SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 15.08.2018

Bunların hesabı verilmeli!

Ak Partili Belediye Başkanı Mehmet İspiroğlu, ilçedeki bayi satışı 5 taneyi bulmayan bir gazeteye konuşmuş. “Başbakan elimi kaldırdı. Partinin adayı benim” diyor. Hayırlı olsun!

   Röportajda okuyucuyu aptal yerine koyan bilgi çarpıtmaları var, eme tümünü yazmak köşenin boyutlarını aşar. Örneğin, “İller Bankası`na olan 110 milyon liralık borç Büyükşehir`e geçecek” demiş ve bunu Karasu`nun kurtuluşu olarak ilan etmiş. Büyük bir yutturmaca! Büyükşehir`in 2014 sonrası bütçesinde Karasu`ya ayrılacak yatırım kaleminden aktarılan borç kadarı düşülmeyecek mi? Karasu dışındaki ilçelere 110`ar milyon yatırım yapılmadan bize Büyükşehir`den kuruş gelmez! Bunu geçelim…

   Başkan bir başka gazeteye de “Veremeyeceğim hesabım yoktur” demiş. (Akmatik gazetecilik moda oldu!) Ben de diyorum ki “Başkan, veremeyeceğin değil de vermek zorunda olduğun hesaplar var.”

   Kendisi konuyu Ak Parti İlçe Danışma`ya taşıdığına göre değinmemde sakınca yok. Sosyal medyada sahte bir Fecebook hesabından ortaya saçılan suçlamalardan söz ediyorum. Burada soru şudur: “Sitenin kimliği belirsiz biri tarafından açılmış olması (Ki, yüzde yüz böyle) suçlamaları ortadan kaldırır mı?” Başkan herhangi bir soruşturma açmadığına göre iddiaları yok sayıyor demektir. Hâlbuki her kademeden görüşünü sorduğunuz belediye personeli “Suçlamaların çoğu gerçek” demekte… İçeriğe bakıyorsunuz; açıkça kişi-eylem, tarih-mekân eşleşmeleri yapılmış. Belediyenin en büyük giderlerinden olan akaryakıtın, özel çıkar için yağmalandığından tutun, bir liralık işin yandaşlara iki liraya yaptırıldığı suçlamaları var. (Sahi, son akaryakıt ihalesi neden iptal edildi?)

   “Veremeyeceğim hesap yok” türü babalanmalar kamuoyunu tatmin etmiyor. Belediye kimsenin babasının çiftliği değil. Verilmesi gereken hesaplar var ve bunun için de mutlaka önce içeride daha sonra adli anlamda soruşturma açılması şart! Herkes zarfın içindekileri görmezden gelip postalayanın peşinde… Savcılığa suç duyurusunda bulunulmuşmuş, iftira atan ortaya çıkarılacakmış! Külahıma anlatın bunu. Bu işi yapan muhtemeldir ki belediyenin içinden ve kimliği saptandığı an yönelttiği suçlamaları isim-yer-zaman belirterek açıkça ortaya koyar. Bu nedenle meçhul şahsın canı gönülden arandığını sanmıyorum.

   Ak Parti İlçe Başkanı`na da bir sorum olacak. İspiroğlu`nun transferi öncesinde belediyede yolsuzluklar olduğunu iddia ediyordu. Demeçlerde yer alanlarla bu suçlamalar çakışıyor mu?

   24 Haziran`da bu köşede yer alan `Devir Hangi Devir` başlıklı yazımda şöyle demiştim:

   “… seçimler yaklaşırken, yeni ve akla hayale sığmayacak ittifaklar görebiliriz. Tabi ki bel altı vuruşlarını da! Çünkü herkes elleri tetikte bekliyor. Sümen altlarına gizlenmiş raporlar, raflarda istifli dosyalar, bilgisayarlara yüklenmiş görüntülerin ortaya dökülmesi tek bir işarete bakıyor.”

   Başkan İspiroğlu Ak Parti İlçe Danışma`da paragrafı esas alıp beni sosyal medyada suçlamaların ortaya dökülmesini tetikleyen kişi ilan ediverdi. Buradan birkaç sonuç çıkarıyorum. Birincisi; Başkan okuyor… İkincisi; Başkan benim yazılarımı okuyor… Üçüncüsü; Başkan okuduğunu anlayamıyor!

   Başbakan`ın kaldırdığı el ve ona bağlı gövde Ak Parti`ye hayırlara vesile olsun efendim!

Çap bu olunca...

   Toplantıda eline tutuşturulan metinle yaptığın konuşmada aklın sıra bana sataştın. Bir köşe yazımdan yaptığın alıntıyla beni tetikçi ilan ettin. Şunu iyice belle; Cihan Ersöz tetikçilik yapmaz. Doğru bildiklerini yazar, o kadar. Sen tetikçiyi yakın çevrende ara!

   Toplantıda çekilen fotoğraflara baktım; tüm kare-lere yansıyan yüzünün halini inan hiç beğenmedim. İyice dağılmışsın. Üstlendiğin görevin yükünü kal-dıramadığın gibi, seni oraya taşıyanlara ettiğin ihanet yükünün altında da ezildin. Beni dinleyip istifa etmeliydin. Hâlâ da geç sayılmaz. Bu yolu dene, rahatladığını göreceksin.

   Bu ülkede isimsiz, imzasız ihbar mektuplarıyla generaller, rektörler, gazeteciler cezaevlerinde çürütülüyor. Sahte de olsa bir facebook hesabında yer alan yayınla personelin, kurumla iş yapan esnaflar ve yakın çalışma arkadaşlarından toplam 39 kişi töhmet altında bırakıldı. Bakıyorum kılın kıpırdamıyor. Kamuoyu bekledi ki, bir soruşturma açılsın, iftiraya uğrayanlar, iltica ettiğin partinin adı gibi aklansın! Senin sade suya tirit demeçlerin buna yetmiyor.

   Bu arada, toplantıda yaptığın veciz konuşmanın ardından basın masasına doğru yaptığın hareket (Senin çapına yakışsa da) şık olmadı. Ona verilecek yanıt çok da benim terbiyem buna elvermiyor. Sadece o el hareketini sana iade ediyorum.

   Şekerci dükkânında tek başına kalan çocuk gibi yönettiğin kurumu kullandın. Güç zehirlenmesine uğradığının kanıtıdır bu. `Ben anasının…’ diye başlayan ve sıkça kullandığın bir söz var. Onunla moral depolamayı sürdür.  Benim kaybedecek bir şeyim yok. Ama herkes şunda hemfikir; sen kaybedersen Karasu kazanır!`  

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1378