he­ves­li­le­ri­ni?
   Bir başka örnek; Yunan mah­ke­me­le­ri “Tür­ki­ye’de idam ce­za­sı geri ge­ti­ri­le­bi­lir” ge­rek­çe­siy­le FE­TÖ­CÜ su­bay­la­rı iade et­mi­yor. red­de­di­yor.
   Ülke eko­no­mi­si bir fe­la­ke­tin eşi­ğin­de. Döviz, Damat Bey’in ‘dü­şecek’ açık­la­ma­la­rı­na inat almış ba­şı­nı gi­di­yor. Dö­viz­le borç­la­nan özel sek­tör if­la­sın eşi­ğin­de. Bu çık­maz yolun ulus­la­ra­ra­sı kredi ku­ru­luş­la­rın­dan dö­viz­le borç­lan­ma­dan aşıl­ma­ya­ca­ğı­nı dağ­da­ki çoban bile bi­li­yor.
   Elin oğlu aptal mı hukuk gü­ve­nir­li­ği ol­ma­yan bir ül­ke­ye borç ver­sin!
   Des­ti­ci Bey şunu ka­fa­sı­na sok­sun. Bu ül­ke­ye idam geri ge­tir­mek dün­ya­dan kop­ma­yı göze al­mak­la eş an­lam­lı­dır. 
   Buna ce­sa­re­ti­niz varsa bu­yu­run ge­ti­rin.
   Sonra, idamı ge­ri­ye ge­ti­recek Ana­ya­sa de­ği­şik­li­ği­ni neden AKP ve has or­ta­ğı MHP ver­mi­yor da bu ulvi gö­re­vi (!) Des­ti­ci’ye ha­va­le edi­yor­lar; an­la­yan var mı?
   İdam ce­za­sı suç­la­rı mı ön­le­yecek?  Or­ta­çağ Roma’sında en fazla hır­sız­lık onun bunun ma­lı­nı, pa­ra­sı­nı ça­lan­la­rın mey­dan­lar­da asıl­dı­ğı sı­ra­da olur­muş. Cep­çi­ler, idamı sey­re­den­le­rin pa­ra­sı­nı kaşla göz ara­sın­da bir güzel bo­şal­tır­mış.
   Biraz tarih oku­yun di­ye­ce­ğim ama fay­da­sız! Çünkü vaka klinik!

MADEN’DEKİ KAYITSIZLIĞI
CİMER’E Mİ YAZALIM?
   Tür­ki­ye ulus­la­ra­ra­sı hu­ku­ku kendi iç hu­ku­kun­dan üstün tutan bel­ge­yi im­za­la­yıp Ana­ya­sa­sı’nın 90. Mad­de­si’ne yazdı. Bu karar idam ce­za­sı­nı red­det­ti­ği­miz an­la­mı­na ge­li­yor. Çünkü tabi ol­ma­yı kabul et­ti­ği­miz ulus­la­ra­ra­sı hukuk idamı kabul et­mi­yor.
   İdamı ye­ni­den ge­tir­mek mi is­ti­yor­su­nuz? O halde Ana­ya­sa’yı de­ğiş­ti­rip he­ves­len­di­ği­niz iç hu­ku­ka dö­ne­cek­si­niz.
   Ya­ni­si şu; kendi işimi ken­dim gö­rü­rüm, baş­ka­sı­nın ak­lı­na da ya­sa­sı­na da ih­ti­ya­cım yok di­ye­cek­si­niz.
   Bu­yu­run yapın, eli­ni­zi tutan mı var?
   AKP 16 yıl­dır ik­ti­dar­da. Ne zaman eko­no­mi­de, dış ve iç po­li­ti­ka­da iş­le­ri yü­zü­ne gö­zü­ne bu­laş­tır­sa gün­de­me hemen idam ko­nu­su­nu ge­ti­ri­yor.
