• Ana Sayfa
  • »
  • Deprem istasyonu mu Mercedes mi?

Deprem istasyonu mu Mercedes mi?


   Ga­ze­te­mi­zin son sa­yı­sı­nın eli­ni­ze ulaş­tı­ğı 3 Ekim ta­ri­hin­de, 1999 dep­re­mi­nin üze­rin­den 20 yıl 1 ay ve 14 gün geç­miş olu­yor.
   Za­ma­nın de­rin­lik­le­ri­ne doğru bir yol­cu­lu­ğa çıkıp ha­fı­za­mı­zı ta­ze­ler­sek, dep­rem sa­ba­hın­dan iti­ba­ren Ka­ra­su­lu­la­rın ço­ğu­nun eğer ge­niş­se ev­le­ri­nin bah­çe­si­ne, de­ğil­se cadde ve so­kak­lar­la park­la­ra çadır kurup ya­şa­ma­ya baş­la­dı­ğı­nı ha­tır­la­rız.
   Ne za­ma­na kadar sürdü der­si­niz ça­dı­ra zo­run­lu göç? Alel acele inşa edi­len ahşap ba­ra­ka­la­ra ta­şı­nıp yaşam kon­fo­ru­mu­zu bir nebze olsun yük­sel­te­ne kadar. So­ba­lar, TV’ler ku­rul­du o ba­ra­ka­la­ra. Mut­fak­lar WC’ler ek­len­di. Kış mev­si­mi bu ba­ra­ka­lar­da geçti. Mi­sa­fir bile ağır­lan­dı…
   Bu­ra­ya kadar an­la­tı­lan­la­ra iti­ra­zı olan yok­tur sa­nı­rım.
   Yalı Ma­hal­le­si’nde ika­met edip Plaj Cad­de­si’nden ilçe mer­ke­zi­ne inen­ler, Yalı Ca­mi­si’ne kıv­rı­lan kav­şak ba­şın­da çöken bi­na­nın mut­fak ve banyo ar­ma­tür­le­ri­nin bi­ti­şik bi­na­nın du­va­rı­na monte edil­di­ği­ni göz ucuy­la iz­le­di­ler haf­ta­lar boyu. Ulu­sal ba­sı­nın say­fa­la­rı­nı Ada­pa­za­rı’nda çöken, yan yatan, akor­de­ona dön­müş beton ku­tu­la­rı­nın fo­toğ­raf­la­rı süs­le­di.
Ar­dın­dan Düzce dep­re­mi geldi. Ama biz çadır ve ba­ra­ka­lar­day­dık; sar­sın­tı şim­di­nin moda de­yi­miy­le bizi teğet geçti!
Sonra? 
   Son­ra­sı yok. Olan biten kısa sü­re­de unu­tul­du. TV’ler gönül almak adına bunca afe­tin hın­cı­nı bir tek ki­şi­den çı­kar­mak için ola­cak, Veli Göçer’in yar­gı­lan­ma sü­re­ci­ni gün­ler­ce ha­ber­leş­tir­di­ler. Onun da mo­da­sı geçti, her­kes işi­ne-gü­cü­ne ve en önem­li­si terk et­ti­ği yu­va­sı­na döndü.
   Zaman için­de il­ginç şey­ler de ya­şa­dık. Ör­ne­ğin bir be­le­di­ye, bilim in­san­la­rı­nın dep­rem son­ra­sı be­lir­le­yip ha­ri­ta­la­ra iş­le­di­ği fay hat­tı­nın ye­ri­ni mec­lis ka­ra­rı ala­rak de­ğiş­tir­di, iyi mi?
   Bir top­lum­da yapı kül­tü­rü, ba­şı­nı so­ka­cak dam ara­nı­lan kent­te, çabuk zen­gin olmak is­te­yen­le­rin aracı olur­sa, bu gibi iş­le­re şa­şır­ma­mak ge­re­ki­yor.
   Dep­rem Fonu’nda bi­ri­ken 60 mil­yar li­ra­nın, dö­ne­min Eko­no­mi Ba­ka­nı Meh­met Şim­şek ta­ra­fın­dan “Duble yol için har­ca­dık” şek­lin­de­ki iti­ra­fı­nı ge­çi­yo­rum.
   Tür­ki­ye’nin dört­te bir nü­fu­su­nun ya­şa­dı­ğı İstan­bul’da, dep­rem sı­ra­sın­da top­la­nı­la­cak alan ola­rak be­lir­len­miş ara­zi­le­rin AVM’lere tah­sis edil­di­ği tar­tış­ma­sı­na da gir­mi­yo­rum.
   Sa­de­ce 26 Eylül ak­şa­mı iz­le­di­ği­miz Fatih Al­tay­lı’nın Te­ke­tek prog­ra­mın­da dile ge­ti­ri­len bir ko­nu­ya de­ğin­mek is­ti­yo­rum.
