SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 15.10.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Bu işin hesabı kimden sorulacak?

Bu işin hesabı kimden sorulacak?


    Akıllanmadık; akıllanacağımız yönünde bir belirti de yok!

   2003’te Haralombada’ki balıkçı kulübeleri  bir gecede azgın dalgalara yem oldu. Vatandaş sadece yastığını kurtarabildi; yatağı, battaniyesi, buzdolabı deniz tarafından yutuldu.

   Daha öncesi var; EKİ Tesisleri’nin yarı olimpik havuzu iki günlük fırtınaya teslim oldu ve çöktü. Çok geçmedi, tesislerin önünde bulunan bazı binalar, soyunma kabinleri, duşlar kabaran dalgalarca çökertildi.

   Tehlikenin sahillerimize ulaşacağını düşünmedik bile. Deniz ufaktan ufaktan kıyılarımızı yok ederken seyrettik. Özsu Tesislerini kurtarmak için girişilen çabalar belleklerimizide tazeliğini koruyor. Kafeteryanın, ardından restoranın ardı ardına çöküşünü TV’da aksiyon filmi izler gibi izledik.

   Aynı şekilde kıyıdaki barakaların önce ilk sıradakileri, ardından geri planda kalanları birer birer yok oldu.

   Tedbir olur umuduyla denizi kaya parçalarıyla doldurup dik mahmuzlar yapıldı. Bunun çözüm olamayacağını söyleyenlere inat, parti ilçe başkanları kayaların üstüne çıkıp parmaklarını kuzeye doğrultarak ‘Artık o dalgalar bize zarar veremeyecek’ nutukları attılar. Fayda etmedi. Mahmuzlar sökülüp yerine dalgakıranlar yapıldı. Yetmedi bir daha... Yetmedi iki tane daha...  dört, altı, dokuz...

   Bir sabah yataklarımızdan ‘Deniz Karasu’yu bastı’ naralarıyla fırladık. 32 Evler ile Küçükboğaz arasında kalan bölgede deniz suyu Karadeniz Caddesi’nin güneyine geçti. Evler, arabalar tuzlu sulara gömüldü. Cadde araç trafiğine kapandı.  Bu alacakaranlık baskınını neden yedik? Caddede gezinti yapanlar denizi göremiyor diye aradaki kum tepelerini dümdüz etmemiz yüzünden değil mi?

   Bu arada İhsaniye sahillerinin de ufaktan elden gitmeye başladı. Deniz burada da 150 metre civarında kara yönünde ilerledi.

   Bunca deneyimi canlı olarak yaşayan bir başka kıyı kasabası bilen varsa söylesin.

   Biz yine akıllanmadık. Bunun taze örneğini  son fırtınada Yenimahalle’de yaşadık. Biliyorsunuz, Batı Karadeniz Caddesi’ni Yenimahalle’ye bağlamak için birkaç yıldır çalışmalar yürütülüyordu. Sağdan soldan tedarik edilen dolgu malzemeleri bu yolda kullanıldı. Nihayetinde bağlantı sağlandı. Yol açıldığında görüldü ki, gözlerden uzak bu çalışma sırasında izlenen güzergâh Sakarya ağzındaki deniz fenerine yaklaştıkça kuzeye kıvrım yaparak denizle adeta kucaklaşıyor. Kışın denizin kabaracağı ve bu yolu çökerteceği hiç hesaba katılmadı. Bu konuda yapılan uyarılar dikkate alınmadı. Mazeret de hazırdı: “Çünkü imar planı böyleydi!” Ama beklenen oldu ve yol dalgalar tarafından yutuldu!

   Şimdi buradan soruyorum: Bu imar planı, 1950’lerde sahil parselasyonu sırasında hazırlanan plan değil mi? Bu gün yapılan planı ertesi gün tadilat gerekçesiyle bozan bizler değil miyiz? Nedir 60 yıl öncesi belirlenen bir yol güzergâhına olan bu platonik aşk? Belediye hangi hesaplara dayanarak böylesine bir yolun açılmasında ısrarcı oldu? Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü bu yolun kaldırılmasını istedi mi? Eğer istediyse bu güne kadar niçin kaldırılmadı? Bu yolun yapımında kaç kamyon dolgu kullanıldı? Burada çalışan iş makinesi ve kamyonların yakıt gideri ne kadardır? Dalgalara yem olacağını bile bile böylesi bir projeyi kim önermiş, kim onay vermiştir? Belediye Başkanı bu işin sorumluları hakkında bir soruşturma açmış mıdır?

   Sonuç olarak, belediyeyi ve dolayısıyla Karasu halkını bunca zarara sokan ölü yatırımın hesabını kim verecek?

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