   Mi­ting mey­dan­la­rı ‘idam is­te­rik’ çığ­lık­la­rı ile in­li­yor. AKP ve MHP li­der­le­ri de ‘idam gel­me­li’ di­ye­rek top­lu­mun ga­zı­nı alı­yor.
   Ba­kı­yor­su­nuz idam he­ves­li­si ik­ti­dar or­tak­la­rı bu işin gi­ri­şi­mi­ni Cum­hur İtti­fa­kı’nın tek mil­let­ve­kil­li par­ti­si BBP’ye ha­va­le etmiş. Des­ti­ci Bey ida­mın geri ge­ti­ril­me­si için Ana­ya­de­ği­şik­li­ği tli­fi ve­re­cek­miş. Her halde o muh­te­şem gün Tür­ki­ye’nin bay­ram­la­rı ara­sın­da ye­ri­ni alır, o li­de­rin hey­ke­li de Mec­lis’in gi­ri­şi­ne di­ki­lir. (Gerçi Hayati Yazıcı teklifi anlamamış ya!)
   İdam ce­za­sı ol­say­dı Er­ge­ne­kon ve Bal­yoz gibi uy­du­ruk da­va­lar­da mah­kûm edi­len­le­rin çoğu bu gün ara­mız­da ol­ma­ya­cak­tı. Ba­kı­yo­ruz, uy­du­ruk id­di­ana­me­ler­le uy­du­ruk idam hükmü gi­yen­ler daha sonra be­ra­at etti. Onlar için id­di­ana­me ha­zır­la­yan sözde sav­cı­lar ve hüküm veren sözde ha­kim­le­rin çoğu ya kaçak ya da ko­des­te.
   Bu örnek de mi kes­mi­yor idam he­ves­li­le­ri­ni?
   Bir başka örnek; Yunan mah­ke­me­le­ri “Tür­ki­ye’de idam ce­za­sı geri ge­ti­ri­le­bi­lir” ge­rek­çe­siy­le FE­TÖ­CÜ su­bay­la­rı iade et­mi­yor. red­de­di­yor.
   Ülke eko­no­mi­si bir fe­la­ke­tin eşi­ğin­de. Döviz, Damat Bey’in ‘dü­şecek’ açık­la­ma­la­rı­na inat almış ba­şı­nı gi­di­yor. Dö­viz­le borç­la­nan özel sek­tör if­la­sın eşi­ğin­de. Bu çık­maz yolun ulus­la­ra­ra­sı kredi ku­ru­luş­la­rın­dan dö­viz­le borç­lan­ma­dan aşıl­ma­ya­ca­ğı­nı dağ­da­ki çoban bile bi­li­yor.
   Elin oğlu aptal mı hukuk gü­ve­nir­li­ği ol­ma­yan bir ül­ke­ye borç ver­sin!
   Des­ti­ci Bey şunu ka­fa­sı­na sok­sun. Bu ül­ke­ye idam geri ge­tir­mek dün­ya­dan kop­ma­yı göze al­mak­la eş an­lam­lı­dır. 
   Buna ce­sa­re­ti­niz varsa bu­yu­run ge­ti­rin.
   Sonra, idamı ge­ri­ye ge­ti­recek Ana­ya­sa de­ği­şik­li­ği­ni neden AKP ve has or­ta­ğı MHP ver­mi­yor da bu ulvi gö­re­vi (!) Des­ti­ci’ye ha­va­le edi­yor­lar; an­la­yan var mı?
   İdam ce­za­sı suç­la­rı mı ön­le­yecek?  Or­ta­çağ Roma’sında en fazla hır­sız­lık onun bunun ma­lı­nı, pa­ra­sı­nı ça­lan­la­rın mey­dan­lar­da asıl­dı­ğı sı­ra­da olur­muş. Cep­çi­ler, idamı sey­re­den­le­rin pa­ra­sı­nı kaşla göz ara­sın­da bir güzel bo­şal­tır­mış.
   Biraz tarih oku­yun di­ye­ce­ğim ama fay­da­sız! Çünkü vaka klinik!


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 326