İTÜ Yer Bi­lim­le­ri ve Je­olo­ji bö­lüm­le­ri­nin üç ho­ca­sı şunu an­lat­tı­lar:
   “Mar­ma­ra’daki fay hat­tı­nı ta­ki­be almak için deniz di­bi­ne bir is­tas­yon kurup, deniz üs­tün­de­ki şa­man­dı­ra­ya bilgi ak­tar­mak için proje ge­liş­tir­dik. Bu sa­ye­de fay ha­re­ke­ti­ni daha sağ­lık­lı iz­le­me fır­sa­tı bu­la­cak­tık. (Belki de dep­re­mi sa­at­ler ön­ce­sin­den haber alma, kim bilir!) Bunun için ge­rek­li para olan 10 mil­yon lira pa­ra­yı bu­la­ma­dık!”
   Nedir 10 mil­yon lira, ben söy­le­ye­yim.
   Ör­ne­ğin Ka­ra­su Be­le­di­ye­si’nin afet pa­lav­ra­sıy­la İller Ban­ka­sı’ndan kul­lan­dı­ğı 46 mil­yon li­ra­dan, avans adı al­tın­da yük­le­ni­ci iki fir­ma­ya peşin öde­nen para 12 mil­yon li­ray­dı. (Bu pa­ra­nın ava­ns değil kre­di­yi temin eden ha­tır­lı dev­let bü­yük­le­ri­nin ya­kın­la­rı­na ko­mis­yon ola­rak öden­di­ği id­di­ala­rı hala devam edi­yor. Mu­ha­tap­lar­dan ve ko­nu­yu araş­tır­ma­sı ge­re­ken ku­rum­lar­dan tık yok!)
   Yani?
   Ya­ni­si şu…
   Üç de­ğer­li bilim in­sa­nı 2016 ba­şın­da Karasu Belediyesi’ne baş­vur­muş ol­say­dı 10 mil­yo­nu seve seve bu pro­je­ye ak­ta­rır­dık, 2 mil­yon lira da bize ka­lır­dı.
   Bit­me­di…
   Geç­ti­ği­miz gün­ler­de Cum­hur­baş­kan­lı­ğı’nın araç fi­lo­su­nu zen­gin­leş­tir­mek adına Al­man­ya’dan 4 adet S600 May­bach zırh­lı Mer­ce­des oto­mo­bil satın alın­dı­ğı ha­be­ri yer aldı ga­ze­te­ler­de...
   Top­lam fiyat 80 mil­yon lira imiş… Ha­yır­lı uğur­lu olsun!
   Dep­re­mi ön­ce­den haber ve­re­bi­lecek is­tas­yo­nun fi­ya­tı­nın tam 8 katı…
   Yine İstan­bul Be­le­di­ye­si’nden bazı ik­ti­dar yan­da­şı va­kıf­la­ra ak­ta­rı­lan pa­ra­la­rın mik­tar­la­rı açık­lan­dı. İnter­net­te bulun, alt alta yazıp top­la­yın, so­nu­cu 10 mil­yo­na bölün. Kaç is­tas­yon ku­ru­la­bi­lir­miş bu pa­ra­lar­la? 10 mu, 100 mü, bin mi?
   Muh­te­rem hal­kı­mız ne dü­şü­nü­yor acaba bu ko­nu­da?
   Kimse yo­rul­ma­sın, ya­nı­tı­ ben ve­re­yim: Hiç­bir şey!

Deprem tamam da 
selden ne haber?
   Dep­rem­le 20 yılda bir yüz­le­şi­yo­ruz ama sel bas­kın­la­rı gün­de­lik ha­ya­tı­mı­zın bir par­ça­sı oldu; far­kın­da mıyız?
   Ör­ne­ğin son sel bas­kı­nı Art­vin do­lay­la­rın­da mey­da­na geldi. Maden De­re­si’ndeki su arıt­ma te­si­si­mi­zin ba­şı­na ge­len­le­ri, Me­le­nağ­zı ve Es­ma­ha­nım köy­le­rin­de­ki man­za­ra­la­rı unut­tuk gitti zaten!
   Bizde adet­tir. Yan­lı­şa göz yumar sonra da  sele kap­ılan kur­ban­la­rın aran­ma ha­ber­le­ri­ni aile boyu vah ki vah in­le­me­le­ri eş­li­ğin­de dizi film gibi iz­le­riz!
   Geç­ti­ği­miz ay Po­lon­ya’nın Ka­to­wi­ce ken­tin­de 2019 Dünya İklim Zir­ve­si top­lan­dı. Cum­hur­baş­ka­nı Er­do­ğan da orada bir ko­nuş­ma yaptı. Me­rak­lı­sı zir­ve­nin sonuç bil­dir­ge­si­ni bulur okur.
   Ra­por­la­rın pek de iç açıcı ol­ma­dı­ğını söy­le­ye­yim. Özel­lik­le bizim gibi kıyı il ve il­çe­le­rin­de otu­ran­lar açı­sın­dan…
   İnsan­lık iklim de­ği­şik­li­ği­ni ön­le­me­de ye­ter­siz kaldı. Veya buna al­dır­ma­dı.  Ancak şimdi ‘iklim de­ği­şik­li­ği­ne uyum sağ­la­ma’ gibi bir yü­küm­lü­lük­le karşı kar­şı­yayız.
   Bir kere şunu kabul ede­lim… Şe­hir­le­ri­mi­zi mil­yon­lar­ca met­re­ka­re su ge­çir­mez alan­lar­la do­nat­tık. Bir kıs­mı­nı as­falt­la, be­ton­la, parke yol­lar ve kal­dı­rım­lar­la. Ev­le­ri­mi­zin bah­çe­le­ri­ni bile par­key­le döşer olduk. Aman, ayak­ka­bı­mız ça­mur­lan­ma­sın, fi­ya­ka­mız bo­zul­ma­sın!
   Bunun ge­tir­di­ği sonuç, yağ­mur su­la­rı­nın yer al­tı­na inecek kanal bu­la­ma­yın­ca en yakın va­di­de top­la­na­rak sele dö­nüş­me­si­dir.
   Bas­kın­la­ra karşı akar­su ya­tak­la­rı­nı te­miz­le­mi­yo­ruz. Üst hav­za­lar­da suyu tut­mak için ağaç­lan­dır­ma, eroz­yo­nu ön­le­me, küçük ba­raj­lar, su bek­let­me ku­yu­la­rı, hav­za­lar arası ak­tar­ma­lar bize ya­ban­cı ko­nu­lar.
   Ondan sonra gel­sin su bas­kın­la­rı, cad­de­ler­de, okul bah­çe­le­rin­de göl­len­me­ler…
   Bir de pis su­la­rın yü­zey­le­re ta­şın­ma­sı var ki, insan sağ­lı­ğı­nı bi­rin­ci de­re­ce­den teh­dit edi­yor. Bu durum bu­la­şı­cı has­ta­lık­la­rın yay­gın­laş­ma­sı de­mek­tir. Küçük bir ya­ğış­ta Ka­ra­su cad­de­le­rin­de­ki ka­na­li­zas­yon rö­gar­la­rın­dan taşan sular neyin ne­si­dir, bakan eden, soran var mı?
   İklim de­ği­şik­li­ği­ne uyum dedik, devam ede­lim. 
   Ül­ke­miz­de bu işe gönül verip bütçe ayı­ran bir işa­da­mı duyan var mı? Hal­bu­ki üç ki­şi­lik Kü­re­sel Uyum Ko­mis­yo­nu’nun en aktif üyesi Mic­ro­soft’un ku­ru­cu­su Bill Gates; diğer ikisi BM Genel Sek­re­te­ri ile Dünya Ban­ka­sı’nın Gürcü Genel Mü­dü­rü Kris­ta­li­ne Ge­or­gi­eva…
   İklim de­ği­şik­lik­le­ri­ne karşı ge­rek­li ön­lem­ler alın­maz­sa neler olur?
-Kü­re­sel tarım üre­ti­mi 2050 yı­lı­na kadar %30 aza­lır…
-Yıl­da en az bir ay su bu­la­ma­yan insan sa­yı­sı yine 2050’de 5 mil­ya­rı geçer.
-(Bizim için en önem­li­si) Yük­se­len deniz se­vi­ye­le­ri ve şid­det­li fır­tı­na­lar kıyı böl­ge­le­rin­de ya­şa­yan yüz­ler­ce mil­yon in­sa­nı ye­rin­den eder. Bu da 2050’de 1 tril­yon dolar eko­no­mik kayıp de­mek­tir.
-Dün­ya­da­ki can­lı­la­rın her dört tü­rün­den üçü yok olma teh­li­ke­si ile karşı kar­şı­ya kalır.
   Bun­lar ola­cak şey­ler değil mi di­yor­su­nuz?
   Yavaş yavaş olu­yor da biz far­kın­da de­ği­liz ga­li­ba?
   Özsu Te­sis­le­ri’nin ka­fe­ter­ya­sı ve res­to­ra­nı­na ne ol­muş­tu?
   Kum­sal­da en ön­de­ki iki sıra yaz­lık konut şimdi ne­re­de?
   Onca para ve emek har­ca­yıp de­ni­ze dal­ga­kı­ran­la­rı süs olsun diye mi yap­tık? 
   Demek ki ney­miş?
   Deniz ufak­tan ufak­tan ge­li­yor, biz­ler derin uy­ku­da­yız!
   Çoğumuz 2050`yi göremeyiz ama torunlarımıza bıraktığımız mirasın gelecekte  pek de hayır duasına değer bulunmayacağına garanti verebilirim.
    Sonucu bizler hazırladık. Faturasını perva-sızca gelecek kuşaklara havale ediyoruz.



Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 96